|
Jiyan-Board
|
|||||||
| Kayıt ol | Cezalilar | Tüm Albümler | Roj Tv Zindi | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
|
||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Heval
|
Dağlarda 19 yıllık gerilla... (1712 kelime)
(26224 okuma) 1987 yılında gerilla saflarına katılan Adil Bilikî, iki yıl sonra gerilla komutanlığına başladı. Adil Bilikî, 19 yıllık gerilla mücadelesinde büyük acılar yaşadığını, Kürt halkının yüzlerce yiğit ve kahraman evladıyla birlikte savaştığını belirterek, dağ yürüyüşünün amacının Kürt halkı ile Kürdistan Demokratik Konfederalizm Önderi Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü olduğunu söylüyor. Cudi’nin Bilika köyünde doğdu Şırnak’ın Silopi ilçesinin Cudi’nin eteklerindeki Bilika köyünde 1972 yılında doğdu. İlkokulu bitirdiği yıl Botan’da gerillaya katıldı. Köyünün hemen üst tarafındaki Cudi dağında bulunan gerillaların yanına giderek katıldı. Katıldığı 1987 yılından bu yana çoğunluğu Botan’da olmak üzere, Behdinan, Zağros ve Kandil dağlarında gerillacılık yaptı. Adil Bilikî, hareketin adını 1985 yılında duymaya başladığını, o zaman yaşı çok küçük olmasından ötürü gerillaya alınmadığını, ancak Kürdistan ve Kürtlük üzerine bir şeyler yapmaya çalıştığını, anlamaya başladığını belirtti. O dönemde Botan halkının bir bölümünün Güney Kürdistan yerel güçlerinden PDK’nin Irak merkezi hükümetine karşı verdiği savaştan ötürü ona bağlı olduğunu söyleyerek, PKK’nin Şırnak çevresine girişi ve halkı etkilemesi üzerine şunları anlattı: “Botan halkı üzerine Güney Kürdistan güçlerinin etkisi vardı. 1985 yılında yavaş yavaş Apo’cular Şırnak alanına girmeye başladı. O zaman ben bir grup gerillayı gördüm. 7 kişilik bir gruptu. Erdal arkadaş (Mustafa Yöndem) Saadet arkadaş, (1985 yılında büyük suda şehit düştü” ve Agit arkadaş vardı o grubun içinde. Ama kim olduğunu bilmiyordum. Mustafa Yöndem’i ilk kez, bizim köyümüze yakın Melexıri yakınlarında tanıdım. Kürdistan, Kürtlük, Apo’cuların amaçları üzerine konuştuklarında Kuzey Kürdistan’da mücadele yürüttüklerini söylediler. O temelde biraz tanıma oldu, ama yaşımız küçük olduğundan çok fazla anlamıyorduk. 1986 sonunda bazı eylemler oldu Şırnak çevresinde. Bu eylemler Şırnak çevresinde Apo’cuların adlarının duyurulmasına ve etkili olmasına neden oldu.” Şırnak çevresinde gelişen eylemlerden kısa bir süre sonra 1991 yılında Bezelê Karakolu saldırısında yaşamını yitiren Rahim ve daha sonra Dersim’de girdiği bir çatışmada yaşamını yitiren Orhan ile akıbetini bilmediği bir başka arkadaşıyla birlikte katıldığını belirten Adil Bilikî, kısa süre sonra henüz dağın çocukluğundan tam kurtulmadığı bir dönemde Cudi’nin komutanı olduğunu söyledi. Yaralanma sayısını hatırlamıyor! Adil Bilikî, dağın çocukluğuyla başlayıp Cudi’nin gerilla komutanlığı ile sürdürdüğü 19 yıllık gerillacılığında kaç kere yaralandığını hatırlamıyor. Hafif yaraların birçoğunu da yaralanma olarak da saymıyor. Hatırladığı ve kayda değer olarak gördüğü ağır yaralanmalardır. İlk kez 1989 yılında Cudi’de ayağından yaralanmış. Çok ağır yaralanmasa da ilk olmasından ötürü bunu hatırlıyor. Asıl ağır yaralanmasını 1992’de Reşine Karakol baskını eyleminde aldığını belirten Bilikî, o eylemden karakolun tam düştüğünü ve bütün gerilla arkadaşlarının karakolun içine girdiğini belirtiyor. Bende karakola girmeye çalışırken kapısında yaralandım diye konuşan Bilikî, o zaman ağır yara aldığını belirtti. Arkadaşlarının her an ölebilir diye düşünerek önce kendisini bir yerde saklayarak