Jiyan-Board


FORUM Portal Albümlerim Sosyal Gruplar Kimler Online Bugünki Mesajlar
Geri git   Jiyan-Board.NET > Özgür Ülke -Siyasi Serbest Kürsü - Gündem - Haberler > Gerilladan yazılar ve Anilari
CezalilarTüm Albümler Roj Tv Zindi Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Duran Kalkan: PKK’den bir çivi bile sökemezler!-I
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
18

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 01-20-2009, 15:18   #1 (permalink)
Heval
 
bazidli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Activity Longevity
0/20 1/20
Today Mesajlar
0/5 sssss2891
Üye No: 23
Mesajlar: 2,891
Konular: 2640
Referanslari: 0
Arkadaslari: (0)
Cinsiyet:
Kullandigi Tesekkür: 23
Aldigi Tesekkürler: 104
REP Gücü Puanı: 618
Aldigi REP Puani: 460
bazidli is a glorious beacon of lightbazidli is a glorious beacon of lightbazidli is a glorious beacon of lightbazidli is a glorious beacon of lightbazidli is a glorious beacon of light
Son Aktivitesi: 08-30-2009 :   21:56 
Toplam Online Süresi: 1 Ay 4 Gün 7 Saat 30 Dakika 48 Saniye
Submit to Clesto Submit to Digg Submit to Reddit Submit to Furl Submit to Del.icio.us Submit to Jeqq Submit to Spurl
Standart Duran Kalkan: PKK’den bir çivi bile sökemezler!-I

[Linkleri görebilmeniz için kayitli üye olmaniz gerekmektedir. Üye olmak için lütfen tiklayiniz.]

BEHDİNAN - KCK Yürütme Konseyi Üyesi Duran Kalkan, PKK’ye ilişkin gündeme gelen planların arkasında ABD’nin olduğunu belirterek, 2007 ve 2008’de şiddetle hedefine ulaşmanı ABD’nin şimdi daha yumuşak yöntemlerle, özel savaş yöntemleri ile bunu yapmak istediğini kaydetti. Kalkan, dağdan indirme planlarına ilişkin “PKK’den bir çivi bile sökemezler” dedi.

ANF’ye konuşan Duran Kalkan, son dönemlerde gündemleşen PKK planları, Ergenekon operasyonu, TRT 6 kanalı, Fethullahçı hareket, Filistin İsrail çatışması, Türkiye ve İran saldırılarına ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Bush yönetiminin ömrünün sonuna ermesiyle PKK’ye karşı mücadelede siyaset değişikliğine gidildiğine işaret ede Kalkan, tartışılan planların arkasında da ABD’nin olduğunu kaydetti. 2003’teki planın 2009’da uygulanma ve başarı elde etme şansı sıfır denecek kadar az olduğunu vurgulayan Kalkan, TRT 6 için ise “ABD’nin PKK’ye karşı yürüttüğü savaşın araçlarından bir tanesindir TRT 6” dedi. Kalkan, “TRT6 da bir kilo kömür, bir kilo makarna gibidir; bugün verilir, amaçlanan alınabildiği kadar alınır, yarın ortadan kalkar” diye vurguladı.

Ergenekon operasyonu konusunda ise, tasfiye edilen kliğin PKK ile savaşmış klik olduğuna dikkat çeken Kalkan, “Ergenekon soruşturması, Türkiye yönetimi içinde kanlı bir iktidar savaşımını andırıyor” tespitinde bulundu. Filistin-İsrail çatışmasının arkasında ise İran ve ABD, diğer bir ifadeyle “ilk devlet ile son devlet” çatışması olduğunu söyleyen Kalkan, Fethullahçıların Güney Kürdistan’da artan faaliyetleri konusunda da uyardı. Kürt yönetiminin bunlara izin vermesini eleştiren Kalkan, “Ama bu çabalar yarın KDP ve YNK’yi El Fetih’in durumuna düşürecek, iktidarını kaybetmesine yol açacak bir siyasi İslam hareketinin Güney Kürdistan’da örgütlenip, iktidara el koymasını gerçekleştirebilir” dedi.

“ABD’nin siyasi İslam projesinin ideolojik ayağı Fettullah Gülen, siyasi ayağı Tayyip Erdoğan’dır. Bu kadar birbiriyle ortaklar, bütünler” diyen Kalkan, AKP’nin de bir ABD dayatması olduğunu kaydetti. Kalkan Gülen hareketinin Müslümanlığı’nın ABD siyasetine hizmet ettiğini ifade etti.

