Jiyan-Board


FORUM Portal Albümlerim Sosyal Gruplar Kimler Online Bugünki Mesajlar
Geri git   Jiyan-Board.NET > Özgür Ülke -Siyasi Serbest Kürsü - Gündem - Haberler > Gerilladan yazılar ve Anilari
CezalilarTüm Albümler Roj Tv Zindi Üye Listesi Ajanda Arama Bugünki Mesajlar Forumları Okundu Kabul Et

Konu Bilgileri
Konu Başlığı
aPoCuYuZ
Konudaki Cevap Sayısı
8
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
89

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 10-16-2008, 20:15   #1 (permalink)
Üye
 
ßêrîvan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Activity Longevity
0/20 1/20
Today Mesajlar
0/5 sssss1752
Üye No: 71
Mesajlar: 1,752
Konular: 1341
Referanslari: 0
Arkadaslari: (9)
Nerden: SoKaKLaRDaN .
Meslek: öqRenCi ..
Interests: aSi , HiRCin ...
Biyografi: aCiYi PaYLa$aN KüRT KiZi
Yaş: 19
Kullandigi Tesekkür: 168
Aldigi Tesekkürler: 145
REP Gücü Puanı: 541
Aldigi REP Puani: 4226
ßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond repute
Ruh Hali:
Son Aktivitesi: 02-28-2010 :   16:54 
Toplam Online Süresi: 4 Gün 47 Dakika 5 Saniye
Submit to Clesto Submit to Digg Submit to Reddit Submit to Furl Submit to Del.icio.us Submit to Jeqq Submit to Spurl
Standart aPoCuYuZ

"Güneşin, katran kızılı rengini tepelerin zirvesine hafifçe bıraktığını gördük"

