|
Jiyan-Board
|
|||||||
| Kayıt ol | Cezalilar | Tüm Albümler | Roj Tv Zindi | Üye Listesi | Ajanda | Arama | Bugünki Mesajlar | Forumları Okundu Kabul Et |
|
||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 (permalink) |
|
Heval
|
Seni sevgiyle anıyoruz ......
KOYVERDİN GİTTİN BİZİ... 07.11.2008-BirGün O, Karadenizin hırçın ve duygusal çocuğuydu. Kısa hayatında birçok değerli şarkının yanında unutulmayacak bir karakter bıraktı. Yaşasaydı bugün onun doğum günüydü... Kâzım Koyuncu, 1972 yılında Artvinin Hopa ilçesine bağlı Yeşilköyde (Pançol) doğdu. Çocukluğu çok sevdiği babaannesinden masallar ve "üstadım" dediği, kemençeci Yaşar (Yaşar Turna)dan türküler dinleyerek geçti. Ortaokula başladığı yıl köyün aydın insanlarından olan babası ona bir mandolin aldı. Ayrıca kendisinden habersiz kursa yazdırdı. Daha sonra Almanyada yaşayan amcasının getirdiği gitar sayesinde müzikle daha bir içli dışlı oldu. Lise yıllarında iki Fransız şairden çok etkilendi. O dönemler kitap okumayı çok seviyordu. Kendisinin deyişiyle şair ceketli çocuk oldu. Kâzım Koyuncu 1989 yılında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünde okumaya başladı. İlk yıl düzenli olarak okuluna gitti ancak daha sonra müzik yavaş yavaş ruhuna işlemeye başladı. Kâzım Koyuncu kendisiyle yapılan bir söyleşide bu durumu şöyle anlatıyordu: Çocukluğumdan beri müzikle ilgiliydim. Üniversite müzikle ilgilenmem için iyi bir bahaneydi. Politikacı ya da kaymakam mı olacağım, zaten yapmazlar deyip üniversiteyi son sınıfta bıraktım ve tamamen müzikle ilgilenmeye başladım. Başarısız olsaydım ki bir külkedisi hikâyesi değil bu ve sebepleri de var, ahlayıp vahlanmayacaktım. Faşizmin Korku ve Sefaleti Okuldan ayrıldıktan sonra 1991 yılında Çağdaş Sanat Atölyesinde tanıştığı Ali Elver ile Dinmeyen adlı bir müzik grubu kurdu. Grup, 1996 yılında tek albümleri olan Sisler Bulvarını çıkardı. Bu grup Karadeniz ezgilerinin yanında Türkçe ve politik müzik de yapıyordu. Kâzım Koyuncu Çağdaş Sanat Atölyesinin o yıl sahneye koyduğu Faşizmin Korku ve Sefaleti adlı oyunun müziklerini yaptı. Burada tanıştığı Mehmedali Barış Beşli ile tanışarak dünyanın ilk Lazca rock müzik grubu Zuğaşi Berepe (Denizin Çocukları)yi kurdu. Kâzım Koyuncu, Zuğaşi Berepenin hem bas gitaristi hem de vokalisti idi. Grubun yaptığı müzik Kâzım Koyuncunun hassasiyetini dile getiriyordu. Lazcanın unutulmasına, doğayı kirletenlere, Karadeniz otoyoluna karşı açıkça tavır koyuyordu. Zuğaşi Berepe Lazlarla ilk buluşmasını 1993 yılında Rizenin Pazar ilçesindeki şenlikte gerçekleştirdi. Lazlar, yıllarca dinledikleri müzikten farklı olarak kemençe yerine gitar çalan bu uzun saçlı, küpeli adamları ilk anda pek anlamadı. Ancak Zuğaşi Berepe çok geçmeden İstanbulda, özellikle de üniversite gençliği arasında dinlenen ve dikkat çeken bir grup olmayı başardı. Grup zamanla Karadenize özgü tulum ve kemençe gibi enstrümanları da müziklerine katmaya başladı. Konserleri de gittikçe kalabalıklaşıyordu. Çok geçmeden Karadenizliler de bu grubu keşfettiler. Kendi seslerini dinlettiren bu grupla bir anlamda barıştılar. Grup 1995 yılında oldukça sert rock motiflerini içeren ve Batılı enstrümanlarla çalınan parçalardan oluşan ve müzik çevrelerinden de olumlu not olan Va Mişkunan (Bilmiyoruz) albümünü çıkardı. Kâzım Koyuncunun tüm hırçınlığı ve isyanı bu albümde iyiden iyiye kendini hissettiriyordu. O şimdi İstanbula ulaşan Karadenizin hırçın bir dalgasıydı Zor günleri onun fikirleriyle aştık Zuğaşi Berepe 1998 yılında bir konser albümü olan Brüksel Live ı çıkardı. Ancak bu albümden çoğaltılmamak üzere yalnızca 130 adet basılmıştı. Albümün hikâyesini Kâzım Koyuncunun yol arkadaşı Mehmedali Barış Beşli den dinleyelim : Grup, zor günleri hep onun parlak fikirleri sayesinde aştı. Mesela Brüksel Live CDsi konser kayıtlarından elde edildi ve 1997 yılında 130 adet kopyalandı. CDler o zamanın koşullarında bilgisayardan sıcak sıcak çıkıyordu ve biz fırından sıcak ekmek alan çocuklar gibi seviniyorduk. Böylece sabahlara kadar süren çalışmayla kopyalanan CD"ler İgzas" albümünün maddi altyapısını hazırladı. Grup aynı yıl İgzas (Yürüyor) albümünü çıkardı. İgzasda Kâzım Koyuncu Lazca ve Hemşincenin unutulmaması gerektiğini vurguluyordu. Ancak İgzas, ilk albümleri Va Mişkunan kadar başarılı olamadı. Kazım bir şey dediğinde onu yapardı Kâzım Koyuncu kısa bir süre sonra gruptan ayrılmaya karar verdi. Nedeniyse grubun bürokrasisinin onun üzerinde yoğunlaşmasıydı. Bu durumdan hiç de hoşnut olmayan Kâzım Koyuncu bir gün bırakıyorum dedi ve gruptan ayrıldı. Sahne gerisi ve bürokrasi onu çok yormuştu. Megrel halk şarkısı didou nanaya sesiyle hayat verdi. Zuğaşi Berepeden ayrıldıktan sonra bir süre Serüvenciler grubunda çalışan Kâzım Koyuncu, 2000 yılında kolektif bir çalışma olan Salkım Söğüt-2 albümünde Didou Nana, Golas Empua Yulun ve Dağlarda Kar Sesi Var isimli üç şarkısını seslendirdi Karadenizin hırçın çocuğu Kâzım Koyuncu 2003de Türkiyenin kültürel ve politik ortamından etkilenmiş gibiydi. Artık dalgalar kıyıya daha yavaş, daha sakin vuruyordu. Kazım Koyuncunun deyimiyle zaman ilerledikçe teknik olarak içindeki rock müzik ateşi çok da olmasa birazcık düşmüştü. Kâzım Koyuncu 2001de ilk solo albümü olan Viya ! yı çıkardı. Bu albümünde Karadeniz müziğinin geleneksel enstrümanları kemençe ve tulumu rock müziğin vazgeçilmezi bas gitar, elektro gitar ve bateri gibi enstrümanlarla buluşturuyordu. Koyuncu bu albümde Laz halk ezgileri ve bestelerinin en güzellerini bir araya getirdi. Albüm Doğu Karadenizin müzikal bir mozaiği gibiydi. Koyuncu, her parçada yaşamdan, dağlardan, denizden, insandan ama en çok da aşktan bahsediyordu. Hüzünlü bir aşk parçası olan Didou Nana isimli Megrelce halk şarkısını söylüyordu. Kazımın sevenleri tarafından ve özellikle de babası Cavit Koyuncu tarafından en çok sevilen parçası da buydu. Kemal Sahir Gürel ile birlikte Sultan Makamı adlı dizinin müziklerini yapan Koyuncu uzaklaştığı Karadeniz ezgilerine televizyon dizisi Gülbeyaz ın film müzikleriyle geri döndü. Bir anda ilgi odağı haline geldi. Başta Karadenizliler olmak üzere Türkiye genelinde çok tanınan bir isim oldu. Taksİm de artIk bİzİm memleket oldu Kâzım Koyuncu albüm çalışmalarını ve film müziklerini sahibi olduğu Stüdyo ZB (Zuğaşi Berepe) de yapıyordu. Stüdyonun bulunduğu Beyoğlunda, İstiklal Caddesindeki müzik marketleri hep onun şarkılarını çalıyordu. Kâzım Koyuncu bir söyleşisinde şöyle diyordu: Taksim de artık bizim memleket oldu. O kadar çok arkadaşımız oldu ki mahalle gibi bir şey Ancak Kâzım Koyuncu dizi filmlerin getirdiği popülariteden bir parça rahatsızdı. Bu yüzden dizilerde çalınan altı parçasını topladığı albümünü bilerek bir yıl erteledi. Sonunda sevenlerine Hayde adlı albümde bu dizide çalınan altı parçayla seslendi. 2004 yılında çıkardığı albümünde Şevval Samla Gelevera deresi türküsünde düet yaptı. Ayrıca Hemşin halk şarkısı Ella Ellayı hareketli formda yorumladı. Kanser benim en büyük fobimdi 26 Nisan 1986 Karadeniz için kara bir gündü. Ukrayna yakınlarındaki Çernobil kasabasında bulunan nükleer santralin 4. reaktörü infilak etmişti. Radyasyon yüklü bulutlar fazla gecikmeden Avrupa ülkelerinin pek çoğunu olduğu gibi Karadenizi de ziyaret ettiler. Çernobil faciasından sonra yetkililer bu olayı o dönem pek ciddiye almamışlardı. Hatta bütün uyarılara rağmen dönemin Sanayi Bakanı Cahit Aral medyanın önüne geçmiş, çay içmiş, Karadenizliler