|
Jiyan-Board
|
|||||||
| Kayıt ol | Cezalilar | Tüm Albümler | Roj Tv Zindi | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| Roportajlar Kendi Yaptigimiz ve Diger Roprtajlari Yayinlayabiliriniz |
|
||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) | ||||||||
|
Banned
![]() Üyelik tarihi: Sep 2008
Üye No: 69
Mesajlar: 1,570
Konular: 1767
Referanslari: 6
Arkadaslari: (3)
Nerden: De Loo
Meslek: HTML
Interests: Boş Geç
Biyografi: Eşkiya
Kullandigi Tesekkür: 182 Aldigi Tesekkürler: 74
REP Gücü Puanı: 0
Aldigi REP Puani: 910 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali:
Son Aktivitesi: 07-27-2009 :
20:56
Toplam Online Süresi: 6 Gün 3 Saat 19 Dakika 5 Saniye
|
Necip Çapraz'ın Geylani ile yaptığı pazar söyleşisi:
![]() - Meclisteki bir yılınızı geride bıraktınız, bu 1 yıllık süreci kendiniz ve partiniz açısından değerlendirir misinz? Türkiye'de bir darbe anayasasından gıdasını alan antidemokratik siyasi partiler ve %10 barajlı seçim yasası nedeniyle partimiz 22 Temmuz 2007 seçimlerine sıfır ekonomik kaynakla, bağımsız adaylarla seçime girmiş ve gurup kuracak kadar milletvekili çıkartmıştır (22 kişi). Bu, dünyada görülmemiş bir siyasi hadisedir. “1'inci yasama yılı toplumun beklentilerine yanıt vermedi” Öncelikle bir yıllık meclis çalışmaları; genel anlamda Türkiye'yi , geleceği demokrasi, barış ve çağcıl hukuk olacak bir zemine taşımamıştır. Kısır döngü ve polemiklerle tamamlanan birinci yasama yılının toplumun beklentilerine yanıt vermediği bir gerçek. Bu gerçeği açığa çıkarma adına en büyük performansı tüm olumsuz koşullara rağmen DTP grubu göstermiştir. Geçen bu süreçte siyasi yasağım sürdüğü halde ve meclis iç tüzük kısıtlamalarına rağmen biri sözlü olmak üzere ilgili bakanlara 8 soru önergesi verdim. 2 kez gündem dışı, 6 kez de yasaların madde değişiklikleri üzerinde konuşmalarım oldu. DTP grubunun iç tüzük hakları kapsamında her DTP'li milletvekilli bu ve benzer çalışmalarının oldukça çok üstünde birinci yasama yılına katkı sunmuşlardır. Bu katkının ağırlığı da Türkiye'yi çağdaş, demokratik, toplumsal kazanım gerçekleştirmiş, başta Kürt sorunu olmak üzere sorunlarını çözmüş bir ülkeyi yaratma çabası olmuştur.- Hakkari'nin iktidar partisinde yer alan diğer 2 vekiliyle, Hakkari'de yaşanan sorunlar ve yatırımlar konusunda birbirinizle iletişim kurabiliyor musunuz, Hakkari vekillerinin birbirleriyle diyaloğu nasıl? Hakkaki'nin iki milletvekilleri ile aramızda nezaket kurallarında bir sorun yok. Ne var ki yaşanan sorunların sorumlusu ve çözüm mercii iktidar partisi olduğu için, doğal olarak bakış açılarımız çakışmıyor. “Aramızda ciddi bir siyasi duruş ayrılığı var” Bize göre en büyük yatırım, barış ve demokrasi yatırımıdır. Diğer tüm yatırımlar vatandaşın hakkı ve iktidarların görevidir. 25 yıldır bitmeyen savaşın yeniden bölgeyi kan gölüne çevirecek, Kürtlerin imhasını beraberinde getirecek sınır ötesi, havadan ve karadan operasyonlar için tezkereye el kaldıranlarla ciddi bir siyasi duruş ayrılığımız vardır. Ama bu ayrılığı toplumsal barış adına dostluğa çevirmek için herkesle ve her zeminde diyaloğa ve birlikteliğe hazır olduğumuzu belirtmek isterim. - DTP, Türkiye partisi olma çabasında başarıya ulaştı mı? DTP'nin, bugünkü konumuyla Türkiye'nin tüm sorunlarının çözümüne yanıt olamıyor