Jiyan-Board


FORUM Portal Albümlerim Sosyal Gruplar Kimler Online Bugünki Mesajlar
Geri git   Jiyan-Board.NET > KÜLTÜR SANAT EDEBİYAT BİYOGRAFİ YÖRELERİMİZ > Roportajlar
Kayıt ol CezalilarTüm Albümler Roj Tv Zindi Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Roportajlar Kendi Yaptigimiz ve Diger Roprtajlari Yayinlayabiliriniz

Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Ozan Dino: Kürt müziği en sancılı dönemini yaşıyor
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
20

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11-16-2008, 01:11   #1 (permalink)
Banned
 
Bahoz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Activity Longevity
0/20 1/20
Today Mesajlar
0/5 sssss1570
Üye No: 69
Mesajlar: 1,570
Konular: 1767
Referanslari: 6
Arkadaslari: (3)
Nerden: De Loo
Meslek: HTML
Interests: Boş Geç
Biyografi: Eşkiya
Kullandigi Tesekkür: 182
Aldigi Tesekkürler: 74
REP Gücü Puanı: 0
Aldigi REP Puani: 910
Bahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to behold
Ruh Hali:
Son Aktivitesi: 07-27-2009 :   20:56 
Toplam Online Süresi: 6 Gün 3 Saat 19 Dakika 5 Saniye
Submit to Clesto Submit to Digg Submit to Reddit Submit to Furl Submit to Del.icio.us Submit to Jeqq Submit to Spurl
Standart Ozan Dino: Kürt müziği en sancılı dönemini yaşıyor

AMSTERDAM -Sanatçı Dino, Kürt müzik dünyasında tartışma
yaratacak açıklamalarda bulundu. Kürtçe’nin müzikte iyi kullanılmadığını
söyleyen Dino, Kürt sanatının intihara sürüklendiğini vurg uladı

Kürt müziği neden en sancılı dönemini yaşıyor? Neden Kürt dili iyi kullanılmıyor? Dengbejlik tehlike
de mi? Kürt müziği neden dejenerasyona açık? Kürtçede kaç makam var?
Üretimsizlik neden kaynaklanıyor? Neden iyi müzik yapanlar müzik piyasası
dışında tutuluyor? Kaç bin kişi Kürtçe müzikle uğraşıyor? Kürt sanatını intihara
sürükleyen ne? Türkçeden kaç eser Kürtçeye kopya edildi? Bazı Kürt sanatçılar
neden korumalarla geziyor? Dino’nun arşivinde kaç eser var ve Dino neye isyan
ederek müziğe bir süre ara veriyor?

İşte Kürt sanatçı Dino tüm bu
soruların cevaplarını veriyor. Kısa bir süre önce ‘’Namus’’ isimli yeni kaseti
çıkan sanatçı, Kürt müziğinin gelişiminden karamsar değil ama karşı karşıya
bulunduğu tehlikelere dikkat çekiyor. Müzikte gelişen kolaycılın aslında bitişin
başlangıcı olduğu uyarısını yapan Dino, müziğe bir süre ara vermek zorunda
olduğunu söylüyor.

- Yeni albümünüz çıktı, adı ‘Namus’, bununla ne
mesaj vermek istediniz?

- Şimdi tabiî ki bunu bilerek seçtik.Namus
kavramı Kürtler için cinselliğin de ötesinde dokunulmaz bir tabu olarak
görmelerinden kaynaklanıyor.bu korumacı yaklaşımın özünde aslında tam da köleçi
bir anlayış yatmakta.bu sahiplenme aynı zamanda bir güç gösterisi anlamına da
geldiği için,zamanla ciddi bir toplumsal komplekse dönüşmüştür.? Namus sadece
erkek ve kadın arasında sınırlandırılmış, daraltılmış ve öyle anlam verilmiş.
Ben diğer bazı kavramların da namus içinde yer alması gerektiğine inanıyorum.
Mesela beyinsel ihaneti, insanlık değerlerini sahiplenişi ve özgürlüğü de bu
kavram içinde görmek gerektiğine inandığım için özellikle namus kavramını
tartışmaya açmak istedim. Biraz da amacım buydu. Ve o bulanıklığı irdelemek ve
tartışmaya açmak için böyle bir çalışma yaptım. toplumun dikkatini bu yöne
çekmek için kasetin kapağındaki soru işaretini ters yaparak, namus kavramını bir
başka biçimde ele alınması gerektiği mesajını vermeye çalıştım.

-
Bestedeki Zine gerçek bir öyküden mi esinleniyor?

- Zine sadece bir
semboldür. Öyle bir olaya tanık olmadım. Ama Zine Kürtçe bir isimdir ve
özellikle de bu tür olaylar maalesef Kürdistan coğrafyasında daha çok yaşanıyor.
Zine’nin şahsında bütün Kürt kadınları ve kızlarını dile getirmek istedim… Kaset
çalışması aşağı yukarı iki buçuk yıl aldı. Bunun birçok nedeni vardı. Bunun
teknik nedenleri, maddi nedenleri vardı. Bütün eserlerin bana ait olması ve
hazırlanışı bu süreyi biraz uzattı.

Ayrıca yeni bir klip planımız var.
Ancak maddi imkânsızlıklardan dolayı bunun ne zaman olacağını tam olarak
söyleyemiyorum. Ama eğer buna maddi destek ve imkan bulunursam çekimlere kısa
bir sürede başlayabiliriz. Şu anda sponsor arayışındayız. Umarım gereken desteği
alırız. Aksi takdirde bir süre daha beklemek zorunda kalırız. Öncelikle “namus”
parçasına klip çekmek istiyorum. Klipin senaryo çalışmaları şu an devam ediyor
ve bitme aşamasında.

80’E YAKIN ESER YAPTI

-Kendi müziğinizi
nasıl tanımlıyorsunuz? Kürt müziğinde nereye koyuyorsunuz?

- İnsanın
kendisini en iyi ifade ettiği müzik tarzı onun müzik tarzıdır. Böyle ifade etmek
gerekiyor. İlla ki kendi müziğimi bir tarzın içine sıkıştırarak buna bir kimlik
kazandırmak istemiyorum. Ben içimden geldiği gibi söylüyorum. Benim söyleyiş
biçimim, yorumlayış biçimim, dile getiriş biçimim benim tarzım olur. Ama eğer
hangi tarzlara yakındır diye sorarsanız. Özellikle özgün ve halk müziği tarzını
içinde barındırıyor. Bu iki tarzdan da esinleniyor. Fakat beni dinleyenler biraz
daha farklı olduğunu düşünüyor. Yani kendime has bir yorumum, tarzım olduğunu
düşünüyorlar. Bu da sanırım önümüzdeki süreç içinde bunu biraz daha netleştirir.
Yeni bir tarz yaratma iddiasında değilim ama her zaman bunun arayışı içinde
olacağım.

- O halde her sanatçı ayrı bir tarz mıdır?

-Her
sanatçı için değil ama bazı sanatçıların özgünlükleri var şüphesiz. Bir çok
sanatçı vardır. Örneğin biri folklorik tarzsı esas alır. Kimisi rap söyler,
kimisi caz, kimisi halk müziği söyler. Ama bazı sanatçıların da özgün yorumları
var tabi.işte tarzı yaratan bu yorumlardır.

-Beste yapıyorsunuz, bir
çok sanatçıya da veriyorsunuz. Bugüne kadar kaç albümünüz var ve kaç beste
yaptınız?

-Şimdiye kadar üç albümüm oldu. Bestelerim konusunda ise
sayısını tam olarak hatırlamıyorum ama sanırım 80’e yakın eserim var.


KÜRT MÜZİĞİNDE DEJENERASYON

- Genel olarak Kürt müziğinin
şimdiki durumu göz önüne alındığında geleceğine ilişkin bir kaygınız var mı?


