Jiyan-Board


FORUM Portal Albümlerim Sosyal Gruplar Kimler Online Bugünki Mesajlar
Geri git   Jiyan-Board.NET > KÜLTÜR SANAT EDEBİYAT BİYOGRAFİ YÖRELERİMİZ > Roportajlar
Kayıt ol CezalilarTüm Albümler Roj Tv Zindi Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Roportajlar Kendi Yaptigimiz ve Diger Roprtajlari Yayinlayabiliriniz

Konu Bilgileri
Konu Başlığı
‘Toplum-Der Ve Kürt Sorunu Üzerine’
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
37

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10-18-2008, 11:19   #1 (permalink)
Banned
 
Bahoz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Activity Longevity
0/20 1/20
Today Mesajlar
0/5 sssss1570
Üye No: 69
Mesajlar: 1,570
Konular: 1767
Referanslari: 6
Arkadaslari: (3)
Nerden: De Loo
Meslek: HTML
Interests: Boş Geç
Biyografi: Eşkiya
Kullandigi Tesekkür: 182
Aldigi Tesekkürler: 74
REP Gücü Puanı: 0
Aldigi REP Puani: 910
Bahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to behold
Ruh Hali:
Son Aktivitesi: 07-27-2009 :   20:56 
Toplam Online Süresi: 6 Gün 3 Saat 19 Dakika 5 Saniye
Submit to Clesto Submit to Digg Submit to Reddit Submit to Furl Submit to Del.icio.us Submit to Jeqq Submit to Spurl
Standart ‘Toplum-Der Ve Kürt Sorunu Üzerine’

İngiliz gazeteci Nicholas BIRCH'ın TOPLUM-DER Genel Başkanı Av.Celal AYGEN ile Yaptığı Röportaj:

Nicholas BIRCH:
TOPLUM-DER'den kısaca bahseder misiniz?

Celal AYGEN: Genel merkezi Diyarbakır'da bulunan TOPLUM-DER, 2003 yılında kuruldu. TOPLUM-DER olarak üç alanda faaliyet gösteriyoruz: İnsan hakları, eğitim, yardımlaşma ve dayanışma…


Bölgemizde faaliyet yürüten bir takım STK'lar var. Fakat ilginçtir, faaliyet bu bölgede gösteriliyor, ama bu halkın sorunları gerçek anlamda pek dile getirilmiyor. Dünyanın eğişik ülkelerinde de insan hakları sorunları var. Ama biz öncelikle Kürt toplumunun yaşadığı sorunları, maruz kaldığı hak ihlallerini dile getirmeye çalışıyoruz. Toplum olarak sahip olduğumuz değerler ve insan hakları gibi konularda toplumu bilgilendirici ya da bireyleri eğitici seminerlerimiz düzenli bir şekilde sürüyor. Bu haftalık seminerlerin dışında paneller, tiyatrolar, basın açıklamaları, sinevizyon gösterimleri şeklinde farklı etkinliklerimiz de oluyor. Ve yine bilindiği üzere Halepçe Katliamı büyük bir insan hakkı ihlalidir. Bu katliamı hatırlamaya yönelik her yıl etkinlik yapıyoruz. "D Tipi Cezaevi" Diyarbakır'da kuruldu. D Tipi cezaevinin koşulları çok ağır. D Tipi cezaevine bazen avukatlarımız gidip geliyor. Oradaki tutuklularla görüşülüyor. Ben de bizzat gittim birkaç defa. Oradaki koşullar oldukça ağır.

Bu ülkede oldukça ağırlığı bulunan, büyük bir öneme sahip olan TOPLUM-DER, bir STK olarak üzerine düşeni en iyi şekilde yapmaya çalışıyor.

Nicholas BIRCH: Siz gönüllü olarak çalışıyorsunuz herhalde?

Celal AYGEN:
Evet. Burada herkes gönüllü çalışıyor.

