Jiyan-Board


FORUM Portal Albümlerim Sosyal Gruplar Kimler Online Bugünki Mesajlar
Geri git   Jiyan-Board.NET > Özgür Ülke -Siyasi Serbest Kürsü - Gündem - Haberler > Gerilladan yazýlar ve Anilari
CezalilarTüm Albümler Roj Tv Zindi Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumlarý Okundu Kabul Et

Konu Bilgileri
Konu Baþlýðý
Güzel bir ezgiydi Serhat
Konudaki Cevap Sayýsý
0
Þuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayýsý
10

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 04-17-2009, 09:19   #1 (permalink)
Üye
 
Z0ZAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Apr 2009
Activity Longevity
0/20 1/20
Today Mesajlar
0/5 sssss2438
Üye No: 11238
Mesajlar: 2,438
Konular: 0
Referanslari: 0
Arkadaslari: (0)
Cinsiyet:
Kullandigi Tesekkür: 0
Aldigi Tesekkürler: 114
REP Gücü Puaný: 509
Aldigi REP Puani: 223
Z0ZAN has a spectacular aura aboutZ0ZAN has a spectacular aura aboutZ0ZAN has a spectacular aura about
Son Aktivitesi: 04-17-2009 :   08:20 
Toplam Online Süresi: 3 Dakika 6 Saniye
Submit to Clesto Submit to Digg Submit to Reddit Submit to Furl Submit to Del.icio.us Submit to Jeqq Submit to Spurl
Standart Güzel bir ezgiydi Serhat

Güzel bir ezgiydi Serhat





Adý, soyadý: Süleyman ALPDOÐAN

Kod adý: Hozan Serhat

Doðum yeri ve tarihi: Aðrý-Eleþkirt, 1970

Mücadeleye katýlým tarihi: 1992

Þehadet tarihi ve yeri: Temmuz 1999, Eraban daðý, Faraþin yaylasý-Beytüþþebap



Cudi yolculuðunun baþladýðý o zamanlarda, güzel açýlmalarla bezenmiþ bir iliþki içindeydik. Þimdi onu söylemek için iyidir. Yolculukta Serhat'ý yitirdik. Daðlara ve vadilere karýþtý ve bir daha dünya gözüyle görünmedi. Daha onlarca, belki yüzlerce insanýn yanýbaþýmýzda topraða karýþýp kaldýðýný ve bir daha topraktan, topraðýn eðilimlerinden, daðlarýndan ve vadilerinden ayrýlmadýklarýný gördük. Hiçbiri için 'ölmek' deyimi yerinde deðildi. Toprakla birleþme isteklerini her zaman taþýyorlardý, zaman içinde öyle geçtiler. Ve zaman içinde hep orada, geçtikleri o Kürdistan'da kaldýlar.



Þimdi, yaðmur içindeyken, yeni bin yýlýn bu son saðýrmasýnda sizlere Serhat'ý söyleyeceðim. Ben de anlatan yaðmurdur diyeceðim ve bunu böyle bileceksiniz.



Þimdi, bir zamanlarýn Med ve Pers soylularýnýn kaplan avýna çýktýklarý Zagros'un güneydoðu eteklerinde, sararan bir vadi içindeyiz. '98 kýþýnda ve '99 baþlangýncýnda da burada, fýrtýnanýn güzel oluþmasý içindeydik. 15 Þubat fýrtýnasýnda da burada, karþýmýzdaki tepeler, üstümüzdeki Zagros doruklarý kar savrulmasý içindeydi. Rüzgar esmesi ve onun öfkeli baðýrmasý içindeydi. Ýþte o zaman Serhat da buradaydý. Bu yerin bütün kayalarýnda ve aðaçlarýnda birlikte türkü söylerdik ve bakardýk. Sis ve bahar içinde uzakta dolaþýrdýk. O geniþ ve serinlik dolu günler içinde, uzak tepelerde akþamý beklerdik.



Serhat, batýda Þekif daðý ufuklarýnýn üstündeki Venüs'e bakardý ve sevinirdi. "Benim yýldýzým iþte orda" derdi. "Sadece senin deðil, o herkesin yýldýzýdýr" deyiþimi duymazlýktan gelir, ruhunun kapýlarýný o yýldýz süresince kapatýrdý. Venüs, akþamýn uzaðýnda kaybolduktan sonra, karanlýk daha soðurdu ve eski yüzlerimizi giyinirdik; o eski þarkýlar söylerdi: "Bilirim yok senden bana bir faide ey gül..." veya "siyah kanatlarý koskocaman açýlan -ve arkasýnda güneþ doðmayan büyük kapýdan- geçince baþlayacak bitmeyen hüzün bu gece..." diye söyler ve sürerdi. Sonra herhalde söz topraða gelirdi; topraktan konuþmamý sever, isterdi: "Topraðýn! Bazen keþfedilmemiþ bir ülke oldu bana -ve bazen mezar-, dönüp bir çocukluðu öldüðüm sürekli..."