1995 yılında gerilla saflarına katılmaya can atıyordum, ama sağlam bir kanalın olmaması bu hevesimi kursağımda bırakıyordu. Van gibi bir yerde sağlam bir milis ya da örgüt kanalını bulmak gerçekten zordu. Bir haftalık arayıştan sonra tanıdıklar yoluyla bir milis buldum. İsmini öğrenmiştim, ama henüz göreşememiştik. Onu bulmak için her gün başka bir kılığa giriyordum. Kendim için değil de en fazla örgütlediğim iki arkadaş için kaygılanıyordum. Milisle tanıştıktan sonra kararımızı açıkladık. Üç gün boyunca bize örgüt yaşamını, zorluklarını az da olsa ifade etti. Tamam dedik üçümüz hazırız. Dördüncü günün sonunda biletlerimizi Şemzinan'a kesti. Ben de aileme küçük bir not bıraktım. Daha önce de bazen saflara katılacağımı ima ediyordum. Notta şunları yazdım: "Bir gün sizden uzaklaşacağımı söylemiştim. Beni aramayın çünkü bulamayacaksınız. Şayet bir gün bulsanız bile farklı bulacaksınız." Telefon ve bankamatik kartımı bıraktım. Bazı yerlere borçlarım vardı, onları yazdım ödemeleri için. Ve evden çıktım.
Saat sekizde o iki arkadaşla bir parkta buluştuk. Hiç zaman kaybetmeden heyecanlı adımlarla biletimizin alındığı otobüs terminaline gittik. Milisin bize söylediğine göre kendisi de bindiğimiz otobüste olacaktı. Gerillaya katılmanın heyecanından olacak ki, milisi yolcuların arasında göremedik. Otobüs yarım saat kadar yol almıştı. Askerler bir yerde otobüsü durdurdular. Arama olacaktı. Yüreğim ağzıma gelmişti. Birileri bizi ihbar etmiş olabilir. Belki de ailemiz ya da bizi çıkarken görenler polise haber vermiş olabilirlerdi. Askerler kimliğimize baktıklarında bir şey çıkmadı. Derin bir nefes aldım böylece.
Akşam Şemzinan'ın bir köyüne ulaştık. Bir sınır köyüydü. Milis üçümüzü yurtsever bir köylünün evine götürdü. Milis; "siz bu evde kalacaksınız. Size silah ve elbise almaya gideceğim. Geldikten sonra kapıdan direk içeri girmeyeceğim. Bulunduğunuz odanın pencere camını tıklatacağım. Eğer evde yabancı biri yoksa siz iki defa camı tıklatırsınız. Yok yabancılar varsa bir defa tıklatın. O zaman misafirler gidene kadar bahçede beklerim" dedi. Agit arkadaş gittikten sonra ev sahibi bizi Agit arkadaşın söylediği odaya götürdü. Üçümüzde beşikteki bebek uyanmasın diye sessiz kalıyorduk. Konuşma ihtiyacını duyduğumuzda fısıltıyla söylemek istediğimizi söylüyorduk. Üçümüzde de gözle görülebilir bir korku ve tedirginlik vardı. "Gerillayı görecek miyiz?" diye kaygılı bir merakla birbirimize soruyorduk. Milis gelmeden rahatlamamız imkansız gibi görünüyordu. Biz bunları düşünürken dış kapının açıldığını duyduk. Konuşmalarından üçünün de korucu olduğunu anladık. Çünkü ev sahibine sürekli emirler veriyorlardı. Televizyonu açmasını istediler. Ev sahibi açtı. Hem televizyon seyrediyorlar hem de yüksek sesle sohbet ediyorlardı. Konuştukları köyde olup bitenlerle ilgili sıkıcı şeylerdi. Yemek yedikten sonra haberleri seyrettiler. Biz daha fazla korkmaya başladık, bizi evde yakalasalardı ne olacaktı? O esnada milisin camı tıkırdattığını duyduk. İçeride de korucular oturuyordu. Ben elimi uzatıp bir kez camı tıklattım. Milis hemen anladı ve bahçenin bir yerine saklandı. Zaman ilerliyordu. Geç kalabilirdik. Aklıma beşikte uyuyan bebek geldi. Yanımdaki arkadaşlara; "Bu bebeği ağlatacağım. İçeriye ya annesi ya da babası gelecektir. Onlara, Agit arkadaşın eşyalarımızı getirdiğini söyleyeceğiz. Onlarda, bu korucuları başımızdan savmanın bir yolunu bulsunlar." Dediğim gibi bebeğe bir çimdik attım. Bebek uyanıp ağlamaya başladı. Bebeğin ağlaması üzerine babası içeri girdi. Kısık bir sesle;
"Bu korucuları kov gitsinler. Agit arkadaş eşyaları getirmiş bizi dışarıda bekliyor. Gitmezsek gecikebiliriz," dedim.
"Onları nasıl gönderebilirim ki?" diye sordu ev sahibi aynı ses tonuyla.
"Geç oluyor çocuklar yatacak diyebilirsin."
"Tamam," dedi ve çocuğunu alıp odadan çıktı.