bırakmak istediklerini belirten Bilikî o olayı şöyle anlattı: “Çok ağır yaralanmıştım. Arkadaşlar beni karakoldan zor çıkardılar. Karakol zaten düşmüştü. Arkadaşlar bir yerde saklayalım diye tartışıyorlar önce. Bir saate yakın da beni bir yerde tuttular. Ancak Fazıl arkadaş götürelim diye ısrar ediyor. Bunun üzerine beni alıp götürüyorlar.” Ondan sonra 1990, 1993 yıllarında birer kez daha yaralandığını belirten Bilikî, şu ana kadar hatırladığı dört kez ağır bir şekilde yaralandığını söylüyor. Botan gerilla yuvası oldu Kürt Özgürlük Hareketi’nin savaşı başlatmak için Botan’ı esas aldığını söyleyen Bilikî, bunun coğrafik sosyolojik ve kültürel nedenleri olduğunu ifade etti. Coğrafik anlamında Türk ordu güçlerinin hakimiyetinin alan üzerinde çok az vardı. Yine Botan’n dört parçanın merkezi konumda olduğunu, dört parçayı birbirine bağlayan bir yapısı var diye konuşan Bilikî sosyolojik nedenlerini ise şöyle belirtti: “Botan’ın büyük bir imkanı vardı. Botan çok fazla asimile edilmemişti. Yurtseverliğini koruyordu. Hatırlıyorum, Botan’dan çok az insan askere gidiyordu. Kapitalizm Botan’a girmemişti. Botan halkı devlete farklı bir gözle bakıyordu. Askerliğe gitme devletin sistemi içine girmeye başka bakıyordu. Parti de bunu biliyordu. Bunu Önderlik araştırmıştı. Hem düşmanın otoritesi alan üzerinde azdı, hem de Botan coğrafya olarak gerilla için müsaitti. Bu yüzden Botan’da gerilla daha çok üslendi ve silahlı mücadelenin temel alanı oldu. Yani gerillanın yuvası oldu. Tabi Botan kitlesi de belki sosyal anlamda çok gelişmemiş ama Kürtlük, yurtseverlik anlamında, yine Kürt kültürünü koruma anlamında bir korunma vardı.” Botan’da güçlü olanın Kürdistan’a hakim olacağına dikkat çeken Bilikî, bu yüzden Botan Kürt gerillasının ve özgürlük savaşanın ana merkezi olduğunu belirtti. “Şehitlerin kanı Botan’ı Botan yaptı” 19 yıllık yürüyüşünün büyük bir bölümünü Botan’a geçiren Bilikî, bugün dönüp baktığında Botan’ı nelerin Botan yaptığını iyi anladığını söylüyor. Botan’ı Botan yapanın Kürt Özgürlük Hareketi’nin Botan’da verdiği şehitler olduğunun altını çizen Bilikî, hareketin bir yaratımı olan büyük kahramanların büyük bir kısmının Botan’da şehit düşmesinin bunda etkili olduğunu vurguluyor. Hareket olarak, sayı olarak en fazla kaybı Botan’da verdiklerini dile getiren Bilikî şunları söyledi: “Botan’ı Botan yapan da şehitlerimizdir. Sayı olarak da en fazla şehidi orada verdik, en değerli arkadaşlarımız orada şehit düştüler. Eğer Botan bugün gerillanın ve Kürdistan’ın merkezi ise ve yine savaşımızın kaderini belirlemişse, bunu da çok değerli şehitlerimizin kanıyla yaratmıştır.” Ahmet Repo, Pling Kiçî, Şerif Spêrtî ve Rojhat başta olmak üzere birçok kahramanın Botan’dan çıktığını söyleyen Bilikî, bunlardan birinin de Cuma Bilikî olduğunu belirtti. Cuma’yê Bilikî’nin kendi köylüsü ve yeğeni olduğunu söyleyen Adil, Cuma’yê Bilikî’nin katılımı ve kişiliğine ilişkin şöyle anlatıyor: “Cuma arkadaş bizim köylümüzdü. Ben onun dayısı oluyorum. 