Jiyan-Board


FORUM Portal Albümlerim Sosyal Gruplar Kimler Online Bugünki Mesajlar
Geri git   Jiyan-Board.NET > KÜLTÜR SANAT EDEBİYAT BİYOGRAFİ YÖRELERİMİZ > Roportajlar
CezalilarTüm Albümler Roj Tv Zindi Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Roportajlar Kendi Yaptigimiz ve Diger Roprtajlari Yayinlayabiliriniz

Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Ahmet Kaya'nın Eşi,Gülten Kaya İle Röportaj!..
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
164

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10-18-2008, 11:11   #1 (permalink)
Banned
 
Bahoz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Activity Longevity
0/20 1/20
Today Mesajlar
0/5 sssss1570
Üye No: 69
Mesajlar: 1,570
Konular: 1767
Referanslari: 6
Arkadaslari: (3)
Nerden: De Loo
Meslek: HTML
Interests: Boş Geç
Biyografi: Eşkiya
Kullandigi Tesekkür: 182
Aldigi Tesekkürler: 74
REP Gücü Puanı: 0
Aldigi REP Puani: 910
Bahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to behold
Ruh Hali:
Son Aktivitesi: 07-27-2009 :   20:56 
Toplam Online Süresi: 6 Gün 3 Saat 19 Dakika 5 Saniye
Submit to Clesto Submit to Digg Submit to Reddit Submit to Furl Submit to Del.icio.us Submit to Jeqq Submit to Spurl
Standart Ahmet Kaya'nın Eşi,Gülten Kaya İle Röportaj!..

Bölgemizden Gazeteci Hasan Kahraman'ın, Ahmet Kaya'nın Eşi Gülten Kaya ile Röportajı



• Ahmet Kaya ile nasıl tanıştınız? İlk gördüğünüzde onun hakkında ne düşündünüz?



Ahmet’le müziğin mutfağında, bir ses kayıt stüdyosunda tanıştık. Bu tanışmadan önce onun sadece ilk albümü ‘Ağlama Bebeğim’ çıkmıştı ve ben onu tanımadan bu albümü dinlemiştim. O albümün kapağında hafif bir illüstrasyon vardı ve orada üniversiteli bir genç adam gibi algılanıyordu. İlk karşılaşmamızda ciddi bir şaşkınlık yaşadığımı anımsıyorum, zira kocaman bir adam vardı karşımda ama açıkçası çok da yakışıklıydı.



• Ahmet Kaya bir ödül töreninde Kürtçe klip ve şarkı yüzünden ‘vatan haini’ ilan edildi ama şu anda Türkiye´de Kürtçe şarkı söylemek en azından şimdiki koşullarda daha serbest. Sizce bu adil bir davranış mı ?



Bu ülkede adalet, sanırım en çok telaffuz edilen ve bir o kadar da içi boşaltılan kavramlardan biri olmaya başladı şu son 10 yılda. Ben Kürtçe şarkılar üzerinde bir ‘serbestlik’ olduğunu henüz gözlemlemiş değilim. Bir halka ve diline yapılan saygısızlık ve yok sayış tavrı aynı şekilde ve aynı ‘resmiyet cübbesi’ içinde karşımızda duruyor. Devlet TV’sinden yapılan o ‘nispi’ yayını kastediyorsanız, o beni hiç heyecanlandırmıyor açıkçası, tersine bunu bir ‘hak’ sunumuna büründürmelerini son derece ciddiyetsiz buluyorum. Dolayısıyla ortada sorgulayabileceğimiz bir ‘adalet’ kavramı yok ama Eflatun’un sözleriyle açıklanacak bir durum var: “Adaletsizliği işleyen, çekenden daha sefildir.”



• Magazin Gazetecileri Derneği ödül töreninden dört gün sonra, Hürriyet Gazetesi, Ahmet Kaya’yı hedef alan ‘Ayıp Ettin Gözüm’ manşeti ile bir fotoğraf yayımladı. Bir gün sonra gözaltına alınan Ahmet Kaya, ardından serbest bırakıldı. Daha sonra Ahmet Kaya hakkında “bölücülük yaptığı” iddiası ile dava açıldı. Ahmet Kaya’ya yönelik linç girişimini bizzat ‘boyalı’ basının körüklediğini düşünüyor musunuz?