eleştirisinde haklılık payı vardır. Türkiye'de işçilerin, emekçilerin, esnafın, sivil toplum örgütlerinin, sendikaların insan hakları kuruluşlarının özet olarak tüm sosyal katmanların özellikle de köylülüğün devasa sorunları vardır. Tüm bu sorunların çözüm projelerini üretmekle pozitif sonuçlandırmak her siyasi partinin görevidir. Eksikliklerimiz adına zaman zaman özeleştirimiz olmuştur ve bunları en azından asgariye indirme çabalarımız sürmektedir. Ancak empati yapmak gerekir. HEP'in kurulduğu günden bu yana bu süreç, tüm partiler üzerinde korkunç hukuk dışı bir baskı uygulamıştır. Genel başkanları dahil binlerce yöneticisi tutuklanmış, işkence görmüş, faili meçhule gitmiş, siyaset yapma alanları daraltılmış ve altı yedi tanesi kapatılmış, DTP'nin kapatılması davası da devam etmektedir. “Önceliğimiz şiddet, çatışma ve öldürüm kültürünün son bulmasıdır” Ayrıca Türkiye'nin temel sorunu demokratikleşmeye bağlı yukarıda saydığımız sorunlar olmasına rağmen ülkenin baş sorunu da Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümüdür. Başat sorun çözülmeden temel sorunun çözülmesi olanaklı değildir. Bu nedenle önceliğimiz şiddet, çatışma ve öldürüm kültürünün son bulmasıdır. Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözüme kavuşmasıdır. Hadise böyle anlaşılmalıdır.- Yaygın (ulusal) medyanın partiniz, Kürt sorunu ve demokratikleşmeye yaklaşımını nasıl buluyorsunuz? Medyanın toplumsal şekillenmede önemli rolü vardır. Ne var ki tekelleşen kimi medya ve patronları egemen sınıfla bütünleşmiş, bir bölümü iktidarın bir bölümü ırkçı odakların yörüngesine girmiştir. Kuşkusuz bir kesimi de negatif koşullarına rağmen ülkenin demokratikleşmesi için çaba göstermektedir. Gerçeklerin gün ışığına çıkmasına katkı sunmaktadır. “Medya, Kürt sorununa ve DTP'ye önyargılı” Ergenekon hadisesinin bir bölümü olsa bile açığa çıkması oldukça önemlidir. Bir kesim basının bu konudaki çabasını kutlamak gerekir. Bu ve benzeri duyarlılıkları gösteren kısmi medya dışındaki medya Kürt sorununa ve partimize de önyargılıdırlar. Bu talihsiz yargıların kırılmasını diliyorum. Çünkü gerçekten Kürt sorunu çözümü için medyaya büyük görevler düşmektedir. - Bölge'de yayın yapan yerel medyanın partinize, Kürt sorununa ve demokratikleşmeye yaklaşımını nasıl buluyorsunuz? Yerel medya oldukça maddi sıkıntılar içinde görev yapmakta. Sistemin anti demokratik baskı ve yönelimleri de cabadan yayın kapatmaları, değişik cezalar çekilmez durumda. Tüm bunlara karşın direnen medyayı kutlamak gerekir. “Yüksekova Haber önemli bir yer tutuyor” Bazıları hariç, başta Kürt sorunu olmak üzere tüm sorunların demokratik çözümünü hedefleyen konumdadır. Yüksekova Haber Gazetesi bunlar arasında önemli bir yer tutmaktadır. Eksikliklerin giderilerek daha da duyarlı ve etkili olmalarını diliyorum.