Biraz sonra koruculara aynısını söyledi. Korucular silahlarını omuzlarına asıp gittiler. Bu kadar kolay gidebileceklerini düşünmemiştim.
Korucular gittikten sonra milis içeri girdi. O da bir şey olmuş diye korkmuştu. Bize elbise, bir kleş ve 14'lü bir tabanca getirmişti. Fakat mermileri azdı. Yemekten sonra evdekilerle vedalaşıp çıktık. Saat on bir buçuktu. Bir karakolun arkasından geçtik. Başka bir köye vardık. Yine yurtsever bir eve gittik. Orada da çay içip, yemek yedik. Milis durmadan ev sahibiyle konuşup duruyordu. Biz ise susmuş onları dinliyorduk. Milis ev sahibine;
"Bunlar yeni savaşçılardır. Arkadaşlara acilen yetiştirmem gerekiyor. Burada yakalanırsak iyi olmaz. Arkadaşların yerini bilmiyorum. Bunun için sizden birisi benimle gelip noktayı göstersin, dedi. Ev sahibi;
"Biz gelemeyiz. Çünkü çoluk çocuğumuz tek başına kalıyorlar. Yarın tarlada bir sürü işimiz var. Biz size yolu tarif edelim, siz gider bulursunuz," dedi. Korkuyorlardı. Bunu anlayan milis fazla ısrar etmedi.
"Tamam," dedi milis. Bir miktar mermi ve biraz yiyecek alarak saat ikiye doğru yola çıktık. Gece zifiri karanlıktı. Aydınlıkta yürümeye alıştığımız için karanlıkta sürekli düşüyorduk. En çok da düşen bendim nedense. Milis elimi bazen tutup yürümeme yardım ediyordu. Sınırda Türk askerlerinin boş mevzilerine rastladık. Sınırın öte tarafı İran'dı. Oraya geçtik. Sabah oluyordu. Şafak atmıştı. Milis hariç, üçümüz şaşkın hayran bir halde güneşin katran kızılı rengini tepelerin zirvesine hafifçe bıraktığını gördük. Dağda kimse bizi görmüyor diye kendimizi daha rahat hissediyorduk. Milise arkadaşların nerede olduğunu sorduğumda karşıda ki sırtı göstererek;
"Şuranın ardındadırlar" dedi.
Ama yeni olduğumuzdan yürümemiz için bizi hep oyalıyordu. O günü hep öyle yürüyerek geçirdik. Arkadaşların Cırmê diye bir noktasına ulaşmıştık. Eski manga yerleri vardı. Bir de dört arkadaşın şehitliği... Mezar taşlarının üzerine "Apocu fedailer" diye yazılmıştı. Bu yazıyı okuyunca müthiş duygulandım.
Demek ki, insanlar ölüyorlar diye düşündüm. Bu insanlara daha çok bağlılık hissettim. Onlara yetişmek ve görmek için içimde inanılmaz bir istek uyandı.
Sabah saat beşti. Soğuktan titriyorduk. Ağaç yoktu. Ağaçların yerine dikenli çalılıklar vardı. Dikenli oldukları için onları koparamıyorduk. Eski noktayı ararken arkadaşların bir mazot deposunu bulmuştuk. Bir bidonunu çıkarıp yaktık. Az da olsa ısınmıştık. Yemeğimizi yedikten sonra, son sigara ve suyumuzu içtik. Milise tekrar sordum;
"Bu gün bizi arkadaşlara yetiştirecek misin?"
"Kesin bu gün arkadaşlara yetişeceğiz," dedi.
Biz hep gerillayı görmenin heyecanıyla sabrediyorduk. Acaba nasıldırlar? Giyimleri bizimki gibi mi? Hep böyle düşünüyordum. Yanımdaki arkadaşlar da benim gibi sorular soruyordu milise. O da bize moral vermek için arkadaşları göreceğimizi, gerilla kıyafetlerini giyeceğimizi, silahlarımızı omzumuza atacağımızı ballandıra ballandıra anlatıyordu. Hep bizi oyalıyordu. Ama biz de anlattıklarına yok demiyor, gerillaya ilişkin bir şey öğreneceğiz diye pür dikkat dinliyorduk. Erzağımız azalmış, ayakkabılarımız yıpranmıştı. Dayanamayıp sordum,
"Heval Agit, arkadaşları bulamadık. Ne yapacağız?"
"Noktalarını bırakıp gitmişler. Ama buralarda bir yerdedirler," dedi.
"Nereye gitmiş olabilirler ki?" diye sordum.
Milis bir kayalık ismini söyledi, ama tam anlayamadım. "Bu günü arkadaşların yanında geçireceğiz" dedi.
Yedi gün boyunca sürekli yürüyüp arkadaşları aradık, ama kimseyi bulamadık. Çok yorulunca uzun mololar veriyor, geceleri ise herhangi bir kayanın altında giriyorduk. Onun dışında yürüyorduk. Bir haftadan sonra saç sakalımız birbirine karışmıştı. Bu süre içinde erzağımız da bitmişti. Zorluk çektikçe bizimle gelmeyi reddeden o iki milise kızıyordum. Sekizinci gün bir yayla yerine ulaştık. Yaylacılar tarlalarını biçiyorlardı. Milise,