DİPLOMASİ TRAFİĞİNİN ARKASINDA ABD VAR

-Son dönemlerde PKK’yi dağdan indirme, ya da PKK’yi tasfiye planları konusunda yoğun bir Ankara-Hewler-Washington arasında diplomatik trafiğin yaşandığı görülüyor. Siz bu diplomasi trafiğini nasıl yorumluyorsunuz?

Son dönemlerde Washington-Hewler-Ankara-Bağdat arasında yoğunlaşan diplomatik trafiğin arkasında, esas itibarıyla ABD vardır. Obama yönetimi iş başına gelirken, Kürdistan’da da yeni bir politik durum yaratılmak istenmektedir. Esas yapılmak istenen, ABD -Türkiye-Irak üçlü ittifakını daha güçlü bir biçimde gerçekleştirmekle, Kürtleri bu ittifaka dahil etmektir. Hewler, bu diplomasi trafiğine bu temel de katılıyor. Kürtlerin bu üçlü ittifaka katılımı önünde engel olarak PKK görülüyor ve PKK’nin etkisizleştirilmesi, engel olmaktan çıkarılması amacını güden yeni arayışlar, plan ve projeler geliştirilmeye çalışılmaktadır. ABD bu planı yürüttüğü için, esas itibarıyla ABD çıkarları öngörüyor. Fakat katılan diğer güçler de, örneğin, Türkiye yönetimi de, kendi siyaseti doğrultusunda böyle bir süreçten sonuç almak istemektedir.

ABD’Yİ ÜÇ NOKTADA ŞİDDETLE ELEŞTİRMEK GEREKİYOR

Öncelikle ABD’nin bu konuda tutarlı olmadığını ifade etmeliyiz. Üç noktada ABD’yi şiddetle eleştirmemiz gerekiyor. Birincisi, uluslar arası komployu planyan, örgütleyen ve yürüten ABD yönetimiydi. 9 Ekim 1998 komplosunu başlatan ABD’deki Clinton yönetimiydi. 15 Şubat komplosunu gerçekleştiren yine aynı yönetimdir. On yıldır, uluslar arası komplo çerçevesinde Kürt halkına ve özgürlük hareketine yöneltilen saldırırının organizatörü, yürütücüsü ABD’dir. Bu, Kürtler için, Kürt halkının varlığı için, büyük bir hakarettir. Adeta Kürt soykırımına katılmak, destek vermek anlamına gelmektedir. Bu komployu düzenleyen, yürüten, gerçekleştiren yönetim, 20 Ocak 2009 tarihinden itibaren yeniden iş başına geliyor. On yıl önce böyle bir komployu planlayıp yürüten kadroların büyük bir bölümü, şimdi yeniden ABD yönetiminde yüksek düzeyde görevler alıyorlar. Kısaca, 20 Ocak’ta yönetim görevini ABD’den devir alanlar, Önder Apo’ya, PKK’ye ve Kürt halkına karşı yöneltilen uluslar arası komplo saldırısının baş sorumlusudurlar. Tarihi büyük bir haksızlığın ve saldırırının gerçekleştiricisi oluyorlar, bu gerçeği görmek lazım.

İkincisi, 2006 Ağustos’unda ABD yönetimi resmen PKK’ye ateşkes çağrısı yaptı. 1 Ekim 2006, PKK birçok etkeni değerlendirerek 5’ci tek yönlü ateşkes sürecini başlattı. Ağır saldırılara rağmen, bu tek yanlı ateşkes sekiz aya aşkın bir süre sürdürdü. Fakat Ağustos ayında ateşkes çağrısı yapmış olan ABD, PKK’nin tek yanlı ateşkesiyle hiç ilgilenmedi. Kendisi yaptığı ateşkes çağrısına sahip çıkmadı. PKK, ateşkes ilan etmiş iyi olmuş, biz de böyle düşünüyorduk ve bu bizim üzerimize siyasi görevler yüklüyor, bunun gereklerini yerine getirelim demediler. Tersine, Türkiye’nin PKK’ye karşı saldırısını daha fazla teşvik ve tahrik etti. Özellikle, 2007 başından itibaren Türk yönetimini, PKK’ye ve Kürtlere karşı saldırmak için, askeri saldırı, baskı yürütmesi için adeta teşvik etti, destekledi, tahrik etti. Önderliğe, halka ve gerillaya dönük saldırıları tahrik etti. ABD bu noktada da, tutarsız davrandı. Ağustos 2006 yılında yapmış olduğu ateşkes çağrısına sahip çıkmamıştır. Bunu da herkesin iyi görmesi gerekiyor.