- Tabi ki şimdi Kürt müziği belli bir doğuşu yaşadı. Belli bir süreci
geride bıraktı. Ama bütün halkların tarihinde olduğu gibi, bizim de yaşamamız
gereken bir süreç vardır. Bu sürecin geçmesi gerekiyor. Bu süreç içinde
özellikle müzik adına, müziği dejenere eden, müziğin özünü bozan, kültürel
değerlerine aykırı bir çok tarz, bir çok yapay ekoller de çıkmış olabilir ve
çıkacaktır da. Aslında Kürt müziğini doğru anlamak için biraz da onun tarihsel
serüvenine bakmak gerekiyor.

Kürt müziğinin en iyi ifadesini yirminci
yüz yılda bulduğu kuşku götürmez bir gerçek. Birinci dersim isyanıyla başlayan
ve Ağrı isyanıyla ivme kazanan Kürt ulusal hareketi PKK isyanıyla final yaptı.
Ancak bu durum bir dizi kirliliği de beraberinde getirdi. Sapla saman birbirine
karıştı. Sürecin getirdiği zorluklar karşısında müziğe duyulan ilgi daha çok
tepkisel bir tavır biçiminde gelişti. İster iyi olsun ister kötü, Kürt müziği
baş tacı edildi. Bir tavır biçimindeki algı aslında Kürt müziğine duyulan ilgiyi
iyiden iyiye artırdı. Müzik kalitesi ve sanatsal yönü bir tarafa bırakılarak
işin daha çok ajitasyon yönüne bakıldı.Popüler (dönemsel) müzik yada Kürtlere
has siyasi propaganda aracı olarak kullanılan “militan müzik” yapıldı. Burada
nasıl söylediğinden çok ne söylediğine bakıldı. Buna rağmen müzikal değeri
oldukça düşük ancak şiirsel değeri o ölçüde yüksek bir özeliğe kavuştu. Müthiş
bir anlatım yeteneği ve estetik üsluba sahip oldu.

-Müzikte
dejenerasyon nedir?

-Müzikte dejenerasyon asıl olanı, bir kenara
bırakıp taklide yönelmektir. Dejenerasyonu biraz da böyle algılamak gerekiyor.
Şimdi kültürel olarak mozaik ayrı şeydir. Ama kendi değerlerinden uzaklaşıp,
diğer bir kültürü, kendi kültürüne göre daha popüler, daha cazip gördüğü kültürü
taklit etmek bana göre bir dejenerasyondur.

-Kürt müziğinde kendi
kültüründen, kendi aidiyetlerinden uzaklaşma var mı?

- Elbette var
ama bunun önüne geçmeye çalışan bireysel de olsa bazı çabaların da olduğunu
görmemezlikten gelemeyiz.

ULUSAL PAZAR OLUŞMALI

-Kürt
müziğinin geleceğinden endişe duyuyor musunuz?

- Hayır ben öyle çok
karamsar bakmıyorum. Ben Kürt müziğinin “Kürt halkının ulusal hafızası’’
olduğunun düşünüyorum. Kürt halkını bin yılların karanlık dehlizlerinde gün
ışığına taşıyan önemli bir araç olduğunu düşünüyorum. Ancak gelişmeler birazda
koruma tedbirlerine (devletleşme) bağlı olarak ele alınması gerektiği
kanısındayım. Birçok bilim adamı sosyolog ve siyaset bilimci Kürtlerin bu günkü
duruma gelmesini beklemiyordu. Hatta bu mücadelenin yürütücüleri bile bu
sonuçları beklemiyordu. Hiç şüphesiz ulusal pazarın oluşması ile daha çok bu
sektöre, sanata talep olacaktır. Bu aynı zamanda bir arz ve talep meselesidir.
Böyle de bakılabilir. Diğer yandan yeni bir cazibe alanı açılmış olacağından,
insanlar müziğe daha çok ilgi duyacaktır. Ben bunu biraz da böyle görüyorum.
Ayrıca sosyolojik değişim-dönüşümler, evrim süreçleri gibidir. Böyle çok kısa
süreçlerde bundan bir ürün bir sonuç beklemek mümkün değil. Mesela dikkatinizi
çekiyordur, 30 yıllık mücadele süresi içerisinde, ulusal kurtuluş mücadelesi
ekseninde, binlerce kitap yazıldı, binlerce eser yapıldı ve binlerce sanatçı
çıktı. Ama bütün bu değişim-dönüşümleri 30 yıl içine sığdırmak ve bundan müthiş
bir başarı elde etmek, böyle bir beklenti içine girmek son derecek yanlıştır.
Çünkü dünya müzik tarihine bakıyorsunuz, diğer halkların tarihine bakıyorsunuz,
çok sancılı geçmiştir. Bir örnek olarak 1980’ler ve 90’lar arası nasıl ki
Türkiye’de bir babalar dönemi yaşandıysa, arabeskin rüzgarına kapılan bir dönem
yaşandıysa ve özgün müzik adına gelen Ahmet Kaya bir sanatçı gelip müziğin
yönünü, mecrasını tamamen değiştirebildi. Bu da güçlü bir sanatçının müziğin
yönünü nasıl değiştirebileceği gerçeğini gösteriyor. Bu sadece bir örnektir. O
yüzden bu süreçlerin yaşanması gerekiyor.

Ben buna dejenerasyondan
ziyade çok renklilik diyorum. Ama sosyal olarak topluluklar müzikleri ve
sanatsal akımları biraz bir bakteri gibi algılamak gerektiğine inanıyorum. Onlar
için yararlı olanları alırlar, kendisi için, bünyesinin kabul etmediği bütün
olguları dışarı atarlar geri. Sanatta da bu böyledir.

KÜRT DİLİ MÜZİKTE
İYİ KULLANILMIYOR

-Kürt müziğinde Kürtçe iyi kullanılıyor mu?


- Kürt dilinin iyi kullanıldığına inanmıyorum. Özellikle edebi
olarak kullanıldığına inanmıyorum. Çok dar sözcük dağarcığı ile yazılmış olan
eserler artık yoruyor. Mecaz anlamda, daha çok imgelerin yer aldığı eserlerin
olması gerekiyor. Edebi olarak eserlerin işlenmesi gerekiyor. Böyle bir kaygım
var. Yani daraltılmış. Bunda da şunun etkisi var. Yüzyıllardır baskı ile
yasaklarla kendi varlığını yaşatmaya çalışan bir halkın, güncel yaşamda dilini
özgür kullanamayıcı kelime dağarcığını da daraltmıştır. Bunun etkisi ile
sanatçılarımız halka en kolay ulaşabilecekleri en yalın dille eserlerini yazmak
gibi bir yolu seçmişlerdir. Aslında bunun terk edilmesi gerektiğine inanıyorum.
Çünkü şu anda Kürt halkı politize olmuş, az da olsa dili ile tanışmış, bir çok
yeni sözcüğü, güncel yaşamımızda kullanılan akademik dili artık anlayabilir,
kavrayabilir hale gelmiştir. Sanatçılarımızın biraz da bu gerçekliği göz önünde
bulundurup, eserlerini biraz daha edebi olarak, biraz daha mecazlar ve imgelerle
donatılmış eserler yapmaları gerektiğine inanıyorum.

KÜRT MÜZİĞİNDE YENİ
İMGELER

-İmgeler dediniz, siz Kürt müziğine yeni imgeler kattınız mı?


- Yani tabi ki bunları sayısal olarak ifade etmek mümkün değil. Bunu
ancak eserler takip edildiğinde, dinlendiğinde anlaşılır. Biraz da
dinleyicilerin, veya bu konuda çalışma yapan insanların araştırması gereken bir
durum. Ama elimden geldiği kadar bu konuda ciddi bir çabanın sahibi olduğuma
inanıyorum.

-Örnek verebilir misiniz?

-Mesela diyelim,
‘baye evina te sare’ veya ‘hesre çave min ne doşın’ daha önce başkaları
tarafında kullanılmış kavramlar değil. Sanatçıyı sanatçı yapan en belirgin
özelliklerinden bir bu olsa gerek, ‘yaratıcı olmak’. Bunlar sadece birer
örnektir. Örneğin ‘Çaven payizin’ de var. Kullanılmamış bazı kelimelerdir,
aslında kelimeler tek başına anlam ifade etmezler ama yan yana geldiklerinde
güçlü bir imgeyi oluştururlar. Bu da eserin bel kemiğini oluşturur. Yani eserin
aslını oluşturur, şiirde ve edebiyatta da bu böyledir. Bir şiiri şiir yapan
ondaki güçlü anlatımdır (imge). İmge bütün şirin anlamını, yönünü, mecrasını
değiştirir. Anlatmak istediğim bu, bu çabaya girmek gerekiyor. O dili
zenginleştirir. Ona renk katar.

