Jiyan-Board


FORUM Portal Albümlerim Sosyal Gruplar Kimler Online Bugünki Mesajlar
Geri git   Jiyan-Board.NET > Özgür Ülke -Siyasi Serbest Kürsü - Gündem - Haberler > ÖNDERLiK, Genclik ve Savunma Gücleri
CezalilarTüm Albümler Roj Tv Zindi Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

ÖNDERLiK, Genclik ve Savunma Gücleri Önderligimiz, genclik ve Savunma gücleri ile ilgili Hersey...BURADA YAYINLANACAK HER KONU VE MESAJ YÖNETICI KONTROLÜNDEN GECECEKITR....

Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Aktif savunma apocu militanlığı zafere götürecektir -2-
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
27

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10-01-2008, 17:29   #1 (permalink)
Vip Uye
 
H£WiDAR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Activity Longevity
0/20 1/20
Today Mesajlar
0/5 sssss1554
Üye No: 291
Mesajlar: 1,554
Konular: 289
Referanslari: 1
Arkadaslari: (25)
Yaş: 20
Cinsiyet:
Kullandigi Tesekkür: 6
Aldigi Tesekkürler: 46
REP Gücü Puanı: 722
Aldigi REP Puani: 9768
H£WiDAR is an unknown quantity at this pointH£WiDAR is an unknown quantity at this pointH£WiDAR is an unknown quantity at this pointH£WiDAR is an unknown quantity at this pointH£WiDAR is an unknown quantity at this pointH£WiDAR is an unknown quantity at this pointH£WiDAR is an unknown quantity at this pointH£WiDAR is an unknown quantity at this pointH£WiDAR is an unknown quantity at this pointH£WiDAR is an unknown quantity at this pointH£WiDAR is an unknown quantity at this point
Ruh Hali:
Son Aktivitesi: 01-01-2010 :   17:12 
Toplam Online Süresi: 5 Gün 13 Saat 34 Dakika 31 Saniye
Submit to Clesto Submit to Digg Submit to Reddit Submit to Furl Submit to Del.icio.us Submit to Jeqq Submit to Spurl
Standart Aktif savunma apocu militanlığı zafere götürecektir -2-

Aktif savunma direnişi var olan yönelimleri ve konsepti boşa çıkararak, Apocu militanlığı zafere götürecektir! -2-
28 Ekim 2007
Duran Kalkan