1988’de katıldı. Askerliğe gidecekti. Gitmeden önce gelip beni gördü. Cudi’de biraz konuştuk. PKK’yi tanımak istiyordu. PKK’de acaba diğer örgütler gibi mi, yoksa biraz daha farklı mıdır gibi sorular sorarak bunları anlamak istiyordu. Tartıştı ve ikna oldu, iki gün sonra da gelip partiye katıldı. Evliydi, eşini bırakıp geldi. O da okul okumamıştı. Bir devre Önderlik Sahası’nda eğitim gördü. Güney savaşında Haftanin’deydi. Bu savaşta en çok rol oynayanlardan biri de Cuma arkadaştı. Önderliğe verdiği sözü sonuna kadar tuttu. Son anına kadar da en öndeydi. Hiçbir zaman insanlara üstten bakmazdı. Yüzlerce insanı partiye bağladı. Moralsiz olan birçok insan o arkadaşların şahadetinden sonra kararlaştı. Büyük bir cesaret geliştirdi.” Botan’dan Özgürlük Hareketi’ne katılanların çoğu Kürtlük, yurtseverlik üzerinden katılmışlardı diye konuşan Bilikî, Botan halkının bir kısmının daha önce PDK’ye, bir kısmının da YNK’ye bağlı olduğunu, ancak PKK hareketi geliştikten sonra bu hareketin saflarına geçtiğini vurguladı. “Botan’ın acılı tarihi var” Dağın çocukluğundan Cudi’nin gerilla komutanlığına yükselen, ömrünün yarısından fazlasını Botan dağlarında gerillacılık yaparak geçiren Adil Bilikî doğup büyüdüğü Botan’ın acılı bir tarihi olduğunu söylüyor. Gerek Kürt Özgürlük Hareketi savaşı öncesi ve gerekse sonrası Botan halkının büyük acılar çektiğini söyleyen Bilikî, ancak halk bundan hoşnutsuzluk duymuyor, aksine ülkeleri için çektikleri bir acı olduğunun bilincinde olduklarını bildiklerini belirtiyor. Özgürlük Hareketi’ne katılan çocuklarının çatışmalarda yaşamlarını yitirmekle, Botan halkının rolünü oynadığını ve halen oynamaya devam ettiğini ifade eden Bilikî şunları söylüyor, “ Çok zorluk çeken bir bölgedir. Bu şehitlerinin şahsında Botan halkı rolünü oynadı. Yüzde 75’i mücadele için ne gerekiyorsa yaptı. Köyleri yakıldı, boşaltıldı, bunların hepsini göze aldılar. Belki çok insan bunları bilmiyor, ama her ailede bir iki şehit var ya da parti içinde var. Evi yakılmayan, cezaevine girmeyen yoktur. Botan tarihte de isyanların merkezi olmuştur. O zamanlar aşiretti. Serhat’tan tutalım, Bitlis’e, Amed’e kadar hepsi Botan sayılıyordu. Botan, Kürtlük özelliklerini saklıyordu. Suriye’ye kadar bu bağlarını koruyan bir bölgedir.” Genç ve kadın gerillalar Botan’ı etkiledi Gerillanın Botan’a girmesiyle birlikte halkın izlemeye başladığını söyleyen Bilikî, o zaman hareket halk tarafından yönetimlerin şahsında, yine halk içine giren arkadaşların şahsında tanındığını belirtiyor. Mesela bazı genç arkadaşlarımız vardı. Bunu halka anlatana kadar, örgütün amaçlarını kavratana kadar büyük zorluklar çektik. Hatta bazı analarımız, yaşlılarımız bize ‘siz çocuksunuz, yüzünüzü yıkamayı bilmiyorsunuz bize ne yapacaksınız’ diyorlardı. Bir de bayan arkadaşların parti içinde oluşu Botan halkını çok etkiledi diye konuşan Bilikî, sözlerini şöyle sürdürdü: “Botan halkını, gerillaların bir arada bu dağlarda savaşıyor olmaları çok etkiledi. Bu yüzden PKK hareketi kutsal ele alınıyordu. Kadın ve erkek gerillaların yaşam tarzı halkı çok etkiliyordu. Bu durum halka büyük bir güven verdi. Bu da daha çok gencin katılımını getirdi. Aşiret mantığıyla da olsa kadın yoldaşlardan etkilenip katılanlar az değildi. ‘İşte kız kardeşlerimiz dağlarda savaşıyorlar, biz evde mi oturacağız’ diyorlardı. Bir çoğu da böyle katıldı. Diğer yandan da örgütün ideolojisinde çok derinleşmemişsen sana bakıyorlar. Bu süreçle giderek yaşamla onları örgüte bağladı.” “Savaş yaşanır” Adil Bilikî, yaşadığı savaşı bütün ayrıntılarıyla dile getirmekte zorlanıyor ve ‘savaş anlatılamaz ancak yaşanıyor’ diyor. Dağda ve gerilla olarak savaş içinde geçirdiği hayatının 19 yıllık bölümünde en fazla ise 1998 yılında Öcalan’a yönelik geliştirilen ulusl arası komplo ve o dönemde gerillaya yönelik geliştirilen kapsam operasyonlarda zorlandığını belirtiyor. Yaşadığı savaşın acıları ve zorluklarının çok olduğunu söyleyen Bilikî şunları anlatıyor: “Yaşadığımız savaş normal bir savaş değildi. Savaş elbette bütün ayrıntılarıyla dile getiremiyoruz. Acıları ve zor anları çok oldu. En büyüğü ise 1998 yılında Önderliğimize yönelik geliştirilen uluslararası komplonun bir ayağı olan gerilla üzerine yürütülen saldırılarda Botan’a yönelik geliştirilen kapsamlı operasyonlar oldu. Mart ve Nisan ayları boyunca büyük saldırılar gelişti. Bu saldırılarda çok değerli arkadaşlar şehit düştüler. 