- Demokratik Toplum Partisi'nin Hakkari'ye bakış açısı nasıl? Hakkari ilimiz de, Türkiye'nin ve Türk coğrafyasının sıkıntılarının katmerlisini çekmektedir. Ülkede yaşanan anti demokratik iklim, şiddet ve çatışma kültürünün en acımazı Hakkari'de hissedilmektedir. Üç ülkenin kesiştiği noktada olması coğrafi konumu, sosyal ve etnik dokusu gereği sürekli ağır bir baskı altındadır. Beşikteki çocuklar her sabah sınır ötesine yönelen top ve uçak sesleri ile tatlı uykularından uyanmaktadırlar. Newroz ve benzeri olaylarda yaşanan ölüm, yaralanma, işkence, kitlesel gözaltı ve tutuklanmalar sadece bir örnektir. “Tüm çabamız bu yazgıyı değiştirmektir” Köyler yakılmış, yıkılmış, insanlar göçe, kalanlar da köy kuruculuğuna zorlanmıştır. Tüketim ve dilenen toplum durumuna getirilmek istenmiştir. Bakış açımız; ne Hakkari ne de benzer ilimiz ve tüm olarak halkımız bunu hak etmemiştir. Tüm çabamız bu yazgıyı değiştirmektir. - İktidar partisi olan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) Hakkari iline bakış açısını nasıl buluyorsunuz? Yukarıda anlattığım yılların birikimidir. AKP'nin iki dönemlik iktidarları bu durumu daha da büyütmüştür. Demek ki AKP'nin bakış açısı Hakkari'nin bu hukuksuzluğa “müstahak” olduğu bakış açısıdır. “Kadrolaşma TC sisteminin DNA'sında var” - AKP'nin Hakkâri ilinde kadrolaştığı konusunda çeşitli iddialar var, bu iddiaları nasıl değerlendiriyorsunuz? Kadrolaşma TC sisteminin DNA'sında vardır. Hep adama göre iş bulma kültürü gelişmiştir. Torpil, adam kayırma, siyasi ve ekonomik çıkar sağlama geleneği vardır. Ben iddialar üzerinde somut belgelerle konuşurum. Ama kuşkusuz Hakkari'nin de yukarıdaki işleyişin dışında kalmadığı da bir gerçektir.- İki dönemdir iktidar olan AKP'nin Hakkari vekilleri iktidar partisi avantajını yeterince yansıttılar mı? Eksileri ve artları nelerdir sizce? İktidar partisinin avantajları, Başbakanın iki dudağı arasındadır. Onun uygun gördüğü ve siyaset rantına dönüşebildiği kadar işler. Bu anlamda, lokal kimi girişimlerin sorunu çözemeyeceği açıktır. Siyaset risk alma ve elini taşın altına koyma iradesidir. İradeyi de ülkenin gerçek toplumsal barışını ve demokratikleşmesini işletmek gerekir. Gerisi kıymeti harbiyeden uzaktır. “Gül, AKP'nin Çankaya'ya yansımasıdır” - Yeni Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'den beklentileriniz neler? Yeni Cumhurbaşkanı da halen bir AKP'li gibi. AKP'nin Çankaya'ya yansımasıdır. Beklentimiz, kirli savaşın durmasını engellemektir. Kürt sorunun demokratik ve barışçıl çözümü için bir cesur irade ortaya koymasıdır. Turgut Özal'ı örnek almasıdır. Bu cesaretin bir yerden başlaması gerekir. Bu kaçınılmazdır. Korkunun ecele faydası yoktur. “Doğruların gereği yapılmalıdır” - AKP'li Hakkâri vekillerinin; “Genel af çözüme etki eder” söylemlerini samimi buluyor musunuz? Doğru sözün sahibi yoktur, doğruyu herkesin paylaşması gerekir. Genel siyasi ve ayrımsız vede koşulsuz genel af çözümün bir parçası, bir adımıdır. Bu yaklaşımlarından ötürü kendilerine teşekkür ediyorum. Ancak söylemle eylem birbirini tamamlamalı, ete, kemiğe bürünmelidir. Siyasilerin söylemleri çoğu kez havada kalıyor. Doğruların gereği yapılmalıdır. - Türkiye son süreçte Ergenekon'u konuşuyor. Ergenekon'u siz nasıl tanımlıyorsunuz? Ergenekon İttihat ve Terraki geleneğinin bir konseptidir. Günümüze kadar gelen yakın tarihimizde de 12 Eylül, Kanlı 1 Mayıs, Kahramanmaraş, Sivas Madımak, Susurluk, Şemdinli ve kürtlere karşı işlenen binlerce cinayetle bilinmektedir. Bugün gelinen noktada Ergenekon yukarıdaki ve binlerce hadiseden beslenerek son dönemdeki Danıştay, Cumhuriyet Gazetesi, Hrant Dink cinayeti, Malatya, Trabzon ve diğer eylemleri ile planlanan bir askeri darbe hazırlıklarının gün ışığına çıkmasıdır. “Ergenekon zehirli bir