Şimdi buna karşı Hareketimizin duruşu, mücadelesi ne düzeyde? Bir kere biz şu hususu iyi anlamalıyız; 2006 baharında oluşturulan imha ve tasfiye planına, bizde 1 Ekim ateşkesiyle karşılık verdik. Oluşan yeni durumu değerlendirmeye dönüktü bu ateşkes girişimi. Bir yandan mümkünse Kürt sorununun barışçıl-demokratik çözümünü sağlamayı hedeflerken, diğer yandan bu olmayacaksa politik-askeri sürecin netleşmesini sağlamayı hedefliyordu. Birincisi gerçekleşmediyse de, ikincisi gerçekleşti. Netleşme ortaya çıkartıldı. Hem Türkiye yönetiminin politik duruşu netleştirildi, açığa çıkartıldı, hem de işte ateşkes çağrısı yapan çeşitli bölgesel ve uluslar arası güçlerin ateşkes çağrılarına ve bu temelde Kürt sorununun barışçıl demokratik çözümüne yaklaşımlarının samimiyeti açığa çıkartıldı. Bu önemliydi, diğer yandan tabi ateşkes ile imha ve tasfiye planı boşa çıkartıldı. Öyle basite almamak lazım, eğer cumhurbaşkanlığı seçimi bu tartışmalarla olduysa, erken seçim gündeme geldiyse; bu kesinlikle 2006 baharında oluşturulan, PKK’yi imha ve tasfiye planının başarısız kalması sonucunda gerçekleşti. Buna da uygun bir politika izlememiz gerekti. Belki bir oyundu aslında, aktif savunma sürecinin gelişmesini erteletmek, bizi yumuşak politika izlemek zorunda bırakmak için belki de oyun olarak geliştirdiler. Ama daha çok kendi çıkmazları sonucu, imha ve tasfiye planlarını başaramama sonucunda, yaşadıkları çıkmaz nedeniyle böyle ir politikayı geliştirmek zorunda kaldılar. Bizimde buna karşı izlediğimiz politika, tam istediğimiz gibi olmasa da belli bir kazanım ortaya çıkardı. Türkiye meclisine Kürt halkının seçilmiş temsilcilerinden oluşan bir grubu gönderdi. Bunlar önemli kazanımlardı. Elbette bu kazanımlar bedelsiz olmadı. Hiçbir şey bedelsiz değildir. Tek, bir de mutlak doğru biçiminde değildi. Tersine artıları, eksileri vardı. Biz bunları izlerken artı-eksi değerlendirmesi yapıp, artısını daha çok gördüğümüz için bu politikaları izledik. Politik olarak hem ateşkesten, hem seçim sürecinden önemli kazanımlarla çıktık. Bunun karşılığı olarak ta tabi pratikte kayıplarımız çok oldu. Gerilla belli bir zorlanmayı yaşadı. Bu kadar uzun süre ateşkes konumunda olmak, karşı tarafın operasyonlarını arttırdığı bir konumda ciddi zorlanmalar ve kayıpların yaşanmasını açığa çıkardı. Dolayısıyla mevcut politik kazanımların bedeli ağır olmuştur. Bu da bilinmeyen bir durum değildir ve biz mevcut politik kazanımları sağlamak açısından da, tercihimizi bu yönde kullandık.
Diğer önemli bir husus ise durumun netleşmesi oldu. Yani biz Türkiye yönetiminin, genelde de Kürdistan üzerinde de egemenlik sürdüren sömürgeci güçlerin politikalarını netleştirdik. Kendimizi netleştirdik her şeyden önce. Şunu net söyleyebiliriz; Önder APO’da birçok defa ifade etti: gerçekten de Önderlik olarak, halk olarak ve Hareket olarak, biz Kürt sorununun barışçıl-demokratik çözümü için, Türkiye’nin barış ortamında demokratik yaşamı için elden gelen her türlü çabayı harcadık. Tek yanlı verilebilecek her türlü tavizi verdik.