"İki arkadaşla gidip yiyecek bir şeyler alayım mı?" dedim. Agit arkadaş kabul edince iki arkadaşla yaylaya doğru yürüdük. Yaylaya yaklaştıkça korkum artıyordu. Beklenmedik bir şeyler olabilirdi. İki arkadaş dışarıda bekledi, ben içeri girdim. İçeride genç bir adamla genç bir bayan vardı. Selam verdim, selamımı aldılar. Ama çok korkuyorlardı.
"Korkmayın ben Apocuyum, hevalim," dedim gülümseyerek. "Varsa biraz ekmek tütün ve su verin" dedim. Onlarda yok demedi. Ekmek, peynir ve biraz da tütün verdiler. Her iki arkadaşla birlikte milisin yanına vardığımızda herkesin morali yerindeydi. Biz yemek yerken yayladaki gencin ata binerek gittiğini gördük. Biraz sonra vadide kayboldu. Artık göremiyordum. Öğleden sonra milis bir nokta daha olduğunu, gidip bakmamızın iyi olacağını söyledi ve yürüyüşe geçtik. Harekete geçmeden önce milise biraz kızdım. Çünkü kaygılanmıştım. Ona,
"Eğer arkadaşlar dediğin noktadaysalar tamam gidelim. Yok orada değillerse sen bizi bu gece Türkiye'ye götüreceksin. Köydeyken de arkadaşların önümüze gelip bizi karşılayacağını söyledin. Ama kaç gündür kimseyi göremiyoruz. Ayağımızda ayakkabı kalmadı. Sen yerlerini bilmiyorsun, dedim. Milis;
"Söz veriyorum bu gün arkadaşlara yetişmezsek Van'a geri döneceğiz," dedi. Böylece anlaşmış olduk. Önümüzde küçük bir dere vardı. Oraya girdik. Milis bize iki keklik vurdu. Keklikleri elimizde tutmuş yürüyorduk. Milisin dediğine göre gerillalar sürekli kayalık ve ormanlık yerlerde kalırmış. Gideceğimiz nokta da öyle bir yermiş. Karşıdaki kayalıklı ormanlık yeri görünce heyecanlanmaya başladım. Arkadaşların orada olduğunu düşünüyorduk. Milis yorulmuş olduğundan ben öne geçtim. Saat ikiye geliyordu. Ansızın asker elbiseli biri önümüzde ayağa kalkıp "ist" diye bağırdı. O öyle bağırınca ilk aklıma gelen tabancam oldu. Tabancamı çekip askere dört kurşun sıktım. Adam yere yuvarlandı. Her taraftan üzerimize kurşun yağmaya başlamıştı. Milis elinden yaralandı. Bir taşın ardına girdi. İki arkadaşı da yanıma alarak ötedeki kayalıkların ardına saklandık. Bendeki bütün mermileri askerlere sıkıyordum, ama onları görmeden. Bir ara bütün silahlar sustu. Herhalde bize ne olduğunu merak ediyorlardı. Milis karşıdaydı yaralamıştı. İşaret parmağını dudağına götürmüş bize hep "sus" işareti yapıyordu. Silahlar eskisi kadar yoğun patlamaya başladı. Biz de karşılık veriyorduk. Bir süre sonra hiç mermimiz kalmamıştı, tam bir çemberdeydik ve sanırım onlarda cephanemizin bittiğini anlamışlar, bunun rahatlığı içinde hareket ediyorlardı. Yanımdaki her iki arkadaşa teslim olmayı önerdim, kabul etmediler.
"Bunlar İran askeridir. Onları biraz tanıyorum. Teslim olalım en fazla biraz yatırıp, sınır dışı ederler, zaten kurtulamayız, bütün sorumluluk bana ait," diye arkadaşları ikna etmeye çalıştım. En sonunda kabul ettiler. Bir Fars komutan yukarıda Azerice "teslim olun" diye bağırıyordu. Ellerimi kaldırıp "teslim Allah-u Ekber!" diye bağırdım. Ben böyle bağırdığımda karşıdan hiç ses gelmedi. Sonra baktım bütün askerler ayağa kalkmış bana bakıyorlar. Elimde tabancayla öylece dikilmiş duruyordum. Komutan olduğu anlaşılan biri "gel"anlamında işaret etti. Yanına gittik. Komutan; "elindeki tabancayı at" dedi.
Tabancayı yana attım. Adam düzgün Türkçe konuşuyordu. Biraz da şaşırmıştım. Komutan
"Siz dört kişiydiniz, öteki arkadaşınız nerede?" diye sordu.
"Müsaade et gidip onu getireyim," dedim. Başını evet anlamında salladıktan sonra milisin olduğu yere koştum. Milisi de getirdim. Dördümüz yan yana oturmuş bize ne yapacaklarını düşünüyorduk. On beş dakikaya kadar bize hiç karışmadılar. Milisin yarasını bağladım. Hava yavaş yavaş kararıyordu. Baktık bir araba yanımıza yanaşıp durdu. Askerler ellerimizi bağlayıp bizi arabaya bindirdiler. Arabadaki askerler bize sürekli,