ABD SAVAŞ UÇAKLARI DA MI KANDİL’İ BOMBALADI

Üçüncü husus, 5 Kasım 2007 Bush-Erdoğan görüşmesiyle, Türk ve ABD yönetimleri PKK’ye karşı, ortak askeri tak yaptılar. Birlikte bir savaş planı ve projesini hazırladılar. Kasım 2007’den bu yana, Türkiye’nin PKK’ye yönelttiği, askeri saldırıların bir ortağı da ABD’dir. Irak hava sahasını açarak destek vermekte ve bu savaşa katılmaktadır. Gece-gündüz demeden, keşifle istihbarat çalışmaları yürüterek katılıyor bu savaşa. Daha ötesi, ABD pilotlarının, PKK mevzilerine dönük saldırılar yapan uçakları kullandığı yönünde bilgiler var. Yani fiili ABD pilot ve savaş uçaklarının katıldığı da söyleniyor. Ne kadar doğru bilemiyoruz, ama bu doğru olmasa bile, hava sahasını açarak, keşif istihbarat çalışması yürüterek, bir de siyasi ve askeri destek vererek, savaşa ABD zaten bizzat katılıyor. ABD giderek daha çok, Türkiye yönetiminin, Kürt halkına karşı yürüttüğü soykırım, savaşının ortağı haline gelmiş durumda. Bunu da görülmesi gerekir. Bütün bunları yapan ABD, bunu daha da geliştirerek

üçlü- dörtlü ittifaklarla yürütmek istemektedir.

Şöyle ifade edebiliriz. 2007 başından bu yana, Türkiye yönetimini savaşa tahrik ederek, destekleyerek, 2007 Kasım’ından bu yana bizzat savaşa katılıp, ortak savaş yürüterek, PKK gerillasını ezmeyi, böylece PKK’yi engel olmaktan çıkartmayı, sistem içine çekerek eritmeyi hedeflediler. ABD planına göre, 2008’ın sonuna kadar bu iş başarılacaktı. Yani PKK’nin radikal duruşu ezilecek, yok edilecekti. Gerilla ağır darbeler vurularak imha edilecek, halkın umudu ve direnici kırılacak, önder APO, ağır baskı, işkence altında düşünemez ve iş yapamaz hale getirilecek, PKK’nin örgütlü gücüne ağır darbeler vurulacak. Sonuçta, iyice darbe yemiş, umudunu yitirmiş PKK kalıntılarını, çeşitli barış projelerini adı altında kendi sistemi içerisine çekip, entegre ederek, PKK’yi engel olmaktan çıkartıp, Kürtlerin, ABD-Türkiye- Irak üçlü ittifakına katılmasını, yani Ortadoğu’da ABD’nin siyasi stratejisini destekler hale getirilmesini sağlamış olacaktır. Bunun için, 1 Ekim 2006 tarihli 5’inci ateşkes sürecine sahip çıkmadı. Bu nedenle Türkiye’ye bu kadar askeri destek verdi, Türkiye’yi savaşa tahrik etti. PKK’yi ortak düşman ilan etti ve ortak düşmana karşı ABD, Türkiye’nin birlikte savaş yürüttüğünü açıkladı. Bunu hem ABD başkanı, hem de askeri komutanları açıkladılar. Sonuç, ABD 2008 sonuna gelindiğinde planlandığı hedefe ulaşamadı. PKK’nin gücünü, iradesini kırma, ezme ve teslim almayı başaramadı. Şiddetle PKK’nin ezilemeyeceğini, tasfiye edilemeyeceğini bir kere daha gördü. Zamanı da dolunca, arktık Bush yönetimi ömrü sona erip, yerine demokrat yönetim seçilince, bu sefer, PKK’ye karşı mücadelede siyaset değiştirmeye yöneldiler. 2008 yılının Kasım’ından itibaren, yeni arayışlar başladı. Üçlü ve dörtlü ittifak siyasetleri, gündeme getirildi. Bağdat’ta üst üste toplantılar yaptılar. Öyle anlaşılıyor ki o toplantılarda, PKK’yi etkisizleştirme, tasfiye etme plan ve projeleri hazırlamışlar. Nitekim Türkiye Başbakanı Tayip Erdoğan daha sonra dört aşamalı bir tasfiye planının hazırlamış olduğunu basına açıkladı.

