|
Jiyan-Board
|
|||||||
| Cezalilar | Tüm Albümler | Roj Tv Zindi | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
|
||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Üye
|
11 YÜREĞE ADANAN 11 DÜNYA Uzun ve uzatmalı yolculukların ardında, bayram torbalarında umutlarını saklayarak yola koyuldular.Söz çürüdü, göz yitik ve güz artık en uzak ve yabancı mevsimdi. Bir gülün sinesine yerleşen slogan gibi duruyordu orta yerinde hayatımızın. Sen gölgemizin üzerindeki kirleri temizledikçe sesinle yankılanıyor Ülkemin Dağları. Sen susarsan gıdıları sevilesi bebekler vurulacak yoldaşım unutma. Adına DELİLA MEYASER dediğimiz gölge artık bir VATAN’dır… ‘D’üşlerimle savaşıyorum artık ‘E’l değmemiş son adreslerdeyim ben ‘L’anetli bir coğrafyanın kaderiyle oynaşıyoruz ‘İ’smi sonradan zikr edilen bir sevdadır bizimkisi ‘L’alezar gibi duruyordu oysa ellerimiz ‘A’h yoldaşım gidişin bir hançerdir göğsümde… MEYASER Yüzünün çizgilerinde yarının izini sürüyordum.Hani bir şafak vakti rahatlığındaki görkemli suskunluk adına sana yalvardığım gibi. Sen hep en olmayacakları düşlüyordun diye şimdi bizden uzaksın.Ve sen en çok sevdanın yamacında karanfiller biriktirdiğin diye şimdi ağlamalarımıza kızıyorsun biliyorum. Sen tüm senfonilerin sonrasında okunan bir türküsün, sen yıkıntılar ardında kalmış bir temiz kimlik. Her kutsal türkü AVESTA’dır AMED dedir… ‘A’rtık ayrılıkların resmini yırtıyorum ‘V’urdumduymaz bir dünyanın kahrını çekiyorum ‘E’le değmemiş hikayeler adına omuzla sevdamı YOLDAŞIM ‘S’insice dolanan tirkülerin tarihi geçiyor ‘T’ut gölgemi ve boğazımdaki sloganlara yerleş yine ‘A’ynı göğün hazinesine dualar okuyacağız senle… AMED. Gecenin sırrını koynuna sakladığından bu yana, sonsuz bir göğün sınırlarını ifşa ediyorduk seninle. Sonra hiç adı konmamış bir ülkenin doruklarını sevdalanalı analar adını sancısız doğan çocuklarına verdiler. Gökkuşağına yeni isimler bulma arayışındaki sevecenliğinin merhametindeyim şimdi. Ve ne olur giderken yalnız bırakma umutlarımızı.FARQİN’de dalgalanıyor ANDOK’un depremsel adı… ‘A’ynaya yerleşmiş gülücüklerini seyr ediyorum ‘N’icesi seni bekler oldu şimdi uzak diyarlarda ‘D’ounun esmer tenli ve yaramaz çocuğu, ‘O’lmadık sloganlara sevdalanmayı öğrettin diye seviliyorsun ‘K’üskün bir mevsim var mıdır ceplerinde acaba??? FARQİN. Yüzümün ardına saplanmış izi kirli bir dünyanın öcünü alacağız. Bir bildiğin vardı yola koyulurken biliyorum. Ölür ise ten ölür CANlar ölesi değil sözünü doğrulayanım. Karanlığın aciz kalmışlığını gölgenle selamlamasaydın belki söylenecek bir şey olurdu. Ama ateşi yakılmış bir sevdanın üzerine bile şiir yazabiliyordun. Ruhum ezgilerini bekler yoldaşım. Ve artık susmayacak sazımız ve silahımız. Seni YAKUTlar arasında sarmalayacağım AMED’in rahmine… ‘A’h nasıl da ifşa ediliyor sırlar bir bir ‘M’erhabası mahşere kalan bir hayattı yaşadığımız ‘E’n derin yalnızlığın içinde sen türkünü söylersin bilirim ‘D’ur yoldaşım sana verecek bir öpücüğüm kaldı bende… AKDAĞ. Bir dilin tüm kelimelerini topluyorum yine. Gri akşamlarda duruşunun ardındaki asaleti bilmeseydim, bu iğrençleşmiş kentte bileklerimi kesecektim. Titrek ve zavallı seslerin nasıl def edildiğini öğreniyorum senden. Uyruğu def edilmiş tüm çocuklar sana şiir taşıyor Yoldaşım. En son annemden duymuştum sözünü. Benim ülkemde her çocuk sabrıyla çıldırtır EYÜB’ü ‘E’n son biz sevmiştik belki bir karıncayı ‘R’uhlarını satanların korktuğu adresteydin sen ‘D’uruşunu ekle dünyama, yoruluyorum Yoldaşım ‘A’nlaşılan tüm serüvenler son bulmak üzere yine ‘L’imoni tadındaki öpücüğüne bakınıyorum yine… SERKEFTIN. İkiye bölünmüş bir ekmekten sızan koku gibi duruyordu bakışın. Sonrasında adına ÖZGÜRLÜK dediğimizin farkına vardık. Ve sen farkındalığın da ötesine yerleştin. Ah şimdi sokakların kirlenmişliğini neyle paklayabilirim ki? Şimdi hangi kentle vaftiz edebilirim ismimi