|
Üyelik tarihi: Sep 2008
Üye No: 291
Referanslari: 1
Yaş: 20
Cinsiyet:
REP Gücü Puanı: 722
Ruh Hali:
Toplam Online Süresi: 5 Gün 13 Saat 34 Dakika 31 Saniye
|
“14 Temmuz Direnişçiliği Partimizin En Büyük Gerçeğidir!”
PKK MECLİSİ
14 TEMMUZ DİRENİŞÇİLİĞİ PARTİMİZİN EN BÜYÜK GERÇEĞİDİR
Özgürlük mücadelemizin inanç gücünü, onun derin ideolojik öncülüğünü en yüksek karar düzeyine çıkarma ve onu gerektiği AN ‘da tereddütsüz uygulama ifadesi olan 14 Temmuz direnişçiliğinin sorgulatan gerçekliğiyle bir kez daha karşı karşıyayız.
Bu tarihsel AN’da ortaya çıkan çözümleyicilik, birikmiş tarihsel sorunların çözülüşünün de ilham kaynağını oluşturdu. Bu güç kaynağından doğru beslenmek ve hakkını vermek, ancak ve ancak gerçekleşme koşullarını doğru anlamakla; her bir şehidimizin önderlik çizgisindeki eşsiz militanlıkla, büyük devrimci sorumlulukla tarihsel anları nasıl yakaladıklarını mutlaka öğrenmekle mümkündür. Yoksa anılara başka türlü bağlı kalınamaz ve layık olunamaz!
Halkların tarihinde, öyle anlar vardır ki, onları salt gerçekleştiği koşullardaki önemiyle, dönemsel etki düzeyiyle değerlendirmek gerçek anlamını ortaya koymaya yetmemektedir. Böylesi tarihsel anların gücünü hissetmek ve yol açtığı gelişmeleri görmek kadar geleceğe taşıran özelliklerini görmek, bu temelde siyasal anlamını sürekli açığa çıkarmak da bir o kadar önemli ve gerekli olmaktadır.
Bütün tarihsel zamanlara etki yapan direnişler, toplumsal gelişmenin yönünü değiştirerek büyük duygu ve düşünce gücüne dönüşen bu tür olaylar belleklerde kolayca silinmez, bir toplumsal yaşam özelliği olarak köklü yer edinirler. İster halk ve parti gerçekliğimizde unutulmayan ve en anlamlı yaşam gücü, siyasal ve ulusal kimlik, hatta gerçek kardeşleşme kimliği haline gelen 14 Temmuz Direnişçiliği tam da böyle toplumsal bellek olarak yüreklere ve beyinlere kazıldı. Halkımızın vazgeçilmez ahlak-moral ölçüsü, direniş kültürü olarak esas aldığı ruh, 14 Temmuz’un sınırsız kendini ortaya koyarak başarma ruhudur. Bu karar halk kararlaşması haline geldi. M. Hayri DURMUŞ yoldaşın “bu insan çığlıklarını asla unutmayınız!” derin duyuşları nasıl ki büyük bir direnişin muazzam gerekçesi haline dönüştürüldüyse, yanan, eriyen bedenlerin büyük acısı, başarmanın muhteşem gücü de halkımızda onurlu yaşam/umut istemi, özlemi haline geldi. Önü alınmak istenen gerçeklik buydu ve faşist rejim bu gerçekliğe pervasızca yönelmişti.
PKK’nin tarihsel-toplumsal değişim gücünü; onun ideolojik moral etki düzeyinin farkında olan imha sistemi, daha başlangıç yıllarında, en donanımlı ve denetimli alanlar olarak ele aldığı zindanlarda mücadeleyi bizzat öncü kadrolar şahsında bitirmeyi hedeflemiş ve tüm uygulamalarını bu politikaya dayandırmıştı. 80’li yıllar Diyarbakır zindan gerçekliği açısından ayrı bir milattır. Tarihsel sorgulamanın kıran kırana yürütüldüğü; halkımızın ve öncülerinin topyekûn büyük acılara ve işkencelere maruz kaldığı, teslimiyet ve ihanetin tek seçenek olarak dayatıldığı yıllardır. Onursuz bir yaşam ve ölüme en görkemli yanıt “Yaşamı, uğruna ölünecek kadar sevenlerin” ölümsüzlüğündeydi!
Topluma dayatılan sürekli ölüm felsefesi yenilmişti!
