Jiyan-Board


FORUM Portal Albümlerim Sosyal Gruplar Kimler Online Bugünki Mesajlar
Geri git   Jiyan-Board.NET > Özgür Ülke -Siyasi Serbest Kürsü - Gündem - Haberler > ÖNDERLiK, Genclik ve Savunma Gücleri
CezalilarTüm Albümler Roj Tv Zindi Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

ÖNDERLiK, Genclik ve Savunma Gücleri Önderligimiz, genclik ve Savunma gücleri ile ilgili Hersey...BURADA YAYINLANACAK HER KONU VE MESAJ YÖNETICI KONTROLÜNDEN GECECEKITR....

Konu Bilgileri
Konu Başlığı
12 eylül’ün küllerinden yeni bir doğuş
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
39

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10-01-2008, 17:46   #1 (permalink)
Vip Uye
 
H£WiDAR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Activity Longevity
0/20 1/20
Today Mesajlar
0/5 sssss1554
Üye No: 291
Mesajlar: 1,554
Konular: 289
Referanslari: 1
Arkadaslari: (25)
Yaş: 20
Cinsiyet:
Kullandigi Tesekkür: 6
Aldigi Tesekkürler: 46
REP Gücü Puanı: 722
Aldigi REP Puani: 9768
H£WiDAR is an unknown quantity at this pointH£WiDAR is an unknown quantity at this pointH£WiDAR is an unknown quantity at this pointH£WiDAR is an unknown quantity at this pointH£WiDAR is an unknown quantity at this pointH£WiDAR is an unknown quantity at this pointH£WiDAR is an unknown quantity at this pointH£WiDAR is an unknown quantity at this pointH£WiDAR is an unknown quantity at this pointH£WiDAR is an unknown quantity at this pointH£WiDAR is an unknown quantity at this point
Ruh Hali:
Son Aktivitesi: 01-01-2010 :   17:12 
Toplam Online Süresi: 5 Gün 13 Saat 34 Dakika 31 Saniye
Submit to Clesto Submit to Digg Submit to Reddit Submit to Furl Submit to Del.icio.us Submit to Jeqq Submit to Spurl
Standart 12 eylül’ün küllerinden yeni bir doğuş