Nicholas BIRCH: Yaklaşık kaç aileye yardım verdiniz. Bu zamana kadar, öyle bir sayı var mı?

Celal AYGEN: Bazılarını kayıt altına alamadık, sel felaketi döneminde biliyorsunuz durum biraz acildi. Gittik ev ev, kapı kapı dolaşarak verdik, zaten mağdurlar belliydi. Onlar başvurmadan biz gittik. Bismil'de, Çınar'da, Batman'da selzedelere yardımlarımız oldu. Onları zaten kayıt altına alamadık. Diyarbakır'da ve şubelerimizde şu ana kadar binlerce aileye yardım yapıldığı hususunda bilgim var, fakat tam bir sayı vermem çok zor.

Nicholas BIRCH: İkinci soruya gelmek istiyorum. Türk Basınına bakarsanız, şöyle bir olay çıkıyor. Sanki Diyarbakır'da ve genel olarak bölgede yeni bir İslamileştirme gündeme geliyor. Aslında iki senedir, sürekli gündeme geliyor. Ben biraz şüpheli bakıyorum açıkçası böyle hikâyelere. Çünkü bildiğim kadarıyla böyle insanlar hep burada, çok yeni bir şey değil, yeni olan benim gördüğüm kadarıyla bu STK'lar. Siz nasıl bakıyorsunuz, böyle makaleler olduğu zaman neler düşünüyorsunuz?

Celal AYGEN: Daha önce de soranlar oldu. Ben de bazen bu tür yazılar okuyorum ve bu insanların Kürt toplumuna ne kadar yabancı olduklarını daha net anlıyorum. Yani biliyorum ki bunlar Kürt toplumunun burada her yönüyle nasıl yaşadığını bilmiyorlar. Bu toplumda İslam, 1400 yıldan beri vardır. 90'lı yıllarda ise burada büyük bir şiddet başladı ve sistem bu şiddet dalgası içerisinde birçok düşünceyi bastırmaya çalıştı. Tabi bu düşüncelerin böylesi bir şiddet ortamında STK kurmaları pek de mümkün değildi. STK çalışması için hukuk kurallarının devrede olması lazım, hukukun işlemesi gerekir ki STK'lar çalışma yürütebilsin. Bu olmayınca burada öyle bir çalışma da zor. Dolayısıyla ne yapılır, ancak illegal diyebileceğimiz yöntemlerle çalışmalar yürütülebilir.

Nicholas BIRCH: İllegal derken gayri resmi mi?

Celal AYGEN: Evet. Gayri resmi. Yani bir dernek ismi yok, bir vakıf ismi yok, fakat yine düşünceler var, yine bu düşüncelere gönül vermiş insanlar var. 2002'den sonra AB sürecini hızlandırmaya yönelik bazı adımlar atıldıktan sonra birtakım uyum yasaları çıkarıldı. Yasalarda bazı düzenlemeler oldu ve bu yasalar kısmen uygulanmaya başlandılar.

2003'te, bölgedeki ilk İslami STK olan TOPLUM-DER kuruldu. Kurulmamızdan hemen sonra bize yönelik baskılar oldu ve bazı programlarımız yasaklandı, D Tipi Cezaevi ile ilgili programımız iki defa yasaklandı. En ufak bir bahaneyle dava açılabiliyordu.

Nicholas BIRCH: Peki size dava açıldı mı?

Celal AYGEN: Derneğimize yönelik üç-dört dava açıldı. Onun dışında Mizgîn Dergisi'ne yönelik, diyebilirim ki 40'tan fazla soruşturma ya da dava açıldı. Ben bazen adliyeye gidiyorum, yazı işleri müdürümüzün ismini veriyorum, "Bu arkadaşımızın dosyasına bakabilir miyim?" diyorum. Görevli diyor ki "Hangi dosyasını soruyorsunuz? 13-14 dosyası var." Sadece yazı işleri müdürümüzün 13-14 kadar dosyası var. Diyebilirim ki hemen hemen her bir yazarın bir veya iki dosyası var.