-Kürt müziğini sınıflandırırsak, kaç
döneme ayırabiliriz?

- Kürt müziğinin bir doğuş sürecini özellikle de
ulusal kurtuluş mücadelesinin başlangıcından itibaren ele alıyorum. Ama bunun
öncesi de vardır şüphesiz, inkar etmek mümkün değildir. Ama Kürt müziğini
özellikle dengbejlik geleneği ile kültürel değerlerimizi en çok yaşatan ve
günümüze kadar taşıyan bütünsel bir olgu olarak ele alabiliriz. Bu sürecin
dışında bir de nasıl ki bir eserde giriş gelişme ve sonuç bölümü varsa, biz
giriş bölümündeyiz, henüz gelişme aşamasına geçmedik, daha doğrusu bu aşamanın
ilk dönemlerini yaşıyoruz. Belli bir doğuş yaşatıldı. Bunda hem bireysel hem de
grup çalışması yapan bir çok sanatçının çok ciddi emekleri oldu şüphesiz. Ama bu
gelişme süreci en sancılı süreçtir.

KÜRT MÜZİĞİ EN RİSKLİ DÖNEMİ
YAŞANIYOR

- Bu aynı zamanda en kötü dönem mi oluyor?

-
Biraz da öyle, en sancılı veya en riskli dönem de denebilir. Çünkü burada nicel
ve nitel gelişim, beraberinde bir yozlaşmaya, bir tehlikeye veya başkasına
benzeşmeye çok açık bir süreçtir. Burada kimlikleşen müzik, kimlikleşen sanat
aslında geleceğe bir yansımadır. Gelecekteki müziğin kalıpları, tarzları ve
müziğin gerçekten kurdi nüvelerinin yaşatılabileceği döneme bir yatırımdır,
temel taşlarını oturtacak bir dönemdir. O yüzden de hassastır. Ama bu dönem
muhafazakarlığın önünü açmamalı, onu güçlendirmemeli, yeniliğe açık olmalı. Bir
taraftan kültürel değerlerimizi korurken, sadece onlara sarılı kalıp, mevcut
dünya gerçekliğine de aykırı davranamayız.

DENGBEJLİK TEHLİKEDE Mİ?


-Kürt kültürünün çıkış noktası dengbejlik olarak ele alınıyor, bu
sancılı süreçte dengbejlik de yok olma tehlikesi yaşıyor mu?

- Tabi
korunmadığı sürece yok olma tehlikesi yaşıyor.

-Nasıl korumak
gerekiyor?

- Aslında Kürt müziği hep olağan üstü koşullarda yaşama
iradesini gösterdiği için dış müdahalelere karşı daha çok direnebildi. Artan
baskılar karşısında bağışıklık sistemi iyice gelişti. Ancak yine de güçlü bir
örgütlülük gerektiriyordu, daha doğrusu devlet olmayı gerekli kılıyordu. Koruma
tedbirlerinden yoksun,özgürce gelişimini tamamlayamadan yasaklarla karşı karşıya
kalması,zaten parçalanmış olan bir coğrafyada ,iyiden iyiye içinden çıkılmaz bir
hale getirmişti.Ama her şeye rağmen Kürt müziğini önleyecek hiçbir baskıcı rejim
henüz icat edilmemişti.

Bugün bütün dünyada, bütün devletlerde, bu tür
çalışmaları destekleyen kurum ve kuruluşlar vardır, veya devletin kendisi
vardır. Bunlar özgün çalışmalardır. Bunlara yatırım yapmalı. Bunları popüler bir
sanat anlayışı olarak ele almak gerekiyor, bunlar olmazsa olmazlardır. Yani bir
kültürün temel taşlarını, onun özünü, tarihini, kültürünü oluşturan bu değerleri
korumak için ticari beklenti içine girmemek gerekiyor. Bunların mutlak korunması
gerekiyor. Sadece korumak değil, geliştirilerek yaşatılması gerekiyor. Ancak
bunları yaparken, mevcut olan dünya gerçekliğine de kapalı olmamak gerekiyor.
Yani çok muhafazakar olmak değil, bu iki ölçüyü iyi tutturmak gerekiyor.
Gerekirse dengbejlik okulları açmak, gerekirse ses özelliklerine göre bilimsel
ses araştırması yapmak, kimler dengbejlik yapabilir, yani önüne gelen herkes
bunu icra etmemeli. Çünkü orijinal bir gırtlak yapısı var, bunun bir formatı
vardır. Bu formatı taşımayan ses özelliklerin dengbejlik geleneğini sürdürmesi
mümkün değildir.

-Şimdiki müzik piyasasına baktığımızda dengbejliğin
devamı konusunda umut var mı? Bu devam ettiren sanatçılar var
mı?

-Tabi ki var, belki isimlerini hepsini sayamayabilirim. Bunların
başında, Hame Hacı vardır, Aydın vardır, Şemdin, Maruf, Delil, Yılmaz, yani
bunun en azından şimdiki misyonunu üstlenen ve geliştirebilecek sanatçılardır.
Tabi bunun dışında ismini sayamadığım daha bir çok değerli ses vardır. Elbette
bunun geliştirilmesi lazım. Özellikle genç kuşak arasında ciddi bir araştırma
yapmak gerekiyor. Seslerin özelliklerine göre kategorize edilmeleri gerekiyor.
Kimin hangi müziğe yatkın olduğu veya kimin dengbejlik geleneğini yürütebileceği
konusunda araştırma yapabilecek kurum ve kuruluşun olması gerekir. Çünkü bunun
popüler yanı yok. Bunun ticari yanını düşünemezsiniz. Bütün devletlerin sanat
politikası vardır. Kendi sanatlarını kendi kültürel değerlerini korumak ve
yaşatmak gibi. O anlamı ile de bizde de böyle olması gerekiyor. Sadece bir veya
iki kurumla buna cevap olunacağını sanmıyorum.

- Peki Kürt müziğinde
tarz ve enstrüman arasında uyum sağlanabiliyor mu? Bu bir arayış olarak mı ele
alınmalı?

-Şimdi bir deyim vardır, yarım ekmek candan, yarım hoca
dinden eder. Her şeyin yarısını yaparsanız, bundan başarı beklemeniz mümkün
değildir. Ancak arayışları da göz ardı etmemek lazım. Arayışlar çok ciddi bir
çabadır.

KÜRT MÜZİĞİ DEJENERASYONA AÇIK

- Bahsettiğiniz
tehlikelere veya yozlaşmaya da bir kapı aralamıyor mu?

-Şu anda Kürt
müziği her türlü dejenerasyona açıktır. Ancak Kürt müziğini kontrol altında
tutabilecek, bunları saklayabilecek, koruyabilecek kurum düzeyinde bir gelişme
sağlanmalı. Yani bunların bir adresi olmalı. Her söylenen eser, stran bizimdir
denmemeli. Yani hani belki her ne kadar karşı olsak da, nasıl ki bir RTÜK varsa,
bizim de bir dilin eserin dejenerasyonu karşısında cevap olabilecek, bunun ret
ve kabul ölçülerini ortaya koyabilecek kurum, kişi veya eleştirmenlerin olması
şart.

-Şu anki durumda dışarıdan gelen hangi müzik akımı Kürtçeye çok
etkide bulunuyor? Arabesk mesela…

- Tabi bizim arabeske bakış açımız
çok farklı. İçinde Keman geçen her esere arabesk gözü ile bakıyoruz. Bir çok
sanatçı da bunun bilincinde değil.

ARABESK UMUDU YOK EDİYOR

-O
halde nedir arabesk?

