Jiyan-Board


FORUM Portal Albümlerim Sosyal Gruplar Kimler Online Bugünki Mesajlar
Geri git   Jiyan-Board.NET > KÜLTÜR SANAT EDEBİYAT BİYOGRAFİ YÖRELERİMİZ > Roportajlar
Kayıt ol CezalilarTüm Albümler Roj Tv Zindi Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Roportajlar Kendi Yaptigimiz ve Diger Roprtajlari Yayinlayabiliriniz

Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Gülîstan Perwer'le Röportaj
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
27

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10-11-2008, 22:19   #1 (permalink)
Banned
 
Bahoz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Activity Longevity
0/20 1/20
Today Mesajlar
0/5 sssss1570
Üye No: 69
Mesajlar: 1,570
Konular: 1767
Referanslari: 6
Arkadaslari: (3)
Nerden: De Loo
Meslek: HTML
Interests: Boş Geç
Biyografi: Eşkiya
Kullandigi Tesekkür: 182
Aldigi Tesekkürler: 74
REP Gücü Puanı: 0
Aldigi REP Puani: 910
Bahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to beholdBahoz is a splendid one to behold
Ruh Hali:
Son Aktivitesi: 07-27-2009 :   20:56 
Toplam Online Süresi: 6 Gün 3 Saat 19 Dakika 5 Saniye
Submit to Clesto Submit to Digg Submit to Reddit Submit to Furl Submit to Del.icio.us Submit to Jeqq Submit to Spurl
Standart Gülîstan Perwer'le Röportaj

Dugularınız şahlandığında gürül gürül akmak istersiniz. Öyle bir coşmuşsunuzdur ki o anda hiç bir şeyin bu dalgalar karşısında bent oluşturmayacağını düşünürsünüz. Yönünü belli etmiş bir akıntı gibi direk hedefe doğru akarsınız. Bazen de hüzünlenir ağlarsınız. Çok derin bir acı çekersiniz. Acının bastırılmış dayanılmazlığına karşı isyan edersiniz. O Sesler sürükler sizi... o sesler yaşam parolanız olur... Dugularınız artık uyanmıştır. Yeri ona dar gelmektedir. Daha büyük okyanuslarla buluşmak ister. Kabararak ilerler ve dev dalgalarla kendi isyanına doğru gider...

O sesler... Hayatınızdaki isyansal dönüm noktalarıyla özdeşleşir... İsyanlarımız bazen bir marşta, bazen bir kahramanlık türküsünde bazen de acılı bir ağıtta sese dökülür...

Gulîstan"dan Sinano Kirovo"yu dinleyip de derin bir acıyı hissetmeyen var mıdır? Kürt halk kahramanı Agit üzerine yapılan ağıdı dinleyip de gözyaşı dökmemek elde mi? Bir devrimci için Devrim marşları dinleyip de yerinde durmak mümkün mü?

Uzun yıllardır Kürt halkının tanıdığı bir sanatçısınız. Gulîstan olarak siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Ben 1962"de Urfa'ya bağlı küçük bir köyde dünyaya geldim. Köyümüz bir üçgende bulunur. Bir tarafı Siverek, bir tarafı Viranşehir ve bir tarafı da Urfa"dır. Altı yaşına kadar köydeydik. Daha sonra Viranşehir'e taşındık.

Annem Diyarbakırlıdır. Siverek"te doğmuş, büyümüş ama kendini Diyarbakırlı hissederdi. Osmanlı döneminde Siverek ve Viranşehir Diyarbakır"a bağlıydı. Sonradan Urfa"ya bağlandı. Viranşehir"e taşındık. Ancak köyümüzle hep bir bağlantımız vardı. Yarı köylü yarı şehirli, böyle bir karışım var desem yerinde olur. Hem köy-kırsal kültürünün kısmende olsa şehir kültürünün gelişmeye başladığı bir alanda büyüdüm. 15-16 yaşına kadar Viranşehir"de yaşadım. 16 yaşımdan sonra da 30 yıllık Avrupa sürecim başlıyor. Henüz çok gençken ülkeden ayrıldım.