Gösterilebilecek her türlü olumlu tutumu gösterdik. Şimdi geldiğimiz noktada geriye dönüp baktığımızda, rahatlıkla bizim yapabileceğimiz başka bir şeyin kalmadığını, bizce yapılacak konumda olan her şeyi yapmış olduğumuzu söyleyebiliyoruz. Şöyle bir endişemiz, kaygımız yoktur: “şu eksik kaldı, şurayı da yapsaydık belki barışçıl-demokratik çözüm gelişebilirdi” diyebileceğimiz hiçbir şey kalmamıştır. Gerçekten de barışçıl, demokratik çözüm için, Kürt tarafı olarak yapılması gereken her şeyi yaptık. 8 ay bu kadar ağır kayıplara rağmen, tek yanlı ateşkesi sürdürdük. Ardından seçim sürecinde siyaset gündemini sertleştirmemek için, ağır bedeller ödeme pahasına uygun politika izledik. Bir yıl böyle geçti. Bu kadar saldırıya, aşağılamaya, karşıt propagandaya, gerillaya dönük operasyona, halk üzerindeki baskıya ve en fazla da Önder APO’ya dönük böyle alçakça saldırıya rağmen, barışçıl-demokratik çözümün imkânı binde bir fırsat varsa, imkân bu konuda bulunuyorsa onun değerlendirilmesi için sabrettik. Ortamın sertleşmemesi için sözümüzü dikkatli kullandık, davranışlarımızı dikkatli yürüttük, ortamı sertleştirmemeye çalıştık. Bütün saldırılara rağmen, siyasi mücadeleyi öne çıkartan, askeri mücadeleyi sınırlandıran kontrol altında tutan bir politika izledik. Bu bakımdan bir netlik herkes açısından ortaya çıkartıldı.
Bu yaptıklarımız, bu politikalar yanlış mı oldu? Hayır, öyle dememek gerekiyor. Elbette bedeli ağır oldu ama kazanımları da vardır. Daha da ötesi gerçekleri ortaya çıkarma imkânı verdi. İzlediğimiz bu politikalarla geldiğimiz noktada, kendimizi Türkiye yönetiminin Kürt sorununun çözümünü kabul etmediği, Kürt varlığını kabul etmediği, Kürdü inkâr ve imhadan başka bir zihniyetinin ve politikasının olmadığı konusunda yeniden ikna ettik. İnkâr ve imhadan başka Türkiye yönetiminin herhangi bir politik konumunun olmadığı konusunda şimdi son derece net ve kesiniz. Kürt Özgürlük Hareketi olarak, kendimizi ikna ettik bu konuda. Kesinliğe ulaştırdık, halkı ikna ettik. Kürt halkını ikna ettik her şeyden önce, bu çok önemli! Kürt toplumunun değişik katmanlarını ikna ettik, orta kesimleri ikna ettik. Çok iyi biliniyor ki, 1 Haziran atılımına rahatsızlık duyarak yaklaşmıştı bu tür çevreler. Savaştan ürküyorlar, çekiniyorlardı savaşın olmasını istemiyorlardı. Ama şimdi izlediğimiz politikalar sonucunda en son meclise giden grup karşısında Türkiye yönetiminin ortaya koyduğu tutum karşısında, hiç kimse iddia edemiyor ki, Türkiye barışçıl demokratik çözüm üretecek de, bunu PKK engelliyor. Tam tersine ezici bir biçimde Kürt toplumunda şu kanaat oluşmuştur: Türkiye yönetimi şiddet, savaş ve yok etmekten başka hiçbir şey bilmiyor. Kürt toplumuna başka hiçbir hak tanımıyor. Ne dil, ne kültür, ne örgütlenme, ne kendi kimliğini sahiplenme anlamında hiçbir hak tanımıyor. Bu yönlü çözümleyici hiçbir yaklaşımı yok. Dolayısıyla bildiği tek şey var, baskı, zulüm, imha, yok etmek, aşağılama, irade kırıcı, onur kırıcı söz ve davranışlarda bulunmak. Bunu açıkça ortaya çıkardık. Uluslar arası çevreleri inandırdık. Her şeyden önce demokratik güçleri buna inandırdık. Şimdi bölgenin ve dünyanın ilk başta Türkiye’nin demokratik güçleri aslında çok iyi biliyorlar ki, PKK ve Kürt halkı barışçıl, demokratik çözüm istiyor, savaşa karşıdır. Bu konuda samimidir, tutarlıdır. Çünkü bunu pratikte göstermiştir. Buna karşın şiddet yanlısı olan, Kürdü inkâr eden, imha politikalarından başka bir şey bilmeyen tarafın Türkiye yönetimi olduğunu her kes biliyor. Bunu dünyanın demokratik güçleri de biliyorlar, bütün siyasi güçleri de biliyorlar. Dürüst olanlar bu yönlü tavır alacaktır. Eğer birileri buna rağmen, Türkiye’ye destek verirlerse o gerçekleri bilmedikleri için değil, çıkarlarını orada gördükleri içindir. Ekonomik, siyasi çıkar gereği Kürt halkı üzerindeki baskıyı, katliamı kabul edip, Türkiye’ye destek vermeyi kendi çıkarlarında buldukları için yapıyorlardır. Bu denli bir netlik ortaya çıkardır. Bu önemlidir. Bunun değerini bilmemiz gerekiyor. Çünkü sadece bizim Türkiye yönetiminin zihniyet ve politika açısından gerçeklerini bilmemiz, başarıyla mücadele edebilmemiz için yetmez. Biz iyi bilebiliriz bu nedenle tavrımızı net koyabiliriz. Kendimizi etkili mücadeleye yöneltebiliriz ama başarıyla olabilmek için sadece bizim mücadele edebilmemiz yetmez. Halkın büyük kesimlerini de bu mücadeleye çekebilmemiz gerekiyor. Bunu yapabilmemiz için halkı ikna edebilmemiz izlediğimiz politikaların doğru olduğuna ikna edip, inandırabilmemiz gerekiyor.