-Arabesk kendi başına bir makamdır. Bunun
özellikleri vardır. Bunun belli bir yapısı vardır, daha çok hüzün ve çaresizliği
işlediği için dayandığı felsefe teslimiyettir. Bu yüzden arabeskin gelecekle
ilgili projeleri asla olmadı. Arabesk aslında aman dileme yaşamı anlamsız kılma
umudu öldürme armonisidir. İçeriği farklıdır, kullanılan kelimeler çok
farklıdır. Ama içinde keman geçen her eser arabesk değildir.

-
Kürtçeye etkisi nasıl oluyor?

- Şimdi aslında arabesk Ortadoğu’da
bütün halkların kullanmış olduğu bir makamdır, bir tarz, bir müzikal akımdır.
Bunu çok da negatif olarak görmemek gerekiyor, çok da öcü olarak görmemek
gerekiyor. Ama dediğim gibi içeriği çok önemlidir. Yani müzik yaşattığı sürece
anlamlıdır. Müzik öldüren değil, yaşatandır, umudu yok eden değil umut verendir.


- Arabesk umudu öldürüyor mu?

-Evet bütünüyle olmasa da
öyle…İçinde kullandığı konu itibari ile, dile getirdikleri itibari ile eğer bir
insanın yaşamını negatif anlamda etkileyecek söz ve müzik barındırıyorsa bu
biraz bildiğimiz tarzdaki arabesk özellikleri yansıtıyor.

KÜRTÇE’DE KAÇ
MAKAM VAR?

-Kürtçede kaç makam var?

- Ortadoğu’da
kullanılan bir çok makam Kürtçede de kullanılıyor. Ama en az kullanılan
makamlardan birisi Saba makamıdır. Bunun dışında Hicaz, Rast, Segah, Niyabend
var, bir çok makam yine Kürt müziğinde de kullanılıyor. Çünkü Ortadoğu’nun temel
makamlarıdır.

- Kürt müziğinde durağanlık var mı?

- Evet
şu anda çok durağan bir süreç olduğunu düşünüyorum. Tekrar var. Bunu biraz da
üretime bağlıyorum. Şu anda kültürel anlamda bir araştırma yapmak için özgür
koşullar yok. Eğer öyle bir durum sözkonusu olsaydı, birçok sanatçı, araştırmacı
orada bizim müzikal zenginliğimizi araştırabilecek bir ortam yakalayabilirdi. Bu
da yeni eserlerimizin tekrar gün yüzüne çıkmasını sağlayabilirdi. Ama şu anda
Kürt müziğinde repertuarın daraldığını düşünüyorum. Bu repertuarın zengin
olmadığı anlamına gelmiyor. Bu araştırılamadığı için, özgür koşullar olmadığı
içindir. Biraz da aynı eserlerin tekrarlanması beraberinde bir durağanlığı
ortaya çıkarıyor. Ben üretimin de çok fazla olduğuna inanmıyorum. Sanatta asıl
olanın üretim olduğunu düşünüyorum.

- Üretimsizlik neden
kaynaklanıyor, sadece imkansızlıktan mı?

- Üretimsizliğin bir çok
nedeni vardır? Bunun tarihsel, akademik, maddi ve manevi nedenleri vardır. Yani
Kürt müziğinde maalesef şu anda akademik alanda bizimdir diyebileceğimiz çok
ciddi çalışmalar yapan herhangi bir sanatsal kurum yok. Biz sanatı sadece
müzikal anlamda algılıyoruz, bu da yanlıştır. Bunun güzel sanatlar bölümü de
var, resim var, heykeltraşlık var, sinema var, tiyatro var vs. Maalesef 40
milyonluk bir halkın bu noktada, bu tür sanatsal çalışmalarda bu kadar zayıf
kalması biraz düşündürücüdür. Bunu biraz böyle irdelemek lazım. O anlamıyla da
kurumsallaşmanın yozlaşmanın önünde önemli role sahip.

DEVLETSİZ MÜZİK
NASIL OLUR?

-Kurumsallaşma derken kasıt devlet mi? Ama devlet yok,
sanatın gelişimi sadece buna bağlanabilir mi?

- Ben kurumsallaşmaktan
bahsediyorum. Çünkü bireyler tek başına bir şey ifade etmiyor. Bireyler kitle
haline geldi mi ve kitleler kendi güçlerini tek sesle açığa çıkardılar mı veya
kurumsallaştılar mı, daha çok anlam ifade edebiliyorlar. Dikkatinizi çekiyorsa
Avrupa ülkelerinde her şeyin bir derneği var. Yani kuş severlerin, kedi
severlerin derneği var. Ama biz bir halkın temel yapı taşlarını oluşturan ve
onun varlığının tek yegane temeli olan, en büyük ayağı olan sanatsal ayağını
kurumsallaştıracak bir yapıyı oturtamıyoruz. Acı olan budur. Yani bırakın bu
kadar zengin vakıf veya dernek kurmayı, bu kadar bizim yaşamımızı ilgilendiren,
ulusal mücadelenin de temel ayaklarından biri olan bu sanat ayağını kurumsal
hale getiremiyoruz.

-Bunun temel nedenleri nelerdir?

-
Bunun bir çok nedeni vardır. Birincisi; özellikle Avrupa’da coğrafik olarak
sanatla uğraşanların çok dağınık olması. İkinci neden; mevcut kurumlarımızda
yapılan çalışmaların bilimsellikten uzak olması. Sadece bilimsel değil, ticari
mantaliteye de uzak. Sadece eylemselliğe ve günübirlik çalışmalara cevap
verebilecek düzeyde. Ben hiçbir kurumumuzda çok ciddi akademik çalışma
yapıldığına inanmıyorum. Belki kısmi çalışmalar var ama 40 milyonluk halka cevap
olabilecek ve bunun misyonunu üstlenebilecek bir kurum olduğuna inanmıyor. Tabi
bunda bazı kurumları tenzih ederek söylüyorum. Bunun yanında televizyon ve
gazete vardır. Bu ayrı konu. Ben akademi ve prodüksiyon şirketleri bazında
söylüyorum. Çünkü müzikal anlamdaki çalışmaların esas yapıldıkları yerler
buralardır.

POPÜLİZM

- Bununla birlikte popülizm sanata ne
kadar hakim?

- Biz popülizm diyoruz, ama popülizm aslında çok kötü
değil fakat popülizmi nasıl algıladığımız önemlidir. İyi bir sanatçı olarak
popüler olursunuz bu farklı bir şey, ama duyguyu karikatürize ederek popüler
olursanız bu çok daha farklı şeydir.

- İyi müzik yapanların, daha
genel ifade ile kaliteli müzik yapanların müzik piyasası dışında tutulduklarına
inanıyor musunuz?

-İyi müzik yapanların öne çıkarılmıyor,
çıkarıldığına inanmıyorum. Bunun bir çok gerekçesi vardı; birincisi iyi bir
sanatçı kendisini öne çıkarmak için çok ciddi çaba harcamaz, kendi işini yapmayı
tercih eder, bu noktada çalışmasını yapar. Popüler anlamda çok ciddi kaygıları
yoktur. Ama bu onun unutulması gerektiği anlamına da gelmez. Önemli olan
kurumların, kuruluşların veya bu konuda söz sahibi olan insanların o insanları
sahiplenmesi gerekiyor. Biraz böyle algılamak gerekiyor. Ama maalesef şöyle bir
gerçeklik vardır. Ezilen uluslar ezen ulusa benzemeye çalışır. Biraz da bu
gerçeklik vardır. Popüler müzik günümüzde, güncel olarak tüketen fakat misyon
sahibi veya toplumların değişiminde ciddi rolü olmayan çalışmalardır. Ama
medyanın gücü ile çok çabuk parlatılır veya çok çabuk kullanılır, daha sonra da
unutulup gider. Biraz da böyle bir sanat anlayışı var. Ancak ben dediğiniz gibi,
gerçekten çok kaliteli sanatçılara çok ciddi bir değer verildiğine de
inanmıyorum. Bunların çok atıl bırakıldığına inanıyorum.