Almanya"ya geldiğimde nişanlıydım. Köln"de evlendim. Bildiğiniz Gülistan"ım işte. Avrupa"ya çıktıktan sonra sanat yaşamım da başlamış oldu.

Avrupa"ya gelmeden önce de müziğe ilginiz var mıydı?

Şimdi Kürt toplumunu bilmeyenler için sanki biz böyle hemen ortaya çıkmışız gibi oluyor. Öyle değil tabiki. Çok uzun bir geçmişi var, çok derin ve köklüdür diyebilirim.

Mesela köyümüz bir okul gibiydi, bir müzik okulu, tiyatro okulu, bir eğitim kurumu gibiydi. Orada insanlar doğallığında kendini yetiştirirdi. Ve çok iyi olamayanlar cemaatlerin içinde öne çıkıp bir şey söyleyemezlerdi, söylettirmezlerdi de. Çünkü söylemen için çok iyi olman gerekiyordu o topluluk içinde. Böyle bir gelenek ve kültürden dolayı Urfa"da herkes dengbejdi Karakeçi bölgesinde. Bir ölçüt var; ses güzelliği. Ama o sesi güzel kullanmak önemli. Sese anlam katmak, duygu katmak, o sesi konuşturmak burada önemli olan ölçü. O sesi iyi kullanmadıkça kimse sana “afferim” demez yani. Bu durum çok oturmuş bir müzik kültürünün olduğunu gösterir. Köklü bir gelenek tarafından sürekli sınanıyorsunuz. Her sınanma sizi yeniden eğitiyor. Bu doğallığında gelişen bir süreçtir. Ama ağırlığını her an üzerinizde hissediyorsunuz.

Bahsettiğiniz bu doğal gelişimi biraz daha açabilir misiniz? Çocukluktan itibaren nasıl öğreniliyor bunlar?

Örneğin halam küçükken beni çok etkilemiştir. Onlar bêriye giderlerdi, beni de yanlarına alırladı. Bizim orada uzun havalara delal denir. Onlar beriye giderken -diyelim ki 5 km yürüyorsunuz- varış noktasına kadar, bu mesafe boyunca hep delaller söylenirdi. Biri susar diğeri başlardı, birbirlerine devrederek sürerdi. Ve bu her gün tekrarlanırdı. Yaşamınızın kendisi böyle bir kültür içinde şekilleniyor.

Aslında bêriye giderkenki o duyguyu şimdi düşünüyorum da, feodal toplumlarda kadınların rolünü biliyorsunuz. Kürtlerde kadınlar duygularnı, aşklarını, sevdalarını direk yaşamayazlar. İşte o delaller bir arınmaya dönüşürdü. Söylenemeyenler o uzun yol boyunca sese dökülürdü. Her kadın o kadar ortak acılar yaşardı ki, birbirlerine devrettiklerinde sanki aynı kadın söylüyor sanırdınız. Aslında bir bakıma aynı kadındır. Bedenler farklı olsa da anlatılan aynı kadının hikayesiydi. Anlatılan hikaye kaldığı yereden herkesin ortak hikayesiymiş gibi devam ederdi. İçlerindeki o duygu yoğunluğunu, gizli aşklarını seslerine verirlerdi, seslerine akıtırlardı. Yaşamda dile gelmeyenler delallerle haykırılırdı.

Bizim orada doğa bahar dönemlerinde cennet olurdu, renk cümbüşü ve kokular. O kokuyu hala arıyorum. Doğanın çiçeklenmesi, güllerin oluşumu insanı sarhoş eder, insan sanki bir hayal âleminde hisseder kendini. O genç kızlar duygularının derinliğini, yaşanmamışlıklarını doğa ile bütünleştiriyorlardı. Bazıları “Kürtler niye bu kadar yanık söyler? Niye müzikleri bu kadar dokunaklıdır” diyor. Kürtlerin yaşamında özellikle kadının yaşamında o yanık ağıtlar çok büyük bir rol oynamıştır.