ejderha gibi büyüdü” İddianamenin içeriğine baktığımızda aktif asker ve sivil kollarıyla devlet düzenin ve yaşamın her alanına sızmış, cinayet ve suikast planlarıyla deşifre olmuştur. Bazı generallerin sözüm ona bilim adamlarının, yazarların, siyasi parti genel başkan ve yöneticilerinin, iş dünyasından unsurla içinde bulunduğu tutuklamalar ve çok şeyin suç üstü olması önemli olduğu gibi aynı zamanda ibret vericidir.Görüldüğü gibi Ergenekon on yıllardır derinden yapılanan ve günümüze kadar bir zehirli ejderha gibi büyüyerek toplumun tüm dokularını zehirlemiştir. Gücünü ve devamlılığını Kürt sorunun çözümsüzlüğünden almaktadır. “Şiddet ve çatışma iklimi Ergenekon'u besledi” Bölgede ve bölge dışında Kürtlere karşı işlenen cinayetler, köy yakma ve talanlar, kitlesel göçler, üretim ilişkilerinden ve aidiyetlerden koparma anlayışı Kürtlerin demokratik siyasetinin kanla bastırılması eylemleri, Kürt basınına ağır ambargo ve saldırılar, kısaca çeyrek yüzyıldır süren şiddet ve çatışma iklimi Ergenekon'u besledi. “Mızrak çuvala sığmadı” Susurluk ve Şemdinli benzeri olaylarda Ergenekon'un uç vermesi, sistem tarafından budanarak kamufle edildi. Ama “mızrak çuvala sığmadı”. Şimdilik ordu, hükümet ve bazı kurumlar kendilerine dokunduğu kadarıyla hadiseyi çözmeye çalışıyorlar. Bu kadarı bile demokrasi herkese lazım. Söylemimiz adına olumlu buluyoruz. Ama hiç de yeterli görmüyoruz. Çünkü bu olayın herkese özellikle Kürtlere de dokunduğu kadarıyla deşifre edilerek köklü çözümü savunuyoruz. Bunun için Ergenekon'un bataklığı Fırat'ın doğusundan başlayarak Zap'a kadar kurutulmalıdır. Zira o coğrafyada faili Ergenekon zihniyeti ve Ergenekoncular olan binlerce kanlı cinayet işlendi. “Zarar görenler davaya müdahil olsun” Yöre halkının çektiği tüm acıların, doğal olarak yaşanan şiddet ve çatışma kültürünün kaynağı Ergenekon'dur. Zarar gören tüm vatandaşların davaya müdahil olmasını istiyoruz. Parti olarak bu ülkenin bir hak arama kültürüne sahip olmasını savunuyor ve destekliyoruz. Basına ve kamuoyuna yansımayan çok önemli hadiseler iddianamenin içeriğinde saklıdır. Oysa ki yargının şeffaf ve aleni olması gerekir. Gerek cumhuriyet savcılığında, gerekse mahkemede saklı tüm bilgi ve belgelerin açığa çıkması toplumun beklentisidir. - Ergenekon ortaya çıktıktan sonra Şemdinli Davasını nasıl yorumlamak gerekir? Ergenekon, Şemdinli'ye etki eder mi?Ergenekon iddianamesi, Şemdinli iddianamesini çıplak bir şekilde doğrulamaktadır. Şemdinli iddianamesini hazırlayan ve sonunu hukuk etiğine feda eden Sayın Savcı kendi kıt olanakları ölçüsünde ve tüm baskılara rağmen Ergenekon ahtapotunun birkaç kolunu kirli bataktan gün yüzüne çıkardı ama kimilerine dokunduğu için ve kirli bir ittifakla olanlar oldu. Bir kez daha yenileyelim demokrasi ve hukuk herkese lazım. - Şemdinli'de 2005 Kasımında meydana gelen yaralar sarıldı mı? Şemdinli'nin hiçbir yarası sarılmadı ki. 2005 ve Şemdinli davasından kaynaklı davalar sorulsun. İlçe her yanıyla halen harabe ve enkaz. Doğal afetin zarar ve ziyanı da ortada. Allah Şemdinli'yi ve tüm ülkemizi siyasi afetlerden korusun. “Şemdinli avukatları olarak durumu değerlendireceğiz” Ergenekon davasının Şemdinli davasına büyük bir etkisinin olması gerektiğini bir hukukçu olarak düşünüyorum. Ergenekon davasında ortaya çıkan