MİR VE KOM
MÜZİK YETERSİZ

- Kürt müziğinde bizim için tanıdık olan iki
prodüksiyon şirketi var, Mir ve Kom Müzik, sizce bu ikisi yeterli mi ve bunların
Kürt müziğine katkısını yeterli buluyor musunuz?

- Şimdi şöyle bir
gerçeklik var. Dünyadaki en büyük müzik şirketleri bile yılda iki veya üç tane
prodüksiyon yapabilir. Çünkü bu tür çalışmalar çok zorlu çalışmalardır, bunun
reklamı olur, prodüksiyonu olur, bunun ekonomik olarak alt yapısı oluşturulur.
Fakat Kürt müziğinde binlerce insan bu tür çalışma ile meşgul olmasına rağmen,
sadece iki kurum buna cevap olmaya çalışıyor.

- Bu kaliteyi düşürüyor
mu?

- Kaliteyi de düşürüyor, bunun yanı sıra cevap da olamadığı için
çok korkunç küskünler ordusu oluşuyor. Yani kendi ifadesini bu kurumlarda
bulamayan sanatçılar, doğal olarak bireysel arayışlara giriyor. Bu bireysel
arayışlar bizim hiç de tasvip etmediğimi çok uç noktalara da gidebiliyor. Ve biz
onları kazanmakta tekrar başa dönmek zorunda kalıyoruz. O anlamı ile de bizim
için çok ciddi kayıplardır. Bu kurumların çoğaltılması gerekiyor. Yani az öyle
söylediğim gibi 40 milyonluk bir halktır ve bir sanatçı ordusu vardır. Ama bu
orduyu amatörlüğe sürükleyen biraz da biziz. Çünkü bunun alt yapısını
oluşturamıyoruz, eğer bunun koşullar olmazsa insanlar gelişmez. Yani sizin de
bildiğiniz gibi en büyük sanatçılar, gerek ideolojik gerek sosyal olarak en
güçlü toplumlardan çıkar. Çünkü bunun olgun koşullar vardı. Ben dehalardan
bahsetmiyorum. Onlar her ortamdan çıkar. Ben ortalama bir sanatçıdan
bahsediyorum.

5 BİN KİŞİ KÜTÇE MÜZİK YAPIYOR

- Kürt müzik
piyasasında kaç kişi müzikle uğraşıyor?

- Kürt müziğinde ortalama 5
bin kişinin müzikle uğraştığı varsayılıyor. 5 bin kişiye iki kurumun cevap
olacağını düşünmek mümkün değildir.

-Bu insanların yetenekleri yeteri
kadar açığa çıkarılabiliyor mu?

- Açığa çıkamıyor tabi. Siz bir
insanı sıfırdan almalısınız. İnsanlar öyle yetişiyor. Ve onları yeteneklerine
göre kategorize edip onlara yol ve yöntem göstermelisiniz. Bunları da kurumlar
yolu ile yapmalısınız. Eğer bu insanlar kendi yolunu bulamıyorsa ve böyle bir
alanda kendilerini ifade şansı bulamadıklarında bu kez başka yerlerde bireysel
arayışlara girerler. Bu da beraberinde küskünler ordusunu getirir. Bizim de
onları bir daha yakalama şansımız olmaz. Dünyadaki gerçek savaşımlar kültürel
savaşımlardır. Her şey kültürel üstünlük için, kültürel olarak var olduğunu
ispatlamak içindir. Çünkü kültürel varlık bir yaşam biçimidir, tarzdır,
yöntemdir. Ve her halkın sosyolojik yapısında bunun zenginliklerini barındırır.
Biz ise bu zenginliğimizi açığa çıkarabilecek bir ortam bulamıyoruz. Çünkü
kurumlarımız bunun için yetersiz.

SANAT AÇISINDAN TOPLUMSAL İNTİHAR!


-Peki reklam sorunu Kürtçe müzik yapanların çalışmalarını nasıl
etkiliyor?

- Reklam günümüz dünyasının en etkili tanıtım biçimidir.
Bu yazılıdır, görseldir, işitseldir, bunun bir çok yol ve yöntemi vardır. Tabi
dediğimiz gibi yine ucu gidiyor kurumlara dayanıyor. Bunun mesela diyelim, bir
prodüksiyon şirketi bir sanatçının reklamını yaptığı zaman bunun yol yöntemini
çok profesyonelce yapması gerekiyor ki sanatçısını pazarlayabilsin. Ben bu
pazarlama kelimesini biraz daha farklı kullanıyorum. Bildiğimiz tarzdaki
pazarlama anlayışı değil, onu varlığını, onun kalitesini, onun sanatsal gücünü
açığa çıkarabilecek bütün yol ve yöntemleri kullanma biçimidir. Ve ondan bir
artı gelir elde etmek, toplum adına, halk adına, ulusal mücadele adına, sanat
adına, bunu iyi oturtması gerekiyor. Ama bunu yapamadığınız zaman, ya da bunu
sadece beş sanatçıya yaptığınız zaman, geriye kalan 4995 sanatçı açıkta kaldığı
zaman, bu sanat açısından toplumsal bir intihardır. O yüzden reklam yeteri kadar
yapılmıyor.

- Sizin sanatınızı nasıl etkiliyor, sizi demoralize
ediyor mu?

- Tabi ki ediyor, sanatçı tek başına bir kişi değildir.
Nihayetinde sanatçı yaşayan, ailesi olan, güncel ihtiyaçları olan, yaşamını
idame etmesi gereken sosyal bir varlıktır. Bir de sanatçı duyguyu en yoğun
yaşayandır. Duyguyu iliklerine kadar yaşayandır. Duygusal özellikleri çok baskın
olduğu için çabuk kırılan, çabuk tepki gösterebilen bir yapıya sahiptir. O
yüzden çabuk demoralize oluyor veya onun çok derinden etkileyebiliyor, onu asli
görevinden uzaklaştırıp güncel işlerle uğraşmasına sebebiyet veriyor. Ayrıca
kısırlığı getiriyor, düşünsel anlamda çöküşü getiriyor.

KÜRT İŞ ADAMLARI
KÖR VE SAĞIR

- Bir de klip sorunu var, Kürtçe klipler sıklıkla
eleştiriliyor, sizce esas sorun nedir, imkansızlık mı?

- Burada tabi
ki bizim klip yapmayı bilmeyişimizden değil, ama bir sanatçı her şeyi yapamaz.
Bir sanatçı, hem eseri üretip, hep sözlerini yazıp, hem klipini çekip, hem
aranjörlüğünü, hem yönetmenliğini yapamaz. Bu imkansızdır, bu bir dehanın bile
yapabileceği bir iş değildir. Bu çeşitli alanlardaki yeteneklerle izah
edilebilir. Ama imkan olmadığı zaman bir sanatçı her şeyi yapmak zorunda
kalıyor. Çünkü dünya müzik sektörü sponsorlar üzerinden yürür. Bunun en büyük
destekçileri iş adamlarıdır. Ama Kürt iş adamları bu noktada her ne hikmetse kör
ve sağırdır, gözlerini ve kulaklarını bu alana tamamen kapatmıştır. Bir
sanatçının günümüz dünyasında çok da pahalı olmayan finansmanını karşılayamıyor
veya karşılamıyorlar. O anlamı ile sanatçı çok kalitesiz bir klip veya bir eser
yaptığında çok basit bir şekilde yargılayabiliyoruz, yani bu adam bilmiyor, ya
da Kürtler bilmiyor, Kürt sanatçılar bilmiyor deyip çok basit bir şekilde bütün
çabalarımız, emeklerimiz yerle bir edilebiliyor. Bunun altında gerçekten tamamen
ekonomik nedenler yatıyor. Az önce söylediğimiz gibi akademik olarak kendimize
bağlayabileceğimiz ve kendi dışımızda duran yetenekli o kitleyi içimize
çekebilecek Pazarı oluşturamıyoruz. Nihayetinde bu bir pazardır. Yani sen çok
inançla hareket edersin, senin ulusal, senin kültürel anlamda kaygıların olur
ama senin dışında duran çok pragmatist bir yapıya sahip halk gerçekliği de
vardır.