Bu delalleri sessiz bir yakarış, kabullenmeyiş olarak nitelendirebilir miyiz?

Elbetteki. Yani Kürtler de hala çok tartışılan kadına dönük şiddet, kendi duygularını ifade edememeleri, geleneklerin baskısı, sevdiklerine kavuşamamaları gibi nedenlerin toplamı kadına çok daha içli şeyler söylettiriyor.

Şimdi ben kendi küçüklüğümden örneklerle anlatayım. Mesela benim halam sevdiğine varamadı. Çıkıp da “ben şunu seviyorum” diyemedi, istediği ile evlenemedi. İstemediği ve hiç göremediği biri ile evlendi. O klamlar dışında onun tutunabileceği hiç bir şeyi yoktu. Bütün duygularını, bütün kabullenmeyişini, bütün çaresizliğini o ağıtlara döktü. Bu nedenle klamlar sadece bir türkü olarak ele alınamaz. Çünkü onlar bir yaşamdır, yaşamın kendisidir. Bir hayatı anlatır. Halam evlendiği için kendisini ölü bildi, ölüme gidiyordu yani, ve o uzun klamlar onun ölüm ağıtları gibi bir şeydi. Kendi ağıdını okuyordu her gün. Yaşarken bir kadının kendi ölüm ağıdını okuduğunu hiç düşündünüz mü? Ben onun acısını hissediyordum o zaman. O sesine yüklediği duygulardan anlıyordum ve hiç bir çaresi yoktu. Babama, kardeşlerine karşı çıkamadı. “Demek ki bana uygun görüyorlar, ben onlar içinde ölüme giderim” diye düşündü belki de ve kendini feda etti, binlerce adı bilinmeyen Kürt kadını gibi.

Siz kendinizi anlattığınız bu geleneğin sürdürücüsü olarak mı değerlendiriyorsunuz?

Tabi ki, ben de o ortamda büyüdüm. O klamları dinledim. Kadınların acısını hissettim. Ama ben kendimi bir çok kadına göre daha şanslı hissediyorum. Çünkü mücadeleyle tanıştım. Mücadelenin başlaması ile bize yaşam alanları açıldı. Sesimi halkıma duyurdum; yoksa ben de geleneklerin kurbanı olan bir Kürt kadını olabilirdim. Mücadele ve sesim sayesinde halkımın karşısına bir kişilik olarak çıkabildim.

Tam olarak bu müziğinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Geleridir (halk müziği). Binlerce yıllık bir gelenektir halkın kendisinin oluşturduğu. Halkın doğal yaşamının bir sonucudur. Ve bu yaşamın sanata dökülmüş halidir. Biz Avrupa"ya çıktıktan sonra o dönem Devrimci Hareketin ve mücadelenin ön planda olduğu bir süreçti ve daha çok döneme uygun olarak protest müzik yaptık. 80"lerde filan bu geleneğe henüz uzaktık aslında. Çünkü halk müziğini biraz gerici bulduk, reddettik. Yane feodalizme karşı çıkmakla kültürel değerleri birbirine karıştırıdık ve gerici bulduk. O dönemki algılamamız biraz böyleydi. Eksik ve yetersiz bir algılamaydı.

70-90"lı yıllar arasında özellikle iki kuşak siz ve sizin gibi sanatçıların söylediği devrimci marşlardan, türkülerinden etkilendi.

