O kahraman bir gerilladır
[Linkleri görebilmeniz için kayitli üye olmaniz gerekmektedir. Üye olmak için lütfen tiklayiniz.]
Cezaevinden çıktıktan sonra sığınabileceği ve doktorluk olan mesleğini sürdürebileceği bir ülke aramadı. Meksika'da Fidel Castro ve arkadaşlarının oluşturduğu İsyan Ordusu'nun saflarında kaldı. Onlarla birlikte Granma adlı tekneye binerek 2 Aralık 1956'da Küba'nın bataklıklı bir kıyısında karaya çıktı. 3 gün sonra yaşanan ilk çatışmada yaralandı. Aynı gün geri çekilirlerken, tıbbi malzeme çantası yerine bir kutu mermi taşımayı tercih edince, arkadaşları tarafından, 'Kahraman Gerilla' olarak anılmaya başlandı. Kaderini çoktan seçmişti. Sierra Maestra'da İsyan Ordusu'nun en yüksek rütbesi olan binbaşılığa ilk yükselen kişi oldu. O artık, gerilla komutanı Binbaşı Ernosto Che Guevara'ydı. Savaşın hep ön saflarında yer aldı. Fidel ve arkadaşları onun gerilla komutanlığına o kadar çok güveniyorlardı ki, Sierra'daki mücadelenin en kritik noktasında, düşman İsyan Ordusu'nun birinci cephesine, 1958 yazında saldırıya geçtiğinde, bu saldırıları durdurma ve düşmanı geri püskürtmek gibi en kritik görevler ona verildi. Che savaş yılları boyunca üstlendiği her görevi başarıyla yerine getirdi. Düşman askerleri püskürtüldü ve özgürlük savaşı Küba'nın tüm bölgelerine yayıldı. Fidel, bu en çok güvendiği yoldaşını Küba adasının ortasına doğru güçlü zafer yürüyüşü yapacak birliğin başına getirdi. Zafer yürüyüşü Havana'da sona erdiğinde Fidel, Che ve diğer Kübalı devrimcilerin gerilla mücadelesi sonucu diktatörlük rejimi çöktü, diktatör Batista ülkeden kaçtı ve devrim zafere ulaştı. Che, zaferin ardından sosyalist Küba'nın inşasında önemli görevler üstlendi, Ama Che, ne makam, ne de mevki peşinde değildi. Sadece devrim için üstlendiği her görevi devrimci bir aşkla başarmak isteyen bir insandı. Che'nin devrimci karakterini en iyi onun yoldaşı Fidel Castro anlatabilirdi. Öyle de oldu. Sosyalist Küba'nın devrimci lideri Fidel'in yıllar sonra Che ile ilgili anıları kaleme alındı. 2006 yılında Davit Deutschmann tarafından yayına hazırlanan Fidel'in Che anıları Agora Kitaplığı tarafından 'Che'li Anılar' adıyla yayınlandı. Kitabı yayına hazırlayan Deutschmann'ın da belirttiği gibi elbette, bir insan ve bir devrimci olan Che hakkında yazmak sözkonusu olduğunda, onu, Fidel'den daha iyi başka kimse anlatamazdı. Fidel ve Che'nin ilişkisi Latin Amerika'nın çehresini değiştiren ve dünyanın dört bir köşesinde bugün bile muazzam kalıcı etki yaratan bir yoldaşlıktı. Che için yaptığı bir konuşmada şunları söylüyor; 'Gerçekten kahraman denmeye layık bir tek yoldaş varsa, o da Guevara'dır.' Che, bütün hayatını gerçekleri arayarak geçirmiş, sonunda Kübalı devrimcilerle tanışarak kendi yolunu bulmuş ölümü ise bir kayıp olarak görmeyen bir gerilla komutanıydı. Savaşan bir gerillanın ölmesi ona göre çok doğaldı. 1956 Haziran'ında Meksika'da tutuklandığı sırada ailesini yazdığı bir mektupta Nazım Hikmet'in bir şiirinden yaptığı alıntıyla, devrimci mücadele içinde ölümü umursamadığını şöyle ifade etmişti; 'Ölümü bir kayıp olarak değil, Nazım Hikmet'in dediği gibi göreceğim: Mezarıma sadece tamamlanmamış bir şarkının pişmanlığını götürüyorum.'
Che Guevara, günü gelince başka halkların emperyalizme karşı verdiği mücadelede yer almak için Küba'dan ve ailesinden, yoldaşlarından ayrıldı. Bu onun devrim aşkıyla çarpan yüreğinin de göstergesiydi. Küba'dan ayrılırken Fidel'e yazdığı mektubunda, şöyle sesleniyordu; 'Dünyanın başka ülkeleri benim mütevazı çabalarımı talep ediyorlar. Küba'nın başında olma sorumluluğun nedeniyle sana yasak olan şeyleri ben yapabilirim. Ayrılma zamanı geldi çattı artık.' Che, Küba'dan ayrıldıktan sonra önce Angola'ya ardından da Bolivya'ya geçti. Amacı Bolivya'da diktatörlük rejimine karşı bir devrim gerçekleştirmekti. 1967 Ekim ayında Bolivya'da gerilla mücadelesi yürüttüğü sırada öldürüldüğünde ise henüz 39 yaşındaydı. Ölümü tüm devrimciler açısından büyük bir kayıptı. Ölümü gerilla saflarından kaçan ve düşmana teslim olan bir unsurun yerlerini bildirmesinin ardından meydana geldi. Fidel, onun ölümünün ardından Küba halkının karşısında şu konuşmayı yapacaktı: 'Pek çok kişinin bir gerilla mücadelesine katılmak istediği ve akın akın gerilla kamplarına geldi bir dönem vardır. Bu gelenler arasında daha sonra büyük rol oynayanlar, harika devrimciler çıkar. (Ama) bazıları gerilla mücadelesinin nasıl bir özveri istediği hakkında bir fikre sahip değillerdi... Güçlükler karşısında ilk fırsatta birliklerinden korkakça kaçanlar olur. Ve bir kaçak her zaman haindir. Düşmanın eline düştüğü anda hemen muhbirliğe başlar ve gerilla birliği hakkındaki bütün ayrıntıları düşmana aktarır...' Kitap, gerilla mücadelesinin güçlükleri, korkak hainleri ve Che'nin özverili devrimci kişiliğiyle ilgili Fidel Castro'nun anılarının yanı sıra, Che'nin nasıl bir eylem insanı olduğu da en yakın yoldaşının sözleriyle anlatılıyor. Che'nin Bolivya'da öldürülüşünden 10 yıl sonra 1997'de cenazesinin Küba'ya getirişiyle ilgili düzenlenen törende Fidel, içinde Che'nin kemikleri bulunan küçük kutuya bakarak şunları söylüyordu: 'O bir anıt taşının altına nasıl sığabilir? O bu alana nasıl sığabilir? O bizim küçük ama sevgili adamıza nasıl sığabilir? Ona yetecek yer, hayal ettiği, uğruna yaşadığı ve savaştığı koca bir dünyada bulanabilir ancak.' Çünkü Che, emperyalizme karşı dünyanın özgürleştirilmesi için mücadele eden bir gerilla komutanıydı. Binbaşı Ernesto'ydu o. Ve onun devrimci ilkeleri ve savaşcılığı bugün Meksika'dan Sri Lanka'ya; tüm dünyada özgürlük mücadelesi veren gerillaların kalbinde atıyor.