|
Jiyan-Board
|
|||||||
| Cezalilar | Tüm Albümler | Roj Tv Zindi | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Roportajlar Kendi Yaptigimiz ve Diger Roprtajlari Yayinlayabiliriniz |
|
||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Heval
|
![]() HİÇBİR KÜRT ÖRGÜTÜ DIŞLANMAMALIDIR-Evrensel Son günlerde kamuoyunda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “İyi şeyler olacak” sözlerinden bir süre sonra Dünya Su Forumu'na katılmak için İstanbul'a gelen Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani’nin Erbil’de toplanacak Kürt Konferansı'nı “PKK’nın silahsızlandırılması konferansı” olarak tanımlaması ve Abdullah Gül’ün Irak’ı ziyareti, Kürt Konferansı’nı ve Kürt sorununda çözümü gündemin başköşesine oturttu. Bu hafta Kürt hareketini iyi tanıyan, Kürt yazar ve siyasetçilerimizden Orhan Miroğlu ile konferansın Kürt sorununun çözümüne katkısının nasıl olabileceğini ve gelişmeleri konuştuk... »Cumhurbaşkanın dediği gibi Kürt sorununda iyi şeyler olacak mı? İyi şeyler olacak da iyi şeylerden ne anladığımız önemli. Kürt sorununun aktörlerinin, iyi şeylerden farklı şeyleri anladığı çok kesin. Devletin iyi şey diye neyi kastettiği açık ve belli değil. Aynı şey dış dinamikler için de geçerli. »Bunun nedeni nedir? Temel neden; diyalog yok. Böylece bilinmezler çoğalıyor. İnkâr siyasetinde ısrar, çözümün nasıl olacağını oldukça geç konuşmamıza yol açmıştır. »Devlet Kürtlerin kültürel ve bireysel haklarını tanıma konusunda net değil mi? Değil. Çözüm için atılacak adımlar için açık, net bir politika yok. Mesela TRT Şeş çok abartılırken, Kürtçe konuşanlar yargılanıyor. Sokaklara ve çocuklara Kürtçe isim verilemiyor. Irak’ta Kürtçe ikinci resmi dil, Cumhurbaşkanı ve Genelkurmay Başkanı Kürt. Bu bakımdan TRT Şeş’in Kürt sorununun Ortadoğu’da ve Türkiye’de geldiği yer bakımından ileri bir adım olduğunu düşünmüyorum. Ama bu 80-90’larda olsaydı devrim gibi müthiş bir şey olurdu. AKP, TRT Şeş’te iradesiyle ve bir çözüm programının parçası olarak adım atmış değil. Ama önemsiz de değil. »Peki, niye attı bu adımları? Bölgesel gelişmelerin yanı sıra, seçime endeksli bir yaklaşımı var. DTP’nin siyasal gücünü kırmak ve başta Diyarbakır olmak üzere bir dizi belediyeyi DTP’den almak için yaptı. Ancak mevcut parlamentoda Kürt sorununa yönelik bir açılım gündeme geldiğinde AKP ile DTP birlikte davranmak zorunda. »Neden? Parlamentodaki diğer partiler, Kürt sorununa çok uzak. CHP ve MHP, anti Kürt siyaset izliyor. »Atılan adımları daha çok Irak’taki gelişmeye mi bağlıyorsun? Bölgedeki gelişmelerin etkisi var. Ama Türkiye’de yürütülen mücadelenin ve ödenen bedellerin de çok büyük payı var. 25 yılı aşan mücadeleyi görmemezlikten gelemeyiz. Mehmet Uzun, Kürtçe kitap yazdığı için Türkiye’ye geldiğinde yargılandı. AB sürecini de unutmamak gerek. 