Evet, biz geleriyi o dönem biraz geriye ittik. Devrimci hareket başlamıştı. Feodal yapı ve geri bir sistem kırılmaya çalışılıyordu. Biz de bunu müziğimizde başlattık. Ulusal müzik motiflerini, devrimci motifleri kullandık. Halka siyasal mesajlar sunan, onun mücadelesinin önünü açacak mesajlar veren marşlar söyledik. Halkımızın kendi dili ile okuma yazma oranı o dönemde oldukça azdı. Biz de Kürtçe müzik ile kulak ile, yani ulusal bilinci güçlendirmeyi amaçladık. Temel amaç ulusal uyanıştı. Devrimci ajitasyom ve propagandaya ihtiyaç vardı. Biz de bunu yaptık. Ama mücadele gelişip artık devrimci ajitasyona ihtiyaç kalmadığında geleriye dönmeye başladık, yeniden anlamaya ve yorumlamaya çalıştık. O bir ara dönemdi, bir geçiş dönemiydi. Ben bu her iki döneme de sahip çıkıyorum, hem de bilinçli olarak; o devrimci marşlar gerekliydi bu güne gelmemizde önemli katkıları oldu. 90"lardan sonra halk ayaklandı, ulusal bilinç gelişmeye başladı. Çok önemli gelişmeler sağladı Kürt halkı. Her dönem kendi sanatını, klamını oluşturur. Şimdi de halk ayaklanmış durumda. Bu beni çok heyecanlandırıyor, olup birde bu süreçlerin şarkısını yapmak isterdim. İnsan bir yaşa geldikten sonra binlerce yıllık değerlerine daha farklı sahip çıkıyor. Bu dönemin klamları da birçok Kürt sanatçı tarafından yapılmaya çalışılıyor. Dolayısıyla yapılan sanat veya müzik yaşanılan gereçliklerden bağımsız ele alınamaz. Ya yapılanları anlatmak istersiniz ya da yapmak istediklerinizi anlatmak istersiniz...

Sinano Kirivo"yu sizden dinlemek gerçekten başka. Sizinle özdeşleşmiş bir klam. Yanılıyor da olabilirim ama Sinano"yu diğer söylediğiniz klamlardan da bir başka söylüyorsunuz...

Evet... Sinano dediğim gibi benim çocukluğumun resmidir, gerçekliğin fotoğrafıdır, duyguların, duygularımızın anlatımıdır. Ben size halamı anlattım. Bütün Kürt kadınlarının acısını içimde hissederek Sinanoyu söylüyorum. Biliyorsunuz Sinano sevdiğine kavuşmamış bir kadının hikâyesini anlatıyor. Kadın kara sevdaya düşüyor ve sevdiğine kavuşamadan ölüyor. Gelenekler kavuşmalarına izin vermiyor. Kirvelik var aralarında. Kürtlerde kirveler birbirleriyle evlenmezler. Ama O kivresine aşık oluyor. “bizim suçumuz nedir” diye soruyor klamda. Bu onun üzerine yazılmış bir klam. Onun üzerine yakılmış bir ağıt. Köydeyken etrafımdaki genç kızlardan hep dinledim; stüdyoya girerken de gözlerimi kapattım ve köye gittim. Bêriye giderken nasıl söylüyorduysak aynen öyle söyledim. O parçanın duygu yoğunluğu oradan geliyor. O kadınlarla birlikte söylüyorum. Yanıklığı beslendiği acıdan ileri geliyor ve bu acıyı tanımışlıktan, yaşamışlıktan ileri geliyor.

O halde her Kürt kadınının bir klamı vardır diyebilir miyiz?

Tabiî ki var. Çünkü her kadının bir acısı vardır. İster sese döksün, ister dökmesin ama her kadının mutlaka bir klamı vardır.

Kafanızda çizdiğiniz bir çocukluk portresi var; Avrupa koşullarının müzik üretiminizi nasıl etkilediğini düşünüyorsunuz?

Ben hiç bir zaman ruhta, duyguda ülkeden kopmadım. 30 yıl burada yaşamama rağmen bağlarımı korumak için çok çaba gösterdim. Eğer Kürt sanatçısı iddianız ve Kürtçe söyleme iddianız varsa o duyguları çok yoğun yaşamanız lazım. Avrupa ortamında Avrupayi yaşayarak klam söyleyemezsiniz, mümkün değil. Onun için ben hayatım boyunca bunu ilke edindim. Bir de hep acıyı yaşadık, hep mücadele ile birlikte, halkımız ile birlikte olduk. Onların gündemi ile birlikteydik. Roj TV"yi bir gün izlemesem kendimi gündemden kopmuş gibi hissediyorum. Bu mücadeleden beslendik. Onun ürettiklerinden kendi payımıza düşen kısmı ile kendimizi geliştirmeye çalıştık. Eğer kendimi buradaki yaşama konsantre etmiş olsaydım müziği bırakmış olurdum. Bu duygularım da olmazdı, beni hiç bir şey heyecanlandırmazdı, küçüklüğüm hatıralarımda kalırdı sadece.