Mahsum Korkmaz Akademisi Öğrencileri

12 EYLÜL’ÜN KÜLLERİNDEN YENİ BİR DOĞUŞ

Türkiye Cumhuriyetinin tarihi ile birlikte ele almak Türk egemen zihniyetini anlamak ve çözmek açısından kuşkusuz yeterli olmaz. Tarihe mal olan dönem ve ona damgasını vuran gerek kendi toplumuna karşı, egemenliği altına (sömürge) aldığı halk ve toplumsal kesimlere reva gördüğü oldular mutlak suretle olmuştur. Geçmişi ele alırken bu sözü yorumlarken ve gelecek için önemli dersler ve sonuçlar çıkarırken kronik anlamda Tarih sayfalarını irdeleyerek kronolojik olarak alt alta sıralamaktan ziyade tarihi toplumsal gerçeklikleri resmi yazılmış tarihten kendini arındırarak analize etmeyi esas almak önemli bir yaklaşım tarzı oluyor. Bu gününki Türkiye’yi devlet ve toplum olarak ele aldığımızda sosyolojik, psikolojik,askeri ve siyaset bilimi penceresinden bakmak ve birey ve toplum çözümlemesini yapmak mümkün hale gelir.
Türkiye halkları ve Kürt toplumu olarak 12 Eylül halklara rağmen ve halka karşı yapılmış olan faşist, askeri bir cunta darbesi olmaktadır. Geçmiş olan her iki darbeden farklı olmasından birey ve toplum hedef alarak bir silindir gibi üzerinden geçmiştir. Yaşanmış olan ortak payda ise acılar, işkenceler, yargısız infazlar, toplu kayıplar nedensiz ve sorgusuz her umudu ve ütopyası elinden alınanlar adeta bir şok dalgası gibi toplum değerlerini ezip geçmiştir. O yüzden Türkiye’yi başlı başına ele aldığımızda Toplumsal projeler ortaya koyduğumuzda belki 27 yıldır analiz edip çözümlemeye çalışıyor olabilir. Ama hala 12 Eylül zihniyeti başta anayasası kurum ve kuruluşları olarak anlayışıyla birlikte darbeci mimarlarıyla birlikte halen ayaktadır. Ve kendini bir sistem olarak yürütmektedir. Ve buna devam da ediyor. Kuşkusuz biz 28. değerlendirmeyi de şimdiden yapacağımız bir gerçektir.
O halde neydi. 12 Eylül kim paylaşmıştı? Esasta kime ve ney karşıydı? Baştaki plan ve hesapları ne kadar gerçekleşti? Acaba 12 Eylül darbesi dozajı fazla ve sonuçları bu kadar hesaplanamamış mıydı? Özgürlük hareketine karşı rol ve misyonu neydi? Gerçekten birey ve toplum Türkiye halkları olarak böylemi şekillendirilmek istemişti? İstenen rejim bumuydu? Her şeyden öte olarak 12 Eylül’ü halen yaşıyorum. Neden yargılanmıyor. Hep sorgulanıyor. Bu ve buna benzer belki yüzlerce sonu alt alta sıralamak mümkün fakat esas olan yaratmış olduğu bu sistem nasıl demokratikleştirilecek birey ve toplum açısından kabul edilebilir özgür yaşam standartlarına nasıl ulaşacaklardır. Buradan da alınmalıdır. Şunu bir kez daha belirtmekte yarar vardır. 12 Eylül başta Kürt halkı olmak üzere devrimci demokrat yurtsever olan tüm Türkiye halklarına ve kardeşleşme ve ortak birlikte yaşama karşı yapılmış bir faşist darbedir. Üzerinden tam 27 yıl geçmiş olmasına rağmen halen etkisini devam edebilmektedir. Bunu bu kadar güçlü kılan neydi? Bu soru önem arz etmektedir. Bakış açımızı cumhuriyetin kuruluş yıllarına kadar götürmektedir. Belki resmi tarih sayfalarına objektif olarak açık yer olmaya bilir. Ama Osmanlı Devletinin çöküşü ve yıkılışı, İttihat ve Terakkinin çizgisi ve misyonu M. Kemal’in o dönemdeki koşulların getirdiği çözümsel yaklaşımlar Türkiye Cumhuriyetinin öz ve bilincini devletin karakterini ve toplum gerçeğinin oluşumunu ilk nüveleri olmuştur. 1920’lere geldiğinde cumhuriyetin kuruluşundaki temel öğe halkların en zor anda dahi ülke topraklarının işgalde kurtulma mücadeleleri, özveri ve fedakarlığı olmuştur. Maraş’ın Kahraman olması, Antep’in Gazi olması, Urfa’nın Şanlı olması ve M. Kemal’in Kürt beylerinin elini öpmesinin esas noktası eşit gönüllü bir arada yaşadım ve Ortak Cumhuriyettir. Kürt halkının etnik bir barıştan ve cumhuriyetten azınlık bir ulus olarak asli kurucu bir öğe olarak başta savaşta inşasında daima yerini almıştır. Sorun cumhuriyetin kuruluşundan ziyade nasıl ve hangi rejim sistemi ile yürütüleceğidir. Kuşkusuz cumhuriyet yeridir. Gençtir ve tecrübesizdir. Model sistemin ağırlığı Fransa Cumhuriyet Model sistemidir. Dolayısıyla ürkek olması bu deneyimimiz özelliğinden belli oranda