Bununla birlikte yine başta Türkiye olmak üzere, Ortadoğu’nun, dünyanın bütün güçlerini ikna edebilmemiz gerekiyor. İzlediğimiz politikaların doğruluğuna inandırıp, desteklerini alabilmemiz lazım ki onları da mücadele içine çekebilelim. Yine Türkiye’ye destek veriyor olsalar bile, birçok çevrenin çıkarlar karşılığı öyle politika izlediklerini kendilerine göstermemiz gerekiyor. Öyle yaparsak bu doğru sonuç verir, olumlu sonuç verir. Onları kararsız, muğlâk kılabilir. Türkiye’ye destek konusunda zayıflatabilir. Buda önemli bir sonuçtur örneğin. Şimdi izlediğimiz politikalarla bu noktaya geldik. Aslında biz hareket olarak daha yılbaşından itibaren sürecin bu yönlü ilerleyeceği yönünde netleştik. Zaten çeşitli toplantılar yaparak da aktif savunma sürecini kararlaştırdık. Ama izlediğimiz politikalar ile şimdi böyle bir mücadeleyi, yeni bir direniş geliştirmekten başka çarenin olmadığına dair halkı, demokratik güçleri inandırdık, ikna ettik. Siyasi ortamı bir anlamda netleştirdik. Şimdi yürüttüğümüz toplantılarda ortaya çıkan sonuç bu çerçevededir. Şunu net ifade edebiliyoruz; artık Türkiye yönetiminin belli desteğini alma temelinde yeni bir imha ve tasfiye planı hazırlayıp bu temelde saldırı politikası izlediği, yeni AKP hükümetinin programının esasının bu olduğu kesindir. O zaman bunun karşısında bize de tek yol kalıyor; direnmek! Aktif savunma süreci doğrultusunda güçlü bir direniş hamlesi geliştirmek yani düşmana anladığı bir dille karşılık vermek. Başka bir yol kalmamıştır. Diğer yollara ilişkin bütün özverileri gösterme temelinde yürüttüğümüz çabalar sonuç vermemiştir. Durum bu denli net, açıktır.
Dolayısıyla HPG 4. Konferansında ve Kongra Gel 5. Genel Kurulunda kararlaştırdığımız stratejik olarak aktif savunma sürecini güçlü bir pratik hamle biçiminde geliştirmekten, yani Özgürlük Hareketimizi yeni bir direniş süreci içerisine çekmekten başka çare kalmamıştır. Kürt halkını özgürlük ve demokrasi yönünde ilerletecek tek yol budur. Meşru savunma stratejimizin aktif savunma sürecini bütün boyutlarıyla geliştirmek, ancak Kürt halkının özgür ve demokratik duruşunu, örgütlülüğünü ve gelişimini sürdürecektir. Bunun dışında başka bir yol kalmamıştır. Hareket olarak, halk olarak ve dostlarımız olarak biz böyle bir netlik ve kararlılık düzeyine ulaştık. Dolayısıyla 22 Temmuz seçimleri ardından bütün yönetimlerimizin, Hareketimizi bağlayan karar organlarının yaptığı toplantılarda ortaya çıkan karar düzeyi bu oldu. Bu doğru bir karardır, gerekli bir karardır ve başarıyla uygulanması gereken bir karardır. Bu konuda da oldukça net ve kesiniz.