Yeterince üretebildiğinizi düşünüyor musunuz?

Bocalama dönemleri oluyor tabi. Bazen çok düşünerek geçiyor, bazen iç çatışmalarla geçiyor; koşullar ve insan psikolojisi ile alakalı bir durum bu. İnsanın yaşamında bazı belirsizlikler oldu mu doğal olarak etkiliyor. Sürekli ürettiğimi söyleyemem. Bu konuda yetersiz kaldığımın farkındayım.yıllarca Avrupa"da ülke ülke dolaştım. Oğlumu büyüttüm. Nasıl yardımcı olabilirim diye enerjimi ona kanalize ettim. Kendi çalışmalarımı ihmal ettim. Çalışmam gerekiyordu. Evim İsveç"teydi. Ama bir yere konsantre olamadım. Şimdi yeni yeni toparlanmaya başladım. Hep göçebe gibi yaşadım.

Almanya"ya geldim ilk süreçlerde. Serxwebun orada doğdu. Tek çocuğumdu. İsveç, Almanya, İngiltere, Belçika arasında sürekli gelip gittim. Düzenli bir yaşamım olmadı. Şimdi Almanya"ya yerleştim. Umarım burası son olur. Ve ben burada güzel çalışmalar yaparım.

Sizler bir dönemin sanatsal öncülüğünü yaptınız. Uzun bir dönemdir çıkış yapan Kürt kadın ses sanatçıları da var. Genel olarak Kürt kadınlarının bu arayışını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Evet önemli çıkışlar yapılmaya çalışılıyor. Ama biraz kendileri olsalar daha iyi olur diye düşünüyorum. Kürt kadın sanatçılar olarak maalesef şimdiye kadar kendimiz tam olamadık. Çünkü diğer birçok alanda olduğu gibi bu alanda da erkekler bizim işimize çok karışıyor. Diyelim kadın sadece sesi ile eşlik ediyor. Erkek onun aranjmanlığını yapıyor, çalgısını çalıyor. Kadın renginin yansıdığı bir çalışma olmasını isterdim. Maalesef Kürt kadınları arasında böyle bir çalışma olmadı. Çok iyi sesler var, hırslı olan bir şeyler yapmak isteyenler var, takdir ediyorum. Ama farklı bir şeyler yapılabilir. Bizde müzik otoritesi olarak görülecek kadın çok az. Sadece söylemek yetmiyor. Bunun felsefesini de oluşturmak önemlidir diye düşünüyorum. Erkeğe muhtaç bir kadın sanatçılığı herzaman zayıf kalır.

Kadın olarak ciddi bir ayrımcılık yaşadınız mı?

Elbette ki, yaşanıyor ama kendi açımdan şöyle diyebilirim; yani çok bariz değil çünkü iyi ki böyle bir hareket var, gerçekten bütün alanlarda Kürt kadınları için bir nefes borusu oluyor. Yoksa erkekler bizi boğardı. Feodal toplumda bir kadının sahne alıp türkü söylemesi “hafif kadın” anlamına gelir. Ama bu politik ortamda biraz zor tabi. İyiki modern bir hareketimiz var.

İslam kültüründe kadının şarkı söylemesi günah olarak kabul edilir. Bu konuda Kürtleri aynı kültür içinde mi değerlendiriyorsunuz?