Nicholas BIRCH: Kürtçe yayınlandığı için mi? Yoksa başka bir sebepten mi?

Celal AYGEN: Genelde "Kürt ve Kürdistan sorunu" ile ilgili yazı ve şiirlerden dolayı dava açılıyor. Düşünün, hâlâ "Kürdistan" kavramından dolayı dava açılabiliyor. Kuzey Irak denilen -ki diğer adıyla Güney Kürdistan'da- Kürt Devleti kurulmasına rağmen ve dünyanın çoğu kabul etmiş olmasına rağmen hâlâ Türkiye'de bu kavram kabul edilmiyor.

AB sürecine yönelik yasalar da tam anlamıyla sağlıklı bir şekilde uygulanmadı. Aslında önemli olan, Türkiye'nin AB'ye girmesi ya da girmemesi de değil, önemli olan bu ülkede düşünce ve ifade özgürlüğünün olmasıdır. Bu, AB ile olacaksa öyle olsun. Ama biz isterdik ki halkın talepleriyle yasal düzenlemeler olsun. Halk, düşüncesini ifade etmek istiyor. Yönetim de bunu normal karşılasın, halka güvensin. Toplumun büyük bir kitlesi, bu düşüncelere saygı duyulmasını istiyor. Sistem; Kürt, Kürdistan kavramından bile korkar hale gelmiş. Bu şekilde devlet yönetilemez. Burada bazı hak ve özgürlükler güvence altına alınsaydı, Kürtlerin talepleri doğru şekilde okunsaydı, çok daha güzel bir ortam oluşurdu. Kürtler ve Türkler arasındaki kardeşlik daha bir pekişirdi.

Nicholas BIRCH: Türkiye'de bir sürü korku var değil mi?

Celal AYGEN: Evet, korkular var ve bu korkular var oldukça da bu toplumda huzur kolay kolay oluşmaz. Bu devleti yönetenler, bir başörtüsü ile devletin yıkılmayacağını ya da Kürtlerin dillerini konuşmaları, televizyonlarının olması ya da taleplerinin mecliste yansıtılması ile devletin yıkılmayacağını anlasalardı bugün birçok sorun çözülürdü. Bu halkın siyasal taleplerinin yanısıra kültürel, ekonomik ve sosyal taleplerinin de sistem tarafından doğru algılanması gerekiyor. Bunlar yapılsaydı, bence şuana kadar yaşanan acılar da yaşanmazdı. Türk devleti, Kürt halkının taleplerini doğru şekilde algılarsa; korkmadan, çekinmeden Kürt sorununu üniversitelerde, tv'lerde ve her yönüyle tartışabilse, çözüm o zaman mümkün olur. Ama Türkiye yöneticileri, aydınları, medyası bu sorunu tartışmaktan bile çekiniyor, korkuyor. Avrupa ya da diğer değişik ülkelerde Kürt sorunu konuşuldu mu ya da Kürtlerin her hangi siyasal çalışması oldu mu, hemen "Ya İngiliz parmağıdır ya Alman parmağıdır" denilip bu çalışmalar karalanmaya çalışılır. Şeyh Said dönemine kadar giden bir hikâyedir bu. Hâlâ da aynı türden karalamalar var. Şuanda da Kürtlerin aydınları Sezgin Tanrıkulu ya da değişik Kürt aydınları için de ne diyorlar? "Bunlar AB'den destek alarak bu işleri yapıyorlar. Avrupa bizi bölmeye çalışıyor, Avrupa bizi şöyle yapmaya çalışıyor. Amerika bize yeni tuzaklar kurmaya çalışıyor." gibi algılamalar ve karalamalar devam ediyor.

Nicholas BIRCH: Şu gayri resmiye dönmek istiyorum. Bazılarıyla konuştuğum zaman 90'lı yıllarda sanki bölgede iki grup vardı. Bu bana çok ilginç geliyor. Yani herhalde herkes ya PKK'li ya Hizbullahçı değildi.