-Ciddi bir Kürt müzik pazarının varlığından bahsedebilir
miyiz?

- Yani güçlü bir müzik pazarından bahsedemeyiz. Bir pazarı
vardır elbette. Ama günümüz dünya koşullarında, bu koşullara paralellik arz
edebilecek güçte bir pazardan söz etmek mümkün değildir. Çünkü biz bu işi çok
amatörce yapıyoruz.

EKONOMİK DURUMUN SANATA ETKİSİ

- Kürtçe
sanatçı eğitimi veren kurumlar ne düzeyde?

-Akademik olarak okul
düzeyinde resmi anlamda ders veren herhangi bir kurumumuz yok. Yarı resmi kurs
verenler var veya ülkede kültür merkezi bazında çalışmalar yapan kurumlarımız
var ama bunların da tam akademik bir çalışma yaptıklarından söz etmemiz söz
konusu değil. Mesela Kürt müziğinde, tiyatro, sinema veya klipte profesyonelce
bu işe yatırım yapan çok ciddi bireyler de yok. Bu işin eğitimini alıp da bu
sektör içinde iş yapmak ve bundan beklentisi olan insanlar da yok. Çünkü bu
pazarı yeterli görmüyor, buna yatırım yapmayı uygun görmüyor. Yani toplumların
yapısı biraz da pragmatisttir. Kendisini göremediği veya kazanç elde etmediği
bir yapı içinde kendisini bulmak istemez. Ama dünya gerçekliği bunu dayatıyor
sana. Böyle olması gerektiğini dayatıyor. Gerçekten de böyle. Eskiden bir
dervişin elektrik, su parası verme derdi yoktu ama şimdi var. Bir derviş eskiden
bütün köyü, bütün Kürdistan’ı dolaşıp yaşamın idame edebiliyordu ama şimdi
bireysellik ön plandadır. İnsanın yaşaması için bazı şeylere ihtiyacı vardır,
yani yaşamını idare ettirebilecek maddi desteğe ihtiyaç vardır. Bu da halkları
ya da bireyleri faydacı bir yapıya itiyor. Kendisini ekonomik olarak göremediği
bir alana girmek istemiyor. Bu bir yatırım olayıdır yani bütün dünyada böyledir.
Ekonomik anlamda kazancını göremeyen şirket ya da birey bu alana yatırım
yapmıyor.

MÜZİKTE KOLAYCILIK

-Bu zorluklar müzikte kolaycılığı
beraberinde getiriyor mu?

- Kolaycılığı değil aslında bitişi
getiriyor, bitişin başındayız aslında. Şu anda var olan sermayeden yiyoruz. Eğer
böyle giderse Kürt sanatında, bugün ressamlarımız, sinemacılarımız,
tiyatrocularımız bas bas bağırıyor. Resmen feryat ediyorlar, yani biz
yapamıyoruz, dayanamıyoruz, ekonomik birliğimizi oluşturamıyoruz, finansımız
yok, bunun koşullarını yaratamıyoruz diyorlar. Çünkü bu işe biraz da öncü bir
güç lazım. Yani bireylerden tek başına her şeyi yapmalarını beklemek mümkün
değil. İdeolojiler veya perspektifler bunların yollarını açarlar, perspektif
sunarlar, bireyler de bir araya gelerek bunları yaparlar. Belki bu
perspektiflerimiz var ama onları kanalize etmek, bir araya getirmek veya finans
yapmakta zorlanıyoruz. Daha doğrusu özgün kurumlara ihtiyaçlarımız var. Kendi
bütçelerinin oluşması gerekiyor. Bu bütçelerle kendilerini genişletebilecek,
daha geniş finans kaynakları yaratabilecek bir yapıya kavuşmaları gerekiyor.


CİDDİ BİR KOPYACILIK VAR

- Yaşanan sorunlar ışığında sanatın
can çekiştiğini söylüyorsunuz, bitişin başlangıcında olduğunu söylüyorsunuz, ama
diğer yandan ciddi bir üretimsizlik var ve sanki üretimin malzemesi yokmuş gibi
kopya eserler piyasaya çıkıyor…

-Evet çok ciddi bir kopya var
maalesef. Geçmiş yüz yıllara bakıldığında, Kürt müziğinin aslında besteden
ziyade şiirsel (söz) yanıyla hep var olduğu görülür. Beste sadece onu tamamlayan
bir öğe olarak kaldı. Bu durum Kürt edebiyatının canlı kalmasına da olanak
sağladı. Dengbejlerin hep birbirilerine yakın besteler yaptığını dikkate
alındığında,burada müzikten çok,bir söylemin ön plana çıktığını görülmekte.Sonuç
olarak bu durum müzikal değeri zayıf,fakat edebi değeri o oranda yüksek
esrelerin çıkmasına neden oldu…dengbejliğin önemi işte bu noktada ortaya
çıkıyor.bu gün yapılan eserlerin çok büyük bir bölümünün ya “dım-tıs”müziği ya
da , ajitasyona dayalı “militan müzik”tir. Siyasi kaygılarla yapılan bu
esrelerin hiçbir değeri yoktur. Burada bu tür müziklerin yapılması gerektiği
sonucu çıkarılmamalı. Bunu anlatmadaki beceri ve yorum o müziği kalıcı
kılar.aceleye getirilmiş içi siyasi mesajlarla dolu müzikler özünde rantibyel
müziklerdir.

Üzerinde yaşamış olduğumuz coğrafyanın, yapısal özellikleri
bakımından parçalı olması, yani Kürdistan’ın dört parçaya bölünmesi beraberinde
kültürümüzün bütün parçalarca hunharca katledilip kendileri için kullanılmasına
neden olmuştur. Ve bu neden bizi her türlü saldırıya açık hale getirmiştir. Son
dönemlerde bir çok sanatçımızın da üzülerek söylüyorum, tercih ettiği veya
kolaycılığa kaçarak, bir çok Türkçe eseri Kürtçeleştirmek gibi bir handikap
içine girdiğini de görüyoruz.

TÜRKÇE’DEN KÜRTÇEYE 100’ÜN ÜZERİNDE ESER
ÇEVRİLDİ

-Sizin bildiğiniz kaç eser var böyle?

- Bildiğim
kadarıyla Türkçeden Kürçeye çevrilmiş 100’ün üzerinde eser var. Bunun en azından
ahlaki olmadığına inanıyorum. Bizim bunca güzel eserlerimiz varken, bunca güzel
melodilerimiz varken, ben bunu kolaycılık olarak görüyorum, etik olarak uygun
görmüyorum. Çok da ahlaki değil. Basit bir yaklaşımdır.

-Peki
dışarıdan gelen her müzik tehlikeli midir?

-Hayır kökünü, kimliğini,
adresini verdiğin sürece herhangi bir sakıncası yoktur. Bugün İngilizce biz
müzik de söyleyebilirsiniz ama nereye ait olduğunu belirtmek gerekiyor. Biz bir
kere bu anlayışa karşı savaşıyoruz. Bizim gerçek savaşımımız bu anlayışa
karşıdır. Biz değerleri yok eden değil, değerleri savunan, yaşatılması için çaba
harcayan bir anlayışı savunuyoruz. Yani nihayetinde bu mücadele Ortadoğu’daki
mevcut olan bütün halkların bu zenginliklerini korumak, onları yaşatmak adına
var olmuştur. O yüzden de eğer biz bunu yaparsak, kendimizi inkar etmiş oluruz.