Yeni direniş tabi tek cephede ya da tek alanda direniş değildir. Kürdistan’ın bütün parçalarında ve yurt dışında, Kürt halkının bulunduğu her yerde direniş mücadelesini geliştirmeyi içeriyor. Yine sadece askeri boyutlu bir direniş değildir. Bütün alanlarda direniş mücadelesini geliştirmeyi ifade ediyor. En başta ideolojik mücadele alanında, propaganda-ajitasyon çalışmalarını en ileri düzeyde geliştirerek mücadelemizin haklılığını, Türkiye yönetiminin imha ve tasfiye amaçlarının haksızlığını kamuoyuna aktaracak, düşmanı deşifre edip dostlarımızı çoğaltacak bir çalışma yürütmeye gerek var. Benzer bir biçimde diplomasi çalışmalarını mümkün olduğu kadar geliştirip, Türkiye’nin hareketimizi terörist ilan ederek, tecrit etme çabalarını boşa çıkartacak bir düzeyi yaratmamız lazım. Tersine Türkiye’nin, bütün Kürdistan parçalarında kirli savaş yöntemlerini kullanarak, Kürt halkına karşı uyguladığı terörü teşhir eden, dolayısıyla Türkiye’nin bu politikalarının tecridini sağlayan bir diplomatik çalışma yürütmemiz lazım. Bunlarla birlikte tabi halk örgütlülüğümüzü bu temelde geliştirmeliyiz. Çünkü direnmek, örgütlenmeye bağlı! Ne kadar örgüt, o kadar direniş, ne kadar direniş o kadar örgüttür. Bu anlamda da hem demokratik halk örgütlülüğünü geliştirme, hem de gerillayı büyütme, aktif savunma direnişini güçlü bir biçimde geliştirecek düzeye ulaştırma gereği var. Elbette direniş mücadelesinin temel iki ayağı; serhildan ve gerilladır. Bu anlamda halkın farklı parçalarda ve yurt dışında demokratik serhildanı güçlü bir biçimde geliştirmek, böylece Kürt halkının özgürlük ve demokrasi taleplerini, bu imha saldırılarına karşı dayatmak ve bu politikaları kıracak bir tutumu ortaya çıkartmak gerekiyor. Bunlarla birlikte gerilla direnişini de meşru savunma çizgisinde aktif savunma savaşının, orta yoğunluklu düzeyini geliştirme temelinde yürütme gereği vardır. Gerilla direnişi olmadan, ne propaganda olur, ne diplomasi olur, ne örgütlenme, ne de serhildan olur. Her şeyin merkezinde, öncülüğünde elbette ki, gerillanın direnişi var. Dolayısıyla gerillanın direnişini orta yoğunluklu aktif savunma direnişi temelinde geliştirmek, güçlü bir taktik uygulamaya kavuşturmak gereklidir. Ancak bu biçimde Türkiye yönetiminin, Önder APO’ya, gerillaya ve halka dayattığı imha saldırıları boşa çıkartılabilir. Demek ki, bütün alanlarda ortak toplu bir direniş yürütme ihtiyacı var. Yeni süreç böyle bir direnme sürecidir. Yeniden meşru savunma stratejisinin aktif savunma duruşu çerçevesinde Özgürlük Hareketimiz direniş sürecine giriyor. Bunu iyi görmemiz, anlamamız da gereklidir.
Bu noktada şunu da ifade etmekte yarar var: daha doğru anlaşılması açısından son olarak başvurulan bir direniş, tabi bir intihar girişimi değildir. Tam tersine başarıyı, zaferi gören onlara kilitlenen bir direniştir. Eğer bütün alanlarda toplu yeni direniş sürecini geliştirmekten başka bir çare kalmadı diyorsak, artık bu özgürlük ve demokrasi hareketini geliştirmek için başka bir yol kalmadı. Son çare intihar eder gibi kendimizi ateşe atıyoruz anlamına gelmiyor. Tam tersine pasif savunma konumunda barışçıl ve demokratik çözüm arayışı içinde olduk. Bunun için her yönteme başvurduk. Her türlü iyi niyeti gösterdik. Tek taraflı çözümleyici tutum içinde olduk. Fakat Türkiye yönetimi buna uygun yaklaşmadı. Dolayısıyla bu yaklaşımımız çözüm üretmedi. Bu nedenle şimdi artık o yöntemle, o duruşla çözüm bulamadığımız için, yeni bir direniş sürecinin gelişmesini zorunlu görüyoruz. Yoksa çaremiz kalmadığı için değil, pasif savunma konumunda barışçıl-demokratik çözüm için çare kalmamıştır. Yoksa Kürt halkının çareleri çoktur. Dahası potansiyeli çok güçlüdür. Özgürlük ve demokrasi mücadelesini geliştirmede fırsatları, imkânları çok fazladır. O bakımdan barışçıl-demokratik çözüm olmadığı için son çare olarak, yeniden aktif savunma direnişini geliştirmeye karar veriyorsak ve Hareket ve halk olarak böyle bir sürece giriyorsak, bu kendimizi ateşe atma girişimi değil tam tersine, özgürlük ve demokrasi hareketini yeni başarılara, zaferlere taşımayı böyle bir yöntemle gerçekleştirmeyi içeriyor. Zafere, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde zafere, başarıya kilitlenmiş olarak biz böyle bir direniş sürecine giriyoruz. Dolayısıyla zafere kilitlenmiş bir direniştir bu, zaferi hedefleyen bir direniştir bu. Başarı imkânı, şansı çok güçlü olan bir direniştir. Dolayısıyla da başarı amacı doğrultusunda, başarıyı hedefleyerek bu yeni aktif savunma direnişi sürecine Hareket ve halk olarak giriyoruz.