Celal AYGEN: Tabi ki değildi. Ama PKK'lilerin ve Hizbullahçıların birbirleriyle olan çatışması Türk medyası tarafından bilinçli olarak hep gündemde tutuldu. Sanki bu bölgedeki İslami kesimin çoğunu Hizbullahçılar temsil ediyormuş gibi suni bir görüntü oluşturulmaya çalışıldı. Med-Zehracılara, Toplum-Der'dekilerine, Mazlum-Der'dekilerine sorarsanız, Ay-Der'dekilerine, Zehracılara sorarsanız Hizbullahçılar ile hiçbir ilişkisi yok. Bölge halkının %95'nin Hizbullahçılarla ilgisi yoktu. Oysa bunların her biri 90'lı yıllarda burada yaşıyorlardı.

Nicholas BIRCH: Yani devletin sunmaya çalıştığı şu; Kürt ya PKK'lidir ya Hizbullahçı'dır.

Celal AYGEN: Evet 90'lı yılların şartlarında Türk devleti böyle bir politika yürütüyordu. O zaman Toplum-Der'in camia olarak o büyük çalışmaları yine vardı, Nurcuların, Mazlum-Der'in vs. diğer İslami kesimlerin çalışmaları yine vardı. Belki STK olarak yoktu ama herkesin kendine göre belli bir çalışması hep olmuştur. Türk medyasının çirkin bir geleneği de şudur; en çok bu bölgedeki çatışma haberlerini öne çıkarır. Türk medyası hiçbir zaman buradaki kültürel çalışmaları, sanatsal çalışmaları, sosyal faaliyetleri, ilmi faaliyetleri öne çıkarmaz. Türk Medyası bölgeyi hep bir çatışma ortamı ve olumsuzlukların sürekli yaşandığı bir coğrafya olarak sunmaya çalışıyor. Ve böylelikle Türk kamuoyunun bilinçaltına şu düşünceyi yerleştirmeye çalışıyor: "Bakın bölgedeki asker ne kadar olumsuz koşullarda vatani görevini yapıyor. Polis ne kadar olumsuz koşullarda, şiddet ortamında çalışıyor." Evet, bu havayı oluşturmaya çalışıyorlar. O yüzden burada polis, asker batıdakine göre çok daha kolay bir şekilde hukuk dışı uygulamada bulunuyor. Polisin, askerin burada yaptığı hukuksuzlukları bir nevi meşru göstermeye çalışıyorlar. Mehmetçik çok kötü koşullardadır, mecburen sivillere ateş açar, mecburen hukuksuzluklar da yapar. O düşünceyi zihinlere yerleştirmek istiyorlar.

Nicholas BIRCH: Şimdi siyasete gelelim. Ben 2005'ten bu yana pek iyimser değilim. AKP bence kötü gidiyor. Kürt sorununda, açıkçası onlardan pek fazla bir şey beklemiyorum. Siz neler düşünüyorsunuz AKP ile ilgili?