ve çıkacak kanıtların Şemdinli davası sürerken mahkemeye sunma olanağı hukuken ve fiilen bulunmamaktaydı. Yargılama sisteminin çağcıl yorumu gereğince böylesi durumlarda dava kesinleşmemişse davanın geldiği aşamada yetkili merci bunu dikkate almalıdır. Dava kesinleşmişse “yargılamanın iadesine” karar verilmelidir. Şemdinli davasının avukartları olarak bu durumu değerlendireceğiz. “Patlamalar sorunun demokratik çözümsüzlüğündendir” - Son günlerde Hakkâri genelinde, özellikle sivil alanlarda meydana gelen patlama ve silahlı saldırı sayısı arttı. Buda halkı ciddi olarak tedirgin ediyor. Bu şiddet oranının sebebi yada failleri konusunda bildiklerinizi ve düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız? Her patlama, tarama, ölüm, yaralama, maddi zarar, psikolojik yıkıntı vs. şiddet ve çatışma kültürünün sonucudur. Bu sonucu ortadan kaldıracak nedenleri bilmeden ve çözmeden ne yazık ki anılan olumsuzular toplumu germeye devam edecek ve giderek kontrolden çıkacaktır. Failleri, Ergenekon anlayışına göz kırpan sistemin içinde aramak gerekir. Hadisenin temel nedeni bir kez daha Kürt sorununun demokratik çözümsüzlüğüdür. Çözümün anahtarı da toplumsal barış, demokrasi ve hukukun üstünlüğündedir. - Newroz Araştırma Komisyonlarının hazırladığı raporlar, öldürülen iki insan ve yaralanan insanların kanuni hakları arandı mı, bu konu hangi aşamada? Newroz araştırma komisyonunun çalışması Türkiye'deki sistemin işleyişine paralel şekilde sürece bırakılmıştır. Buda giderek adım adım unutulmaya ve hasır altı edilmeye başlayacaktır. Çünkü sistemde olayların sıcağı sıcağına araştırılıp çözülmesi anlayışı yoktur. Sorun Kürtlerin mağduriyeti olunca çözüm sıfır noktadadır. “Hiçbir hukuki haklarına pozitif yanıt verilmemiştir” Ölen ve yaralanan insanların hiçbir hukuki haklarına pozitif yanıt verilmemiştir. Devletin vatandaşa karşı hem kusurlu hemde kusursuz sorumluluğu vardır. Nevroz olaylarında kusurlu sorumludur. Güvenlik güçleri tarafından canlara kıyılmış maddi ve manevi zararlara neden olmuştur. Hadiseyi meclis gündemine de taşıdım. Mağdurlar diyer yasal yollara da başvurmuşlar. Ne yazık ki, yaşanan acıları kısmen de olsa giderme noktasında devletlerin hiçbir çabası olmamıştır.- Yeni hazırlanması beklenen anayasanın içinde mutlak değişmesi gereken maddeler sizce hangileridir? Anayasada bazı maddelerin değişmesi gerektiği düşüncesinde değiliz. 82 darbe anayasının tepeden tırnağa kadar değişmesi gerekir. Toplumsal mutabakat ve evrensel hukuki normları baz alarak yep yeni bir anayasanın yapılmasını savunuyoruz. Yeni anayasasının da nasıl olmasını gerektiği konusunda dişe dokunur araştırma ve çalışmalarımız bulunmaktadır. Bu konuda makalelerim var. Panel, konferans vs. araçlarla çalışmaların ve önerilerim olmuştur. Burada kollektif çalışma ve partinin görüşleri önemlidir. Bu anlamda benim de içinde bulunduğum DTP'nin anayasa ve hukuk komisyonları inceleme ve çalışmalarını sürdürmektedir. “Devlet vatandaşın emrinde küçük bir aygıt işlevini görmelidir.” Tabiî ki öncelikli istemlerimiz olacaktır. Kuşkusuz yayınlanacak yeni anayasa; devleti kutsama ve vatandaşın üzerinde bir güç ve zorba aygıtı olarak görme anlayışından uzaklaşmalıdır. Devlet vatandaşın emrinde küçük bir aygıt işlevini görmelidir. Her vatandaş, dini, dili, ırkı, rengi, cinsiyeti, siyasi görüşü ne olursa olsun kendi düşüncesini anadiliyle özgürce ifade etmelidir. Ayrıca o doğrultuda örgütlenmeli, başta siyasi partiler olmak üzere yaşamın her alanında iktidarlaşma özgürlüğüne sahip olmalıdır. 