2011 sonuna kadar farklı diller geliştirilmesi için 3 milyar avro kullanılacak. Sınırımızın hemen ötesinde bir yer var. »Bu örnekler kültürel haklarla sınırlı, Kürt sorunu kültürel hakların kullanımıyla sınırlı mı? Siyasal haklar sorunudur. Siyasal haklarını tartışmak için DTP ve PKK realitesini tartışmalıyız. DTP’nin meşruiyetini kabul etmeden ve diyalog geliştirmeden, PKK’ye karşı tutum değiştirmeden de olmaz. DTP ile PKK’nin iç içe geçtiği görülmeli. Son Newroz etkinlikleri bunu gösterdi. Bu süreçte, 30 yıllık siyasi gücün ve hareketin dinamiğini elinde tutanın PKK hareketi olduğu görüldü. PKK ve DTP kimlikleri arasında aşılamaz duvarlar yok. Bu açıdan her ikisini birden diyaloğun zemini olduğunu kabul ederek siyasal süreç başlayabilir. »Siyasal açılım için önce diyalog mu kurulmalı? Diyalog ve müzakerenin birlikte başlatılması gerekir. Bunun önündeki en büyük engel de devletin ve PKK’nın uyguladığı şiddettir. Bunlarla da yüzleşen bir diyalog ve müzakere sürecine gerek var. »Diyalog ve müzakere sürecinin yaratılmasına Kürt Konferansı'nın etkileri nasıl olacak? Büyük katkısı olur. Kürtler, tarihlerinde ilk kez böylesine bir şeyi gerçekleştirecek ve bir dizi konuda ortak tutum alacak. »Konferans nasıl olursa pozitif katkı sunabilir? Hiçbir Kürt örgütü dışlanmamalıdır. Bütün Kürt aktörlerin içinde yer alacağı bir konferans olmalı. »Buna PKK de dahil mi? Evet, PKK de dahil. Konferansın esas gündemlerinden biri, Türkiye’nin Kürt sorunu olacaksa, PKK’siz Kürt Konferansı olmaz. İlk önce Öcalan ile PKK çevresinin yaklaşımında farklılık var gibi gözükse de bu aşılmış durumdadır. Öcalan, çok olumlu yaklaşıyor. »Nedir olumlu olan? Konferansa herkesin katılmasını savunması ve ABD ile AB’nin gözlemci olması. Uluslararası mesele olmuş Kürt sorununda garantör arıyorlar. »AKP’li Kürt milletvekilleri de çağrılmalı mı? Çağrıya icabet eder veya etmezler, ama AKP'li vekillerin bu konferansta olmaları son derece önemli. »Konferansın gündemi, PKK’nin silahsızlandırılması mı? Önemli ama bununla sınırlı değil. Sadece PKK’nin dağdan indirilmesi veya silahsızlandırılması sorunu değil. Kerkük referandumu, Kürt yönetiminin sorunları da var. İran’da 15-20 Kürt siyasetçinin idamı gündemde. Konferans, Kürt toplumunun sorunlarını tartışmalı ve önerilerini dünyaya açıklamalıdır. »Türkiye’ye dönük nasıl bir şey olabilir? Beklenen, PKK’nin silahlı eylemleri durdurması ve Türkiye’nin de af dahil bir dizi siyasal adım atması. Ama bu PKK’nin silahları bırakmasıyla sınırlı bir şey olmaz. Bir de tartışılmayan diaspora’daki Kürtlerin durumu var. Sadece soyadından dolayı 30 yıldır Türkiye’ye gelemeyenler var. Örneğin Musa Anter’in yeğeni Süleyman Anter bunlardan bir. Musa Anter’in ticaret yapan oğlu, Anter Anter dönemiyor. Buna benzer binlerce insanın durumuna çözüm getirmeyen konferans bir şeye yaramaz. »Talabani’nin konferansı, PKK’nin silahsızlandırılması olarak tanımlamasına, PKK’liler itiraz etti? Böyle tanımlamak doğru değil. Talabani, Türk yetkililerin ve kamuoyunun duymak istediklerini söyledi. Talabani’nin kendi düşüncelerini söylemediğinden eminim. Bir sürecin sonuna geldiğimizi görmek durumundayız. »Hangi sürecin sonuna geldik? Artık, 1990'lı yıllardaki gibi silahlı mücadele yürütebilmenin koşulları olmadığı gibi, bunu silahla bastırmak da mümkün değil. »Barzani’nin, Talabani’ye