Celal AYGEN: 22 Temmuz seçimlerinden sonra genelde merak edilen şuydu; AKP bölgede neden o kadar oy aldı? Bize göre AKP'nin bölgede böylesine yüksek oy alması sadece onun İslami söylemleriyle, bölgedeki İslami gelişmeler arasındaki ilişki ile açıklanamaz. Dikkat edilirse bölgeden CHP silindi. Burada CHP'nin oyları nereye gitti? AKP'ye gitti. DYP, Genç Parti, DSP olsun buradan milletvekili çıkaramadılar. Yani bölge halkı, bunların 22 Temmuz Seçimi öncesindeki Kürt karşıtı söylemlerini, sınır ötesi operasyon vs. söylemlerini göz önünde bulundurarak, bu konuda daha temkinli konuşan AKP'yi tercih etmişti. Seçim sürecinde Kürtler'de şu düşünce oluştu: "Biz ya oylarımızı AKP'ye vereceğiz ya da CHP, SHP, DP, GP, MHP'ye vereceğiz." Dolayısıyla halk burada bunların alternatifi olarak AKP'ye yöneldi. İkinci bir nokta da DTP'nin yanlışlıklarıdır. Kürt sorunu konusunda hedefleri belli olmayan, tutarsız ve günübirlik söylem ve siyasetler DTP'nin eksileri olarak sayılabilir. Ayrıca hangi halkın içerisinde siyaset yapılacaksa o halkın değerlerinin göz önünde bulundurulması gerekir. Yani DTP gidip İngiltere'de siyaset yapacaksa İngiliz halkının değerlerini göz önünde bulundurmak zorundadır. DTP, Kürt halkının İslami değerlerini daha fazla samimi olarak göz önünde bulundursaydı, belki de bu oy kaybına uğramazdı. AKP'nin burada güçlenmesi gördüğümüz gibi muhalefet eksikliğinden kaynaklanıyor. Gerçek anlamda ona alternatif olabilecek bir muhalefet yok, bölgede en güçlü muhalif DTP idi. DTP'nin de birçok hataları var. Aysel Tuğluk çıkıyor, adeta bir kemalist gibi konuşuyor, Hasip Kaplan çıkıyor azılı bir kemalist gibi konuşuyor. Bu halkın benimsemeyeceği şeyleri söylüyor. 22 Temmuz seçimlerinden sonra da bazı DTP'lilerin buna benzer çıkışları yine oldu. Hasip Kaplan "İrtica konusunda, askerle aynı şeyleri düşünüyoruz." türünden demeçler veriyor. Ya da Emine Ayna çıkıyor "Biz Kurban Bayramı'ndan vazgeçeriz, ama Newroz'dan asla…" diyor. Bırakın Kürtlerin genelini, bu tür söylemler bizzat DTP'nin tabanından bile tepki görüyor ve var olan tabanlarını kendi söylemleriyle eritmiş oluyorlar.

AKP'ye tekrar gelecek olursak; AKP, 22 Temmuz Seçimleri'nden sonra kendini daha net belli etti. Kürtlerin bir beklentisi de şuydu; AKP, AB'nin hatırına bile olsa bazı adımlar attı ve de atmaya devam edecek. Bu da Kürt sorununun biraz daha rahat bir şekilde ifade edilmesini sağladı. Kürt sorunu çözümü noktasında bazı beklentiler oluştu. Ama AKP 22 Temmuz seçimlerinden sonra o adımları sürdürmedi. Hatta sınır ötesi operasyonlar, Kürtlerin beklentilerinin tam tersi bir gelişmeydi. Ya da 2008 Newroz kutlamalarında bizzat AKP hükümetinin emrindeki valiler bazı illerde Newroz'u yasakladı. Newroz kutlamalarında bazı Kürtler öldü.

Nicholas BIRCH: Van'daki vali AKP'nin emrinde mi?

Celal AYGEN: Sonuçta vali hükümetin emrindedir. Mesela şu anda bir soruşturma başlatılırsa, söz konusu illerdeki vali ve emniyet müdürleri görevden alınırsa deriz ki tamam bu olayla belki de hükümetin kontrolü dışında oldu. Ama bu yönde hiçbir girişim yok, emniyet müdürü olsun, vali olsun hepsi hiçbir şey olmamış gibi görevlerinin başında. Ki daha öncesinde DTP heyeti gidip Cumhurbaşkanı ile görüşmüştü, İçişleri Bakanı ile görüşmüştü. İçişleri Bakanı'ndan bu noktada da teminatlar almıştı.