Aslında tam olarak öyle değil. Biz köy yaşamında İslamı biraz kendimize uydurmuşuz. Kürt kadını erkekle birlikte üretiyor bu alanda. Govendler el ele tutuşularak yapılır. Ama İslam"a göre bu günah sayılıyor. Kadın özgürce kendi cemaati içinde klamını da söylüyor. Ölü üzerindeki ağıtları hep kadınlar yakar. Hiç erkeklerin söylediğine şahit olunmadı. Stranê Şin derler. İyi ki İslamı biraz kendimize benzetmişiz, yoksa bugünkü toplumsal dokumuzda çok farklı şeyler olurdu.

Acı mı insana hep klam söylettirir. Mutluluğun klamı olamaz mı? Dinlerken bile hüzün bizleri daha çok çekiyor...

Kürtlerin yaşamına baktığınız zaman, trajedilerle dolu bir yaşam ve Kürtler kendi yaşamlarını müzikleştirmişlerdir. Olmayan bir şeyi stran haline getirebilir misiniz? Yaşanmış olanlar dile getirilmiş. Acıdır ama böyledir. Kürtlerdeki yaşam trajedisi korkunçtur. Aşiret çatışmaları. Yani hep ölüm, trajedi, ağıt. Bizde mutluluk nedir; düğündür, orada da govenddir, govendlerde coşku dile getirilir. Bir de toprak üretimiyle, ekinle ilgili türküler vardır. Ekme ve biçme dönemlerinin parçaları bunlar. O dönemlere özgü klamlardır. Bu anlamda da yaşam neyse klamlarda odur. Üretiminiz neyse klamda dile gelen de odur. Klamlarda hep kölelik gerçeği işlenir. Kadınlarda ise yüzde 99"u baskıyı, geri gelenekleri, bastırdıkları, dile getirmedikleri tüm bir yaşamın kendisi işlenir. Kadının bütün hayatını içeriyor, doğuşundan ölümüne kadar bir süreci anlatıyor. Kadın bütün acısını ona doküyor. Bu işin psikolojik ve sosyolojik yönlerinden bahsediyorum. Politik yönü ise o dönemin düzenini ve sistemini anlatıyor olmalarıdır.

Eskiden Kürtlerde mirlik vardı. Botan"da mesela Mir Bedirxan döneminde saray için yapılmış çok güzel müzikler var. Kürtlerin bir imparatorluğu olsaydı daha farklı müzik olurdu. Kürtler ne yaşamışsa onu dile getirmişler. Yani yaşayan canlı bir tarihtir klamlar. Kürtlerde okuma yazma oranı az. Tarihini sesle üretmişler, günümüze kadar getirmişler. Klamlara sığınmışlar. Klamlara baktığınız zaman tarih var, coğrafya var. Bir klamı dinlerken geçtiği yerin coğrafyası, çiçekleri, otları, nehirleri ne varsa gözünüzde canlanır. Dağlarını analtıyor, edebiyat var. Bir kadını, bir erkeği tasvir ettiği zaman roman gibi tasvir yapar, Kürtçenin bütünlüklü böyle bir güzelliği var. Sadece matematik ve fizik yok, onun dışında bilgi olarak ne varsa hepsi işlenmiş.

Kendi tarihini öğrenmek isteyen olursa denbejleri dinlemeli. Ben Şakiro"yu dinlediğim zaman bundan 40 yıl önceki Serhatı kafamda canlandırabiliyorum. Mesela bir mirin kızını, aşiret yapısını anlatıyor, ben oradan Kürtlerin sosyal yapısını hemen anlıyorum. Kürtlerde ne sinema vardı ne tiyatro vardı resim vs. bunlar yoktu. Nasıl olacak? Ancak ses ile bu yapılabilirdi; Kürtler kendilerine yabancılaştığı gibi o müziklerede yabancılaştılar. Oysa ki bu kültür köküne indikçe tatmadığın bir yemek gibidir.

Meryam Xan ve Ayşe Şan"ı bu gelenek içerisinde nereye oturtuyorsunuz?