karşı “bu konferans erken doğum yaptırmak” sözü nasıl yorumlanmalı? Türkiye’deki Kürtlerle benzer tepki verdi. Barzani Kürt dünyasını, tahayyülünü daha iyi tanıyan, kavrayan ve kapsayan bir lider. Şu an üstlendiği görev nedeniyle biraz daha sınırları zorluyor. Irak Cumhurbaşkanı’nın söyleyecekleriyle, bölgesel Kürt Başkanı'nın söyleyecekleri arasında böyle ayrımlar olabilir. Talabani’nin de Kürt sorununun “PKK silahsızlandırılmasına” indirgenemeyeceğini ve siyasal projeye ihtiyaç olduğunu bildiğinden herhalde kuşkumuz yok. »PKK, silahları bıraksın, sonra atılacak adımları konuşalım yaklaşımını Talabani benimsemez mi? Benimseyebilir, ama Kürt dünyasında kendini çok zor durumda bırakır. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde 30 yıl silahlı mücadele yürütenlere veya onu destekleyen halka önce silahları bırakın sonra bakalım denmemiştir, denilemez. Örneğin IRA, 7 yıllık hazırlık ve müzakere sürecinin sonunda silahları bırakmıştır. Hazırlık sürecinde IRA, silahları elinde tutmuştur. Bizde de böyle olmalı demiyorum. Ama gelin önce silahları bırakınla bu işin olmayacağını anlatmaya çalışıyorum. Silahsızlandırma projesiyle birlikte, siyasal sosyal projeler tartışılmalıdır. Uygulaması garanti altına alınmış bir proje kapsamında, PKK silahlarını BM ya da KDP’ye verebilir. »Peşmergeden sorumlu Kürt bakanın “PKK’nin Kandil’den çıkarılması süreci başladı” sözlerini nasıl yorumluyorsunuz? Bunları PKK’ye dönük psikolojik baskı taktikleri olarak yorumluyorum. Bizim basının nasıl haber yaptığı da biliniyor. Örneğin bir zamanlar “Talabani, Kandil’in bir kedisini bile vermem” dedi, şeklinde haberler çıkmıştı. Ama doğrusu “Kandil’de bir kediyi bile yakalamak zordur”dur. Bu nedenle doğrusuna bakmak gerek. »Konferansın Türkiye açısından başarılı olmasının önkoşulu nedir? Türkiye’de öncelikle çözüm için siyasal bir irade gerek. Böyle bir irade yok. Bekle gör politikalarıyla ve palyatif önlemlerle olmaz. Yeni bir anayasa kaçınılmazdır. Siyasi temsilin önündeki engel olan baraj sorunu dahi aşılabilmiş değil. DTP’nin demokratik özerklik projesini tartışmadan Türkiye demokratik açılım yapamaz. »Konferans hazırlıkları ne aşamada? Bildiğim kadarıyla, PKK’ye çağrı çıkarıldığı ve hazırlık sürecine PKK’nin dahil edilmesinin bir yolu bulundu. Bunun bir kısmı basına yansıdı. »Sadece Kürt örgütleri mi katılacak? Esas olarak katılımcılar Irak, İran, Suriye ve Türkiye’deki Kürt örgütlenmeler olacak. Ama buralardan belli sayıda Kürt aydını ve diasporadan da katılım olacak ya da olması gerekiyor. »Kürt Bölgesel Yönetimi'yle ilişkilerde normalleşme yaşanırken, AKP, DTP ile bayramlaşmıyor bile bunu nasıl yorumluyorsunuz? Bu tutumla bir şey yapılamaz. Konferansta bu politikalarda da değişiklikler bekliyorum. Seçimlerden sonra her şey yeniden dizayn edilecek. Hükümetin konferans konusundaki pozitif tutumu bu ilişkilere de yansımak durumunda. »Erbil üzerinde kurulan ilişki ABD projesi mi? ABD’nin Kürt sorununa ilişkin projesinin olduğunu düşünmüyorum. ABD, öncelikle Irak’tan çekildikten sonra istikrarın korunmasını düşünüyor. Üç