|
Jiyan-Board
|
|||||||
| Kayıt ol | Cezalilar | Tüm Albümler | Roj Tv Zindi | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
|
||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Üye
|
Kamber, 12 Eylül gelince kendini sikiyönetim mahkemelerinin karsisinda bulmus, Mamak Askeri Cezaevi'nde davanin Askeri Yargitay'daki sonucunu bekleyerek tutukluluk günlerini geçiriyordu. Tecrit günlerinden birinde Kamber'e bir mektup geldi. Mektupta deniliyordu ki:
"(...) Önümüzdeki görüste annen ziyaretine gelecek. Annen sen içeri düstügün günden beri; "N'olur, beni ogluma götürün. Dünya gözüyle oglumu son bir kez daha göreyim..." diyerek basimizin etini yiyordu. Kismet bu görüseymis, getiriyoruz..." Kamber mektubu okudu. Avurtlari çökmüs, yüzüne bir hüzün bulutu kondu. Yanindaki arkadasina: "Annem ziyaretine gelecekmis..." dedi. Görüse daha dört gün vardi. Kamber dört gün önceden mahpus deyimiyle "görüs komasina" girdi. Hep ondan bahsediyor, Türkçe bilmediginden dem vuruyor, "Allah vere de annem bunca yil içerisinde konusacak kadar bir sey ögrenmis olsa..." diyordu. Annesi köyde dogup büyümüs, evlenmis, yasami boyunca, zaman zaman babasinin pesinde Imranli'ya "pazar için" inmenin disinda, tek bir kez büyük sehre inmemis, köyünü dünyasi bellemisti. Köyünün dili neyse, dogaldi ki onunki de o olacakti... Ama Mamak görüslerinde, yavas sesle konusmak, el, kol, yüz hareketleriyle isaretlesmek ve Türkçe'den baska bir dille konusmak kesinlikle yasakti. Yasak herhangi bir biçimde ihlal edildigi anda görüs kabininin her iki tarafinda, giris kapilarinin önünde alici kus gibi bekleyen görevli askerler, talimatlara uyulmadigini belirterek, hemen "görüs bitti" diyorlar, tutuklu apar topar, görüsçüsünün gözleri önünde tartaklanarak alinip götürülüyordu. Ayni muamele görüsçüye de yapilarak kapi disari ediliyordu. O uzun, upuzun gelen dört gece akip gitti ve görüs günü geldi. Kaldigi B Blok'ta sicak su olmadigi için, sabahin erken saatlerinde buz gibi suyla banyosunu yapti. Tirasini oldu. Sifir numaraya vurulmus saçlarina zulasindaki esanstan birkaç damla sürdü. En temiz elbiselerini giydi. Görüse hazir hale geldikten sonra birkaç lokma bir seyler atistinp, tecrit hücresinin üç buçuk adimlik volta yerine çikti. O artik durup dinlenmeksizin üç buçuk adimda bir U dönüsü yapan düsünceli bir yürüyüstü... Hoparlörden besinci kez isimler anons edildigi anda kendi ismini duydu. Göz bebeklerine yerlesen sevinç isiltililariyla, gardiyanin açtigi hücre kapisindan uçar adimlarla çikip annesine kostu... Kamber yüzündeki özlem yanginiyla görüs kabinine girdi ve karsisinda annesini ve kardesini buldu, Anne, önündeki tel örgüleri adeta tirmalar gibi ileri atildi, çigligi andiran bir sesle: "Kamber Ates nasilsin!..." dedi. "iyiyim, canim annem, iyiyim..." Kadin silme sevgi kesilen gözlerinden bosalan yaslarla ogluna oksarcasina bakti, bakti "Kamber Ates nasilsin!..." dedi. "iyiyim, çok iyiyim, siz nasilsiniz..." Kadin sustu, basini önüne egdi, bekledi. Sonra birden taa oglunun gözlerinin içine bakarak sordu "Kamber Ates nasilsin!..." "?!" Kamber annesinin Türkçeyi ögrenemedigini anladi. Kardesi yol boyunca annesine sadece bu üç sözcügü ögretebilmisti. O da hep ayni cümleyi tekrarlayip duruyordu, özlemin söze gerek duydugu bu en yakici anda, ana-ogul birbirlerine seslenemiyorlardi, Aralarinda "Türkçe konusacaksin!" emir kipli bir duvar, bir set çekilmisti... Birbirlerine bakisip duruyorlar ve anne biraz zaman geçince yeniden: "Kamber Ates nasilsin?" diyordu. Oglunun gözlerinden yanaklarina dogru, zaptedilmek istenen ama becerilemeyen, iki damla yasin süzüldügünü gördü anne... Anne gözlerine en sefkatli durusu, sesine en yumusak tonuyla: "Kamber Ates nasilsin!..." diyecekti. Bunun anlami: "Oglum, sagligin yerinde mi, bir derdin sikintin var mi, karnin doyuyor mu, sirtin pek mi, herhangi bir sey istiyor musun, çamasir göndereyim mi, kislik çorap öreyim mi?..." demekti. Yaniti oglunun gözlerinden alacak: "Demek iç çamasiri ve yün çorap istiyorsun, hay hay canim oglum." Diyecekti içinden.. Anne çinar yüzüne dededen atadan kalma kuskulu ifadeyi takinacak, gizemli bir tavra bürünecek, merak dolu gözlerle oglunun ve kendisinin basucunda copla bekleyen askerlere bakacak, titrek bir sesle: "Kamber Ates nasilsin!..." Bunun anlami:" Burada zulüm çokmus oglum, disarida hep duyuyoruz, dogru mu? " demekti. Yaniti yine oglunun gözlerinden alacakti. "Görüs bitti!" anlamina gelen düdügün tiz sesi duyuldu. Anne, "Hosçakal canim yavrum..." anlamina gelecek sekilde, sayisiz kez kullandigi o tek cümleyi, el sallarken bir kez daha yineledi: "Kamber ates nasilsin!..." Ve gittiler... Görüs sonrasi Kamber bir sevinç seli gibi düstü hücresine. Arkadasi: "Gelen annen miydi?" diye sordu. "Evet" anlaminda basini salladi. Arkadasi endise dolu bir ifadeyle: "Herhangi bir aksilik çikmadan görüsebildiniz mi?" dedi. "Hem de nasil!..." Arkadasi sevinçle kolunu tutu ve sordu: " Neler konustunuz?..." Kamber annesinin sakiyan gözlerini animsadi, isiltili gözlerle arkadasina bakti. Yanit vermedi ama arkadasi anladi, saskinlik dolu bir yüz ifadesiyle kendi kendine mirildandi: "Kamber'in gözleri konusuyor!..." "Evet, neler konustunuz?" sorusuna, Kamber'in gözleri: "Neleer, neleer!..." diyordu... |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| ates, kamber, nasılsın |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
![]() |
Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® Jiyan-Board Version
Copyright ©2007 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd. |
![]() |