|
Jiyan-Board
|
|||||||
| Kayıt ol | Cezalilar | Tüm Albümler | Roj Tv Zindi | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
| ÖNDERLiK, Genclik ve Savunma Gücleri Önderligimiz, genclik ve Savunma gücleri ile ilgili Hersey...BURADA YAYINLANACAK HER KONU VE MESAJ YÖNETICI KONTROLÜNDEN GECECEKITR.... |
|
||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) | ||||||||
|
Vip Uye
![]() Üyelik tarihi: Sep 2008
Üye No: 291
Mesajlar: 1,554
Konular: 289
Referanslari: 1
Arkadaslari: (25)
Yaş: 20
Cinsiyet:
Kullandigi Tesekkür: 6 Aldigi Tesekkürler: 46
REP Gücü Puanı: 722
Aldigi REP Puani: 9768 ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]()
Ruh Hali:
Son Aktivitesi: 01-01-2010 :
17:12
Toplam Online Süresi: 5 Gün 13 Saat 34 Dakika 31 Saniye
|
Abbas Arkadaş GERİLLA MÜCADELEMİZİN İLK ADIMLARI-II Tabi her şeyin ilki nasıl oldu? O konuda ben net bir şey ifade edemem. Öyle bir kararla, bir kişi ile ilki başlatma biçiminde ilklerin olduğunu da sanmıyorum. Herkesin kendine göre ilki var. Örgüt olarak da ilk giden grup herhalde bu belirtilen hususları yapmıştır. Kemal Pir, Delil Doğan, Seyfettin Zorlu benzeri arkadaşlar ilk eğitim gruplarında yer alıyorlardı. Dolayısıyla eğitim içindede eğitim sonunda da kuşkusuz kurşun, bomba kullanımı yapmışlardır. Ben onların nasıl olduğunu elbette belirtemem. Ancak kendi eğitim devremizi bilebiliyorum. Bu 80’nin Mayıs, Haziran aylarında olan bir eğitimdi. İlk grup daha önce ifade ettim askeri eğitimini tamamlayarak, ülkeye dönüş hazırlığına başlamışlardı ve nitekim biz eğitime başlarken onlarda Kürdistan’a dönüş yaptılar. Biz eğitim içerisinde her türlü silah kullanımını yaptık elbette bomba da attık, bir yere baskında da bulunduk, rokette attık. Ben kendimde roket kullandım. Eğitimdeki günlük tatbikat içerisinde tabanca, hafif tüfek, orta otomatik tüfek kullanımı da yaptık. Dokça, top eğitimleri de gördük. Hafif toplar, roket atarlar yine uçaksavar benzeri eğitimlere hep katıldık. Fakat bizim kendi adımıza kapsamlı ilk tatbikat olarak birinci parti konferansından sonra 81 Ağustos’u ve Ekim’i arasında daha sonra Mahsum Korkmaz akademisi olarak düzenlenen yerde 60–70 arkadaşın katıldığı kapsamlı bir eğitim devresi biz yapmıştık. Bir yerde ülkeye dönüş hazırlığı devresiydi o, çünkü konferans kısa bir hazırlık dönemi temelinde ülkeye dönüşü bir kararlılık olarak ortaya çıkarmıştı. Ardından konferans sahasında hem kapsamlı bir askeri eğitim başlatılmış hem de ülkeye dönüş tartışmaları, plan-program hazırlık çalışmaları başlatılmıştı. O eğitimi elbette kendimiz düzenledik. Bütün katılanlar bizdendi zaten 81’in yazı olması dolayısıyla artık yeterince askeri eğitim yapabilecek bir bilinç ve tecrübe birikimi sağlamıştık. Hem siyasi-ideolojik bir eğitim yaptık kısmen hem de çok sistemli kapsamlı bir tabur düzeyinde askeri eğitimde bulunduk. Eğitimi o zaman ülkeye hazırlık çalışmaları yürüten grubumuz organize etti. Kendimde içindeydim. Eğit arkadaş vardı yine daha sonra pratik yönetimde yer alan arkadaşlar vardılar. Eğitim devresi bitince kapsamlı bir tatbikat yaptık. Tatbikata önder APO katıldı. Beyrut’tan bazı dostlar gelip katıldılar. Bir baskın eylemi biçiminde tatbikat planlamıştık. Hemen eğitime katılan tüm arkadaşlar görev