Bu durum tabi bir iddia değil. Aslında mevcut siyasi, askeri durumun değerlendirilmesinden ortaya çıkan bir sonuç oluyor. Yani sadece kendi niyetimizi, amacımızı bir iddia olarak ortaya koymak değil, siyasi-askeri durumun ortaya çıkardığı bilimsel tahlilinin ortaya çıkardığı bir sonuç bu, bu anlamda şunu net söyleyebiliriz; aslında savaşı daha fazla sürdürme, imha ve tasfiye planlarını uzun süre şiddet temelinde yürütme anlamında, Türkiye yönetiminin gücü daha sınırlıdır. Yeni bir aktif savunma direnişi geliştirmek anlamında kürt halkının fırsatı, imkânı çoktur. Direnme potansiyeli fazladır. Dolayısıyla direnişi güçlü geliştirebilir. Yeni bir imha ve tasfiye planını uygulamaya koyarken, Türkiye yönetimi bunu çok güçlü olduğu için, imkânları fazla olduğu için yapmıyor. Tam tersine imkânları azaldığı için, gücü zayıfladığı için giderek inkâr ve imha sistemi zihniyet ve politika olarak aşılma noktasına geldiği için bu kadar saldırganca yapıyor. Eğer siyasi yönetiminden askeri yönetimine kadar, yine propaganda borazanlarına kadar halkımıza ve Hareketimize dönük bu kadar saldırganlarsa bu onların güçlülüğünden değil, zayıflığından kaynaklanıyor. Zayıflar çılgınca saldırırlar, küfrederler sağa-sola, hakaretlerde bulunurlar. Kendi egolarını tatmin etmeye çalışırlar bu biçimde, çünkü başka Türlü kendilerini sağlam tutma, rahatlatma imkânları yoktur. İşte Türkiye yönetiminin durumu da şimdi aynen böyledir. Onun için yeni bir genelkurmay-AKP uzlaşması ortaya çıkartıldıysa ve bu uzlaşma yeni bir PKK’yi imha ve tasfiye konsepti oluşturduysa, bu konsepti hayata geçirmek için kirli savaşın her türlü yöntemini yeniden devreye koymaya başladılarsa; bu Türkiye yönetiminin yeniden gücünün arttığından dolayı değil tam tersine daha çok zayıfladığı, güçsüz duruma düştüğü inkar ve imha zihniyetinin daha çok teşhir ve tecrit olduğu, aşınma noktasına geldiği içindir. Bu kesinlikle böyle, bu bir iddia değil veriler bunu gösteriyor. Örneğin yeni yönetim genelkurmay-AKP uzlaşmasından oluşuyor, bu uzlaşma bir güç ortaya çıkartıyor ama aralarında çelişkileri çok fazladır. Örneğin PKK karşıtlığı dışında genelkurmayın, AKP’yle uzlaşan hiçbir yanı yoktur. PKK’ye karşı savaş olmasa bir gün hükümette tutunamaz AKP! T. Erdoğan’ın, Abdullah Gül’ün başına gelecekler Erbakan’ın, Özal’ın hatta Menderes’in başına gelenlerden daha beter olabilir. Eğer bugün öyle olmuyor da tam tersine, cumhurbaşkanlığı, başbakanlık koltuğuna oturmuşlarsa bu aslında kürt halkının direnmesinden kaynaklanmaktadır. PKK’nin direnişinin sürdüğü içindir. PKK’ye karşı devlet ve ordu savaşmak zorunda kaldığı bu savaş içinde kendi içinde çeşitli uzlaşmalar yapma ihtiyacı duyduğu içindir. Bu uzlaşmanın düzeyi düşman olarak bildiği işte siyasi islamla-AKP’yle uzlaşmaya kadar gidiyor. Bu bakımdan bize karşı düşmanlıkta tamam bir uzlaşmaları var ama kendi aralarında güçlü birlikleri yoktur. Her fırsatta çelişkileri vardır. Ne genelkurmay, AKP’ye güveniyor ne de AKP, genelkurmaya. Ama PKK’ye karşı savaşta birbirlerine katlanmak mecburiyetinde hissediyorlar kendilerini, dolayısıyla da bu uzlaşma çıkıyor.