DÖRT AŞAMALI TASFİYE PLANI

Bu dört aşamalı planının birinci aşaması; PKK’nin izole edilmesiymiş. Bunu da Tayip Erdoğan söyledi. PKK’nin izole edilmesi, farklı alanlarda, farklı biçimlerde oluyor. Kuzey Kürdistan’da ve Türkiye’de, 29 Mart yerel seçimleri bu doğrultuda kullanılmak isteniliyor. Seçimde, yurtsever, demokratik güçler yenilgiye uğratılarak, PKK’nin kitle tabanını olmadığını, marjinal konumda bulunduğu, herkese gösterilmek isteniyor. Güney Kürdistan ve Irak’ta kapsamlı bir karalama kampanyası başlatılmış durumda. Öyle ki, PKK’yi kötülemek için, her fırsattan yararlanılıyor, her türlü imkan kullanılıyor. Bunu, Irak yönetimiyle birlikte Güney Kürdistan’ın çeşitli güçleri de sürdürüyorlar. Yurt dışında da bir kuşatma, tecrit etme politikası, ABD ve Türkiye yetimlerinin ittifakı temelinde sürdürülüyor. Bütün bunlar sonuç verirse, yani Kuzeyde, Güneyde, yurt dışında yürütülen PKK’yi izole politikası başarılı olursa, ardından yeni aşamalar gündeme getirilecek her halde.

Yeni aşamaların neler olduğunu, ikinci, üçüncü aşamaların hangilerin olacağını da son dönemlerde az çok duyuyoruz. Yeni eve ‘dönüş yasaları’ çıkartılacakmış, suç işlememiş, savaşa katılmamış olanların ceza almadan evlerine dönmesi, yönetimin üçüncü bir ülkeye gidişene, ilticasına izin verilmesi, İmralı’da koşulların biraz daha hafifletilmesi, yeni bir cezaevi hazırlanarak bunun yapılması gibi, yöntemlerle, PKK’nin mevcut örgütlü duruşunun dağıtılması hedefleniyormuş. Bunu Irak devlet başkanı olarak Celal Talabani de açıkladı. Böyle bir sürecin gelişiminde de, Kürt konferansı adı altında, konferanslar yapılacakmış, PKK’ye sadece ABD- Türkiye- Irak yönetimlerinin görüşlerini değil, sözüm ona Kürt siyasetinin görüşleridir diye dayatmalarda bulunulacakmış. Daha somut ayrıntıda nelerin planlandığını bilmiyoruz. Parça parça bu planlar, açığa çıkıyor. Irak’ın hem Başbakan’ı, hem de devlet başkanı yardımcısı bu temelde Türkiye’yi ziyaret etti. Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’nın Ocak ayında Bağdat’ı ziyaret edeceği açıklanmıştı, henüz böyle bir ziyaret gerçekleşmiş değil.

Türkiye Güney Kürdistan yönetimleri arasında, gizli görüşmelerin yoğunca sürdüğünü biliyoruz. ABD’ye gidiş gelişler durmuyor. Londra’ya gidiş gelişler durmuyor. Yani Türkiye-ABD, Türkiye-İngiltere, Türkiye-İsrail görüşmeleri açık gizli her düzeyde sürüyor. Yoğun bir diploması trafiği var. Deniliyor ki, bütün bunlar PKK’yi silahsızlandırmaya dönüktür. PKK’nin tasfiye edilmesini hedefliyor. Tayip Erdoğan diyor, PKK’yi tasfiye planı. Bazı dış güçler, PKK’nin silahsızlandırılma planı olarak ifade ediyorlar. Celal Talabani bunu, Kürt sorunun çözümü olarak tanımladı. Belli ki herkes kendine göre anlıyor, kendine göre tanımlıyor. Ama bazı ortak müştereklerde bileşildiği anlaşılıyor. Bunun esası nedir? Sorunu, PKK sorunu olarak görmektir. Bu diploması trafiğini yürüten güçler, sorunu PKK sorunu olarak görüyorlar. Dolaysıyla onların amacı, PKK’nin yok edilmesidir, tasfiyesi, ortadan kaldırmasıdır. Kendilerinin önünde PKK engeldir. Onun bu engelin nasıl aşılacağının arayışı içindedir. Hiç demiyorlar ki PKK nereden ortaya çıktı? Ne istiyor? Ne yapıyor? Nasıl ayakta kalıyor? PKK’yi ortadan kaldırmak için uğraşalım da, ama gökten zembile düşmedi. Bazı temel sorunların üzerinde ortaya çıktı. Bu sorunlara ilişkin, bizim çözüm yöntemlerimiz ne olacak diye nedense kendilerine hiç sormuyorlar. Olguyu bu biçimde gündeme hiç getirmiyorlar. Bunlar, geçmişten beri gelen yaklaşımlardır. Görülüyor ki, ciddi bir yaklaşım yoktur. Bir yaklaşım yeniliği söz konusu değildir. Sorun PKK sorunu değildir. Sorun PKK’nin silahsızlandırılması da değildir. PKK silahlandırılsa, başka bir silahlı güç ortaya çakar. PKK tasfiye edilse, Kürt sorunu yeni PKK’ler ortaya çıkarır. Bu açık bir gerçektir. O bakımdan da bu, diploması trafiğinin amaçları yeni değil, aslında unsurları da yeni değil.