sensiz? Sonu gelecek bir bayramın düşünü beslediğin gün hikayemin orta yerine yerleşmişti yolculukların. Ülkemin en AZİZ yüzüsün artık Yoldaşım MUHAMMED… ‘E’zberi bozuldu diye günahkarların bu çağda ‘Ş’erlerinden uzaklaşıyordu tüm dualar ‘R’uhumun üzerini örtüyorsun gizeminle yine ‘E’vrenin suratına merhabayı çakıyorsun sen ‘F’ermanlara küfür edişin ondan… CİLO. Aşkın uzağındaki devrimlere yerleştiriyorum sonsuz haykırışını. Mevsimler vuruluyordu taammüden. Sözlerin bulut kokuyordu ve alkış tutuyorsun garip bir tarihin çıkınını. Yüzüne namlular çevrilirid acının menzilindeki menzilde. Hiçbir yasağı takmadın sen ve hiçbir yaranın inleyen yanını es geçmedin. Yolculuğa çıkmış rüzgarlar suçüstü yakalanıyordu elindeki bayraklara… Artık elleri NASIR tutmayacak ülkemin kızlarının ve AYDIN bir gelecek vaad edecek ismin… ‘İ’smi tarihe mal olmuş HALK’ıma benziyorsun ‘S’ensiz zor olacak biliyorum hayal kurmak ‘Y’ankısı ruhumuzu renklendirecek sesinin ‘A’dı HAWAR ile anılıyor yakamozun ‘N’erde vurulursan orası KABEM’dir artık… BRUSK. Toplayıp gidiyorsun acılarımız. Hangi tarihe dokunursan çocuklar orada secdeye durur. Sırtlayıp gittiğimiz öpücükler yasaklarla işgal ediliyor yine. Senin, yıldızlarımıza selamı çakan hikayelerin vardı ve ben sana dokunmanın sevabını yaşıyorum. Hangi uçurtmada saklıyorsun müjdeleri bilmiyorum ama yağmura mahkum mevsimleri saçlarına yerleştirdiğini biliyorum. Tanrıyla diyalogumuza yoldaşlık eder adın CEBRAİL yoldaşım… ‘R’uhumun sırlarını rehn ediyoruz ardından ‘O’lmayacak düşlerimizi seviyorsun ‘H’oşçakal diyenleri de vurdular bu çağda ‘A’namın suratına kapanıyor gökyüzü ‘T’utmasan düşeceğim kirpiklerinden yoldaşım… DILPAK. Doğadan beklediğin tüm resimler kısırlaşıyordu yoldaşım. Sen en çok tütün kokusunu severdin. Çocuklaşan devrimlerin sonrasında sırtaldığın kelimeler artık hüznümüze değiyor. En çok ruhumuzun inleyen yanlarını irdeliyorsun. Zil zurna bir esaretin şafağında bile biriktirdiğin sözler içimizi ferahlatıyor. Gözlerin burada DENİZ tadındarı biliyor musun? ‘A’h anne ajanslarda kurşunlanmış cesetler var ‘N’noktası olmayan bir romandır secdamız ‘D’olu dizgin koşuyor seklavi atı halkımın ‘O’rtasında duruyoruz cinayele dolu bir hayatın ‘K’ırgınlıklarımı seriyorum güneşin esmerliğine… DENİZ. Yanlış bir tarihle yazılmış kentin yalnızlığına dokunuyorsun sen. Sesime değen sesinin titrekliğiyle varıyorum izine. Notası yamalı tüm türküleri biriktiriyorsun bedeninde. Çocukluğumuzun patikalarındaki ketum sloganları seviyorsun hala. Kanı donmuş bir rüzgarı seyre çıkışını özlüyorum yoldaşım. Hangi sürgün sevimlidir ki? Oysa sen yanlış adresleri bile seviyordun. Resmiyeti olmayan bir başkaldırıdasın yine. Ve artık çocukların ADIBELLİ’dir tıpkı ZARİF(e) bakışın gibi… ‘R’uhumun dargınlığına bakmıyor cinayetler ‘O’lsundu derdin hep ‘BEN YANARIM’ ‘Z’afer türkülerimiz şimdi hüzünlüdür. ‘A’l bayraklar gölgeni bekler Yoldaşım… MARDİN. Topladığın yarınları bize sunarken, tüm ayrılıkların tedbirsiz olduğunu anlatırdı göz bebeklerin. Sen susardın ve tüm kainat utanç duvarlarında sıkışırdı. Gölgemizin yabancı kaldığı mekanlarda senin varlığınla davet ediliyorduk ÖZGÜRLÜĞÜN sofrasına. Sen hangi koyağın başında kısa cümleler okusan, biz KOD adımıza seni yerleştiriyoruz… ‘X’weza zarokên nûh di afirîne ‘W’estîyabû pelên li ser dara ‘î’skender li berte amadeye HEVALO ‘N’îvîsên destê zaroka bi navê te di xemilîn ‘R’oj bûna te stêrke li ser singa cîhanê ‘E’z bi navê te di meşim di kolanên bênav de ‘J’êhatîya te dibe druşm di destê GEL’de… BOTAN… |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| anılar, delila, yazılmış, İçin, şehîd, Şiirler |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
![]() |
Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® Jiyan-Board Version
Copyright ©2007 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
|
![]() |