Düşünmeme gerek yok, gerçek bu zaten. O basın tüm hazırlığını ve kurgusunu buna göre yapmıştı. İddianamesini bu kurgudan yola çıkarak hazırlayan savcı ise, dosyasını ne yazık ki sadece bazı TV’lerin ana haber sunucularının subjektif yorumlarını içeren kasetler ve gazete kupürleriyle donatmıştı. Davanın sürdüğü aylar boyunca, bu haberi yapan gazete mahkemeye ne bir görüntü, ne gerçek bir delil, ne de bir tanık sunabildi. Zaten Ahmet Kaya, iddia edilenin aksine, 1993 yılında yurtdışına çıkmamıştı bile. Olmayan bir konserin türetilmiş fotoğrafı, ne ilginçtir ki, 1999 yılında iyi bir fotomontajla servis edildi ve kocaman iddialarla bir dava açıldı. Belgesiz, kanıtsız, tanıksız, aylarca
herkesin gözü önünde süren bu haksız ve mesnetsiz yargılama neticesinde, aynı gazete mahkemeye “elimizde başkaca delil yoktur” yazısı yolladı ve ‘İlahi Hukuk Komedyası’ da böylece bitti.



• Kürtçe şarkıların eskiye göre kısmen de olsa daha serbest olmasında sizce Ahmet Kaya’nın rolü nedir?



Bu kısmi durumun varlığını ben çok hissedemesem de, Ahmet Kaya’ya ödetilen bedele pay ayırmak gerektiğini düşünüyorum. Bu ülkede sanattaki tüm ilerlemeler (edebiyatta, müzikte, sinemada vs) hep ağır bedeller sonucu gerçekleşiyor. Düşüncede de keza böyle. Yakın tarihe baktığımızda bunun örneklerine rastlayabiliriz. Örneğin 301. madde üzerinde yapılan revizyon bile Sevgili Hrant’ımızın bizden alınmasından sonra olmuştur (ki, bana göre tamamen kaldırılması gerekiyordu). Bir söze, bir harfe dokunmanın, beynini hayat adına, değişim ve gelişme için, hakkaniyet için kullanmanın bedeli ağır bu memlekette ama kim yadsıyabilir ki bu ödenen bedelleri?



• Egemen çevreler neden Ahmet Kaya’yı kendi varlıklarını tehdit eden bir unsur olarak algıladılar?



Ahmet Kaya bir muhalifti. O güzel şarkılar bile, hayat içerisinde her bakımdan incitilmişler, hırpalanmışlar ve ötekileştirilmişler içindi. “Tehlikeli şiir okur / Dünyaya sataşırım ben” diyebilen biri, kendisine yazılan kadere bu kadar razı, kendini doğru ve cesurca tanımlamaktan bile ürken ya da kaçınan bir sisteme bir beden büyük geliyor işte. Sanat ve düşüncenin etkisinin farkında olanlar (sizin deyiminizle ‘egemenler’) varlık koşulları gereği, egemenliklerinin, erklerinin sarsılmasına göz yummazlar. Hem muhalif, hem Kürt iseniz, bu ülkede iki kere ‘öteki’ sayılıyorsunuz zaten. Ahmet Kaya ‘uygun adım’ yürümüyor, oyuna katılmıyordu… Ve şarkılarıyla etkiliyordu sokağı. Bu sorunun, bu kadar sadedir yanıtı.



• Ahmet Kaya’nın son yıllarında Kürt kimliğini daha fazla öne çıkarmaya başlamasını nasıl açıklayabilirsiniz ?