11 Nisan 1998’de Botan’da büyük bir operasyon gerçekleşti. On dokuz yıldır parti içindeyim, ama en çok o yıl düşmanın saldırıları karşısında bir zorlanma yaşandım. Sorun sadece şahadet değil, mesela çoğu zaman keşke şimdi şehit düşsem dediğim de oldu. Ama bu seni kurtarmıyor. Belki şahsi olarak seni kurtarabilir, ama örgütün mücadelesini kurtarmıyor. Çünkü harekete karşı sorumlulukların var. Önderlik üzerine büyük bir saldırı var. Onlara cevap vermen gerekiyor. Buna nasıl cevap olacaksın gibisinden yoğunlaşıyorduk. Bir buna cevap olamayınca, yani komployu durduramayınca zorlandım. Diğeri ise kanlarının son damlasına kadar direnerek şehit düşen Zelal arkadaşla birlikte otuz arkadaşın şahadeti beni zorladı. O yıl en fazla zorlandığım yıl oldu. O yılın bahar aylarını çatışmalarla geçirdik. Çünkü şahadetler çok olmuştu. Öyle zorlu bir yıldı ve o arkadaşlar da şehit düşünce ikinci zorlanmayı yaşadım. Çünkü biz bunları hak etmemiştik.“ Hayalinde Kuzey’de gerillacılık yapmak var Gerilla yaşamının büyük bir bölümünü Kuzey’de geçirmesine rağmen Bilikî’nin hayalinde hala Kuzey’de gerillacılık yapmak var. Ancak bu seferki Kuzey Kürdistan’da gerillacılık yapmasının temel amacının ise Öcalan’ın özgürlüğü olduğunu dile getiren Bilikî, 19 yıllık gerilla yaşamının ana hatlarını şu sözlerle noktalıyor: “Tek hayalim Kuzey’e gitmektir. Ama en büyük amacım Önderliğin özgürlüğüdür. Mesela bazen aramızda şaka yapıyor ve şöyle diyoruz ki bu bir gerçektir, Bir militan için yıllar sayılmaz. Yaşadığın sürece bu mücadeleyi yürüteceksin. Yılların işi değil. Ama bazı yıllar var ki tarihe damgasını vuruyor. Böyle yıllar çoktur. Bu yıllarda biraz öyledir. Hayalimde böyle kritik yıllarda Önderliğe layık olmaktır. Önderliğe karşı en çok borçlu olanlardan biri de benim. Verilmesi gerekeni Önderlik bana verdi. Ben de bugüne kadar Önderlik çizgisinde yetersizliklerim olduysa da hiçbir zaman tereddüt geçirmeden, geri durmadan yapmaya çalıştım. Bundan sonra da olmayacak. Önümüzdeki yıllarda yine Önderliğin çizgisine göre yapılması gerekenleri yapacağım. En büyük amacım bir militan, bir yönetici olarak Botan’da, hem askeri, hem yaşamsal boyutta önderlik çizgisini temsil etmek temel hedefimdir. |
|
"İnsanların varlığını belirleyen şey,
onların bilinçleri değildir; tam tersine, onların bilincini belirleyen, toplumsal varlıklarıdır." |
|
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| dağlarda, gerilla, yıllık |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cvpl | Son Mesaj |
| Dağlarda bir başkadır Futbol | Hack_ZaZa | Gerilladan yazılar ve Anilari | 0 | 12-14-2008 12:04 |
| dağlarda kar olsaydım.. | ßêrîvan | Sizden Gelen Siir`ler | 0 | 10-20-2008 19:49 |
| Gülmeyi dağlarda öğrendim | H£WiDAR | Gerilladan yazılar ve Anilari | 3 | 10-14-2008 15:03 |
| Ben dağlarda bir berfin'im | Kurdish Defacer | Şiirler | 1 | 10-12-2008 01:49 |
| Özgürlük Dağlarda! | Denge Jiyan | Şiirler | 2 | 09-28-2008 20:17 |
![]() |
Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® Jiyan-Board Version
Copyright ©2007 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd. |
![]() |