|
Jiyan-Board
|
|||||||
| Kayıt ol | Cezalilar | Tüm Albümler | Roj Tv Zindi | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
|
||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Üye
|
Firat Şemzinan
her zaman gözümün aydınlığında zıplaya zıplaya oynaşıyordu bir an bir zaman bile ayrılmıyordu bende ne zamandı o sene 96 idi gençti yeni yeni sakalı siyahı bürünürken tıpkı tabeladaki nakışlı resmi hatırlatıyordu boyu posu sipsiyah saçları şevkle ışılan gözleri kar beyazında olan dizili dişi küçük ağzı gülümsüyordu her zaman taze taze… vücudu taze zeka ile tez canlılıkla almıştı ulusunun bilincini tepki ve kinle ve de akıllıca aldı eline tek kol qılêşi taktı rahtını portakal narincoklarını zaten eskiden giymişti Apo’nun yeni tacını bırakmamaya yeminliydi o taca layık kalmak için canlı yaşamak istedi ama bu günya gaddar insanlarla dolu bırakmadı umudu ona gururu vardı onun tek tahrikle korkuyorsun sen savaştan onda gerçek bu yoktu o gerçek Apo’nun, sadık yoldaşı ve dostuydu Zagros’un sarı elbiseleriyle aldı grubunu Şehit Cihat’a doğru koyuldu yola akşam üstü idi, pusu yerine ulaşmıştı bekledi yarını, öğlen sıcaklığını savaşçılarını sağlam mevzilere yerleştirdi herkes tetikte o da… çevre sessiz, sabah sessizliğini cırcır böcekleri bozuyor ön kapkara, aşağıda ise karakol ışıkları göklerdeyse pırıldayan yıldızlar dalmış O… bir bütün vatan ızdıraplarına gözleri ve hayalleri ise gitmiş Mardin’deki ızdıraplara beyni, yüreği dolmuş intikam canla, başla koyulmuş bu derya gibi yola birden dolan gözlerini sildi ve açtı… çevreye-tepelere ve bir de güneşin doğduğu yere güneş şevkle keskin ışınlarını vurdu gözlerine bir an kapattı göz kapaklarını gözlerine sanki karanlık girmişti burada ani bir film şeridi gibi gördü geçmiş vatan tarihini irkildi birden, açtı gözünü ve bu acıyı bir daha hatırlamak istemedi nefretle kovmak istedi bu fikri içinde sessiz bir sesle tek bir özgür vatan için adayacağım canını çok ama çok uzaklardan ayırdı gözlerini ürperdi birden şapkalı biri kolunda G-3… ha! bu düşman! bir el işaretiyle herkes dursun şimdi denileni yaptılar, gelip geçti düşmanın tümü yine bir el işaretiyle, tamam işaretledi… önce bomba pimleri, sonra qılêş leblebileri yağdırdılar! böylece düşmanın tümü yatıyordu yerde ve sessiz! kan kokusu, barut dumanlığı karışmış birbirine bu anda Zeki’nin berrak sesi duyuldu hücum! halkımın çektiği acılarının intikamını almak için hücum! saldırı grubu yay gibi fırladı mevzilerinden çift çift - tek tek intikam! intikam! Zeki’nin sesi ise, herkesinkinden daha yüksek ve netti bir daha intikam! deyip kesildi o berrak sesi silahlarla hala gürültülüydü Zeki yok ortalıkta ne ses ne can… ne de o tabeladaki resmi düşman kanının kokusu burun deliklerine sızıyordu ve bir başka koku bu koku Zeki’nin kan kokusuydu belliydi Zeki’nin taze kan kokusu yoktu artık kara saçı gülümseyen yüzü ve beyaz dizili dişleri o şevkle gülümseyen yüzü… o sadıktı bu davaya canı, ruhu, kanı halen var burada dostları çok, yoldaşları çok bir Bêrîvan bir Ferhat, yek Dilan bir halk bir yoldaş var yollarında Zeki güneşin ışığı ve çocuğu elveda yüce Dost! fiziğin gitmiş olabilir fikrin, ruhun, vasiyetin halen yanımızda uğurlar olsun sana.... Zeki Mardin 1995 Avrupa Katılım 1996'da Ertûş Karakolu çevresinde çatışamda |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| anısına, mardin, yoldaşın, zeki, Şehit |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
![]() |
Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® Jiyan-Board Version
Copyright ©2007 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd. |
![]() |