"Siz kimsiniz, ne arıyorsunuz buralarda? Siz bizim bir askerimizi öldürdünüz. Biz de sizi biraz sonra öldüreceğiz," özellikle bana; "bunlar kurtulsa da sen kurtulamazsın"diyorlardı.
Bir yerde araba duraksadı. Ve yerinde saymaya başladı. Sanıyorum çamura saplanmıştı. Başımıza bir nöbetçi bırakıp bütün askerler arabadan indi. "Allah-u Ekber, Allah-u Ekber!"diye bağırarak arabayı itip çamurdan çıkardılar. Askerler arabaya binince yola devam edildi. Paygah dedikleri karakola benzer bir yere getirildik. Bizi dışarıdaki nöbetçinin yanına verip bütün askerler içeriye girdi. Müthiş bir soğuk vardı. Sanki bizi buzdolabına bırakmışlardı. Üzerimizde de gömlekten başka bir şey yoktu. Milise, yavaşça;
"Böyle dışarıda bekleyemeyiz. Bizi içeri almaları için birini çağıracağım," dedim. Agit arkadaş;
"Yok ses etme," dediyse de ben onu dinlemedim. O anda bir asker önümüzden geçiyordu.
"Hele bak asker! Biz burada soğuktan donuyoruz. Bizi içeri almayacak mısınız?" dedim. Asker Farsça bir şey söyleyip gitti. Beş dakika sonra sanki söylediklerimi anlamış gibi bizi içeriye aldılar. Boş bir odaya götürdüler. İçeride bizi bir komutan bekliyordu. Bizi soruşturmaya alacağını söyledi. Azerice konuştukları için söylenenleri zar zor da olsa anlıyordum. Milis yaralı olduğu için hep ben konuşuyordum. Yanımdaki her iki arkadaşın yanlış ifade vermemesi için yüksek sesle;
"Bu grubun sorumlusu benim. Biz Apocuyuz. PKK'liyiz. Ne varsa ben sorumluyum. Ben size söyleyeceğim," dedim. İlk beni soruşturmaya götürdüler. Bir asker soru soruyor bir askerde söylenenleri not alıyordu. Adımı soyadımı ve telefon numaramı istediler, verdim. Soru soran asker suratını ekşitip;
"Niye gelmişsiniz buralara?" diye sordu. Ben de;
"Biz cepheciyiz. Arkadaşlarla randevumuz vardı. Ama araziyi şaşırdığımız için onları bulamadık. Arayalım derken sizin topraklarınıza girmişiz. Bir askerinizi öldürdük. Cezası neyse ben sorumluyum. Yalnız bu arkadaşları bırakın. Onların bir suçu yok," dedim. Soruşturmam bittiği için arkadaşların yanına getirildim. Hiç unutmam o zaman milisimizin bir konuşması oldu.
"Size isim vereceğim ama ölene kadar da isminizi değiştirmeyin," dedi. Sonra bana döndü,
"Senin adın "Pale" olsun, yanımdaki arkadaşa seninki "Brusk" diğer arkadaşa da senin de "Akif" olsun" dedi. Her üçümüz de aldığımız isimleri ölene kadar değiştirmeyeceğimizi söyledik.
Askerler gelmeden onlara, verdiğim ifadeyi tekrarladım. Ayrı ifadeler olursa iyi olmayabilirdi. Bir de öldürülen asker için beni sorumlu tutmalarını söyledim. Kısa süre sonra üçünü de getirdiler. Bayağı geç olmuştu. Dördümüzü bir koğuşa götürüp yemek verdiler. Yemek yedikten sonra her birimizi bir uyku tulumuna koyup kilitlediler. Başımıza da bir nöbetçi dikip gittiler.
Sabah erkenden bizi uyandırdılar. Komutanları yanıma kadar gelip bana sordu.
"Ağayê Pale sen misin?"
"Ee..." dedim.
Tabancamı kemerinin arasında sıkıştırmıştı. Komutan;
"Ağayê Pale, biz bu üç arkadaşını götüreceğiz. Ama sen burada kalacaksın," dedi. Neden beni tuttuklarını sorduğumda;
"Sen bizim bir askerimizi öldürdün. Bizde seni idam edeceğiz," dedi. Ben de artık onların huyuna göre gidiyordum.
"Allah ne kabul ederse olur," dedim. Sonra devamla,
"Siz arkadaşlarımı bırakın, ben sorun değilim. Artık idam mı ediyorsunuz, ceza mı veriyorsunuz ben hazırım," dedim. Komutan güldü;
"Sen de gideceksin," dedi.
"Tamam gideceğim, yalnız silahımı vermeyecek misiniz?" dedim.
"Yok artık. Silah bizde kalacak," dedi.
Hava aydınlanmak üzereyken bizi bir araca bindirdiler. Üstü açık olduğu için bayağı üşüyorduk. Bizi karakol karakol gezdirerek, aynı soruları onlarca kez sordular. Bizde bıkıp usanmadan aynı cevapları veriyorduk.
"Biz Apocuyuz!"