Þimdi onun son öyküsünü söylüyorum:



Bahar aylarý çýktýðý zaman, yürüyüþe geçtik. Bir menzilimiz yoktu, yürüyüþ bizim verili sýnýrlarý ihlal ederek girdiðimiz bir ülke idi, bir yurt idi. Hep onda, yani yürüyüþ ve Kürdistan içinde kalacaktýk. Serhat ikircikliydi önceleri; belki söylemeye dilinin varmadýðý bir sevgisi vardý. O acý günlerde, Ammar idam sehpasýnýn altýnda beklerken, yaþamak korkunç bir acýydý; daha da dayanýlmaz olaný, utanç veriyordu. Hiç kimsenin dönüp küçük ayrýntýlarý konuþmaya zamaný yoktu.



Þimdi söylediðim bu yerden Van ve Urmiye arasýndaki daðlara, oradan Van topraklarýna ve Hakkari'ye geçtik. Aylar sürdü yürüyüþ. Vardýðýmýz her yerde Serhat, gerilla topluluklarýna þarkýlar söylüyordu. Güzel bir ezgiydi Serhat; Onun sesindeki içtenlik daðlarda söylediði þarkýlarda daha açýktý.



Temmuz ayý baþlarýnda Faraþin yaylalarýndaydýk.



Faraþin, Baþkale-Çatak-Beytüþþebap üçgeninin güney köþesindedir. Faraþin köyü ile Kato Jirkan arasýnda en yüksek dað, Serhesin doruðudur. En yüksek noktasýnda demir bir sütun bulunan Serhesin ve çevresindeki bazý tepelerin doruklarý, Mýsýr piramitlerine benzer. Doðudaki Faraþin yaylalarýndan çýkarak Serhesin'e vardýðýnýz zaman, üç saat batýda daha yüksek ve sivri bir doruk karþýlar sizi. Kato Jirkan'a varmak için önünden geçmeniz gereken bu daðýn adý Nismo'dur ve doruðunun hemen dibinde yaban ördeklerinin yurt edindiði bir göl vardýr. Bu da Nismo gölüdür. Gerillalar bu göle çok baðlanmýþtýr. Bu gölün baþýnda yapýlan bir toplantýnýn resmini bulduk. Komutan Nismo gölünün kýyýsýnda, sýrtýný Nismo doruðuna yaslamýþ, ders veriyor. Gerillalar, bu eþsiz göle karþý kutsal kelimeleri dinliyorlar.



Serhat'la biz 11 Temmuz günü akþamý, Faraþin'den Kato Jirkan'a geçiþ yapacaktýk. Yanýmýzda Kamereman Halil Dað ile rehberimiz ve güvenlik sorumlumuz Sadýk vardý. Serhesin daðý eteklerinde, Kžna Hirçê denilen küçük ve dar vadide, Serhat ile son yemeðimizi yedik: Salyangoz çorbasý. Toplamasý bendendi, Serhat ile birlikte temizledik ve piþirdik. Rehberimiz Sadýk, "Þeytana benzeyen" bu küçük yaratýklarý yemeyi, hatta bu yemeði yaptýðýmýz kabý bir daha kullanmayý kesin bir dille red etti. Birkaç metre arkamýzda, gerçek bir kuþ köyü vardý. Korunaklý bir uçuruma, yan yana, alt alta, üst üste çöpten ve çamurdan yuvalar kurmuþ, neþe ve hareket dolu iç içe, bir arada yaþayan ve yüzlerce kýrlangýçtan oluþan bir kuþ sosyetesine, ilk kez burada tanýk olduk. Serhat'ýn bu yabanýl ve güzel kanatlýlar toplumunu oturup saatlerce seyrettiðini gördüm. Kuþlar, gerillalarýn kendilerini izlemelerinden hiç rahatsýzlýk duymuyorlardý.



