Özlemin şelalesi
Uzun ve nazlı bir ırmak gibi
akıyor düşlerim bir çağ gibi
beynimden, yüreğimden bütün hücrelerime
düşünüyorsun aklımın en ücra köşesine
puslu nisan gecelerinde çıkan ay kadar
güzel gülüyorsun rüyalarımda
kavuşmak bir özlemdir hiç bitmeden
tükenmeden yüreğimi kemiren.
Biliyorum kavuşmanın kutsallığını
bir çığlık kopuyor, bir şelaleye dönüşüp akıyor
ömrümün en uzak köşesinden bilinmeze
sonsuzluğa
Bilinmezlikte korku ve merak
bilinmezlik hüzün akıyor
simgeler yetmiyor güzelliğini anlatmaya
zamanin yaralı ve masum çocuklarına
ellerim uzanmıyor Zagros eteklerinden
o kahrolası, viran olası adaya
ama kiblegah yapıyorum orayı
yüreğime beynime naksederek tüm güzelliğini.
Dağlar yol açıyor
aşkın taşlarıyla parçalanmış ayaklarımıza.
Sevdalılar yürüyor ülkeme
sırtlarında ülke askinin tonlarca ağırlığı
omuzları dik, kolları açık umutlu yarınlara
dudaklarında sevda türküsü mırıldanıyorlar
bir çocuk gülüşü güzelliğinde
O gülüş ki yıkıyor zindan duvarlarını
o gülüş güzelliğinde açıyor türkü pasli mazgalları,
ışık süzmez pencereleri
Bembeyaz aydınlık kaplıyor
intişar adımlarının telaşıyla geçiyor önümden
Aşkın savaşçıları
sevdalı yarınlara ulaştırmaya dünyayı
gerillalar seçiyor inançlı adımlariyla
yüreğime basa basa
bilinmez bir yol mudur geçtikleri
adımlarında bir intişar telaşı
özgürlüğün mavi gözlerine sevdalı her biri
dağ, taş, kar, boran engel değil onlara
Güneşe koşan yolda
ellerinde kurtuluşun namlulari
yücelerde kartal uçuruyorlar
özgürlük tanrısına söz veriyorlar
sevdalarından bir kale yapıp
Güneşe ulaşmaya...
Azad KARER
|