çatışma alanında sorun çıkmamasını garanti altına almayı, itilafları sona erdirmeyi amaçlıyor. Irak Anayasası kapsamında bölge yönetiminin işlevli olması, BM kararları doğrultusunda Kerkük statüsünün netleşmesi ve Türkiye’deki çatışmanın sona ermesi için ayrımsız genel af çıkarılmasıdır. Bunun esasını da doğal olarak ABD’nin bölgedeki çıkarları oluşturuyor. Bu duruma bunu biz getirdik. »Nasıl? Bir kez, Öcalan, yakalandığında yaptığı açılımı Türkiye değerlendiremedi. 2000'li yıllarda Türkiye bu sorunu kendi dinamikleriyle ve diyalogla çözebilirdi. Aksine o yıllarda, Ertuğrul Özkök bile, “yüz yıllık hesaplaşmayı” yapalım diyordu. Türkiye’de, Musul, Erbil’in alınması dillendirmeye başlanmıştır. Şimdi aktörler çoğaldı. »Silahlara veda mümkün mü? Silahlı mücadelenin, ne Türk halkına, ne Kürt halkına bir katkısı yok. Ama 25 yıl önce böyle bir tercih yapmış olanlara hiçbir şey olmamış gibi gelin silahları bırakın denemez. Türkiye, savaş gerçekliğini neredeyse hiç bilmiyor. 1000 PKK’li annesiyle 1000 asker annesi Kızılay’da ve Diyarbakır’da birlikte yürüdüğünde sorun çözüm sürecine girer. »Ertuğrul Özkök geçenlerde “HAMAS ile görüşen AKP, Öcalan ile de görüşmeli” anlamında bir yazı yazdı. Öcalan hâlâ belirleyici bir aktör mü? Çözüm için Öcalan önemli aktör. Özkök’ün çıkışı büyük bir değişim. Daha düne kadar birçok insan çözüm sürecinde PKK’nin de rol oynayamayacağını savunuyordu. Bırakalım Özkök gibi soruna çok farklı yaklaşan birini, bizimle birçok konuda anlaşan insanlar da, PKK sorununa tamamen tepkisel yaklaşıyordu. Bu inanç aşıldı. *** ‘Kerkük politikamız değişecek’ »Kerkük referandumu, konferansın gündemi olacak mı? Bu sorun da tartışılır, ancak Kürtlerin en rahat anlaşacağı konudur. Kürtler için bu konunun sınırları bellidir. Obama yönetiminin de çatışma bölgelerine ilişkin politikasında Kerkük’ün özel bir yeri var. Obama, Kürt meselesi kapsamında üç sorunu esas alıyor. Önem sırasına göre, Irak Kürtler yönetiminin statüsü, Kerkük meselesi, PKK’nın silahlı varlığının sona erdirilmesi konuları. Bence Kürt konferansının sonuç bildirgesi bu konuları kapsamak durumundadır. »Türkiye de sorun alanlarını böyle tanımlamıyor mu? MGK de sorunları aynen böyle tasnif ediyor. Bu nedenle de PKK birincil mesele değil. Kürt yönetimi ve Kerkük sorunu gibi sorunlar belirleyici sorunlar. »Mesut Barzani ile Celal Talabani arasında Kerkük konusunda farklılık yok mu? Barzani, doğrudan Kürtleri temsil eden bir siyasal kimliğe sahip, Talabani Irak halklarını temsil ediyor, ikisi arasındaki söylem ve yaklaşım farklılıkları buradan kaynaklanıyor. Talabani, Irak ulusal politikaları, Barzani Kürt politikasının sözcüsü. »Parti politikaları olarak da YNK ve KDP arasında bir fark yok mu? Kerkük meselesinde temelde bir farklık söz konusu değil. Hatta bu noktada, buna PKK’yi de dahil edebiliriz. Bir dönem Türkiye istihbarat birimleri YNK, KDP ve PKK üçlüsü arasındaki kimi farklılıkları çatışmalı hale getirmek için çok yoğun çaba harcadı. Ama sonuç alamadı. Ergenekon iddianamesinde bunun bir bölümü yer alıyor. Artık Kürtler