her günü her saati bir tarihtir
PKK[/url]) partimizin adıdır. Açılımının ne olduğunu sormuştum. Kürdistan İşçi Partisi deyince, bir taraftan şehrin her tarafına yazılan bu sözcüklerin ben de yarattığı heyecanın daha da arttığını hissediyordum, diğer taraftan da onunla konuşurken bu sözcüklerin unutmamak için içimde tekrarlıyordum. Tek kelimelik cümleyi ezberlemeye çalışırken N.Y.'ye soru üstüne soru soruyordum. O an okul kapısına hangi hızla yetiştiğimizi hatırlayamıyorum. Bir anda kendimi okulun kapısında bulmuştum. N.Y. 'Tamam doktor sen git, sonra bize geldiğinde sana anlatırım' demişti. N. Y. aynı zamanda bana 'sömürge' kelimesini ilk söyleyen ve ezberleten kişiydi. Ama aylarca 'sömürgecilik' kelimesini doğru telaffuz edemediğimden dolayı, sürekli 'süpürgecilik' diyordum.
Yeni öğrendiğim bu sözcükleri yolda sürekli tekrarlayıp duruyordum. Bunları hiç unutmamalıydım. O duvardaki sloganları gördükçe büyük bir heyecan ve coşku duyuyordum. Her önüme gelene anlatıyordum. Arkadaşlar her yere yazı yazmışlar. Parti kurulmuş diye anlatıyordum. Ama ne var ki, anlattığım bir çok arkadaş, yazılardan benden önce haberdarmış. 27 Kasım,
[Linkleri görebilmeniz için kayitli üye olmaniz gerekmektedir. Üye olmak için lütfen tiklayiniz.] isminin geçtiği bir haber olmuştu. Ama bir süre sonra dünya ve Türkiye gündemini sarsan bir halk hareketi olarak otuz yıldır gündemden hiç düşmedi.
Artık partileşme sürecine girmiştik. Gençtik, bize büyük heyecan ve coşku veriyordu. Hemen hemen her gün öğrenci evlerine gidip
[Linkleri görebilmeniz için kayitli üye olmaniz gerekmektedir. Üye olmak için lütfen tiklayiniz.] hareketinin kadroları sözü pratikleri, pratikleri ile sözü bir olan bir hareketti. Halen Kürdistan'da karşılaştığım ve o dönemin kadrolarını tanıyan birçok yaşlı insanlar arkadaşları arar ve sorarlar. Parti ilanından bir süre sonra, birkaç arkadaşla akşamları bir arada görünce ilgimi çekmişti. Yanlarına gidip beklemeye başladım. Bir şeyler yapacaklarını anladım. Bir şey demediler. Ama yanlarından uzaklaşmayacağımı fark edince 'Doktor, bildiri dağıtacağız, sende gel bize gözcülük yap, çok dikkat et gelen olursa bizi uyar, dikkat et sakın yakalanma, yakalanırsan kesin içeriye girersin' uyarılarından sonra mahallelerde kapı altlarında bildirileri içeri atmaya başladılar. Artık bildiriler, bitmek üzereyken, birkaç tane bana da verin deyip bildiri istedim. Bildirilerden birisini bir evin kapısının altında koyar koymaz kapının iç kısmından bildiriyi elimden çektiler. Heyecan ve paniği bir arada yaşadık. Bildiriyi kapı arkasından elimizden çeken evden koşarak uzaklaştık. Daha sonra öğrendik ki, bizim arkadaşların evlerindenmiş.
Bu benzeri çalışmalar arkadaşlar da müthiş br heyecan ve coşku yarattı. Hiç kimse görevden kaçmazdı. En küçük bir kaygı ve tereddüt yaşamadan verilen görev ne olursa olsun yaparlardı. Yakalanacaklarını bilmelerine rağmen, idama mahkum olacaklarını bilmelerine rağmen hiçbir arkadaş en ufak bir ikircilik yaşamaz, verilen görevi red etmezdi. Büyük bir keyif ve istekle görevlerini yerlerine getirirlerdi. Bir de verilen görev başarılı bir şekilde yerine getirildiyse, daha fazla mutluk ve sevinç yaşanırdı. O günlerin duyguları çok farklıydı. Hani derler ya, 'İnsan bazı şeyleri bir kez yaşar, bir daha istesen de yaşayamasın...' İşte
[Linkleri görebilmeniz için kayitli üye olmaniz gerekmektedir. Üye olmak için lütfen tiklayiniz.]'nin bizde yarattığı o duygular insanı ömür boyu ayakta tutuyor, değerlere ve tarihine bağlılığını kalıcılaştırıyor.
Özetleyecek olursak
[Linkleri görebilmeniz için kayitli üye olmaniz gerekmektedir. Üye olmak için lütfen tiklayiniz.]'nin doğduğu günden bugüne her günü, her saati bir tarihtir.