Önce, onunla hayatı paylaşmış biri olarak bu sorunun içeriğine katılmadığımı söylemeliyim. Benim tanıklık ajandamda, ona ait, kendi kültürel kimliğine ilişkin kesintisiz bir göz yaşarması vardır hep. Adı başka türlü konan ve bu ülke çocuklarının telef edildiği savaşın acısının en çok yükseldiği 1994’te yaptığı albümün (Şarkılarım Dağlara) konseptine bakmalı. Kürtlerin kendilerini parlamentoda temsil haklarının bile baraj sistemi vb. nedenlerle ellerinden alınması, tamamen yok sayılmalarıdır Ahmet’in son çıkışının nedeni. Seçimler yaklaşıyordu ve Kürt halkı en doğal demokratik hakkından bile yoksun bırakılmaya çalışılıyordu. Öte yandan, kendisine bu kadar haksızlık yapılan bir halk dünyanın neresinde olursa olsun, Ahmet’in kalbi onların yanında olurdu. Hep söylediğim bir şey var onunla ilgili: O genetik muhaliftir…



• Ahmet Kaya’nın Fransa’ya gitmesi, planlanmış bir şey miydi yoksa aniden mi karar verdiniz?



Hayır, bunu planlamamıştık. O süreç şöyle başladı: Ahmet Kaya yargılanmaya başladığında, benim sözleşmesini çoktan imzaladığım bir Avrupa turnemiz vardı. Mahkemenin koyduğu yurtdışına çıkış yasağına avukatlarımız bu turne gerekçesiyle de itiraz etti ve bu yasak kalktı. Yani, o zaten turneyi gerçekleştirmek üzere yurtdışına çıktı ama orada konserler sürerken, burada da masa başı haberler üretilmeye ve yeni davalar açılmaya başladı. Böylece Ahmet’in ülkesine dönüş yolları, özellikle sokakta estirilen ürkütücü linç havasıyla tümden kapatılmış oldu. Gidişat içerisinde, bu kurgu haberlerle açılan davaların birinden tekrar tutuklama-yakalama emri çıkınca, fiili bir sürgün süreci başlamış oldu.



• Sürgünde nasıl bir Ahmet Kaya vardı?



Yalnız bırakılmış, hırpalanmış, acıtılmış ama kendi haklılığına ve tavrına tarihsel açıdan da inanan bir Ahmet’ti sürgünde yaşayan. Hakkında her şeyin manipüle edildiği, yalan haberlerle medya gündeminden düşürülmeyen, sürekli ülkesini özleyen ve kendisine yapılan bu haksızlığı tolore edemeyen bir Ahmet Kaya vardı. Söylediği şuydu: “Herkes benim gemileri yaktığımı düşünüyor, oysa benim kıyıya bağladığım küçük bir kayığım var. Bir gece, hiç kimse duymadan, sessizce, karanlık sulara açılıp ülkeme döneceğim!”



• Yaptığı son albümün bir şarkısında, bazı dostlarına kendisini yalnız bıraktıkları için ince bir sitem var. Ahmet Kaya, dostlarına kırgın mı ayrıldı?



Burada iki şeyi birbirinden ayırmak lazım: Gerçek dostlar ve kendisini bizim dostumuz ilan edenler. Zaman bunları birbirinden son derece net bir şekilde ayırt ediyor zaten. fiu bir gerçek: Az önce de sözünü ettiğim o ürkütücü linç havası herkesi o kadar sarmalamıştı ki, bazıları Ahmet’e selam verseler dahi yanacaklarını düşünüyorlardı. Hâkim olan durumun adını ben daha net koyuyorum: Korkaklık, vefasızlık. Elbette yalnız bırakılmışlık onun üzerinde çok yıkıcı bir etki yarattı. O bu tutumu anlamakta zorlanıyordu, zira böyle bir durum bir başkasının başına gelseydi o neler yapardı… Elbette istisnalar da vardı. Hiç unutmam, sevgili Âşık Mahsuni gelmişti sürgün evimize. Ahmet ona menemen yapmış, mutfak masasında oturup birer kadeh de şarap içmişler. Ahmet’ten ayrılırken dönüp arkasına bakmış, Ahmet’in balkondan ona el sallarkenki hali çok dokunmuş Mahsuni’ye. Koca adam, “Buna dayanamıyorum, o görüntü gitmiyor gözümden” deyip hüngür hüngür ağlamıştı.



• Ahmet Kaya’nın en çok isyan ettiği durum veya olay neydi?