82 anayasası da tüm bunlara büyük bir engeldir. Bakınız, anayasaların dibacesi, o anayasaların demokratik ve hukuki iklimini de belirler. 82 anayasasının sert iklimi, ırkçı koro ile başlar ve o tempo ile devleti vadandaşa karşı koruyarak ve kutsayarak devam eder. Benzer fobilerle son bulur. “Halk iradesi ve talepleri öncelikli olmalı” Bilindiği gibi anayasalar toplumsal sözleşmelerdir. Halk iradesi ve talepleri öncelikli olmalıdır. Eğer egemenliğin gerçek sahibi halksa, bu hakkı kullanma, kural ve yönetimini koşullarıyla birlikte kendisi saptamalıdır. İlkelerini tartışmalı sonuca varmalı ve kuralını yapmalıdır. Bu hakkın teslimi en azından demokratik bir anayasa kadar önemlidir. Ancak bunun kadar önemli olan “meşruiyet”liktir. Türkiye'nin demokrasi kültürünün iyi olmadığını, istikrarsızlığın yanında taşıdığı güvensizliği de dikkate almalıyız. Bu anlamda “anayasal meşruiyetin” tanımı kriterleri klasik hukuk terminolojisi aşılarak somut koşullara ve çağa göre yoruma kavuşturmak gerekir. Sonuç olarak toplumsal kabul ile birlikte evrensel hukuk normlarına uygunluğu ile ihtiyaçlara yanıt olur ve kalıcılaşır. Bu bakımdan siyasi partiler ve seçim yasaları en az anayasa kadar önemlidir. Çünkü bugün parlamentonun nicel ve nitel yapısını belirleyen bu yasalardır. Bu yasalar gereğince seçilen meclis anayasayı yapmaktadır. Kuşkusuz bunun da temel çimentosu düşünce ve örgütlenme özgürlüğüdür. “Düşünceyi açıklamanın en belirgin aracı anadildir” Düşünce ve onu ifade etme özgürlüğü tüm özgürlüklerin temel kaynağıdır. Düşünce bireyin doğası ve kendisidir. Onu açıklama da demokrasinin özüdür. Açıklamanın da en belirgin aracı anadildir. Dil düşünceyi, düşüncede dili besler. Sınırı da başkasının düşünce ve onu ifade özgürlüğünün başladığı alandır. Onun dışında şikayet yöntemine başvurulmadıkça düşünce özgürlüğü sınırsızdır.- Türkiye AB sürecinde neler yapmalı, Türkiye ile Irak arasındaki ilişkilerin sizce nasıl olması gerekir? Türkiye, iç barışını ve sınır komşularıyla demokratik diyalogunu geliştirmeden, ayrıca bu ülkelerin iç işlerinden elini çekmeden AB'ye uyum sağlaması dolayısıyla üyelik yolunda mesafe alması olanaklı değildir. “Türkiye, Ortadoğu'da demokratik çözümüne öncülük etmelidir” Türkiye, Irak Kürdistan'ındaki kazanımlara saygı göstermelidir. Federal Kürt yönetimi Kuzey Irak'ta orta doğunun barışı için bir model ve demokratik bir kazanımdır. Bu yapıya Türkiye'deki Kürt sorunun demokratik çözümüne karşı İran ve Suriye ile ağız birliği yapması ülke yararına değildir. Türkiye pozitif anlamda İran ve Suriye ile bu sorunun Ortadoğu'da demokratik çözümüne öncülük etmelidir. Böylesi bir iradenin sergilenmesi AB'ye katılım sürecini de hızlandıracaktır. İç barış ve istikrar, komşularla dış barış ve bölge istikrarı Kopenhag siyasi ve Mainster ekonomik kriterlerinin gereğidir. Tüm bunların gerçekleşmesi ve her tür antidemokratik uygulamaların son bulması için büyük bir çaba içindeyiz. - AKP'nin kapatılmasını hiçbir zaman demokratik bulmadınız, aynı şekilde AKP'den DTP'nin kapatılması davası