|
Jiyan-Board
|
|
#1 (permalink) |
|
Üye
|
ATEŞTEN TAÇ
Dılzar Dilok ![]() Sema’nın kendini küllerinden yaratıp son nefesini verdiği günde, Viyan’ın külleri ile kutsallaştırdığı topraklardayız. Gecenin koyu renkli örtüsü altında çıktık yola. O kutsal mekana ulaştığımızda günün ilk ışıkları yeni yeni vuruyordu yüzümüze. Sabahın serinliğinde vadideki o çığlığı içinden seçebilelim diye, tüm sesler bir olmuş sessizliği oluşturmuştu. Viyanın yaşadığı, kahkahalar attığı okuyup tartıştığı her şey Önderlik ve özgürlük aşkının süzgecinden geçirip kaleme aldığı manganın önüne gelip duraklıyorum. İçeriye girip girmemeyi düşünüyorum biraz. Dışarıdan kuru yapraklarla kamufle edilmiş mangaya bakıyorum, 1 Şubat geliyor gözlerimin önüne. Heval Viyan’ın beyninde, aşkına özlemini, kararlılığını zirveleştirdiği, elinde bir matara benzinle karların üzerinde ilerlerken, öbür eliyle cebindeki çakmağa dokunup, henüz başlamayan alevleri kalbinin üstünde hissedişi, durup mangasına, yol arkadaşlarına son kez gülümseyerek bakışı ve yüzünü sonsuzluğa dönüşü birer birer canlanıyor gözlerimin önünde. Mangaya giriyorum. Üst üste konmuş birbirinin boşluğuna sokulmuş taşlara, duvarlara, mekanın içinde çıplak kalmış masaya bakıyorum. Sanki Heval Viyan’ın bu vadideki son çığlığı çarpmıştı her şeye. Her şey zamanın o kesitinde, alevlerle kesilmiş gibidir, o çığlığın esintisi vurunca yüzüme, dışarı çıkıyorum. Onun yüreğindeki yangının bedenini tutuşturan kıvılcıma dönüştüğü mekana adım adım ilerliyorum. Alev alev ilerlerken aşkının adını haykıran bir kadını yanıp kavrulduğu anda gelip sarıldığı ağaca sarılıyorum. Viyanın aşkı onu da alevden kollarıyla sarmıştı. Dokunmaya korkuyorum, alev alır da yanmam diye. Az biraz külleri gövdesinde taşıyan ağacın ağıdını dinliyor vadideki tüm ağaçlar. Evrenin sonsuzluğuna yükselen iki siyan çığlığı buluşuyor o anda. İnanıyorum ki Sema’nın son çığlığını duyan parmaklıklarla, Viyan’ın son çığlığını duyan ağaçlar aynı duyguları yaşıyorlar. Ve ben basmaya kıyamıyorum onun yürüdüğü patikalara… İlk kıvılcımın çakıldığı yerde elimi uzatsam bir kaya parçasına, kirlenir mi diye geri çekiliyorum... [/b][/i] Sabahın serinliğini içime çekiyorum, İçimde yer tutsun istiyorum zamanın bu yüzü Viyanın hep “ benimle konuşuyor” dediği doğa suskun şimdi. Sessizliğin içinden aradığın sesi bulmak zordur, eğer o sesi yüreğinin derinliklerinde duyamıyorsan. Sema, bedenini Newrozlaştırarak bağlılığını gösterdi Güneşimize. Viyan, kendini ateşte arındırarak kurtardı utançtan. Onlar bedenlerinden yükselen ateşten taçla onurlandırdılar Kürt kadınlarını. Şimdi bizler, Başımızda ateşten bir taç, Alev alev kollarınız boynumuzda, sizlersizliğin utancını yaşayan tarihi seyrederken, utanıyoruz… Ve anılarınız önünde saygıyla eğiliyor, silahlarımızla selama duruyor, sessizliğe 1 dakika eşlik ediyoruz. Güneş yükselmeye başlayınca vedalaşıyoruz sizlerle. Bekli de sizlere biraz daha yakınlaşıp yola çıkıyoruz. [/b][/i] |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| ateşten, taç |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
![]() |
Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® Jiyan-Board Version
Copyright ©2007 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
|
![]() |