TRT YAYINI ARKASINDA DA ABD VAR

Fakat şöyle bir durum çıkıyor ortaya. ABD, Afganistan, Pakistan hattında savaşı tırmandırabilmek için, Türkiye’nin, Irak’ın, İran’ın desteğine ihtiyaç duyuyor. Yine Kürtlerin desteğine ihtiyaç duyuyor. Türkiye-Irak ittifakını gündemleştirmesi, Kürtleri buraya katması bu nedenledir. Hem seçim öncesi, hem seçim ardından yeni başkan Obama, İran’a da yumuşak mesajları bunun için verdi. Bunun için de PKK’nin etkisizleştirilmesi lazım. Yani Kürtlerin bu ittifakı katılabilmesi için, PKK’nin etkisiz hale getirilmesi, engel olmaktan çıkartılması gerekiyor. İki yıldır ABD, şiddetle PKK’nin direnme gücünü kırarak bunu sağlamak istemişti, bu plan başarılı olmayınca, şimdi başka yöntemlerle, yumuşak tarzda aynı amacı gerçekleştirmek istiyor. Yani PKK’yi tecrit politikaları yürütülüyor. PKK’nin silahsızlandırılması gerektiği çağrıları yapılıyor. PKK üzerinde, ağır bir siyasi baskı ve kuşatma geliştirilmek isteniyor. Hatta bazı teşvikler de gündeme gelebilir. PKK’yi yumuşak yöntemlerle etkisiz kılabilmek için, elindeki argümanları almak gerekli. Onun AKP yönetimini bu yönlü yönelimler içerisine girmeye teşvik ettiler. TRT6 denen ki Kürtler buna TRTCahş diyorlar. Televizyon kanalı böyle gündeme geldi. Üniversitelerde Kürdoloji bölümlerinin açılması propagandası buradan gündeme geldi. Yani bunların arkasında ABD var. PKK’nin elindeki Kürt soruna çözüm argümanını bu biçimde elinden alarak PKK’yi izole etmeye, güçsüz düşürmeye, dolaysıyla da etkisizleştirmeye çalışıyorlar. Mevcut durumdaki diplomatik, politik yaklaşımların böyle olduğunu görüyoruz. Tabii bu arayışlar yeni değildir. Yıllardır sürdürülüyor. Şiddetle yapılıyor, şiddet dışı yöntemlerle yapılıyor. Küt inkarı ve imhası stratejisini esas alan güçler, önlerinde temel engel olarak gördükleri için, PKK’nin ortadan kaldırılması, yok edilmesi amacıyla her türlü çabayı harcıyor. Her türlü yönteme başvuruyorlar. Her türlü ittifakı yaratıyorlar. Zaten uluslar arası komplo da budur. On yıl önce uluslar arısı komplo ile bu amaçla ortaya çıkarılan, en geniş işbirliği yaratılar, her türlü hileye, oyana, baskıya başvurdular. Şimdi de aynı yöntemleri kullanmaya çalıştıkları anlaşılıyor.

-2003 yılında dayatılan planının bir benzerinin yürürlükte olduğundan bahsediliyor. ‘Suça bulaşmamış gerillaların evlerine dönmesi’’, ‘yöneticilerinden başka bir ülkeye gitmesi’ de tartışılıyor. 2003’te dayatılan plan ile şimdi 2009’daki plan arasındaki benzerlikler, farklılıklar nelerdir?