sürecinde nasıl hareket etmesini bekliyorsunuz? Bilişim çağında partilerin kapatılıyor olması, demokrasinin ayıbı, çoğul hukukun öldürümü ve onu kapatan rejimlerin çirkin yüzüdür. Bu sistem artık günümüzde yüzünü paklamalıdır. Siyasi partiler demokrasinin vazgeçilmezliğidir. Türkiye'nin imzalamış olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesi de bu vazgeçilmezliği güvence altına almaktadır. Bunun için yakın tehlikeli şiddet içermedikçe ve savunmadıkça, siyasi partiler salt muhalif düşüncelerinden ötürü kapatılmamalıdır. “Hukuk ve Demokrasi herkese gerekli” Biz bunu herkes için savunduk. Hukuk ve Demokrasi herkese gerekli. Bugüne kadar Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünün hukukun üstünlüğünü savunan 5 partimiz kapatılmış, 2'si hakkında açılan kapatılma davaları devam etmektedir. AKP'nin kapatılmamasını sonuçları itibariyle olumlu buluyoruz. Durum, ülke gerilimini azaltarak kısmi istikrara hizmet etmiştir. Açılan her kapatma davasının kabul edilemeyeceği gerçeği ortaya çıkmıştır. HAK-PAR örneği de benzer bir gelişmedir. Olumlu bir adım atılmıştır. “Kürt halkı parti kurmada epey uzmanlaşmıştır” - DTP kapatılırsa ne yapacaksınız? DTP'nin kapatılması davasında da çifte standartlardan arınarak olumlu bir sonuç diliyor ve bekliyoruz. Kapatılması durumunda dünyanın sonu olmayacaktır. Kürt halkı ülkenin birliği içinde barış ve demokrasiyi gerçekleştirmek adına parti kurmada epey uzmanlaşmıştır. - Türkiye'de olası bir sol çatı partisi çalışması olduğunu görüyoruz, sizin partinizin bu çalışmaya katkısı nedir, bu çatının çalışmaları nasıl olmalı sizce? Çatı parti projesi, Türkiye'nin en önemli ve gerçekleşmesi gereken devasa bir projesidir. Türkiye'de barış, demokrasi ve çağdaş hukuk yanlısı, emekten ve özgürlüklerden yana, savaş karşıtı büyük bir nicel ve nitel potansiyel vardır. Ne yazıkki sadece varolması hadiseyi çözmüyor. Bu potansiyel parçalı ve örgütsüz durumdadır. Parçalı örgütlenmelerin kendi görüş ve düşüncelerini koruyarak ama ortak hedefte güçlerini birleştirerek ve büyük bir sinerji yaratarak her yapılanmaya gidilmelidir. Bu alanda önemli çalışmalar yapılmaktadır. Proje pozitif bir şekilde sona doğru yaklaşmaktadır. - Hakkari'ye yapılcak olan üniversite için henüz yer bulunamadı, üniversitenin Hakkari merkeze mi yoksa Yüksekova'da mı kurulması gerektiği konusunda çeşitli tartışmalar yaşandı. Aynı soruyu Zeydan ve Özbek'e de sormuştuk. Sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir? Hakkari'de üniversitenin kurulmasını olumlu bulduğumu meclis kürsüsünden de ifade ettim. Ancak kurulma kararını vermek ayrı bir şey bu kararı tüm alt yapısı, kadrosu ve çağdaş eğitim sistemi ile en kısa zamanda yaşama geçirilmesi ayrı bir şeydir. Bu kararın siyaset popilizminden uzak bir an yaşama geçmesini diliyorum. Yine meclis kürsüsünden ifade ettiğim gibi gerçek eğitim ve öğrenimi anadil ile yapılanını önemsiyor ve savunuyoruz. “Nerede kurulması gerektiği sadece bir detaydır” Kürt Dili ve Edebiyatı alanında bir bölümün olmayışı, yapılacak hizmeti içleştiriyor. Bunun için nerede kurulması gerektiği konusu araştırma yapılması gereken bir detaydır. Şemdinli'deki yakacak odun kesimi konusunda ciddi şaibeler olduğu ve kesimin durdurulması gerektiği şeklinde söylemler var, ayrıca operasyonlar