almaktadır. Özellikle Osmanlı devleti geleneğinden gelen siyasallaşma katı İslamcı çizgi sürekli ensesinde sanatın bir kılıcı gibi durmaktadır. O nedenle cumhuriyet dönemi kendini koruma güdüsü adı altında sürekli içe büzüşmüş ve demokratikleşmeden ziyade tutucu bir hale doğru kendisini sürüklemiştir. Özellikle 1925’ten sonra Tek partili dönemde Cumhuriyet ve Devlet etmenli bir ideolojinin ürünü olan ‘CHP’ katı, muhafazakar, tam devletçi, devleti koruma güdüsü öncelikli olan bir siyasal programa ve parti yapılanmasına dönüşmüştür. O dönem Kürt halkı potan siyasetini de belirli kesimin sempatisini kazanan ‘CHP’ gittikçe ‘Atatürk İlke ve İnkılap’ları 6 ok olarak ifade edilir.’Keskin bir statükocu haline gelmiş fetişleştirmenin ilk tohumunu atmıştır. 1920’li yıllarda Kürt halkının tüm pozitif desteğini olan bu çizgi gittikçe sadece devleti koruyan kollayan diğer halklar, inkar eden ötekileştiren ve aslı kurucu öğe olma rolünü yadsıyan bir çizgiye dönüşmüştür. İşte, Adnan Menderes yani demokrat parti çizgisi buna ‘ yeter dur artık, artık söz milletindir ( halkın) ‘diyerek ağır bir yenilgi CHP’ye sunarak iktidar ve rejimi ABD’nin desteği ile ele geçirmiştir. Artık Türkiye Cumhuriyetinin esas sorunu devlet, devletin rejimi olmuştur. Halk millet bir yana itilmiş, Kürt halkı bu sorunlarını en son isyanlarla dile getirmemeye rağmen bastırılmış ve katliamlardan geçirilmiş ve potansiyel en önemli birincil tehlike olarak Kürt Halkı yapılmıştır.
Demokrat parti tüm ekonomik politikalarını, rejim yaklaşımlarını ABD patentiyle uyguladığı için asli olan sermayenin egemenlerin çıkarı olmuştur. Kaybeden ise başta Kürt halkı ve Türkiye toplumlarının tümü olmuştur. O dönem açısından askeri, ekonomik, siyasal, sosyal konjöktür açısından belirli bir çıkmaza giren rejim 27 Mayıs 1960’da darbesini planlayarak bu gidişatı durdurmuştur. Darbe kimi konular tarafından kısmi devrimler olarak adlandırılırsa da yaşamın döngüsel akışı kesintiye uğramıştır. Bir kez daha açığa çıkmıştır ki kurulan cumhuriyet ne düzeyde olursa olsun rengini ve öz biçimini ‘askeri bir cumhuriyet ‘ olma karakterinden aldığını bir kez daha göstermiştir. 1961 anayasasını bu dönemin ürünüdür. DP rejimi halka söz verdiğinde halkı irade haline getirememişti.asker bunu anayasasında güvence altına alarak örgütleme ve özgürlüğü, düşünce özgürlüğünü, bireyin yurttaşlık halklarını insan halklarına dayalı hukuk normlarını kısmi düzeyde anayasada ele alarak bu açığını kapatmak istemişti. Yani devletçi cumhuriyet şunu diyor ‘ halka bir şey katması bunu ben veririm, halkta bana itaat eder.’sistemde bir denge durumuna ulaşır. Zihniyet buydu. ‘Demokrasi lazımsa buna ben karar veririm, komünizm lazımsa bunu ben getiririm.’
Dünya konjoktöründe devrimci gençlik hareketleri 68 kuşağı adı altında önemli gelişmeler açığa çıkarken bunun yansımasını Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da olmuştur. Kürdistan’da DDKD vb. örgütlenmeler bu sürecin bir ürünü olmaktadır. Özellikle Türkiye’de Fikar kulüpleri federasyonu (FKF) adı altında geniş örgütleme göre olan oluşumlar bu dönemde açığa çıkmıştır. Ve çığ gibi örgütlenmeler yaşanmıştır. Özellikle anti-emperyalist, anti ABD eylemler geniş toplumsal destek bulmuştur. Küba, Vietnam, ve Latin ABD’de yaşanan devrimci çalışanlar dalga dalga ülkeleri sınırları aşarak ilham kaynağı olmuş ya bir yaşam, ya bir ülke yeni bir dünya özlemi talepler eylemsellikler çığ gibi yükselmiştir. FKF’yi kapatan devlet ve sistemi gençlik yürüyüşünü durdurmalı gençlikte ‘devrimci gençlik adı altında Dev-Genç sempatizanları olarak Kürdistan Kürdistan devrimcisinin özlemini Türkiye Devrimci gençlik örgütleri ve eylemleri içinde bir arayış- yürüyüş kendinde başlatmış oluyordu. Her yer adeta Türkiye halklarına ve Kürt halkının özgürlük talepleri ve birlikte bir demokratik devrimin gerçekleştirme zemini haline dönüşüyordu. Daha fazlasını kaldıramazdı. Özellikle ABD rejim ve çizgisine askeri, siyasi ve ekonomik olarak göbekten bağlı olması ABD’nin de çıkarlarını her anlamda tehlikeye sokuyordu. U nedenle cumhuriyetin gerici statükocu, katı muhafazakar zihniyeti bir kexz daha halkı kurtarma adı altında ABD eliyle 12 Mart 1972’de askeri faşist darbenin gerçekleştirdiği ve tüm yaşamsal döngüyü durdurdu. Pounu ‘ halkı kurtarma adına ‘yaptığını idea etti.