Bu planına yapan ve uygulamaya çalışanların, amaçları ve yöntemleri bakımında 2003’teki palanla şimdiki arasında hiçbir fark yoktur. Bu iki palan tamamen benzerlik içermektedir. Çünkü amaçları PKK’yi tasfiye etmek, yok etmektir. Bunun için kullandıkları yol, yöntemler, her türlü hileden, şiddetli baskıya kadar her türlü yönteme başvurmaktır. Yapanlar ABD ile AKP’dir. Kısaca, her iki dönemde planı uygulayan güçler de, amaçları da aynıdır. Yaptıkları planlama da, onun aşamaları da bir birinden farklılık içermiyor. Dikkat edilirse, o zaman da 2003 yılında da suça bulaşmamışların Türkiye’ye gelebilmesi ceza görmeden, Türkiye’ye dönmesi, ‘eve dönüş’ yaşası adı altında öngörülüyordu. Yönetim için Norveç’e götürürler deniliyordu. Yani sorun, PKK olarak görülüyordu. Yoksa başka bir sorun ele alınmıyordu. PKK’nin varlığı sorun olarak görülüyor, dolaysıyla bu sorun çözülecek? Yani PKK varlığı, nasıl ortadan kaldırılacak? Ona çare aranmaya çalıyordu. Çare orak da, PKK olarak öngördüklerini yok etmekti. Dağda olan gerillanın bir bölümünü, Türkiye’ye götürmek, bir bölümünü yurt dışında başka yerlere götürerek denetim altına almak, PKK’nin örgütlü gücünü bu biçimde dağıtmak, böylece örgütsüz, veya gevşek örgütlü olan kesimler üzerinde de baskı uygulayarak, Kürt özgürlük direnişini ve örgütlülüğünü ortadan kaldırmaktı. Besbelli ki amaç aynıdır, dolaysıyla mantık aynıdır. Hiçbir değişiklik yok. Sorunu ortaya koyuş, ele alış tarzı aynıdır. Yanlışlık, burada başlıyor. Kürt sorunu olarak sorun konulmuyor ortaya. Kürt sorun için yöntemler aranmıyor. Sanki PKK gökten düşmüş gibi, soru olarak PKK görülüyor ve bu sorun nasıl yok edilecek? Yani PKK nasıl ortadan kaldırılacak? Ona çare aranıyor. Çare olarak, öngörülen yöntemler de aynıdır. Dolaysıyla hiçbir yenilik yok. Ciddi bir yaklaşımın olmadığı, ortaya çıkıyor. Kürt sorunu ele alma ve çözüm yöntemi arama konusunda, mevcut planların gündeme getirenlerin, herhangi ciddi bir yaklaşımlarının olmadığı açığa çıkıyor. Niye bunlar tartışma gündemine geliyor, insan onu anlamıyor. Çünkü yeni bir şeyi yok. Zaten yürürlükte olanlar bunlar. Sanki yeniymiş gibi, ileri sürülmek isteniyor, bu bilinç çarpıtma olayıdır. Bir yanıltma olayıdır. Aslında bir kamuoyun oluşturma çabasını ifade ediyor. Sanki bir yenilik varmış gibi, dikkatleri ortaya çekerek, Kürt sorununu kendi geçeği üzerinde ele alıp, çözülüm arayışları ortadan kaldırılmak isteniyor. Aslında ciddiyetsizlik ve bu temelde çözümsüzlük geliştirilmek, derinleştirilmek isteniyor.

BİR YANILSAMA SÜRECİ YARATMAK İSTİYORLAR

- 2003 yılındaki palanla, şimdiki plan arasında nasıl bir farklılık var?

Hiç mi farklılıklar yok, Elbette farklılıklar da var. Planı yapanların kimlikleri, amaçları, yöntemleri konusunda bir farklılık yok, benzerlikler var. Ama başka bakımlardan farklılıklar var. Örneğin, bu planı yapıp, uygulamak isteyen güçlerin kendi duruşları açısından farlılık var. Bundan dört yıl önce çok daha güçlüydüler, emindiler kendilerinden. Şimdi PKK’ye karşı şiddet temelinde yoğun saldırılar yürütmüş olmalarına rağmen, bu geçen dört içerisinde sonuç alamamışlardır. Bu bakımdan daha zayıf düşmüş, idealarını daha çok kaybetmiş durumda bulunuyorlar. Bu hem ABD politikaları açısından böyledir, hem de AKP politikası açısından böyledir. İnkâr sistemi dört yıl öncesine göre, şimdi çok daha zor durumdadır, sıkışmıştır. Kürt sorunun çözümü, bu geçen dört yıllık süre içerisinde gelişen mücadele ile iyice dağıtılmıştır. Sorunu yaratanlara mutlaka çözüm dayatmasında bulunuyor. Böyle bir dayatmanın, sıkışıklığı altında olan güçler işte bu tür hilelerle, sözde yeni arayışlar gündeme getiriyormuş havasını yaratarak, aslında bir yanılsama yaratmak ve süreci geçiştirmek istiyorlar. Mevcut sıkışıklığı bu biçimde aşmak istiyorlar.