En sonunda bizi karakoldan alıp Urmiye'ye götürdüler. Orada şehir dışındaki bir hapishaneye koydular. Geniş bir cezaeviydi. Bizi bir koğuşa verdiler. Agit arkadaşın elini hala pansuman yapmamışlardı. Birkaç kez pansuman yapmaları için ısrar etmemize rağmen, kimse yanıt vermiyordu. Kapıyı üzerimize kilitledikten sonra Agit arkadaşın elini açtım. Yanımdaki mendilimle iyice temizleyip, bir parça şutikle bağladım. İlk kez yaralı birini gördüğüm için temizleyince rahatladım. Milis su içtikten sonra elindeki yarasından daha fazla kan akmaya başladı. Bunun üzerine;
"Hevalê Agit, senin elinden çok kan akıyor, ne yapalım?" diye sordum. Milis görevlililere bildirmemi söyledi. Kapıyı çalıp gardiyana söyledim. Biraz sonra iki kişi gelip milisi götürdüler. Yarım saat sonra gardiyan koğuşumuza girdi. Yüzümüzü duvara dönmemizi istedi. Komutanlar gelmişti. Gardiyan ismimi söyleyip komutanın yanına götürdü. O da aynı soruları sorup durdu. Sonra birkaç kişi beni tokatlayıp dövdüler. Beni koğuşa götürdüklerinde arkadaşlar sormasına rağmen pastarların beni dövdüklerini söylemedim. Agit arkadaşı sordum, hala gelmemişti. Herhalde hastaneye götürmüşlerdi. Akşam üzeri milisi koğuşa geri getirdiler. Bütün günleri birbirinin benzeri olan üç buçuk ay hapiste yattık. Kaldığımız bu süre içerisinde Agit arkadaşa sürekli "acaba hapishaneye girdiğimizden arkadaşların haberi var mı? Biz arkadaşları görebilecek miyiz?" diye sorular soruyorduk. Miliste bize sürekli umut vermeye çalışıyordu. "Tabii ki burada olduğumuzdan haberleri var" diyordu. Bir gün sabah erkenden gardiyanlar koğuşumuza girdiler. Gözlerimizi bağlayıp bizi dışarıya çıkardılar. Bir arabaya bindirdiler. Ama bu kez elimiz açıktı. Bir şehrin içinden geçirildik. Tahminime göre Urmiye'ydi. Büyük bir binanın önünde gözlerimizi açtılar. Tekrar sicillerimizi aldılar. Bizi Irak topraklarına bırakacaklarını söylediler. Her ne kadar çatışma yerine götürün desek de kimseye dinlettiremedik. Bir arabaya bindirip bizi Irak topraklarında bıraktılar. Altı saat boyunca yürüdük. Bazen köylerin içinden geçiyorduk. Köylüler bize şaşırarak bakıyor, ama tek bir soru sormuyorlardı. En son YNK peşmergeleriyle karşılaştık. Peşmergeler bizi çembere aldılar. Sonra içlerinde 45 yaşlarında sakallı bir adam yanımıza gelip benimle Sorani bir şeyler konuştu. Tabi ne dediğini anlamadım. Bende ısrarla Kurmanci, "biz Apocuyuz, PKK'liyiz, bizi arkadaşlarımıza yetiştirirseniz iyi olur. Biz İran'dan buraya gelmişiz. Araziyi bilmiyoruz" diyordum. Elbiselerimiz sivil olduğundan bize inanmadılar. Türk olduğumuzu söylüyorlardı. Ne kadar söyledikse de bize inanmadılar ve bizi götürüp bir hücreye attılar. Yedi gün boyunca bizi hücrede tuttular. Yedinci günün sonunda bizi komutanlarının yanına götürdüler. O da aynı soruları sordu. "Kimsiniz, necisiniz?" Biz de, "Apocuyuz" dedik. Doğan arkadaşı tanıdığını, bizi onun yanına götüreceğini söylediğinde sevinçten yerimizde duramıyorduk. Bu kez arkadaşlara yetişeceğiz diye düşünüyorduk. Bizi iki peşmergeye teslim etti. Onlar da bizi bir arabaya bindirdiler ve yola çıktık. Araba bir süre gittikten sonra arızalandı. Bize yolu tarif ettiler ve gelemeyeceklerini söylediler. Dört saatten fazla yürüdük. Bazen susayınca köylere gidip su içiyorduk. Ama Soran halkını tanımadığımızdan 'bunlar kimdir, biz kimiz?' diye kendi kendime sorular soruyordum.
Nihayet arkadaşların nizamiyesine ulaşmıştık. Ve nizamiyede gördüğümüz ilk gerilla olan Aziz arkadaşla merhabalaştık. Kim olduğumuzu sorduğunda "heval" dedik. O da elbiselerimize bakarak "böyle heval olmaz" dedi. "Siz heval değilsiniz, siz misafirsiniz." "Yok biz hevaliz" diye direttik. Bizi Bedri arkadaşın yanına götürdüler. Yeni geldiğimizi ve onu görmek istediğimiz söylediler. Bedri arkadaşa başımızdan geçenleri anlattık. Sonra Doğan arkadaş geldi. Bizimle sohbet etti. Arkadaşları görünce epey rahatladık. O gece arkadaşlarla beraber kaldık. Sabah Doğan arkadaş bizi yanına çağırdığında "artık burada kalacaksınız" dedi. Bütün olanları düşünerek şöyle dedim kendi kendime; "Biz artık Apocuyuz"