68 Gençlik kuşağı hareketli biz dünyadan özgürlüklerin önün açılması için bir rüzgar gibi estiyse de Kürdistan ve Türkiye halkları içinde özgürlük değerleri anlamı taşıyordu. Cumhuriyetin bu kadar statükocu kafaları özgürlük ve gönüllü bir arada yaşam mesajını tam okumamıştı. Devletçi ve ABD’ye bağımlılık çizgisi kendi evlatlarını bir bir dar ağacına göndererek cumhuriyeti koruyup kullandığı halkları bir kez daha kurtardığı sanacaktır.
Türkiye halkları kendi bağrında bir kez Denizler, Mahirler, İbrahimleri, Sinanları, Hüseyinleri dünyaya getirirdi. Acımasızca bir bir katlettiler. Önderlik bir Dev-Genç geleneğinden gelen Genç bir devrimciydi. Arayış ve özgürlük özlemleri büyüktü. Mahir’i dinlemişti. Konuşmalarını benimsemişti. İki halkın birlik ve devrim projesine gönül vermişti. Ve bunun için eylem yaptı ve bunun için tutuklandı. Büyük sözün mesajı netti. Ne olursa olsun devrimi yürüyecektik. Anılarına bağlılık temel yaşam ve mücadele karakteri olacaktı. Bunun bedeli ödenecekti. Ve ‘ya özgür bir yaşam olacaktı ya hiç yaşanmayacaktı.’ Bu nedenle kendi hayallerini özlem ve ütopyasını en yakın arkadaşlarına açtı. Ve Haki arkadaş, Kemal arkadaşlar bu temelde güçlü ve kesintisiz bir sevgi, yoldaşlık, ve bağlılık oluşturuldu. Acılarında belki ilk deneyimiydi. Fakat Haki ve Kemal arkadaş şahsında gerçekleşen Kürt ve Türk’ün gerçek gönüllü bir birlik ve özgür yaşam deneyimiydi. Poz gerçekleşmişti. Su gibi kendine yeni bir yol çizdi durmaksızın rüzgar gibi büyüdü ve Apocular adı ile halkın özlem ve beklentisinin sesi oldu. Devletçi cumhuriyet rejimi baştan itibaren takibe alınmak istendi. Ajan gönderdi, ciddiye olmadı ‘ bir avuç baldan çıplak’ dedi. Ama bu özgürlük yürüyüşçüleri adım adım büyüyor. Daha fazla inanç ve gerçeğe dönüşüyordu. Bu nedenle ajanın provokatör eliyle katledilen Haki Karer arkadaş amansızca 27 Kasım 1978’de PKK ile 12 Mart darbecilerine karşı en büyük cevap Kürt cephesinden gelmişti. Türkiye devrimci sol geleneği devam ettirten örgüt yöneticileri liderlerini kaybettikten sonra hepsi miras kavgasına girmiş, yüzlerce fonksiyonlar oluşturulmuş ve bir kaos durumu yaşanıyordu. Devlet kendinden emindi bir tarafı belirli düzeyde susturulmuş ve ya kaosa sürüklemişti. Bu kaos ve belirsizlik halka da yansımıştı. Kürt halkı için Apocular bir umut yaşama sorunlarına özgürlük arayışçısı olama anlamına geliyordu. Hilvan-Siverek eylemleri bu duyguyu inanç kararlıklı ve yerine getirilmeye çalışıldı. Pratik sonuçlarda alınmıştı.
İşte,12 Eylül çizgi ve zihniyetini ele alırken gelinen bu konjöktürel durumu iyi tahlil edilmek durumundadır. Artık katı statükocu devletçi cumhuriyeti savunan militarist görüşler 12 Eylül’ün plan ve projelerini hazırlamıştı. Belki sadece zamanlama kalmıştı. Ne zaman yapılacaktı. Bunu net tariz etmek gerekirdi. Önderlik bunu önceden gördü. Ve buna göre Önderlik tarzı tedbirini geliştirerek olası bir darbeye karşı hazırlığını gerçekleştirdi. Kendini ilk başta hiçbir olarak ve intikam almadan Lübnan-Filistin sahasına çıkış yaptı. Ve bir bir kadroları Türkiye Kuzey Kürdistan baharında çekerek eğitip hazırlama sürecine almış ve darbe daha başlamadan cevabını Kürt özgürlük cephesinden almıştı. Rejim bu tehdidi görmüş ve fırsatı elinden kaçırdığını fark ederek 12 Eylül 1980 Sabahı Askeri Faşist Cunta darbesini yapmıştır. İlk söz ‘ bunu halkı için yaptığını, demokrasiyi kurtarmak için el koyduğunu’ belirtmişti. Halklar adına bir anayasa hazırlamış ve halk adına iradeyi kendi eline alarak (el koyarak) 1980’de halkın yüzde doksan dokuzu propagandası ile anayasayı onaylatmış askeri faşist bir cunta anayasası yanılsama taktiği ile halka onaylatmıştı. Ve dünya kamuoyuna sunmuştur. Yapılan bu darbe 12 Mart’ta yarım kalan darbenin bir tamamlayıcısını ve devamı