almışlardı. Tatbikatı eğit arkadaş koordine etti. Aynı zamanda BKC kullanarak da yönlendirdi. Olumlu puan almıştık ve katılan misafirleri memnun etkilenmiş olarak ayrıldılar. Görüşlerini de ifade ettiler. Bir manga civarında bayan arkadaş vardı. Mizgin arkadaş onların en genci durumundaydı. Onların katılımı da tatbikatı izleyen misafirlerimiz tarafından ilgi çekici bulunmuştu. Ben Filistinlilerin nasıl bir eğitim düzeni yürüttüklerini ayrıntılı bilemiyorum. Çok sistemli olduklarını da sanmıyorum. Yani sayı bakımından da eğitim programı bakımından da değişiklikler yapıyorlardı, fakat belli bir statüleri vardı. Örneğin, yerlerini değiştirseler de benzer bir programla askeri eğitimi tamamlıyorlardı. Sayının azlığı-çokluğu onlar için fazla şey değildi. Nitekim bizde kendi eğitimlerimizi yaparken, sayı azlığını veya çokluğunu dikkate almadık. Elbette alamazdık bazen 6–7 kişilik gruplarla da eğitim yaptık, 15–20 kişilik gruplarımızda oldu. Belirttiğim gibi konferans sonrası 70–80 kişiyi bulan bir eğitim devresi de düzenleyebildik. Filistinlilerin eğitiminin belli bir düzeyi vardı. Yani yaşamda değerlere yaklaşımda çok ciddi olmasalar da silah kullanımında ciddiydiler. Silah ele alıp askeri düzene geçince her türlü laçkalık gevşeklik ortadan kalkıyordu. Bu anlamda Filistinli eğitmenlerin önemli bir birikimi ve disiplini mevcuttu. Celal hoca diye biri vardı o oldukça eğitici ve disiplin sağlayıcı birisiydi. Bizim eğitime de nezaret edenlerden birisiydi. Arkadaşlar tarafından seviliyordu da demokratik cephenin bir eğitmeniydi. Eğitim veren Filistinlilerin önemli bir bölümü Sovyetler birliğinde veya başka bir ülkede askeri eğitim görmüş kişilerdi. Bizim kendi eğitimlerimizi verişimizde onlardan öğrendiklerimiz temelinde gelişti. Belli bir disiplin ciddiyet sağlayabildik. Bir askeri eğitim kapsamımız oluştu. Program düzeyinde kendi yaptığımız eğitimlerle de verdik. Zaten 82 İsrail-Lübnan savaşına kadar bazı yerlerde biz eğitim yaptık, bazı yerlerde doğrudan Filistinlilerin verdiği eğitime katıldık. Zorluklarını daha önceki maddelerde ifade etmeye çalıştım. Çeşitli olaylarla da karşılaştık. Beyrut’taki bombardımanda Abdülkadir arkadaşı şehit vermiştik. Bir kampta roket patlaması sonucu Sadun arkadaş ağır yaralanmıştı. Bu ismet doğru arkadaş oluyor. B–7 roketi incelemek için açmak isterken roket patlamış ve izleyenler hep yaralanmışlardı. Eğitimi verenin kendisi şehit düştü. Arkadaşlar çok bağlanmışlardı. Bazı Kürtçe kelimeler öğrenmiş arkadaşlara öyle hitap eder hale gelmişti. Bazı arkadaşlar hafif yaralansalar da en ağır yaralanan Sadun arkadaş olmuştu. Bir süre tedavi görmek zorunda kaldı. Bizim için yeni bir alandı. Askerileşmeyi ifade ediyordu. Kuşkusuz askerileşmeye geçişin sivil ölçülerden askeri ölçülere geçişin zorlukları vardı. Alışkanlıklar bakımından da, görevler bakımından da. Fakat elbette isteğimizde vardı. Bir de ihtiyaçtı. 