Ciglik Oluruz Isyanlara
Türkü Oluruz Sevdalara
Reber Oluruz Cikmazlara
Umut Oluruz Özgürlüge !!!

Düsmana inat Ayaktayiz
Ihanetlere inat Sevdaliyiz
yasaklara inat Daglardayiz
inadina inat KÜRDÜZ Variz Ve Burdayiz !!!
H£WiDAR isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks
Etiketler
aktif, apocu, götürecektir, militanlığı, savunma, zafere



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvpl Son Mesaj
Aktif savunma apocu militanlığı zafere götürecektir -1- H£WiDAR ÖNDERLiK, Genclik ve Savunma Gücleri 0 10-01-2008 17:28


WEZ Format +2. Şuan Saat: 22:51.

Bu sitede yayinlanan program ve içerikler tamamen tanıtım amaçlı olup yayıncı yada hak sahibi isteği doğrultusunda paylasimdan kaldırılır.Lütfen info@jiyan-board.com mail adresinden bizimle irtibata geçiniz.Dosyalar alıntı olup sunucumuzda barındırılmaz.Lütfen Kullanıcı sözleşmesini tekrar gözden geçiriniz.Sitemiz dışındaki linklerden sitemiz sorumlu değildir.
Site Öz Geçmişimiz : jiyanboard.com jiyanboard.net jiyanboard.org jiyanboard.de jiyanname.de jiyan-board.com jiyan-board.org jiyan-board.net
Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® Jiyan-Board Version
Copyright ©2007 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
Kurd Top List Submit website

ROJACIWAN | HPG-ONLINE | CMG-TEAM | EVINDARIM.ORG | CAVEN JIYAN | BIZEKALAN.NET | KURD WEBMASTER | TAK |