Kendisine yapılan haksızlık ve kendisini doğru anlamda ifade edebileceği bir alanın olmaması. Düşünün ki, repertuarına almak istediği masum bir şarkı isteğini paylaştığında aldığı yanıt şu oluyor: “Defol bu ülkeden, sünnetsiz pezevenk!” Yani, bir başka halk üzerinden de gerçekleşiyor saldırı. Bunları söyleyenler şu anda hâlâ medyada ne yazık ki.



• Ahmet Kaya’sız geçen sekiz yılı nasıl özetlersiniz?



Halk, kendi kederlerine yanıt bulmak için “Zaman çaredir” demiş ama benim pratiğim bunu doğrulamıyor. Zamana rağmen giderek daha çok özlüyorum ve bu özlemi gidermede daha çaresiz kalıyorum. Kesik kolunuzun yerindeki boşluğun sürekli sızlaması gibi bir duygu bu. Tüm bu yılları onun fiilen yokluğuna rağmen onunla, onun güzel şarkılarıyla ve sevenleriyle geçirdim. Melis’in (kızım) varlığı iyi bir ilaçtı bana. Ona yapılan haksızlığı hep gündemimde tutmak, hayata onun yerine de cevap olmaya çalışmakla geçiyor zaman, ama yokluğa asla deva bulunamıyor.



• Zaman zaman kimi ‘sol’ çevreler ‘Yorgun Demokrat’ kasetinden sonra, Ahmet Kaya’yı ‘Devrimci Arabesk’ yapmakla suçladı. Ahmet Kaya bu iddiayı nasıl değerlendirirdi?



Ahmet, bu topraklara ait tüm kültürlere açmıştı kendini. Sol ya da aydın, bazı ‘elit’lerin, sokağı, sokağın sesini, kültürünü hiç duymamaları sarsmazdı onu. Bazen yazıklandığı olurdu onlara bu kısır algılarından dolayı, bazen de tersine, onların yok saydığının altını çizerdi hep. Arabesk’i bir müzik türünden ziyade bir kültür olarak algılar ve bizimki gibi toplumlara ait olduğunu doğru anlamda çözümlerdi. Elbette o tarzdan etkilendiği gerçeğini bilirdi ama bu tarzın müzikteki yansıması olan kadercilikten uzaktı zaten. Müziğinde bolca duyulan yaylı (keman, viyola, çello vb.) seslerin bağlama gibi bir enstrümanla birlikte kullanılmasının yadırganması da söz konusu tabii, bu tanım, ya da sizin deyiminizle ‘suçlama’ için. Biraz da espriyle söylediği bir söz vardı, bunu Agos okurlarıyla paylaşmadan geçemeyeceğim: “Bizim aydınlarımız gün içerisinde birileriyle, ya da gece eşleriyle tartıştıkları zaman Chopin, Bach değil, gizli gizli Ahmet Kaya’dan ‘Olmasaydı Sonumuz Böyle’ yi dinleyip kahırlanırlar.”



• 12 Eylül’den sonra, Ahmet Kaya şarkılarında, yaşadığımız coğrafyanın toplumsal ve sosyal tarihini okumak mümkün mü? 1980 sonrası gençlikte Ahmet Kaya nasıl bir iz bıraktı?



Bana göre mümkün. Ülke gündemi ile Ahmet Kaya şarkıları arasında hep bir paralellik vardır, çünkü o toplumcu ve muhalif bir sanatçıydı. Sokağı ve sokağa yansıyan her şeyi iliklerine kadar duyumsuyordu ve onu üretirken motive eden tam da buydu. Benim de ait olduğum (‘78’liler’ olarak tanımlanan) kuşağın ve o kuşağın yaşadıklarının mikrofonu gibiydi Ahmet. Onların seslerinin derinlere kapatıldığı sıralarda, belki onların da yerine hayata ses kattığı için, özellikle o kuşağın kendisini Ahmet Kaya şarkılarında bulduğunu söylemek mümkün.



• Yaşadığımız ülke demokratik ve özgür olduğu ve şartlar elverdiği zaman, Ahmet Kaya’yı hasretinden dayanamayıp kalp krizi geçirdiği ana toprağına getirmeyi düşünüyor musunuz?