Diğer bir farklılık, PKK açısındandır. 2003’te PKK’nin içi çok karışık ve dağınıktı. Provokatif tasfiyeci bir eğilim gittikçe kendisini örgütlemiş, PKK'yi içten zorlayan konumdaydı. Günümüzde PKK öyle değildir. 2007 ağustos sonunda gerçekleşen 10. Kongre ortaya koydu ki, PKK tarihinin en güçlü dönemlerinden birini yaşıyor. Apocu çizgide tam bir netleşme ve birlik var. İdeolojik ve örgütsel sorunlarını, kendi yöntemleriyle çözebiliyor. Her hangi bir hizipleşme, grupçuluk, parçalı duruş söz konusu değil. Mücadele sorunları, gelişme sorunları, büyüme sorunları var. Fakat 2003’teki gibi farklı görüşlerden kaynaklı bir parçalanma, gruplaşma durumu söz konusu değildir. Bu da bir gerçek, önemli bir farklılık. Eğer 2003 yılında söz konusu plan belli ölçüde uygulanabildiyse- ki bu planı yürüten ABD yöneticileri yüzde elli başarılı olduklarını söylemişlerdi- onların ifadesiyle diyelim yüzde elli başarılı oldularsa, PKK’nin içinde bulunduğu bu parçalı, duruştan kaynaklandı bu durum. Yani içte provokatif-tasfiyeci bir hizipleşmenin var olması ve dayatması PKK’yi zorladı, ABD’nin bu politikalarının kısmen etkili olmasına yol açtı. Günümüz öyle bir durum söz konusu değildir. Ferhat- Botan çetesi gibi çeteleşme PKK içerisinde yoktur. Apocu çizgide önemli bir anlayış ve düşünce birliği oluşturulmuştur. Hatta üçüncü partileşme hamlesi temelinde yeniden partileşme süreci çok güçlü bir biçimde ilerlemekte, PKK geçmiş dönemlerde ulaştığı partileşme düzeyini aşan bir düzeyi şimdi yaratmaktadır. Örgütsel netlik, disiplin ve sağlamlık açısından geçmiş dönemlerde olduğundan çok daha ileri bir duruşa şimdi ulaşmaktadır. Bu bakımdan da ciddi bir farlılık vardır. 2003’teki mevcut benzer planının başarısını yaratan PKK’nin iç etkeni şimdi söz konusu değildir. Şimdi tam tersine bu planları boşa çıkartacak sağlam, bütünlüklü bir ideolojik-örgütsel duruşa PKK sahiptir.

Üçüncü bir etken olarak, güney Kürdistan ve ırak’taki durumu ifade edebiliriz. 2003 Nisanı’nda Saddam Hüseyin yönetimi yıkılmıştı, Irak’ta bir yönetimsizlik vardı. Hem Irak, hem Güney Kürdistan yönetimsiz, boş bir alandı. İsteyen istediği gibi gezebiliyor, yaşayabiliyordu. Bir serbestlik vardı, sistemsizlik, örgütsüzlük vardı. Dolayısıyla her grup ya da birey için kolaylıkla yaşam imkânı sunuyordu bu ortam. Bu durum PKK’nin içten eritilmesi, tasfiye edilmesi, PKK’den kaçışların teşvik edilmesi açısından önemli bir zemindi. Nitekim çok sayıda güç böyle PKK’den uzaklaştı. Sadece provokatif- tasfiyeci eğilimin kopuşu değil, bu temelde kısmi bir erime de PKK içinde yaşandı. Neden? Çünkü Güney Kürdistan ve Irak'taki durum rahat yaşam imkânı sunuyordu. İnsanlar bunu görünce, birazda kararsız, zayıf durumdalarsa, birileri onları teşvik de ediyorsa rahatlıkla o zemine kayabildiler. Şimdi böyle bir durum söz konusu değildir. Irak’ta ve Güney Kürdistan'da da neredeyse eski dönemi andıran bir devlet egemenliği ortaya çıkıyor, polis ve asker baskısı oluşuyor. Bırakalım rahat yaşama imkânını, hareket etme olanakları bile yok edilmiş durumda. O açıdan mevcut Güney Kürdistan ve Irak zemini PKK’nin bu tür yöntemlerle eritilmesi için fırsat ve imkân sunmuyor 2003’teki gibi. Bu da önemli bir farklılıktır. Daha birçok konuda farklılıklar üzerinde durulabilir, farklı yönler vardır.

