Söyleşi
Nedense dağ başlarındaki
öfkeler de sevgiler de delikanlıcadır
gerillanın kitabında özlemler hep güzel şeylere gebedir
" Min biriya te kiriye"
takılır gözlerim resmine, düşünürüm
yakın iklim, uzak coğrafyalara dalar genç beynim
siyaset sahnesinin kaç varsayımlı belkilerini çarpar bölerim
sonuca götürmez, hesaplar şikeli
geri dönerim, yüreğim yokluğuna dolar
burkulurum, utanırım ağlamaya
saklar gözyaşlarımı, susarım
kalk kapısından gizlice dökerim
nisan yağmurlarıyla ıslanmış toprağı
andırır yüreğimdeki nem
berekete umut beslerim
kaç açılmamış tomurcuğa sürülürüm
tarifsiz bir şey düğümlenir boğazımda
yokluğuna mi daralır genç ömrüm
sonra kanıma uzanır ellerim
ve merhabalaşırım
şiire gebedir katran katımlı gecem
depreşir içimde bir şey
hissettiğim sıcaklığında
çözülürken içimdeki buz dağının zirvesi
ısınan yüreğim sana doğru akar
öfkemize umut, yokluğuna özlem
konuşmalarımıza belkileri ısmarlarım bizden yana
asi zamanın depreşimine
cesaretime bakıyorum,
gecenin yarısını beş geciyor
kaybolduğumu sandığım dağımda
tekrar uyanıyorum
burkulan yüreğim
iki saat önce bıraktığım yerde
yorgun argın, takasız
bir teselli düşünüyorum
dur, diyor içimdeki
bir devrimci asla tesellilerle yaşamamalı
dur, diyorum kalleş zamana
küfürlü muhalefet senfonisini firlatırım
tekrar susarım
yürek yine buruk
zaman yine kalleş
dağ yine dumanlı
ve zifiri karanlık
bir tek senden yana görüyorum aydınlığı
"Lo rihê min"
görmüyorsam kör olayım
aksin önüme iki kara gözüm
varsa yalanım
kavuşmayayım sana
her neyse!
Yıldızlar altındaki bu dağ ayazlı gecede
Yanı başımda kleşim ve raxtım
Qandil Dağı'nda ben
İçimdeki Qandil bağı
Usul usul zamanın ritminde yaşarken
Yüreğimin sana açılan penceresinde
Sana efsulaşmış gençliğimle
Senli sırlarımı
Bendeki sana fısıldarım
Her nedense uzakta bir şimsek çakar beynimde
O lanet günü hatırlatırım
Takvimin 15'ini hatırlamazsam olmaz mıydı yani
Olmazdı rihê min olmazdı
Unutabilir mi bir gerilla yüreği
Kim unutabilir ki
Aklıma geldikçe
Başım kendiliğinden önüme düşer
Kendi payıma utanırım
Utanırım aydınlıktan
Anlayamadan Bilim hangi zamanın kayıtlı sicilinde
Platonun gurur dediği erkekliği anımsıyorum
Şahin bakışlarını cam kafeste gördükçe
Utanırım o gururdan
Yaşanmışlığın tanıklığını yaparken
Asi bir rüzgar
Tarih, derinliğin ummasına götütürken beni
Şimdi anlıyorum
İçimiz niye anlamadı seni
Anlayamadık seni
Anlayabilmiş miydi öncekiler
Sokrat'ı, Galile'yi, Nesimi'yi,
Bruno'yu, Hallac'ı, Şeyh Bedrettin'i
Anlamadık seni
Yine resmine bakmaktan kendimi alamıyorum
Gülüşün çarpıyor yüreğime
Usulca bir sevgi büyür geçemdeki yüreğimde
Gece yavaş yavaş elveda diyor gün doğumuna
Gün doğmaya hazırlanırken
Rojbas sesini
Uyumayan ruhumu
Yorgun bedenimde hissediyorum
Kleşim sol elde içimde sen
Doğu yakasında doğuyorsun yüreğime
Ne aydınlıksın,sıcaksın.
Mazlum UMUT
|