79/80 yıllarında ülkedeki gelişmeler askeri bilinç ve örgütlülüğümüzün olması gerektiğini hepimize netçe göstermişti. Ardından gelen 12 Eylül faşist askeri darbesinin yarattığı ortam ise, çok güçlü askerler olmamızı gerektiriyor ve bize dayatıyordu. Bu nedenle askerileşmeye, askeri eğitim görmeye, kültür edinmeye istekliydik. Bu anlamda elbette çaba harcadık. Değişik bir alandı, değişik bir ortamdı. Askerlik ihtiyacımızı sağlayan yeni bir alandı. İlgimiz vardı, bizim için güzeldi, çekiciydi. Diğer yandan Lübnan-Filistin alanı Ortadoğu’nun en sıcak direniş alanı olarak kendine has özelliklere sahipti ve bizim için yeniydi. Öğretici olan ilgi çekici olan birçok yeni özelliği vardı. Başta Filistinliler olmak üzere Arap toplumunu, direniş hareketlerini tanıyorduk. Yine Filistin direnişi içerisinde başka birçok milliyetten insanı tanıma imkânımız vardı. Sıcak bir savaş ortamındaydık. İsrail saldırıları karşısında her zaman direnme konumundaydık. Bunun bizim için öğretici yönü fazlaydı. Kısaca ilgi çekici bize yenilikler öğreten yönleri çoktu. Bunlar güzellikleriydi biz bunlara açıktık. Bu anlamda açtık, Türkiye ortamı dar ve sınırlı bir ortamdı. Daha geniş, yeni bizim ideolojik yaklaşımımıza açık ortamlarla karşılaşmamız tabi bizim açımızdan daha çekici, daha güzel geldi, ama farklılıklar alışkanlık anlamında elbette ki zaman zaman zorlayıcılıkta yaratıyordu. Onlara karşı direndiğimiz, mücadele ettiğimiz ölçüde elbette yeni şeyler tanımak görmek, yeni insanlar tanımak hele hele dünyada yer edinmiş, adeta efsane haline gelmiş Filistinli savaşçıları görmek bizim için önümüze koyduğumuz ideale uygun oldukça çekici bir durumdu. İyi bir dönem yaşadık yurtdışında, Filistin sahasında zorluklar oldu, anlayışsızlıklar oldu, gerginliklerde oldu. Hem Suriye’de hem Lübnan’da bunlarla karşılaştık. Tutuklandık da, yaralandık da, zorlandık da, anlayışsızlıklarla da karşılaştık fakat genel planda önemli bir enternasyonal destek aldık diyebiliriz. Bölge halklarının kardeşliği anlamında, dayanışması anlamında, Filistin-Arap direnişinin Kürt halkına kardeşliği, desteği bu dönemde gerçekleşti. Haçlı seferlerine karşı, Selahaddin EYYÜBİ öncülüğündeki İslami direnişin adeta aynı alanlarda, PKK biçiminde Kürtlerin katılımıyla yeniden yaşanması gibi bir durum o süreçte gelişti. Önemli bir destekti dostu olmayan, yalnızlaştırılmış, bölünüp-parçalanmış Kürt halkı için o dönemde Filistin halkının direnişinin gösterdiği yakınlık, kapılarını açması belli imkânlar sunması Kürt halkı tarafından, özgürlük hareketimiz tarafından, önderliğimiz tarafından sürekli şükranla anılan bir tutum ve destek olmuştur. Gelişen Kürt özgürlük direnişinde bu desteğin önemli bir yeri olmuştur. Şimdiye kadar bu şükranla anılmıştır. Kürt halk tarihinde, özgürlük tarihinde, direniş tarihinde de hep bu şükranla anma da devam edecektir. devam edecek... |
||||||||
|
Ciglik Oluruz Isyanlara
Türkü Oluruz Sevdalara Reber Oluruz Cikmazlara Umut Oluruz Özgürlüge !!! Düsmana inat Ayaktayiz Ihanetlere inat Sevdaliyiz yasaklara inat Daglardayiz inadina inat KÜRDÜZ Variz Ve Burdayiz !!! |
|||||||||
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| adımlarıii, gerilla, ilk, mücadelemizin |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvpl | Son Mesaj |
| Gerilla mücadelemizin ilk adımları-I | H£WiDAR | ÖNDERLiK, Genclik ve Savunma Gücleri | 0 | 10-01-2008 17:50 |
| gerilla | Denge Jiyan | Şiirler | 0 | 09-29-2008 02:29 |
![]() |
Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® Jiyan-Board Version
Copyright ©2007 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
|
![]() |