için tehlike olmayacağını iddia etmişti. Tehlike vardı, gün geçtikçe Karadenizde kanser vakaları çoğalmaya başlamıştı. Kâzım, sanatçı arkadaşları ve Trabzon Dernekler Birliği üyeleriyle birlikte Çernobil olayında duyarsız davranan dönemin yetkilileri için Sultanahmet Adliyesinde suç duyurusunda bulundu. Kâzım Koyuncu da çevresel felakete karşı harekete geçen Karadenizlilerden biriydi. Kanser forumlarına, kampanyalara katıldı. Bir yıl sonra Benim en büyük fobimdi dediği kanser pek çok hemşerisi gibi onun da kapısını çalmıştı. Kâzım Koyuncu hastalığı sırasında dinleyicileriyle iletişimini resmi internet sitesi aracılığıyla (www. [Linkleri görebilmeniz için kayitli üye olmaniz gerekmektedir. Üye olmak için lütfen tiklayiniz.]) sürdürdü. Hasta haline aldırmadan Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Onkoloji Bölümünde tedavi gören çocuklara kimseler duymadan gizlice konser verdi. Ha konser, ha kanser 4 Şubat"ta Yeni Melek Gösteri Merkezi"nde hastalığına ve zorlu tedavi sürecine karşın izleyicisiyle buluştu. 1,5 saat şarkı söyledi. 30 Nisan 2005 tarihinde Trabzon Gazeteciler Cemiyeti"nin ödülünü almak ve Karadeniz Teknik Üniversitesi"ndeki konseri için Trabzon"daydı. "Ha konser, ha kanser arada bir tek harf farkı var" deyip şubat ayında salonu öyle bir sevgi bulutu kaplamıştı ki kimse hüzne izin vermemişti. KTÜ konseri sonrası Trabzon Gazeteciler Cemiyeti tarafından plaketle ödüllendirilen Koyuncu konser sonrası memleketi Hopaya gitmiş, yakınları ve sevenleriyle kucaklaşmıştı. 27 Haziran 2005 Pazartesi akşamı Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Tiyatrosunda gerçekleştirilecek olan Hey Gidi Karadeniz konserine programda olmasına karşın sağlık durumu nedeniyle katılamayacağı bildirildi. Ardından hasta yattığı Amerikan Hastanesinden aynı gün ölüm haberi geldi. Kazım Koyuncu 33 yaşında, 25 Haziran 2005 günü aramızdan ayrıldı. Harbiyede Türkiye mozayiği Kanser tedavisi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Kazım Koyuncu için Harbiye Açıkhava Tiyatrosu"nda tören düzenlendi. Laz, Hemşinli, Gürcü, Ermeni, Kürt, Türklerden oluşan hayranları ile Koyuncu, kardeş dillerde son yolculuğuna uğurlandı. 27 Haziran 2005 tarihinde aynı mekânda düzenlenecek "Hey Gidi Karadeniz" konserinde sahneye çıkması planlanan Koyuncu, cenaze töreninde son kez sevenleriyle buluştu. Törene Koyuncu"nun ailesi, sanatçı dostları, sevenleriyle birlikte sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve Türkiye"de yaşayan tüm halklardan binlerce kişi katıldı. Gözyaşlarının sel olup aktığı törende, muhabirlerin dahi fotoğraf çekerken ağladığı görüldü. Sahnede, üzerinde yaptığı son açıklama olan Karadeniz dev bir dalgadır, özgür bir sudur yazılı dev pankart asıldı. Dostları ve sevenleri Koyuncu"ya son sözlerini iletti. Koyuncu"nun cenazesiyle birlikte yürüyenlerce Yaşasın halkların kardeşliği Katil Çernobil, kaçıncı ölüm, Kâzım Koyuncu ölümsüzdür, Katil devlet hesap verecek sloganları atıldı. Daha sonra memleketi Hopaya uğurlanan Kâzım Koyuncunun cenazesi, sanatçının köyü Pançolda toprağa verildi. |
|
Nasil yazilir kanla anilan bir tarih
Kuslarin bile söylemedigi bir mazlum sevda Cana hep kan karisinca nasil yazilir?..! Biz ki Diri Diri Tarihin Gizinde Kefenlendik Ey Kac Yüzyildir Iz Süren Mülteci Kimlik!.. Ölüm der ki üsüyorum ben ne haksiz yerdeyim Ben derim Kürdüm Daglanmis türküm Bir agirli ezgideyim.. |
|
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| kazim, kimdir, noyuncu |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
![]() |
Design By: JB-Team
Powered by JBulletin® Jiyan-Board Version
Copyright ©2007 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd. |
![]() |