Akþamýn gölgeleri batý yamaçlarýndan vadilere indiði zaman, biz kýrlangýç köyünden hareket ettik. Serhesin doruðuna vardýðýmýzda, zaman akþam çökmüþtü. Serhat, yürüyüþte hep yaptýðý üzere, teybinden "Titanik" filminin müziðini dinliyordu:



"Every night in my dreams I see you, I feel you

That is how I know you go on.

Far across the distance and spaces between us

You have come to show you go on.

Near, far, wherever you are..."



Benim tedirginliðim burada baþladý. Yüksek yamaçlarda henüz erimemiþ kar benekleri ve bir kartal, daha ileriye gitmememiz gerektiðini söylüyordu. Halil ve Sadýk, o gece Nismo gölü yakýnlarýnda kalmamýz ve yarýn gün içinde, Nismo'yu görüntülememizi istiyorlardý. Ben ise, Nismo gölünü dönüþ yolculuðuna býrakmayý, hemen bu gece beklemeksizin Kato Jirkan veya daha kuzeydeki Masiro yönüne geçmeyi istiyordum. Halil ile kavga edecek dereceye gelene kadar tartýþtýk. Beklemeksizin geçme önerisini Serhat'a götürdüm. Hiç beklemediðim halde, Serhat da kalmayý istiyordu. Çaresiz, o gece orada, Serhesin doruðunun iki saat kadar batýsýnda bir yamaçta kaldýk.



Tam o gece Türk ordu güçleri ve korucular operasyona çýkmýþlardý. Bizim bundan haberimiz yoktu. 12 Temmuz sabahý erkenden, saat 00:4 sýralarýnda, Sadýk arkadaþ keþif için biraz yukarýya çýktý. Bu arada Serhat'ý da uyandýrdýk. "Çok ilginç dört düþ gördüm" dedi, "Annem buraya gelmiþti birinde, tam burada konuþuyorduk." Diðer düþlerinin neler olduðundan da sözetti, ama artýk bunlarý hatýrlamýyorum. Saat 4.20'de Sadýk koþarak geri geldi ve askerlerin bize doðru, doruktan aþaðýya kollar halinde yaklaþtýklarýný söyledi. Çantalarýmýza ve silahlarýmýza sarýldýk. Bulunduðumuz vadiden aþaðýya küçük bir su akýyordu, onu izledik. Ben önden koþuyordum, arkamda Halil vardý. Ýki dakika sonra dönüp baktýðýmýzda, Serhat'ýn olmadýðýný gördük. Sadýk geri döndü, bekledik. Yeniden Serhat'ý gördüðümde, aðýr adýmlarla kayalýk dere yataðýndan aþaðýya inmeye çalýþýyordu. Çantasý sýrtýnda, silahý kolunda, deri muhafaza içindeki sazý ise omzundaydý. Þaþýrmýþ görünüyordu, hepsi o kadar.



Beþ dakika kadar yokuþ aþaðý indikten sonra, saðýmýzdaki Mamêmus tepesinden inen yeni bir dere ile karþýlaþtýk. Bulunduðumuz yer, Besta arazisinden geçen Masiro suyunun baþlangýcý idi. Buraya varýncaya kadar, Sadýk üç kez geri dönerek arkada kalan Serhat'ý bize yetiþtirdi. Saða, Mamêmus yamacýna, suyun akýþ yönünün tersine döndük. Böylece, ayný zamanda üstümüze gelen asker kollarýna karþý gidiyorduk. Çünkü onlarýn istekleri, bizi aþaðýya, tuttuklarý Masiro vadisine doðru sürmekti. Yirmi adým kadar sonra, yüklerimizin aðýrlýðýný farkettik ve çantalarýmýzý, parkalarýmýzý otlarýn içine alelacele sakladýk. Yalnýz Halil, mini-tv kamerasýnýn bulunduðu çantasýný býrakmadý. Saat 4.30 sýralarýnda, sabah alacasýnda bize doðru inen iki asker kolunu gördük. 4.35 sýralarýnda onlar bizi farkettiler ve bir anda mevzilenerek ateþe baþladýlar. Aramýzdaki uzaklýk, ilk anda 50 metre kadardý. Önümüzde Mamêmus yokuþuna vurmamýz için geçmemiz gereken bir düzlük vardý. Yüzlerce asker her türlü silahla 50 metreden ateþ ederken, bu düzlüðü geçmemiz gerekiyordu. Ancak ondan sonra mevzilenme olanaðýmýz olabilirdi.