Aslında devrimci müzikte öncü olarak örnek alacağımız bir gelenek yoktu ama geleri müzikte Meryem Xan ve Ayşe Şanlar vardı. Ayşe Şan hak ettiği saygıyı göremedi malesef, çok acı çekti. Yaşamı çok trajiktir. Meryem Xan"ın da yaşamı çok trajiktir. Hayatlarını okudukça çok duygulanıyorum. Meryem Xan Mir hanedanından biri ile evleniyor. Kocası O"na klam söylemeyi yasaklıyor, ama O söylemeye devam ediyor. Bu nedenle kocası O"nu boşuyor. Sonra O"da hizmetçilik yaparak türkü söylüyor. Sonra Bağdat"ta bulunan Kürt radyosuna gidiyor kendi çabası ile ve biz oradan biliyoruz, tanıyoruz O"nu. Bütün o acılarını, yaşamadıklarını klamlarına döküyor. Yine Gülbahar diye bir sanatçımız var. Baas döneminde Kürt otonomisi vardı bir süre. O"da kendi ailesi tarafından cezalandırılıyor, aşiretten kovuluyor, gidiyor Bağdat"ta yaşıyor. “Kötü kadın” oldu diye kimse ziyaret etmiyor ailesinden. Bu kadınların hayatı ayrı bir olay, bir de ses sanatçılığı yaptıkları için ayrıca cezalandırılıyorlar.

Şu an en çok yapmak istediğiniz şey...

Çok istediğim şey iyi bir albüm yapmaktır.Çünkü albüm bir çocuk gibidir, bir kadın doğurmak ister, çocuğunun hayalini kurar, heyecanını taşır. Albümlerimde benim için bir çocuk gibidir. En büyük hayalim yeni bir albüm dünyaya getirmektir.

Son olarak başka nelerle uğraşıyorsunuz? Farklı hobileriniz, uğraşlarınız var mı?

Bu aralar sporla ilgileniyorum. Bana iyi geliyor. Kendimi iyi hissetmeme sebep oluyor. Kitap okuyorum. Haberleri takip ediyorum düzenli. Gündemi takip ediyorum.

Yazımla aranız nasıl?

Bazı denemelerim vardı, rahmetli Mahmut Baksi"ye gösterdim. Mükemmeliyetçi bir yanım var. Çok iyi olmadı mı pek cesaret edemiyorum. O"na gösterdim. Önce inanmadı. Sonra “sen yazar olabilirsin, senin duyguların çok şey.” dedi. Ama kendime zaman ayırabilirsem yoğunlaşırım.
Bahoz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks
Etiketler
gülistan, perwerle, röportaj



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvpl Son Mesaj
Metin Kahraman ile röportaj Bahoz Roportajlar 0 10-11-2008 22:16
Koma Rewşen'le röportaj Bahoz Roportajlar 0 10-11-2008 22:16
Welatê Me Xweş Gülistan.. H£WiDAR Helbest (Şiir) 1 10-11-2008 20:50
Welatê Me Xweş Gülistan.. H£WiDAR Helbest (Şiir) 0 10-08-2008 23:09


WEZ Format +2. Şuan Saat: 06:16.

Bu sitede yayinlanan program ve içerikler tamamen tanıtım amaçlı olup yayıncı yada hak sahibi isteği doğrultusunda paylasimdan kaldırılır.Lütfen info@jiyan-board.com mail adresinden bizimle irtibata geçiniz.Dosyalar alıntı olup sunucumuzda barındırılmaz.Lütfen Kullanıcı sözleşmesini tekrar gözden geçiriniz.Sitemiz dışındaki linklerden sitemiz sorumlu değildir.
Site Öz Geçmişimiz : jiyanboard.com jiyanboard.net jiyanboard.org jiyanboard.de jiyanname.de jiyan-board.com jiyan-board.org jiyan-board.net
Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® Jiyan-Board Version
Copyright ©2007 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
Kurd Top List Submit website

ROJACIWAN | HPG-ONLINE | CMG-TEAM | EVINDARIM.ORG | CAVEN JIYAN | BIZEKALAN.NET | KURD WEBMASTER | TAK |