TÜRK MÜZİĞİ KÜRT MÜZİĞİ ÜZERİNDE ŞEKİLLENDİ

-Soruyu bir de
tersinden sorarsak, Kürt müziğinin Türk müziği üzerindeki
etkileri…

-Ben Türk müziğinin Kürt müziği üzerinde şekillendiğine
inanıyorum. Çünkü binlerce eserimiz Türkçeye çevrilmiştir. Bu eserlerimize
birçok kişi sahiplenerek kendi isimleri yazdırmış, kitaplaştırmış, adeta bunu
resmileştirmiştir. Nuri Sesigüzel’den tutun İbrahim Tatlıses’e, Burhan Çaçan’dan
İzzet Altınmeşe’ye ve Celal Yarıcı’ya kadar, daha ismini sayamadığım onlarca
Kürt sanatçının eliyle hatta önleri açılarak adeta teşvik edilerek, madden ve
manen desteklenilerek Kürt müziği tamamen Türkçeleştirilmiş, Türkçe sözler
yazılmıştır. Ya da zaman içinde ya bu kişiler kaynak gösterilmiş ya da hiç
alakasız kişilere kaynak gösterilerek Kürt müziği sahiplenilmişti. Şu anda
yanımda belgeler yok fakat bunlar belgelenebilir. Zaten format olarak Türk
müziği içinde ne kadar yapancı durduğunu görebilirsiniz. Yani üzerine çok yapay
sözler yazılmış ya da tam simültane tercüme edilmiş fakat eser oturmamış çünkü
başka bir kültüre ait olan bir eseri eğer siz Türkçeleştirdiğiniz zaman ya da
başka bir dile çevirdiğiniz zaman misafir gibi durur. Orijinalitesi öbür kültüre
aittir.

DEJENERASYONUN EN HIZLI YAYILDIĞI YER GÜNEY
KÜRDİSTAN

- Federal bir yapının olduğu ve kurumsal anlamda giderek
gelişen Güney Kürdistan’daki müziğin gelişimini nasıl görüyorsunuz?


- Aslında bana göre dejenerasyonun en hızlı yayıldığı yer Güney
Kürdistan’dır. Bir ara Sayın Mesut Barzani de yozlaşmaya karşı dört bin parçanın
radyo ve televizyonlarda yayınlanmamasını istedi. Yani yozlaşmanın boyutlarını
insan görebiliyor. Çünkü direk artık hoşuna giden her melodiyi aldığı gibi
çevirip eser yapma yoluna gidilmiş. Kısa yoldan meşhur olmak, tanınmak, kısa
yoldan bundan nemalanmak isteniyor. Sanatsal olarak bir derinlik, hiçbir
ifadesi, sanatsal değeri olmayan eserler ortaya çıkmış. Çok ucube, çok aşırı,
yani Kürt müziği adında çok kötü şeyler yapılmıştır. Bir de şöyle bir şey de
sözkonusu. Güney Kürdistan bu dejenerasyona daha çok açıktır. Gerekçesine
gelince, sosyolojik nedenlerden kaynaklanan, devamlı savaşlar ve katliamlarla
karşı karşıya olan bir halk gerçekten özgür ortamlarda oturup sanatını
yapabilecek veya kendi kültürü üzerine şekillenebilecek bir ortamı
yakalayamamıştır. Beraberinde hazır olan şeyleri almak, hemen ondan yararlanmak,
hemen parlamak gibi bir kolaycılık seçilmiştir. Bu dejenerasyona, tehlikelere
çok açık bir konuma sürüklemiştir.

KÜRT MÜZİĞİNDEKİ EN BÜYÜK
HANDİKAP

- Kürt müziğinde en büyük handikap nedir?

- Bana
göre Kürt müziğinde en büyük handikap kendini tekrar ve profesyonel bir müzik
pazarının oluşamamasıdır.

-Bunu biraz daha açar mısınız?


- Bu pazar profesyonel anlamdaki kurumsallaşmalardır. Bir kurumun
ekonomik yapısından tutun, başında bulunan kişiye, muhasebesine, reklam bölüne
kadar, bir eserin ortaya çıkabilmesi için gereken bütün yardımcı unsurları olan
profesyonel bir yapılaşmadan bahsediyorum. Bütün dünyada bu işler nasıl oluyorsa
bu bizde de olmalı. Çünkü biz bu dünyada yaşıyoruz. Bu kültür içinde yaşıyoruz.
Bu kültüre rağmen, çok geri, çok amatör bir duruş sergilerseniz kendinizi var
edemezsiniz, geliştiremezsiniz. Ve mevcut kültürler içinde rekabet edebilecek
bir duruma gelmeniz de mümkün olmaz.

SANATÇILARIN ‘REZİL YAŞAM’
ÖZENTİLERİ

-Kürt sanatçılar arasında özentiler dikkat çekiyor. Bu
rahatlıkla görülebiliyor. Bir yandan magazin sayfalarını dedikodu yaşam tarzına
özenti varken, diğer taraftan Hülya Avşar, ‘’hepimiz rezil durumdayız’’ diyerek,
özenti duyulan bu yaşamın nasıl olduğuna dikkat çekiyor, siz bu durumu nasıl
yorumluyorsunuz?

- Ezilen uluslar, ezen ulusların kimliğini almaya
çalışıyor, onlara benzemeye çalışırlar. İnsanların egoları, o kadar geri bir
duruş ki, o kadar insanı kendi özünden uzaklaştıran, çok dar bir alana
sıkıştıran, çok ucube bir özelliktir. İnsan sevildiği zaman, bunu hissettiği
zaman kendisini çok farklı bir dünyada görür. Kendisini ulaşılmaz, kendisini
olağanüstü, mükemmel, karşı konulmaz ve bütün erkleri elinde bulunduran veya
bulundurmak isteyen bir kişiliği geliştirir. Bu da çok tehlikelidir. Özellikle
geri kalmış toplumlarda ve üçüncü dünya ülkelerinde insanın tabulaştırılması bu
geri özellikler üzerine kurulur. Geri toplumlarda tabiri caizse en sıradan bir
memurun bile bir konvoyu vardır. Sanatçılara dokunmak, onlara elini sürmek,
onları öpebilmek, onlar için ulaşılmaz, olağanüstü bir durumdur. Fakat ben buna
tam tersi bakıyorum. Eğer bizim sanatçı dediğimiz, halk sanatçısı dediğimiz
insan, halkı ile beraber değilse, onun yaşadığını yaşamıyorsa, onunla
bütünsellik arz etmiyorsa, o zaman onun sanatçı olduğundan bahsetmek mümkün
değildir. Hiçbir sançtı özelliği taşımıyor demektir. Kendisine yapay kılıflar
oluşturup, kendisine badigardlar oluşturup, kendisini var etmeye çalışıyorsa,
kendisini ifade biçimi olarak bunu yapıyorsa, bence çok geri bir duruştur. Çünkü
bizim sanatçı, insan anlayışımız, bizim toplum anlayışımız bunu reddediyor. Biz
bunu kabul etmiyoruz.

HALKTAN KOPUŞ VAR

- Halktan kopuş mu
var?

- Evet halktan kopuş var bana göre. Yani bu bize çok ters bir
tarz. Çünkü biz bu tarzı reddediyoruz. Sizin de dediğiniz gibi Hülya Avşar bile
bu iğrençliği reddediyorken, bu geri, yozlaşmış, ne sanat ne insanlık adına bu
geri özellikleri reddediyorsa, ve biz bunlara özeniyorsak burada bir terslik var
demektir. Bunu teşhir etmek gerekiyor. Bunu açığa çıkarmak gerekiyor. Çünkü bir
insanın sesinin güzel olması bu insanı ayrıcalıklı kılmaz. Bir insanın
giysisinin çok güzel olması onu ayrıcalıklı kılmaz. Bir insanın insani
özellikleri onu ayrıcalıklı kılar; davranış biçimleri, sanata bakış açısı,
sosyal, siyasal, kültürel derinliği, yaşam felsefesi onu farklı kılar. Farklı
kılardaki kastım, bana göre çünkü ben diyorum ki, bir sanatçı hem bir sosyolog,
hem bir antropolog, hem bir siyasetçi, hem bir psikolog, hem bir tarihçi ve en
sonunda sanatçıdır. Çünkü toplumunu bütün özellikleri ile tanımayan,
araştırmayan bir sanatçı, içinde yaşamış olduğu toplum ve dünyanın özelliklerine
göre sanat üretmesi mümkün değildir. Doğal olarak bütün insani özellikleri
taşıması gerekiyor. Bu anlamda bu tür özentiler, benzeşmeler, Kürt sanatı adına
çok geri bir duruştur.