“Demokratik ve özgür bir ülke” tanımı ben yaşıyorken hayat bulursa, elbette.



• fiu an sembolik de olsa Ahmet Kaya’nın mezarında doğup büyüdüğü yer olan Malatya’dan (Kürecik) getirilen toprak var. Bir nebze de olsa, Ahmet Kaya, toprağı ile buluştu diyebilir misiniz?



Bu, sizin de söylediğiniz gibi elbette son derece sembolik bir şey. Yurttaşı olduğunuz ülkeniz tarafından bu kadar incitildikten sonra bu sembolik toprak ruhunuza iyi gelir mi bilemem ama, kendi adıma şunu söyleyebilirim: Bu durumu oluşturmak bana küçücük de olsa bir huzur vermiyor değil. Öte yandan, yine yurttaşı olduğunuz topraklarda yaşarken çok incitildikten sonra o topraklara gömülmek (sevgili Hrant Dink gibi) bu sonuçta payı olan kimi, ne kadar rahatlatır acaba? Bu mudur, bu aklı apaydın insanlara karşı yurdun görevi? Sorgulanmalı tabii…



• Röportajlarınızda sık sorulmuş sorulardan biri: “Ahmet Kaya öldü mü?” ortalıkta Ahmet Kaya’nın ölmediğine dair çok fazla söylentinin dolaşmasının nedeni nedir sizce?



Onu sevenlerin böyle düşünüyor olmasını (çünkü onu uğurlayamadılar, tanıklık edemediler, şarkıları hayatın ortasında duruyor, buna hazırlıklı değillerdi vs) algılamakla birlikte, bunun üzerinden yapılan bazı şarlatanlıkları algılamakta zorlanıyorum elbette. Televizyonlara çıkıp bu konuda tezler ileri sürmelerini ayıplıyorum. Dünyanın her yerinde bu kadar beklenmedik ve ani kayıplara ilişkin efsaneler üretilir ama bunlar masumdur. Bu polemiği ciddi ciddi tartışmanın altında nasıl bir ruh durumu olduğunu açıklamakta zorlanıyorum ben.



• Son olarak, Agos okurlarına bir mesajınız var mı ?



Tümünü sevgi ve içtenlikle selamlıyorum. Ahmet’i ve Ahmet’ten Harput türküleri dinlemeyi çok seven ve bugün bu söyleşiyi bile Agos’u yaratmadaki emeğine ve inançlı kalbine borçlu olduğumuz sevgili Hrant Dink’imizin, yani o güzel atlara binip giden bu güzel insanların da bu dünyadan geçtiğini hiç unutmamalarını diliyorum. finorhagal yem. Kaynak: Agos Gazetesi
Bahoz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks
Etiketler
ahmet, eşi, gülten, kaya, kayanın, röportaj, İle



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvpl Son Mesaj
Jiyana Ahmet Kaya Bahoz Hunermenden Kurd 4 01-28-2009 11:48
Ahmet Kaya'nın gençlik resimleri... Denge Jiyan Kürtçe Albüm Tanıtım 0 10-10-2008 15:27


WEZ Format +2. Şuan Saat: 06:09.

Bu sitede yayinlanan program ve içerikler tamamen tanıtım amaçlı olup yayıncı yada hak sahibi isteği doğrultusunda paylasimdan kaldırılır.Lütfen info@jiyan-board.com mail adresinden bizimle irtibata geçiniz.Dosyalar alıntı olup sunucumuzda barındırılmaz.Lütfen Kullanıcı sözleşmesini tekrar gözden geçiriniz.Sitemiz dışındaki linklerden sitemiz sorumlu değildir.
Site Öz Geçmişimiz : jiyanboard.com jiyanboard.net jiyanboard.org jiyanboard.de jiyanname.de jiyan-board.com jiyan-board.org jiyan-board.net
Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® Jiyan-Board Version
Copyright ©2007 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
Kurd Top List Submit website

ROJACIWAN | HPG-ONLINE | CMG-TEAM | EVINDARIM.ORG | CAVEN JIYAN | BIZEKALAN.NET | KURD WEBMASTER | TAK |