Pale Bargıran

ßêrîvan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
ßêrîvan yazdigi Meseja Tesekkürde Bulunan Toplam 2:
~~siverekli~~ (10-27-2008)
Alt 10-16-2008, 20:17   #2 (permalink)
Banned
 
Rojava - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Activity Longevity
0/20 1/20
Today Mesajlar
0/5 ssssss751
Üye No: 127
Mesajlar: 751
Konular: 279
Referanslari: 1
Arkadaslari: (5)
Nerden: Mezopotamya
Yaş: 20
Cinsiyet:
Kullandigi Tesekkür: 24
Aldigi Tesekkürler: 109
REP Gücü Puanı: 0
Aldigi REP Puani: 163
Rojava has a spectacular aura aboutRojava has a spectacular aura about
Ruh Hali:
Son Aktivitesi: 02-07-2010 :   18:16 
Toplam Online Süresi: 1 Gün 19 Saat 47 Dakika 16 Saniye
Submit to Clesto Submit to Digg Submit to Reddit Submit to Furl Submit to Del.icio.us Submit to Jeqq Submit to Spurl
Standart

paylaşım için spas....
Rojava isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-16-2008, 20:48   #3 (permalink)
Kürdistan'ın İsyan Kızı
 
Free Kurd - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Activity Longevity
0/20 1/20
Today Mesajlar
0/5 sssss2943
Üye No: 6492
Mesajlar: 2,943
Konular: 242
Referanslari: 7
Arkadaslari: (9)
Nerden: MEZOPOTAMYA/KÜRDİSTAN
Meslek: ÖĞRENCİ
Biyografi: KÜRDİSTAN'IN İSYAN KIZI
Cinsiyet:
Kullandigi Tesekkür: 35
Aldigi Tesekkürler: 124
REP Gücü Puanı: 754
Aldigi REP Puani: 3623
Free Kurd has a reputation beyond reputeFree Kurd has a reputation beyond reputeFree Kurd has a reputation beyond reputeFree Kurd has a reputation beyond reputeFree Kurd has a reputation beyond reputeFree Kurd has a reputation beyond reputeFree Kurd has a reputation beyond reputeFree Kurd has a reputation beyond reputeFree Kurd has a reputation beyond reputeFree Kurd has a reputation beyond reputeFree Kurd has a reputation beyond repute
Ruh Hali:
Son Aktivitesi: 12-21-2009 :   14:22 
Toplam Online Süresi: 1 Hafta 3 Gün 4 Saat 9 Dakika Henüz Yok
Submit to Clesto Submit to Digg Submit to Reddit Submit to Furl Submit to Del.icio.us Submit to Jeqq Submit to Spurl
Standart

spas heval emegine saglik

NAMI=KEÇA KURDAN… TAKILDIĞI MEKAN=HEPS U ZİNDAN… DERDİ=DINYADAN GIRAN… CESARETİNİN SEBEBİ=İMAN… WELATéWİ=KURDISTAN…! ! !
Free Kurd isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-16-2008, 21:09   #4 (permalink)
Üye
 
ßêrîvan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Activity Longevity
0/20 1/20
Today Mesajlar
0/5 sssss1752
Üye No: 71
Mesajlar: 1,752
Konular: 1341
Referanslari: 0
Arkadaslari: (9)
Nerden: SoKaKLaRDaN .
Meslek: öqRenCi ..
Interests: aSi , HiRCin ...
Biyografi: aCiYi PaYLa$aN KüRT KiZi
Yaş: 19
Kullandigi Tesekkür: 168
Aldigi Tesekkürler: 145
REP Gücü Puanı: 541
Aldigi REP Puani: 4226
ßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond repute
Ruh Hali:
Son Aktivitesi: 02-28-2010 :   16:54 
Toplam Online Süresi: 4 Gün 47 Dakika 5 Saniye
Submit to Clesto Submit to Digg Submit to Reddit Submit to Furl Submit to Del.icio.us Submit to Jeqq Submit to Spurl
Standart

Spas Xwe$ HevaL no..

ßêrîvan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-16-2008, 21:17   #5 (permalink)
Üye
 
Kurdish Defacer - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Activity Longevity
0/20 1/20
Today Mesajlar
0/5 ssssss565
Üye No: 5295
Mesajlar: 565
Konular: 8
Referanslari: 0
Arkadaslari: (0)
Kullandigi Tesekkür: 1
Aldigi Tesekkürler: 12
REP Gücü Puanı: 231
Aldigi REP Puani: 2410
Kurdish Defacer is an unknown quantity at this pointKurdish Defacer is an unknown quantity at this pointKurdish Defacer is an unknown quantity at this pointKurdish Defacer is an unknown quantity at this pointKurdish Defacer is an unknown quantity at this pointKurdish Defacer is an unknown quantity at this pointKurdish Defacer is an unknown quantity at this pointKurdish Defacer is an unknown quantity at this pointKurdish Defacer is an unknown quantity at this pointKurdish Defacer is an unknown quantity at this pointKurdish Defacer is an unknown quantity at this point
Ruh Hali:
Son Aktivitesi: 08-21-2009 :   12:04 
Toplam Online Süresi: 1 Gün 3 Saat 54 Dakika 58 Saniye
Submit to Clesto Submit to Digg Submit to Reddit Submit to Furl Submit to Del.icio.us Submit to Jeqq Submit to Spurl
Standart

zor spas hewal paylasimin icin okumustum bunu emegine saglik spas

JiyanBoard.ORG KURDISH WORLD!
Kurdish Defacer isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-27-2008, 03:13   #6 (permalink)
Vip Uye
 
mazikentli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Activity Longevity
0/20 1/20
Today Mesajlar
0/5 sssssss52
Üye No: 27
Mesajlar: 52
Konular: 26
Referanslari: 0
Arkadaslari: (0)
Kullandigi Tesekkür: 16
Aldigi Tesekkürler: 8
REP Gücü Puanı: 32
Aldigi REP Puani: 10
mazikentli is on a distinguished road
Ruh Hali:
Son Aktivitesi: 01-21-2010 :   21:23 
Toplam Online Süresi: 5 Saat 11 Dakika 37 Saniye
Submit to Clesto Submit to Digg Submit to Reddit Submit to Furl Submit to Del.icio.us Submit to Jeqq Submit to Spurl
Standart

okunması gereken yazılar , emeğine sağlık , her yerde bu yazıyı görüyorum ama ilgilenen olmuyor.


