|
Jiyan-Board
|
|||||||
| Kayıt ol | Cezalilar | Tüm Albümler | Roj Tv Zindi | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
|
||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Üye
|
Kandil’de bir Sevda…
BERİTAN SARYA -ANF KANDİL : Yol uzun, hava ise bunaltıcı derecede sıcak. Tozlu patikalardan geçiyor, irili ufaklı birçok tepeyi aşıyoruz. Tepeleri çıkmak zorunda olmak insana bu yol hiç bitmeyecek duygusu veriyor ve oldukça yoruyor. Yanımızda bize öncülük eden iki kadın gerilla var. Gerilla Medya 12 yıldır dağlarda.... Ahin ise 1999 yılında Öcalan’ın esir alınmasından sonra dağlara gelmiş. Bir süredir gerillaların arasındayız ve onlarla birlikte yaşıyoruz. Onların yaşadığı birçok saldırı ve tehlikeye tanık olduk bazılarını birlikte atlattık. Çok yakınımızı vurmasalar da yürüyüş esnasında, top atışlarının sesini duyabiliyoruz. Gerilla Ahin bu topların Türk ordusu tarafından sınır karakollarından atıldığını; artık rutin hale geldiğini ama yine de duyarlı olmak gerektiğini söylüyor. Bizlerde hemen her gün obüslerle ve sık sık uçaklarla bombalanan Kandil’de karşılaşabileceğimiz tehlikelerin bilincindeyiz. Fakat gerillalarla hareket ederken onların soğukkanlı yaklaşımları kendimizi güvende hissetmemizi sağlıyor. Onların dağlarda yıllarca mücadele ederek edindikleri tecrübelere güveniyoruz. Bir süre daha yürüdükten sonra küçük bir gerilla birliğine ulaşıyoruz. Gerillalar bizi güler yüzle karşılıyor ve ''hoş geldiniz'' diyorlar. Gerillalar bize çay ve kendi yaptıkları çörekleri ikram ediyorlar. Kısa süre içinde, sanki yıllardır tanışıyormuşçasına sıcak bir sohbete dalıyoruz. Sohbetimiz sürerken genç bir kadının yanındaki dört çocukla bizlere doğru geldiğini görüyorum. Kadın elini tuttuğu çocuğu adeta sürüklüyor ve diğer çocuklar da kadının peşinden topallayarak yürüyorlar. Kadın sivil ve yanındaki çocukların yaşları da oldukça küçük. Ben biraz şaşkın yanımdaki gerillalara bakıyorum ve yüz ifadelerinden onların benim kadar şaşırmadığını anlıyorum. Kadın yanımıza gelerek ''merhaba heval'' diyor ve öylece yere oturuyor. Misafirleri olduğumuz gerillalar kadına ''hoş geldiniz'' diyerek, onu hemen dinlenmesi için karşımızdaki mangaya yerleştiriyorlar. Kadına ve çocuklara yiyecek ve çay götürüyorlar. Kadını ve çocukları oturduğum yerden görebiliyorum. Birlikteki gerillalar bize kadının çocukların annesi olduğunu ve daha önce de eşinin baskısından kaçarak çocuklarıyla birlikte kendilerinin yanına geldiğini anlatıyorlar. Kadının hikâyesini gerillalardan dinlerken, onun nasıl hiçbir şey yemeden sadece çocuklarını doyurmaya çalıştığını görüyorum. İçtiğim çay boğazımda düğümleniyor. Kadın çok bitkin görünüyor ve çocukların da ayakta duracak halleri yok. En küçük çocuk sürekli ağlıyor. Gerillalardan kadının henüz yirmili yaşlarında olduğunu öğreniyorum. Ama bu genç yaşında yaşadıkları uç boyutlarda da olsa bana kadının erkek egemenlikli toplum gerçekliğinde yaşadıklarını bir kez daha hissettiriyor. Tanıdığım benzeri durumları yaşamış olan