PKK’DEN BİR ÇİVİ BİLE SÖKEMEZLER

Örneğin, son dört yılda PKK, 1 Haziran Atılımı temelinde her türlü saldırıya karşı kahramanca bir direniş yürütmüştür. Hem gerilla cephesinde, hem halk serhıldanı cephesinde bu yaşanmıştır. O anlamda büyük bir tecrübe edinme, birikim sağlama, öz güven oluşturma, yeniden bir iddia ve irade kazanma gerçekleşmiştir. PKK, imha ve tasfiye amaçlı birçok saldırı planını geçen dört yıl içerisinde boşa çıkarmış, başarısız kılmıştır. Büyük bir direniş ortaya koymuştur. Bu, kendine güveni, örgütlülüğü, direnme azmini güçlendirmiştir. Güçlü bir, yeni bir direnme birikimi ortaya çıkarmıştır. PKK dört-beş yıl öncesindeki PKK gibi değildir. Onu çok çok aşan, her bakımdan örgütlü, disiplinli, kendini yenilemiş, yeniden yapılandırmış, güçlü bir tecrübe birikimini yeniden yaratmış, kadrolaşma, komutanlaşmada daha ileri bir düzeyi kazanmış haldedir. Buda çok önemli bir farklılık, büyük bir gelişmedir. Herkes diyor ki, PKK tarihinin en güçlü dönemlerinden birini yaşıyor. Bu değerlendirme doğrudur. Bir de PKK’nin böyle bir gelişme yaşama durumu var. Bütün bunları dikkate alırsak 2003’tekine benzer bir planın içinde bulunduğumuz süreçte, 2009 yılında uygulanma koşulları çok zayıftır. Başarı imkânı yok denecek kadar azdır. Hiç böyle bir dayatmada bulunulamaz denemez elbette. Benzer yasalar çıkartabilir Türkiye, ABD, tartışmalar yapabilirler; ama 2008’dekini aşan bir düzeyi PKK açısından ortaya çıkartamazlar. PKK’den kaçışları, bölünmeyi, dağılmayı teşvik edemezler. Bunu yapacaklarını sanıyorlarsa yanılıyorlar. Mevcut olandan öteye PKK’den bir çivi bile sökemezler. O nedenle de 2003’teki planın 2009’da uygulanma ve başarı elde etme şansı sıfır denecek kadar azdır.

Nasil yazilir kanla anilan bir tarih
Kuslarin bile söylemedigi bir mazlum sevda
Cana hep kan karisinca nasil yazilir?..!
Biz ki Diri Diri Tarihin Gizinde Kefenlendik
Ey Kac Yüzyildir Iz Süren Mülteci Kimlik!..

Ölüm der ki üsüyorum ben ne haksiz yerdeyim
Ben derim Kürdüm
Daglanmis türküm
Bir agirli ezgideyim..
bazidli isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks
Etiketler
bile, bir, çivi, duran, kalkan, pkk’den, sökemezleri



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cvpl Son Mesaj
Duran Kalkan: PKK’den bir çivi bile sökemezler!-I bazidli Güncel - Haberler (Nûçeyên Rojane) 0 01-20-2009 15:11
Kalkan: Kimse PKK’yi sınamasın! Berfin Güncel - Haberler (Nûçeyên Rojane) 1 10-22-2008 15:40
Duran Kalkan: İlker Başbuğ da şansını denemek istiyor Ceren Güncel - Haberler (Nûçeyên Rojane) 0 10-07-2008 11:47
KCK - Duran Kalkan - Gerilla ulusal savunma gücü haline gelmiştir Ceren Güncel - Haberler (Nûçeyên Rojane) 0 10-06-2008 12:30


WEZ Format +2. Şuan Saat: 18:34.

Bu sitede yayinlanan program ve içerikler tamamen tanıtım amaçlı olup yayıncı yada hak sahibi isteği doğrultusunda paylasimdan kaldırılır.Lütfen info@jiyan-board.com mail adresinden bizimle irtibata geçiniz.Dosyalar alıntı olup sunucumuzda barındırılmaz.Lütfen Kullanıcı sözleşmesini tekrar gözden geçiriniz.Sitemiz dışındaki linklerden sitemiz sorumlu değildir.
Site Öz Geçmişimiz : jiyanboard.com jiyanboard.net jiyanboard.org jiyanboard.de jiyanname.de jiyan-board.com jiyan-board.org jiyan-board.net
Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® Jiyan-Board Version
Copyright ©2007 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
Kurd Top List Submit website

ROJACIWAN | HPG-ONLINE | CMG-TEAM | EVINDARIM.ORG | CAVEN JIYAN | BIZEKALAN.NET | KURD WEBMASTER | TAK |