AKP şimdi ise bir paket hazırlıyor. Güneydoğu paketi diye ya da Kürt paketi diye değişik isimlendirmeler var. Fakat baktığımızda daha çok ekonomik içerikli çözümler. Oysa yıllardır söyleniyor, Kürt sorunu salt ekonomik bir sorun değil, bu halk midesi aç olduğu için başkaldırmıyor. Bu halkın aç olduğu taraf, hak ve özgürlükleridir. Bir insanın, bir toplumun dilini yasaklarsanız, siyasal anlamda onun haklarını tanımazsanız, bu halkı bu anlamda aç bırakırsanız. Midesini doldursanız bile bu halk, yine de hak ve özgürlüklerini ister. Dolayısıyla hak ve özgürlükler noktasında bazı çözümler olması gerekir. Ama AKP paketinde bunlar pek yok, çözümler daha çok ekonomik temelde. Sanki bu halkın gençlerinin dağa gitmesi sadece ekmek bulamadıkları, iş bulamadıkları içindir. Çok basit bir yaklaşım, bu da çözümsüzlüğü getiriyor.

Sistem içerisinde değişmeyen, resmi ideoloji ve resmi söylemdir. AKP, on yılların biriktirdiği sorunların sonuçlarını, sanki Kürt sorununun sebepleriymiş gibi göstermeye çalışıyor. Tabiî ki ekonomik sorunlar, Kürt sorununun sebebi değil, bir sonucudur. Dile getirdiği paket de Kürt sorununu resmi devlet söylemine göre yorumlamadır. Kürt sorununun boyutlarını salt ekonomik temele indirgeyip küçültmektir. Kürt sorunu çözülmedikçe ne sosyal sorunlar çözülür, ne siyasal ve ne de ekonomik sorunlar sorunlar çözülür. Aslında onlar da biliyorlar, sorunun ne olduğunu ama resmi söylem dışına çıkamıyorlar.

Nicholas BIRCH: Sizce ne yapılması gerekiyor? Öncelikle neler yapılabilir?

Celal AYGEN: Öncelikle bu sorunun serbestçe konuşulabilmesi, Türkiye'deki aydınlar, siyasetçiler, askeri yöneticiler yani her kesim tarafından konuşulması ve tartışılması gerekir.

İkinci olarak da bunun çözüm önerileri noktasında bu halkın talepleri göz önünde bulundurularak bir çözüm ortaya konulmalıdır. Bu halkın talepleri de bellidir. Tamam, Türklerle beraber yaşamak istiyor bu halk. Ama aynı koşullarda, aynı haklarla yaşamak istiyor. Bu halkın yüz yıllardır, bin yıllardır yaşadığı bir coğrafyadır Kürdistan. Bu halk, Türklerle eşit haklar temelinde yaşamak istiyor. Türkler kendi coğrafyalarında ne kadar hak sahibi ise kültürleri, dilleri, değerleri ne kadar yaşıyorsa, yaşatılıyorsa bu halk da aynı koşullarda kendini görmek istiyor. Türklerle Kürtlerin beraber yaşayacağı federal bir sistem olabilir, eyalet sistemi olabilir ya da daha değişik bir şekilde olabilir. Bu halkın gerçekten de Türklerle yüzyıllardan gelen bir iletişimi, bir ilişkisi zaten var. Fakat bu ilişkinin de yine eşit haklar temelinde, adil bir şekilde tekrar dizayn edilmesi gerekiyor.

Nicholas BIRCH: Bunu yapmak için herhalde yeni anayasal düzenlemenin olması lazım?

Celal AYGEN: Tabi anayasanın değiştirilmesi, ondan sonra kurumların tekrar bu zihniyetle şekillendirilmesi gerekiyor.

Nicholas BIRCH: Yani yeni bir anayasa olmadan olmaz?

Celal AYGEN: Evet olmaz. Anayasada Kürt kelimesi bile yok, düşünün artık Kürt kelimesi bile anayasada yasak. Böyle bir anayasa ile çözüm olmaz.

Nicholas BIRCH: Bu Müslüman kardeşlik fikri, AKP'nin dillendirdiği "biz Müslümanız, Kürt kardeşlerimiz Müslüman öylece beraber devam edeceğiz yola" söylemiyle nereye kadar gidilebilir?