Güvenlik sorumlumuz Sadýk konuþtu: "Durmayýn!" Aklýma gelen her þeye küfrederek Serhat'a son bir kez baktým. Yüzünde ayný þaþkýnlýk vardý. Öte yandan sanki çok sakin görünüyordu, bizim gibi telaþlý deðildi. Düzlüðe vurduðumda, üzerinde mýsýr patlatan kýzgýn bir saç üzerinde koþuyor gibiydim. Kendimizi sakýnacak bir konumumuz, siper alacak bir tek taþ, bir çalý bile yoktu. Binlerce mermi, her yanýmýzý sýyýrarak bahar otlarýný biçerken, yapmam gereken, ama hep ertelediðim þeyleri düþündüm. Ardýndan Halil ve Sadýk da düzlüðü geçtiler. Dönüp onlara baktým, saðlam görünüyorlardý. Ama Serhat yoktu. Orada kalmýþ, düzlüðü geçememiþti. Hiçbirimizin bir anda yaðmur gibi inen binlerce mermiden kurtulma gibi bir þansýmýzýn olmasý o an düþünülemezdi. Bereket askerler ve korucular yeteneksizmiþ ve bizim kadar soðukkanlý deðillermiþ.



Birbuçuk saatte, binlerce silahýn ateþi altýnda, arkasýna sýðýnacak tek bir mevzi olmadýðý halde, Mamêmus tepesine batý yönünden çýktýk. Tepeyi tutmasý gereken asker ve korucular hala nefes nefese, tepenin doðu yamacýndaydýlar. Yüz metre farkla o sabahki koþuyu biz kazanmýþtýk.



Bir ömür gibi geçen, birbuçuk saat süreyle, her türlü silahýn ateþi altýnda Mamêmus tepesine týrmanýrken, daha doðudaki Alan vadisi baþlangýcýnda, korucu ve asker kollarý arasýnda pimleri düzeltilmiþ bombalar ve emniyeti açýk silahlarýmýzla akþama kadar kýmýltýsýz beklerken, Serhat'ýn o su kýyýsýnda, Nismo gölü yakýnlarýnda, Nismo sevdasý uðruna þehit olduðunu düþündük. Asker ve korucular, nereye gittiðimizi de gördükleri halde, hemen aralarýnda olduðumuz halde, akþama kadar üstümüze gelmediler. Onlar açýsýndan akýllýca olan da buydu. Çünkü biz, son saldýrýmýzýn çok etkili olmasý için, birkaç adým yanýmýza kadar sokulmalarýný bekliyorduk.



Serhat o gün, 12 Temmuz 1999'da, saat 11.00 sýralarýnda sað esir düþmüþtü.



Daha sonra koruculardan alýnan bilgilere göre, Serhat'ý askerler deðil, Jirkan aþiretinden genç bir korucu sað yakalamýþtý. Askerler onu aldýktan sonra, kolundan vurmuþlardý. Daha sonra Hakkari'ye götürüldüðü, ikinci bir operasyonda yeniden daða getirilerek, yakalandýðý yerin onbeþ saat kadar doðusunda, Faraþin yakýnlarýndaki Eraban daðý eteklerinde kurþuna dizmiþlerdi. Cesedini aylar sonra gerillalar bulduklarýnda, elleri arkadan baðlýydý. Serhat, esir düþmeyi kabul etmiþti belki, ama teslim olmamýþtý. Öldürülme sebebi bu olmalýydý.



Onun son hikayesi budur. Yürüyüþ ise devam ediyor.



Mücadele arkadaþlarý
Z0ZAN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks
Etiketler
bir, ezgiydi, güzel, serhat



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajýnýzý Deðiþtirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +2. Þuan Saat: 12:52.

Bu sitede yayinlanan program ve içerikler tamamen tanýtým amaçlý olup yayýncý yada hak sahibi isteði doðrultusunda paylasimdan kaldýrýlýr.Lütfen info@jiyan-board.com mail adresinden bizimle irtibata geçiniz.Dosyalar alýntý olup sunucumuzda barýndýrýlmaz.Lütfen Kullanýcý sözleþmesini tekrar gözden geçiriniz.Sitemiz dýþýndaki linklerden sitemiz sorumlu deðildir.
Site Öz Geçmiþimiz : jiyanboard.com jiyanboard.net jiyanboard.org jiyanboard.de jiyanname.de jiyan-board.com jiyan-board.org jiyan-board.net
Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® Jiyan-Board Version
Copyright ©2007 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
Kurd Top List Submit website

ROJACIWAN | HPG-ONLINE | CMG-TEAM | EVINDARIM.ORG | CAVEN JIYAN | BIZEKALAN.NET | KURD WEBMASTER | TAK |