olmuştur. Anayasa bir halkın kendine iz ve biçim kazandıran bir değerden askeri cunta eliyle bir öz ve biçim kazandırmıştır. Başta Kürt halkı olmak üzere tüm halklara karşıdır. Halk iradesi ret edilmektedir. Kürt halkı anayasal olarak dilinden, kültüründen, tarihinden tamamen ayaklaştırıp yasalı hale getirilmiştir. Düşünmeyen bir toplum ve örgütlenmeyen bir toplum ruhsuz ve biçimsiz bir birey ve toplum. Kitaplar, müzikler yasaklanmış, önemli oranda aydın, yazar, eğitimci vb. beyin gücü yurt dışına göçertilmiş ve ya katledilmiştir. İnsan hakları ayarları altına alınmış. Cumhuriyet gerçek özüne kavuşmuştur. Askeri bir cumhuriyet getirilmiştir. Demokrasi ve özgürlükler adeta bir suç durumuna getirilmiştir.
12 Eylül silindiri dediğimiz zaman gerçekten tüm hak ve özgürlüklerden mahrum bırakılan tek tip yaşanan zorunlu hale getirilen düşünmeyen üretmeyen sorgulamayan en ufak bir isyanda onlarca yıl işkence tezgahlarında bitirilen bir birey ve toplum. Bugün şu daha iyi anlaşılıyor ki bir bireyi ve topluma öz biçim kazandıran eğitimdir. Bir ahlaktır birde terbiyedir. 12 Eylül uygulayıcıları önce tehlikenin büyük potansiyeli diye gençleri vurdular. YÖK yönetimi üniversite gençliği için cendereden farksız uyguladı ve gençlik tükenir hale geldi. Milli eğitim sistemlerinde önemli oranda gerici, faşist asker emekli köklü eğitimciler kadrolaştırılarak eğitim programları Türk- İslam sentezi programlarda doldurularak başta din dersleri, kuran kursları , milliyetçilik, şovenizm adeta temel bir uygulama haline getirilip gençlik beyni tamamen boşaltıldı. Ve bir kuşak o şekilde yitip gitti. Bu programda daha inceltilmiş halde devam etmektedir. Tümü halkı kurtarma, Kemalizm, cumhuriyet adına yapıldı. Bu büyük yalan hala başka Türk ve Kürt halkları üzerinde devam eden ince devletçi bir politika olarak devam ettirilmektedir.
İklimli yılları aşarken özgürlük hareketi Kürt gerçekliği üzerinde inkar ve ret politikaları , asimilasyon, politikasını saflara çekerek kişilik mücadeleleri vererek korumaya çalıştı. Türkiye gençliği önemli bir oranda Amansız ABD hayranlığı ile özetli yurdundan nefret eden küçük gören, öz kültürünü beğenmeyen para, rant ve köşe dünyayı esas alan son derece bireyci, kariyer, insana ait hümaniter değerlerini yitiren özgüvenden yoksun, güdümleyen hazır, boş, sevgisiz, bir kişilik haline getirildi. Aslında topluma yansımamızda buna benzer oldu. Ve devlet şekillenmesi bunun aynısı durumundadır. O nedenle Kürt bireyi ve halkında daha çok Türkiye halkının ve bireyinin boğazına kadar batmış bir çamurdan daha fazla özgürleşmeye ihtiyaç olduğu kesindir. O nedenle Önderliğin yeni paradigması açılımı bunu karşılayan örgütsel, ideolojik, bir ilaç özelliğindedir. Önce bireyin ve toplumun demokratikleşmesi siyasetin demokratikleşmesi , devlet ve cumhuriyetin demokratikleşmesi temel formülasyon karakterindedir. Yeni yaşam ve özgürlük değerleri 1960’la başlayıp 1970’de devam eden ve 1980’de büyük bir silindir olarak eğitilmişti. Bu değerlerin yeniden yaşam bulması darbe çizgisi ve anlayışı kurduğu model sisteme karşı alternatif model sistemde etmekle olacağı net bir tespitti. M. Kemal ancak o dönem koşul ve şartlara göre cumhuriyeti ancak kurabilmişti. Ama başta Kürt halkı olmak üzere halkları ortak bir cephede Kurtuluş için savaştırabilmiş ve sonuç almıştı. Bugün ise bu çizgiyi yerle bir eden cumhuriyetin yetmişlikleri ve 12 Eylüllere karşı verilecek en büyük cevap demokratik Türkiye ulusuna çatısı altında demokratik cumhuriyetin inşa etme, güç irade, ve gönüllü eşit birliğinden geçtiği açıktır. Belki de 12 Eylülcülerin bile kontrolünden çıkan birey ve toplumun özgürlük çizgisi ve ahlakı temelinde yeniden kendi öz ve biçimine kavuşacaktır. Bunun dışında gönüllü birliği bozan, günü birlik siyaset peşinde koşan, savaş, inkar-imha, rant, rette ısrar eden, toplumun içini boşlatan eksenli tutum ve patriği sergileyen tüm güç ve kesimler çağ gerçeği olarak da Türki’ye halklar ve Tarihi toplumsal gerçeklik olarak mutlaka kaybedecek demokrasi kazanacaktır.