14 Temmuz direnişi halkımızın yaşam çıtasını hem yükseltmiş ve hem de onurlu bir yaşam felsefesine dönüştürmüştü.
Tarihsel kin ve intikam fermanını çıkaranlar bunu hesaplayamamıştı!
12 Eylül faşist rejimi, Kürt düşmanlığını bütün insanlık değerlerine düşmanlığının merkezine koyarak vahşice ve zalimce saldırdı. 21. yy çağ karakterini değiştiren felsefesiyle, insanlık tarihinin bütün gelişim dinamiklerini en gerçekçi ve devrimci tarzda sentezleyen, toplumsal dokuyu bu temelde yeniden canlandıran PKK hareketi, doğal olarak sisteme alternatif devrimci bir olgu olarak çok erkenden tüm güçlerin üzerinde hesap yaptıkları bir ilgi odağı haline gelecekti. Bu gelişim diyalektiği sadece bölge ve Ortadoğu’nun siyasal dokusunu değiştirmekle kalmayacak, her türlü düşmanlığın körüklendiği bu çok zor ve karmaşık coğrafyada gerçek kardeşleşme geleneğinin yaratılmasında da belirleyici bir rol oynayacaktı. PKK’nin oluşum özelliği, onun Önderliksel gerçeği bu özsel yapıyı güçlü örmüştü. Kemal PİR’ler bu öz’ün kendisiydi!
12 Eylülün faşist rejiminin uluslararası gericiliği arkasına alması bundandı. An an, gün gün, giderek yıllara yaydırılmış bir planla inancı ve umudu kırmanın en lanetli hesabı, insanlık dışı işkencelerle imha politikasında ısrarı tamamen buna dayanıyordu.
Bu politika karşısında ne pahasına olursa olsun DİRENMEK ve BAŞARMAK, bunun koşullarını doğru yakalamak ancak büyük düşünenlerin ve hissedenlerin işiydi! En kolay imha alanları olarak görülen zindanlarda, umudu ve onuru yükseltmeyi biricik amaç olarak seçmiş ve bu temelde kendilerini eriterek yaşam haline getirmiş Kemal PİR, Hayri DURMUŞ, Akif YILMAZ ve Ali ÇİÇEK yoldaşlar, en zor ve en kahramanca olanı seçerek yeni bir direniş geleneğini yarattılar. En zor koşullarda direnişi kazanma tarzı aynı zamanda Kürdistan devriminin de tarzı olmaktaydı, bunu 14 Temmuz ruhu yarattı.
14 Temmuz bu anlamda imha politikasının iflasını çok muhteşem bir şekilde gerçekleştiren tarihsel bir dönemeç rolünü oynadı. Bu bir halkın toplumsal ve tarihsel iradeye dönüşmesi, vazgeçilmez özgürlük umudunun kararlaşmasıydı. Bugünün ulusal onur günü olarak tanımlanması bundandır! Aynı zamanda insanlık tarihinin bu topraklarda yeniden kazanılmasıydı. 14 Temmuz direnişçiliği zindanların geleneksel gerçekliğini de tersine çevirmiştir. Düşünce, irade ve fizik imhayla eş anlamda olan zindanlar iradenin zafer kazandığı, ölümün direnerek yaşamla yer değiştirdiği bir tanım kazanmıştır.
Bu geleneğin yaratıcısı Rêber APO 2000’li yıllarda bir kez daha ve eşi görülmemiş tarihsel bir vahşetle karşı karşıyadır. İmralı sistemi karşısında büyük şehitlerimizin anılarına bağlılığın bir gereği olarak, ideolojik yaratım gücünde patlama yaratmış, biriken bütün değerlere yeni değerler ekleyerek çözümün biricik güvencesi olmuştur. Geliştirdiği yeni paradigmayla PKK’nin devrimci mirasını demokratik konfederalizmin gerçekleşmesinin temel yapısı haline getirmiştir.
Önderliğimiz, ‘14 Temmuz direnişi partimizin en büyük gerçeğidir!’şeklinde dile getirdiği şiar PKK’nin her zaman esas alacağı tek şiar olacaktır! Savaşarak yaşamı yaratma dışında bir yaşam asla yaşanmayacaktır!..
Mezarıma BORÇLU yazın vasiyeti, halkımız ve kadrolarımız için sürekli mücadele ve direniş gerekçemiz, özgür yaşam felsefesinde ısrarımız ve bu borcu mutlaka ödeme görevimiz olacaktır…
Yaşasın Reber APO!
Yaşasın 14 Temmuz Ruhu!
Yaşasın PKK!
PKK Meclisi
|