arasındaki çatışma dönemi kapandı. Bence Türkiye’nin Kerkük meselesine dahil olma dönemi kapanıyor. »Neden? Çünkü bu nokta, Kürtlerin en hassas ve haklı olduğu nokta. Türkiye, kendini hiç kimseye anlatamaz. Kaldı ki, AKP hükümeti de Kerkük konusunda Kürtlerle çatışmaya girmeyi istemez. Yani MGK’nun tutumu uygulanabilir değil, değişmek durumundadır. *** ‘İlk kez işin esas sahipleri tutuklanıyor’ »JİTEM faaliyetleri nedeniyle tutuklamaları, kemiklerin bulunmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu çok önemli. Bu gelişmelerin sonrasında son 20 yıldır, Newroz kutlanamayan yerde kutlandı. Bunlar kısmi de olsa bir rahatlama sağlamıştır. Örneğin JİTEM nedeniyle 2002'ye kadar Dargeçid'e girilemiyordu. Şırnak, Midyat, Silopi ve Cizre üçgeni, JİTEM ve faili meçhullerin en yoğun olduğu bölge. 30 yıl sonra burada Newroz yapılıyorsa bu bir korkunun aşılmaya başlandığını gösteriyor. Cizre’de bir dönemin en muktedir adamı Kamil Atak’ın, Cemal Temizöz’ün yakalanmış olması çok önemli bir gelişmedir. »Bunların tutuklanmış olması neden bu kadar önemli? Daha önce birçok tetikçi tutuklandı ama ilk kez üst düzey bir yetkili ve işin esas sahipleri, emir verenler tutuklandı. Bu başlangıcın, devam ettirilmesi gerekiyor. Bunun için de toplumu cesaretlendirecek, bir siyasal irade gerekiyor. Bu tutuklanmalardan sonra, Şırnak Barosu'na 200 kadar yeni başvuru olmuş. Sadece bu bölgede değil Bitlis’te, Van’da da toplu mezarlar var. »Bunlar seçim yatırımı mı? Ben bu yönüyle hiç ilgilenmiyorum. Böyle düşünmek istemiyorum. Her seçim yatırımı böyle olsun. Keşke seçim yatırımı olarak 500 JİTEM çalışanı açığa çıkarılsa. Ergenekon davasın en önemli sanıkları JİTEM’ciler. »İkinci iddianamede JİTEM’cilerin cinayetleri yok? Olmasın, bir üçüncü iddianame hazırlanmak durumunda. Veli Küçük, Arif Doğan, Levent Ersöz, Kamil Atak ve Cemal Temizöz’ün bölgedeki yasadışı çalışmaları bunda yer almak durumunda. Artık bu kaçınılmazdır. Ama bu sadece savcıların ya da AKP hükümetinin marifetine terk edilemez. Güçlü toplumsal basınca ve duyarlılığa ihtiyaç var. Mevcut toplumsal duyarlılık ve istek yeterli veya olması gereken düzeyde değil. |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| bir, dislanmamali, hic, kürt, Örgütü |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvpl | Son Mesaj |
| Af Örgütü: İsveç’te 1500 savaş suçlusu var | bazidli | Güncel - Haberler (Nûçeyên Rojane) | 0 | 02-03-2009 18:34 |
| Kürt Öğrenci Örgütü Hêvî Kuruldu | Hack_ZaZa | Diroka Kürda (Kürd Tarihi) | 0 | 12-23-2008 19:12 |
| Af Örgütü: Ermenistan hükümeti kadına şiddeti görmüyor | Ceren | Güncel - Haberler (Nûçeyên Rojane) | 1 | 11-13-2008 15:11 |
| DTP Lice ilçe örgütü oturma eylemi için bildiri dağıttı | ßêrîvan | Güncel - Haberler (Nûçeyên Rojane) | 0 | 10-31-2008 11:45 |
| Af Örgütü: Suudi Arabistan’da idamlar artıyor | ßêrîvan | Güncel - Haberler (Nûçeyên Rojane) | 0 | 10-14-2008 17:05 |
![]() |
Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® Jiyan-Board Version
Copyright ©2007 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
|
![]() |