HİP-HOP VE GELENEKSELLİK

- Müziğin
tıkandığı, nefes alamaz durumda olduğundan bahsettiniz, mesela hip hop gibi Kürt
müziğinin yeni tanıştığı akımlar, Kürt müziğine nefes aldırabilir mi?


- Ben Kürt müziği adına atılan her adımın bir zenginlik olduğuna
inanıyorum. Ama burada bir parantez açmak gerekiyor. Atılan her adımdan kastım,
atılan her sağlıklı adımdan bahsediyorum. Bana göre hip hop bir zenginliktir.
Biz bir halkız ve bizim de gençliğimiz var. Bu gençliğin üzerinde yaşadığı bir
coğrafya var. Ve her coğrafyanın farklı bir kültür ve sanatsal şekillenişi
vardır. Bizim gençliğimiz de bu toplumlar içinde yaşıyor ve doğal olarak bu
toplumlardan etkileniyor. Ancak bizim yapabileceğimiz, bu yeni akımlara kendi
bünyemizde şekillendirerek, onlara nitel olarak bir kimlik kazandırarak onların
önünü açmaktır. Tabi on kişi gelir bu on kişi içinde iki kişi kabul görür. Bu da
o sanatçının total duruşu ile ilgilidir. Yani ürettiği sanat, kalitesi, kendi
bireysel duruşu, onun sanata, dünyaya ve insana dair duruşu belirleyici rol
oynayacaktır.

DİNO’NUN ARŞİVİNDE 4 BİN ESER VAR

- Son iki soru
sizinle ilgili, bir müzik arşivinizin olduğunu duyduk. İçinde neler var, ne
kadar eser var?

-Ever bir arşivim var. Sayısal olarak tam bilmiyorum
ama 4 bin civarında eser var sanırım. Bunlar içinde aşk hikayeleri var. 20’nin
üzerine aşk hikayesi var. Oldukça zengin. Bir de şöyle bir özelliğim var,
gittiğim yerlerden eski çalışmaları alırım, yani çok kibarca bazılarını çalarım.
Çünkü buna ihtiyaç vardır. Bir arşiv haline geldiği zaman ilerde çok işe
yarayacağına inanıyorum. O yüzden bunların toplanması gerekiyor. Kendim de
kullanmıyorum bu arşivi. Şimdiye kadar bu arşivden hiç yararlanmadım. Çünkü ben
üretimi esas alıyorum, sanatta üretimin asıl olduğuna inanıyorum. Tabi bu
herkesin yazması, üretmesi gerektiği anlamına gelmez. Yorumcular vardır,
yazarlar vardır, şairler vardır. Herkes kendi görevini yapar. Eğer
yazabiliyorsam, neden yazmayayım diye düşündüm. Bu konuda çok başarısız olduğuma
inanmıyorum. Ciddi çaba harcıyorum. Tabi başarı izafidir ama ciddi çaba
sahibiyim diyebilirim. İlerde çok ciddi bir kurumlaşma olursa arşivimi teslim
edebilirim.

45 DAKİKALIK DESTAN PROJESİ

-Son olarak kendi
müziğinizin geleceğini tüm bu karamsar tablo içinde nasıl görüyorsunuz, yeni
kasetiniz çıktı, başka ne gibi projeleriniz var?

- Şimdiye kadar üç
albüm yaptım. Bu çalışmalarım da bu tablo içerisinde pozitif bir etki bıraktı.
Tabi bu bizlerin kusursuz olduğu, olağanüstü şeyler yaptığı anlamına gelmiyor.
Ama iyi bir çaba sahibi olmak bence teşebbüste bulunmak başarının yarısıdır veya
başarıya en yakın noktadır. Ben bu noktada ciddi bir çaba harcadığıma
inanıyorum. Başarı farklıdır ama ciddi bir çaba sahibiyim. Bundan sonra da aynı
özellikleri taşıyan, benim düşünce yapımı, tarzımı eserlerimde yansıtabileceğim
bir yol ve yöntem izlemeye devam edeceğim. İlerde bazı projelerim var. Eğer
hayat bulursa, maddi ve manevi imkanları oluşursa, 45 dakikalık bir destan
düşünüyorum. Tek CD’lik. Öyle bir çalışmam var. Henüz hayat bulmuş değil ama.


-Bunun hikayesi belli mi?

- Bunun bir hikayesi olacak.
Bence bu şimdilik kalsın. Bunu sürpriz olarak tutmak istiyorum. Ama dediğim gibi
bunun uygun koşulları olursa. Bunun dışında yakın dönemde tekrar bir CD
çalışması yapmayı düşünmüyorum. Hatta uzun bir süre ara vermeyi düşünüyorum.


BU BİR İSYAN!

- Neden?

-Çünkü başka bir çalışma
yapabilecek ne maddi ne de manevi koşullar yok. Çok zor koşullarda son çalışmamı
yaptım. Şu anda bir klibini bile yapmak için herhangi bir imkan bulamıyorum. Onu
dışında yaşamımı idame edecek kadar uygun bir koşul yok. Bu süreci atlatana
kadar belki de uzun süre, bu güncel ihtiyaçlarımla uğraşmak zorunda kalacağım.
Bunu üzülerek söylüyorum. Bir sanatçı adına, verilebilecek en kötü kararlardan
biridir belki. Ama bu müziği bırakıyorum anlamına gelmiyor. Bu zorunlu bir
tercihtir. Müzik benim yaşamımdır. Benim müziği bırakmam yaşamıma son vermem
anlamına gelir. O yüzden kimse beni bundan koparamaz. Fakat dediğim gibi bu
özgün koşullardan dolayıdır.

- Bu bir isyan mı?

- Evet bu
bir isyandır aslında. Büyük bir tepkidir. Belki benim bireysel tepkim birileri
için çok şey ifade etmez, hiçbir anlam da ifade etmeyebilir. Belki ciddi bir
kayıp da değildir benim müziğe ara vermem. Ancak bir çoğunun müziğe ara vermesi
çok ciddi bir kayıptır. Müziğe ara verenlerin ordusunu kurduğumuzda ciddi bir
kayıptır. Belki Dino tek başına bir şey değildir. Bütün yol ve yöntemleri
denedim. Bu on iki yıllık profesyonel müzik yaşamımda karşılaştığım zorlukları
anlatmam farklı bir olgu. Artık üstesinden gelemiyorum, aşmakta zorlanıyorum. O
anlamı ile de böyle bir karar almak zorunluluğu hissediyorum. Sanırım belli bir
süre bu tür çalışmalara ara vermek zorunda kalacağım. Umarım bu fazla uzun
sürmez…
Bahoz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks
Etiketler
dino, dönemini, kürt, müziği, ozan, sancılı, yaşıyor



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvpl Son Mesaj
Kürt Müziği Ve Kürt Edebiyatı Üzerine Söyleşi Bahoz Roportajlar 0 10-18-2008 11:18
Medreselerden Günümüze Kürt Müziği Projesi tamamlandı ßêrîvan Güncel - Haberler (Nûçeyên Rojane) 0 10-15-2008 17:32


WEZ Format +2. Şuan Saat: 19:36.

Bu sitede yayinlanan program ve içerikler tamamen tanıtım amaçlı olup yayıncı yada hak sahibi isteği doğrultusunda paylasimdan kaldırılır.Lütfen info@jiyan-board.com mail adresinden bizimle irtibata geçiniz.Dosyalar alıntı olup sunucumuzda barındırılmaz.Lütfen Kullanıcı sözleşmesini tekrar gözden geçiriniz.Sitemiz dışındaki linklerden sitemiz sorumlu değildir.
Site Öz Geçmişimiz : jiyanboard.com jiyanboard.net jiyanboard.org jiyanboard.de jiyanname.de jiyan-board.com jiyan-board.org jiyan-board.net
Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® Jiyan-Board Version
Copyright ©2007 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
Kurd Top List Submit website

ROJACIWAN | HPG-ONLINE | CMG-TEAM | EVINDARIM.ORG | CAVEN JIYAN | BIZEKALAN.NET | KURD WEBMASTER | TAK |