birçok kadın ve onların hikâyeleri, belleğimde yeniden canlanıyor. ADI SEVDA… Kadının adı Sevda ama sevgisizliğin doruğunda yaşıyor. İçinde yaşadığı toplumda kendisi ve çocukları için hiçbir çözüm bulamıyor. Kendisine ancak dağlarda mücadele yürüten PKK gerillalarının yardımcı olabileceğini düşünerek çocuklarıyla birlikte ikinci defa umudu dağlarda arıyor. Yol boyunca kendimi bir savaş alanında olmanın getirebileceği her türlü tehlikeye hazırlamış olan ben, hiç beklemediğim bir biçimde Sevdayla karşılaşıyorum. Başlangıçta onun umudu dağlarda aramasına şaşırıyorum. Dünyada ve en fazla da Ortadoğu'da yaşayan birçok kadın farklı farklı biçimlerde de olsa aynı hastalıklı zihniyetin ve sistemin mağdurları. Ama Sevda, karşısına çıkabilecek her türlü tehlikeyi göze alarak umudu dağlarda arıyor. Sevda’nın haberini yapmak yaşadığı trajediyi ve umudu neden dağlarda aradığını herkesle paylaşmak istiyorum. Sevda'nın biraz olsun dinlendiğini gördükten sonra gerillalara Sevda'nın haberini yapmak istediğimi söylüyorum. Onlar da Sevda'nın yanına gidip kendisinin onayını almam ve yaşadıklarını kendisinden dinlememem gerektiğini belirtiyorlar. Yanına gittiğimde Sevda bana oldukça sıcak davranıyor. Fakat bir yandan da çocuklarıyla ilgilenmeyi sürdürüyor. Sevda'nın en büyük çocuğu, büyük bir olgunlukla kardeşlerini sakinleştirebilmesi için annesine yardımcı olmaya çalışıyor. Sevda'ya kendimi tanıtıyorum ve yaşadıklarını arkadaşlardan dinlediğimi söylüyorum. Kendisiyle benzeri kaderi paylaşan birçok kadın için haberini yapmak istediğimi söylüyorum. YAŞAMIMIZ ÖLÜMDEN KORKUNÇ Aklıma ilk gelen soru Kürt gerillaları üzerine bu kadar yoğun saldırıların olduğu bir süreçte neden dağlara geldiği oluyor. O da bana dağlarda karşısına çıkabilecek tek tehlikenin ölüm olabileceğini ifade edip ''bizim yaşamımız ölümden daha korkunçtu'' diyor ve hikâyesini anlatmaya başlıyor. Ama sık sık fotoğrafını çekmemem için beni uyarıyor. O yaşadığı bütün acılara rağmen çocuklarını çok seven bir anne. Analık içgüdüsüyle fotoğrafı çekildiğinde ve haberi yapıldığında hem devletin hem de kocasının çocuklarına zarar vereceğinden korkuyor. Kendisinin kaygılarını anlıyor ve haberini yapmaktan vazgeçiyorum. Ama hikâyesini dinlerken mutlaka bir yolunu bulup ona ve çocuklarına zarar vermeyecek biçimde yazmalıyım diye düşünüyorum. Sevda şu anda 20'li yaşlarda ama daha çocuk yaşata yaşta aşık oluyor ve sevdiği kişiyle evleniyor. Bir süre eşiyle mutlu bir hayat yaşıyor ve bu evlilik sürecinde iki çocuğu oluyor. Ama bu mutluluk uzun sürmüyor. Eşi adli nedenlerle cezaevine giriyor ve Sevda 'ya karşı tavırları da değişiyor. Eşinin boşanma davası açması, iki çocuğuna yalnız başına bakmak zorunda kalan Sevda'yı, duygusal olarak da zorluyor. Sevda bu süreçte ataerkil toplumun kadına yaklaşımını kocası, kendi ailesi ve çevresindekilerin kendisine yaklaşımlarında yaşayarak öğreniyor. O sürece kadar bu noktada ciddi çelişkilerinin olmadığını ifade eden Sevda bu süreçte birçok defa kendi kendine '‘keşke kadın doğacağıma hiç doğmasaydım' dediğini söylüyor. Birkaç kez intiharı düşünüyor. Ama çocuklarına bakabilme kaygısı, yaşadığı duygusal yıkıma baskın geldiği için vazgeçiyor. SEVDA’YA İKİ DARBE AİLEDEN Sevda ikinci darbeyi de kendi babasından ve çevresinden yiyor. Sevda'nın çocuklarının bakımını üstlenmeyen ailesi, onun bir iş bularak çocuklarına bakma istemini ısrarla reddediyor. Babası ve aile çevresi dul bir kadının yalnız başına yaşayamayacağını ve mutlaka yeniden evlenmesi gerektiğini söylüyorlar. Sevda en yakın çevresi tarafından bile tehlikeli ve suçlu görülüyor. Sevda'nın babası Sevda'yı kendisinden yaşça çok büyük bir adamla evlendirmeye çalışıyor. Sevda'ya ''geleneklerimize göre bir kadının tek başına yaşaması mümkün değil, çocuklarına bakmaya söz verdi'' diyor. Sevda karşı koyacak gücü kendisinde bulamıyor ve kendisinden yaşça büyük ve hiç tanımadığı bir adamla, çocuklarına bakması şartıyla evleniyor. İlk evliliği hala anlam veremediği bir biçimde sonuçlanan Sevda, ikinci evliliğinde sevgiye dair hiçbir beklentisinin olmadığını tek istediğinin çocuklarına, kendi başlarına ayakta durabilecek yaşa gelinceye kadar bakabilmek olduğunu dile getiriyor. Kocasını sevmediği halde ona ve onun ailesine her zaman saygılı yaklaştığını anlatan Sevda, bir süre sonra yeni eşinin de kendisine karşı yaklaşımlarının değiştiğini söylüyor. Özellikle yeni eşinin kendi yaşlarında olan çocuklarının kendisine ve çocuklarına karşı tepkisel olduklarını belirtiyor. Sevda'nın bu süreçte yeni eşinden de bir çocuğu dünyaya geliyor. Ama Sevda her gün eşi ve eşinin çocuklarının hakaretlerine uğruyor, zaman zaman fiziksel şiddete maruz kalıyor. Sevda'nın ıstırabı artık katlanılamaz hale geliyor. Ama Sevda bir kez daha hamile kalıyor. Hamile olmasına rağmen Sevdaya yaklaşım değişmiyor. ŞİDDETTEN KAÇIP GERİLLAYA SIĞINDI Sevda artık bu şekilde bir yaşamı kaldıramıyor. Etrafında kendisine destek sunabilecek hiç kimse yok. Sevda kendisi için tek seçeneğinin ve çözümünün dağlarda mücadele yürüten Kürt Gerillalarının yanına giderek sorununu onlarla paylaşmak olduğunu düşünüyor. Üç çocuğunu da alarak kendini dağlara vuruyor. Çözümü dağlarda aramasına ilişkin Sevda şunları dile getiriyor: “Kendi ailemde eşimin ailesinde yurtseverlik gelişkin değil. Üstelik eşim geçmişinde devlete koruculuk yapmış. Ama ben PKK’yi ve gerillaları fazla tanımasam da Kürt halkı için mücadele ettiklerini, dağlarda kadın gerillaların da olduğunu biliyordum. Gerillaların halkın sorunlarına karşı da duyarlı yaklaştıklarını duymuştum. PKK ve gerillanın ciddiyeti ve saygınlığı yurtsever olsun olmasın herkes tarafından bilinirdi. Ben de gerillaların bana yardımcı olabileceğini düşündüm. Onlardan yana hiçbir kaygı taşımıyordum. Beni dinleyeceklerine, çocuklarıma zarar vermeyeceklerine inanıyordum. Bundan dolayı hiçbir kaygı taşımadan onların yanına geldim.’’ Sevda çocuklarıyla birlikte artık dağlara gerillaların yanına gelmiştir. Başından geçenleri onlara anlatır. Gerillaların kendisine ve çocuklarına karşı gösterdikleri sıcaklık ve ilgi kendisine yardımcı olabilmek için çabalamaları Sevda’nın onlara olan güvenini ve saygısını daha da artırır. Bu süreçte Sevda’nın çocuklarıyla birlikte gerillaların yanında olduğunu öğrenen eşi de dağlara gelerek kendisinden özür diler. Ve gerilla gücüne bir daha eşine ve çocuklarına baskı yapmayacağına söz verir. O süreçte dördüncü çocuğuna hamile olan Sevda eşinin gerillalara verdiği sözü tutacağını düşünerek çocukları için evine geri döner. Sevda artık evine dönmüştür. Fakat Sevda’nın çocuklarıyla birlikte dağlara gittiği tüm çevresi tarafından duyulmuştur. Sevda artık daha fazla dışlanır. Eşi de sözünde durmaz. Yaşamında değişen hiçbir şey olmamış ve baskılar ve dayak daha da artmıştır. Bu süreçte dördüncü çocuğunu da dünyaya getirir. Bir çocuğunun daha olması Sevda’nın yükünü daha da ağırlaştırmıştır. Sevda yeniden dağlara gitmeyi düşünür. Fakat bütün işkencelere rağmen çocuğunun biraz daha büyümesi için bir yıl daha bekler. Çocuğu yaşını doldurur doldurmaz bu defa dört çocuğu ile birlikte dağların yolunu tutar. İşte Sevda’nın hikâyesi. Sevdanın ve çocuklarının güvenliği için onun ve çocuklarının fotoğraflarını ve bazı ayrıntıları veremiyorum. Ama bu şekliyle bile yaşadıklarının çıplak bir biçimde anlaşılacağına inanıyorum. Çünkü dünyada ve özellikle kendi coğrafyamız olan Ortadoğu’da farklı biçimlerde de olsa günlük olarak bir çok kadın bu trajediyi yaşıyor. İKİNCİ KEZ DAĞLAR GÖRÜNDÜ Sevda ikinci kez dağa geldiğinde kendisiyle tesadüfen karşılaştık. Hikâyesini anlattı. Sık sık yanımdaki kadın gerillalara dönüp, “Heval keşke ben de sizler gibi bu dağlarda olsaydım. Hiç evlenmeseydim ve dağlarda özgürce yaşasaydım’’ diyordu. Çocuklarını çok sevmesine rağmen onların kendi kaderi için bağlayıcılığının farkındaydı. Belki de bu çelişkiyi yaşıyordu. Artık dört çocuğu vardı ve onlara bakmak zorundaydı. Yalnız başına olsa hiç tereddüt etmeden gerillaya katılacağını söylüyordu. Gerillalar ise ona yardımcı olmak için ellerinden geleni yapacaklarını söylüyorlardı. Gerilla Medya yalnız kaldığımızda bana dağlarda yaşamalarına rağmen kadının toplumda yaşadığı trajediyi bildiklerini belirtiyor. Özgürlük mücadelesi yürüten PKK’nin bir kadın militanı oluğu için kendini şanslı hissettiğini anlatıyordu. Medya “İyi ki bu mücadeleyi genç yaşlarda tanıdım’’ diyordu. Sevda’nın dört çocuğuyla birlikte bu kadar yoğun saldırıların olduğu dağlarda kalması kendisi ve çocuklarının güvenliği açısından mümkün değildi. İki gün sonra bir arabayla kendisi ve çocuklarıyla ilgilenecek kendilerine destek sunup daha güvenli bir gelecek yaratabilecek bir kadın kurumuna aktarıldı. Artık çocukları ve kendisi yalnız değil… |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| bir, kandil’de, sevda… |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
![]() |
Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® Jiyan-Board Version
Copyright ©2007 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
|
![]() |