nedeniyle günler süren orman yangınları meydana geliyor, bu doğa kıyımıyla ilgili neler söylemek istersiniz? “Bu coğrafya, 25 yıldır bu vehameti yaşıyor.” Orman yangınları, insan öldürmek kadar vahimdir. Bu coğrafya, 25 yıldır bu vehameti yaşıyor. Bölgede ormanlar, köyler yakıldı, sular kurutuldu, her tür canlı nesline son verildi, insanlarla birlikte doğadaki tüm canlılar katledildi. Ekolojik denge altüst olmuştur. İşte kanser ve tüm hastalıkların baş nedeni de bu kültür ve bu uygulamalardır. - Temmuz 2007 seçimlerinde milletvekili seçilmenizle birlikte DTP'nin Hakkari tabanının bir kısmının size tepkisi olduğu söyleniyor, bu tepki halen sürüyor mu? “Tepkiler, gerçeklerin anlaşılması sonucunda sonlanmıştır” DTP ve ondan önceki partilerin hiçbirisinin tabanında bana bir tepki gelişmemiştir. Çünkü bu süreçlerden önce de 40 yıldır demokratik ve yurtsever mücadelede vargücüm, olanaklarım fasılasız ve nizasız halkımın emrindeyim. Bunu herkes bilir. Sizin sorunuzu şöyle yanıtlayabilirim; 2007 seçiminde DTP'nin tabanından değil tavanından ufak tefek kırılmadan ötürü tepki olabilir, böylesi tepkileri de haksız olsa bile demokratik tepki olarak değerlendirme hoşgörüsüne sahibim. Olmuşsa bile tüm gerçeklerin anlaşılması sonucunda sonlanmıştır. - Son olarak halka yönelik mesajınız nedir? Şuan DTP Türkiye'nin genelinde olduğu gibi ilimizde de parti tüm kadrolarıyla demokrasi havasidir, barış neferidir. 1 Eylül, Dünya Barış Günüdür. Bu günün dünya halkarına gerçek anlamda toplumsal barış ve demorkasi getirmesini diliyorum. Türkiye genelinde Diyarbekir, İstanbul ve Adana'da DTP, milyonların katılımıyla barış mitingleri düzenliyor. Herkesin katılımı bir barış borcudur. Yine bilindiği gibi PKK barış söylemlerinde samimi ve inandırıcı olduğunu kanıtlama amacıyla, 1 Ağustos 1999 tarihinde bir barış ruhu bilerek ve isteyerek kendi özgür iradeleri ve örgütlerinin kararıyla Şemdinli'den ülkelerine silahlarıyla birlikte giriş yaptılar. Ülkenin demokrasi ve barışına katkı sunma amaçlarını belirtmelerine rağmen tutuklandılar. Aynı amaçla daha sonra bir grup da Avrupa'dan geldi. Ne yazıkki halen tutuklu olanlar vardır. İşte barış grubunun gelişi, Şemdinli ilçe merkezinde de 31 Ağustos'ta 1 Eylül Dünya Barışı nedeniyle basına kitlesel açıklama yapılacaktır. Daha sonra da Şemdinli Derecik DTP Belde Açılışına kitlesel katılımla gidilecektir. Tüm halkımızı kitlesel ve coşkulu barışa davet ediyoruz. Bu söyleşi için Yüksekova Haber'e çok teşekkür ediyor, halkımızın Ramazan'ını da kutluyorum. Herkese sevgi ve saygılar. |
||||||||
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| geylani, röportajı |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvpl | Son Mesaj |
| Mehmet Atli Röportajı | Bahoz | Roportajlar | 1 | 10-11-2008 22:10 |
| Geylani: Devlet PKK’nin bayram ateşkesine cevap versin | ßêrîvan | Güncel - Haberler (Nûçeyên Rojane) | 0 | 10-02-2008 17:45 |
| Geylani: Devlet PKK’nin bayram ateşkesine cevap versin | Berfin | ÖNDERLiK, Genclik ve Savunma Gücleri | 0 | 10-02-2008 00:24 |
| Şeyh Abdulkadir Geylani (h.z) | Rojava | Biyografi | 0 | 09-29-2008 21:11 |
![]() |
Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® Jiyan-Board Version
Copyright ©2007 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
|
![]() |