Celal AYGEN: Bu söylem AKP'den önce de vardı. Kürtler ne zaman ki hak ve özgürlük talebinde bulundular hemen önlerine konulan şu; "Biz Müslüman iki kardeş halkız, biz kız alıp vermişiz, biz et ve tırnak gibiyiz..." Ondan sonra kalkıp istediğin gibi Kürt halkının haklarından mahrum bırakıyorsun ve buna kardeşlik diyorsun. Hayır, bu kardeşlik değildir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir Hadis-i Şerif'te diyor ki; "Müslümanlar, bir tarağın dişleri gibi eşittir." Kardeşliğin böyle olması gerekir. Ama Türkiye'de bu eşitlik yok, senin dilin konuşuluyor ama Kürdün dili konuşulmuyor, senin tarihin anlı şanlı bir şekilde dile getiriliyor ama Kürdün tarihi yasaklanıyor, sen kendi coğrafyana Türkiye diyebiliyorsun ama Kürtlerin kendi coğrafyasına Kürdistan demesi yasaklanıyor, sen yönetimde bulunabiliyorsun ama Kürtler ancak Türk olarak yönetime gelebiliyorlar. Hangi Kürt bugün mecliste ben bir Kürt temsilcisi olarak mecliste bulunuyorum diyebiliyor ki. Kürtlerin taleplerini net bir şekilde orda ortaya koyabilecek bir temsilci yok.

Yani bu kardeşlik söylemi inandırıcı değil. Somut olaylar, eylemler bunu gösterdi. 28 Mart 2006 Diyarbakır olaylarına bizzat Başbakan "Çocuk da olsa gereken yapılacaktır." dedi ve ardından birçok çocuk öldürüldü, dört yüzün üzerinde çocuk gözaltına alındı ve geçenlerde Yüksekova, Van olaylarında basının gözü önünde 14 yaşındaki bir çocuğun kolu kırıldı. Kardeşlik söylemini, var olan somut eylemlerle yan yana getirdiğinizde kardeşliğin bu olmadığı zaten ortaya çıkıyor.
Bahoz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks
Etiketler
‘toplumder, kürt, sorunu, Üzerine’



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvpl Son Mesaj
''AKP’nin ‘Kürt vekilleri’ korkuyor mu?'' Kurdish Defacer Güncel - Haberler (Nûçeyên Rojane) 3 12-26-2008 12:49
Kürt illerindeki valilere ‘süper yetki’ Berfin Güncel - Haberler (Nûçeyên Rojane) 0 10-15-2008 10:44
Gerilla Köşker Kürt Toplum Merkezi’nde anıldı ßêrîvan Güncel - Haberler (Nûçeyên Rojane) 0 10-13-2008 15:16
KCK: Kürt sorunu Irak’ta değil Türkiye’de ßêrîvan Güncel - Haberler (Nûçeyên Rojane) 1 10-09-2008 14:47


WEZ Format +2. Şuan Saat: 02:00.

Bu sitede yayinlanan program ve içerikler tamamen tanıtım amaçlı olup yayıncı yada hak sahibi isteği doğrultusunda paylasimdan kaldırılır.Lütfen info@jiyan-board.com mail adresinden bizimle irtibata geçiniz.Dosyalar alıntı olup sunucumuzda barındırılmaz.Lütfen Kullanıcı sözleşmesini tekrar gözden geçiriniz.Sitemiz dışındaki linklerden sitemiz sorumlu değildir.
Site Öz Geçmişimiz : jiyanboard.com jiyanboard.net jiyanboard.org jiyanboard.de jiyanname.de jiyan-board.com jiyan-board.org jiyan-board.net
Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® Jiyan-Board Version
Copyright ©2007 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
Kurd Top List Submit website

ROJACIWAN | HPG-ONLINE | CMG-TEAM | EVINDARIM.ORG | CAVEN JIYAN | BIZEKALAN.NET | KURD WEBMASTER | TAK |