Ciglik Oluruz Isyanlara
Türkü Oluruz Sevdalara
Reber Oluruz Cikmazlara
Umut Oluruz Özgürlüge !!!

Düsmana inat Ayaktayiz
Ihanetlere inat Sevdaliyiz
yasaklara inat Daglardayiz
inadina inat KÜRDÜZ Variz Ve Burdayiz !!!
H£WiDAR isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks
Etiketler
bir, doğuş, eylül’ün, küllerinden, yeni



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvpl Son Mesaj
HPG’den 21 ve 27 Eylül’deki çatışmalara ilişkin açıklama Berfin ÖNDERLiK, Genclik ve Savunma Gücleri 0 09-30-2008 17:55


WEZ Format +2. Şuan Saat: 19:35.

Bu sitede yayinlanan program ve içerikler tamamen tanıtım amaçlı olup yayıncı yada hak sahibi isteği doğrultusunda paylasimdan kaldırılır.Lütfen info@jiyan-board.com mail adresinden bizimle irtibata geçiniz.Dosyalar alıntı olup sunucumuzda barındırılmaz.Lütfen Kullanıcı sözleşmesini tekrar gözden geçiriniz.Sitemiz dışındaki linklerden sitemiz sorumlu değildir.
Site Öz Geçmişimiz : jiyanboard.com jiyanboard.net jiyanboard.org jiyanboard.de jiyanname.de jiyan-board.com jiyan-board.org jiyan-board.net
Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® Jiyan-Board Version
Copyright ©2007 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
Kurd Top List Submit website

ROJACIWAN | HPG-ONLINE | CMG-TEAM | EVINDARIM.ORG | CAVEN JIYAN | BIZEKALAN.NET | KURD WEBMASTER | TAK |