Şehitleri Göz Ardı Etmek
Kendimizi İnkâr Etmektir

HPG RÊBER APO'NUN FEDAİ ORDUSUDUR
mazikentli isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-27-2008, 04:13   #7 (permalink)
Heval
 
Denge Jiyan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Activity Longevity
0/20 1/20
Today Mesajlar
0/5 sssss4103
Üye No: 8906
Mesajlar: 4,103
Konular: 432
Referanslari: 14
Arkadaslari: (1)
Cinsiyet:
Kullandigi Tesekkür: 5
Aldigi Tesekkürler: 207
REP Gücü Puanı: 1059
Aldigi REP Puani: 5448
Denge Jiyan has a reputation beyond reputeDenge Jiyan has a reputation beyond reputeDenge Jiyan has a reputation beyond reputeDenge Jiyan has a reputation beyond reputeDenge Jiyan has a reputation beyond reputeDenge Jiyan has a reputation beyond reputeDenge Jiyan has a reputation beyond reputeDenge Jiyan has a reputation beyond reputeDenge Jiyan has a reputation beyond reputeDenge Jiyan has a reputation beyond reputeDenge Jiyan has a reputation beyond repute
Son Aktivitesi: 02-06-2010 :   17:50 
Toplam Online Süresi: 2 Hafta 5 Gün 17 Saat 1 Dakika 4 Saniye
Submit to Clesto Submit to Digg Submit to Reddit Submit to Furl Submit to Del.icio.us Submit to Jeqq Submit to Spurl
Standart

emegine saglik spas heval

BiR ÜLKE iSTiYORUM ADI MEZOPOTAMYA OLSUN
BiR SEHIR iSTiYORUM ADI AMED OLSUN
BiR KiMLiK iSTiYORUM BAGIMSIZ OLSUN
BiR DiL iSTiYORUM ODA KÜRTCE OLSUN
BiR YASAM iSTiYORUM BARUT KOKUSU VE SiLAH OLMASIN
Denge Jiyan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-27-2008, 16:56   #8 (permalink)
Üye
 
GoGaNLI-63 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Activity Longevity
0/20 1/20
Today Mesajlar
0/5 sssssss13
Üye No: 186
Mesajlar: 13
Konular: 3
Referanslari: 0
Arkadaslari: (0)
Nerden: RuHa/UrFa
Kullandigi Tesekkür: 5
Aldigi Tesekkürler: 0
REP Gücü Puanı: 24
Aldigi REP Puani: 1
GoGaNLI-63 is an unknown quantity at this point
Ruh Hali:
Son Aktivitesi: 08-04-2009 :   23:34 
Toplam Online Süresi: 2 Saat 24 Dakika 34 Saniye
Submit to Clesto Submit to Digg Submit to Reddit Submit to Furl Submit to Del.icio.us Submit to Jeqq Submit to Spurl
Standart

ellerin dert görmesin heval, o kadar güzel anlatilmis ki kendimi orda sandim.

PKK sonu gelmemis bir roman,bir siir, bir turku,Gün isigina cikan cicektir.

Abdullah Öcalan
GoGaNLI-63 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 10-27-2008, 18:14   #9 (permalink)
Üye
 
ßêrîvan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Activity Longevity
0/20 1/20
Today Mesajlar
0/5 sssss1752
Üye No: 71
Mesajlar: 1,752
Konular: 1341
Referanslari: 0
Arkadaslari: (9)
Nerden: SoKaKLaRDaN .
Meslek: öqRenCi ..
Interests: aSi , HiRCin ...
Biyografi: aCiYi PaYLa$aN KüRT KiZi
Yaş: 19
Kullandigi Tesekkür: 168
Aldigi Tesekkürler: 145
REP Gücü Puanı: 541
Aldigi REP Puani: 4226
ßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond reputeßêrîvan has a reputation beyond repute
Ruh Hali:
Son Aktivitesi: 02-28-2010 :   16:54 
Toplam Online Süresi: 4 Gün 47 Dakika 5 Saniye
Submit to Clesto Submit to Digg Submit to Reddit Submit to Furl Submit to Del.icio.us Submit to Jeqq Submit to Spurl
Standart

Spas Xwes HevaL No ...

ßêrîvan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks
Etiketler
apocuyuz



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



WEZ Format +2. Şuan Saat: 00:41.

Bu sitede yayinlanan program ve içerikler tamamen tanıtım amaçlı olup yayıncı yada hak sahibi isteği doğrultusunda paylasimdan kaldırılır.Lütfen info@jiyan-board.com mail adresinden bizimle irtibata geçiniz.Dosyalar alıntı olup sunucumuzda barındırılmaz.Lütfen Kullanıcı sözleşmesini tekrar gözden geçiriniz.Sitemiz dışındaki linklerden sitemiz sorumlu değildir.
Site Öz Geçmişimiz : jiyanboard.com jiyanboard.net jiyanboard.org jiyanboard.de jiyanname.de jiyan-board.com jiyan-board.org jiyan-board.net
Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® Jiyan-Board Version
Copyright ©2007 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.5.0 RC2
Kurd Top List Submit website

ROJACIWAN | HPG-ONLINE | CMG-TEAM | EVINDARIM.ORG | CAVEN JIYAN | BIZEKALAN.NET | KURD WEBMASTER | TAK |